confessions
  1. toplam entry 1090
  2. takipçi 0
  3. puan 3725

amına koyma günü

anksiyete ve/veya kompulsif bozukluğu olan kişilerdeki depresif duyguların doruğa ulaştığı günlerdir..bahsedilen şeylerin mahiyeti farketmesizin itinasızca amına koyulur..maksat koymak değil aksine çıkarmaktır, göğüs kafesindeki sürekli büyüyen ve böbürlenen siyah dumanı..

*hikmet abi
-hikmet abinin amına koyim?
*abi!?
-ne var amına koyim?
*bişey dicektim abi..
-çabuk de amına koyim..
*abi aysel..
-ayselin amına koyim..
*ben de onu diyorum abi sana fena koymuş..
-koydu amına koyim..

olmadı ama..(bkz:olsa da kodum olmasa da kodum)

islam devleti

dar’ul islamdir..islamın evi manasına gelir..

dikkat ederseniz "islam’ın" değil "islamın" yazdım..bunun sebebi; islam’ın kendisinden daha önce insanlara tebliğ edilen dinlerin son şekli olması, bütün dinlerin "kaynağa giden yol"unun yani şeriatının bulunması, islam şeriatının ise bütün bunları temsil etmesidir..

tanımdan hareketle dar’ul islam, islam’ın ana kaynağından yani kur’an’dan çıkarılan nass veya onun onayından geçmiş olan sünnet, kıyas, icma, istihsan, maslahat vs.. ve daha önce uygulanan şeriatın, kanun kriterleri olarak öngörüldüğü devlettir..

dahan önce uygulanan şeriat hükümlerinin önemi büyüktür..çünkü vahiy tarihi boyunca ilahi uyarılar ve müdahaleler, hep aynı temel kriterler ekseninde yapılmıştır..değişkenliği, tarihi ve sosyolojik farklılıklardan kaynaklanır."sizden her nebi için bir şeriat açıkladık sana da önünde bulunan kitapları doğrulayıcı ve onlara bir şahit olmak üzere bu hak kitabı indirdik" (maide suresi-48)

madem allah 7. asra kadar toplumsal değişimi gözönüne aldı ve geçmiştekileri doğrulayıcı, şimdikini ise tatbik edici bir şeriat getirdi de neden "bugün sizedininizi tamamladım"(maide suresi-3) diyerek bundan sonraki toplumsal gelişmeyi dikkate almadı? mı???

elbette dikkate aldı..bu aslında varlık nedeninin ve onun ilkelerinin tamamlanmasıdır..son din olduğu için bundan sonraki gelişmelere ve değişimlere göre hüküm vermek inananların işidir..

işte şeriat budur..etimolojik anlamının tam karşılığı.."yaşamak için muhtaç olunan suyun kaynağına giden yol".

haliyle şeriat, hüküm verirken önce ilkelere sonra sonra kur’an ve sünnette bahsi geçen olayların ve hükümlerin o tarihteki varoluş sebebine bakar..değişim esastır..

mesela hırsızlara uygulanan "kat-ı yed" cezası bu kabildendir..ve zina’ya uygulanan 100 değenek cezası da..

recm yani taşlama cezası hz peygamber’in yahudilerle yaptığı anlaşma gereği; yahudilerin kendi kanunlarınca cezalandırılacağı maddesine dayanılarak iki yahudiye uygulanmıştır..şer’i bir hüküm değildir..bu da böyle biline.

zinanın 100 değenek cezasına gelince islam bu cezayı getirmeden önce tasavvurunu vayhin oluşturduğu bir insan modeli oluşturmuş daha sonra bu modelde evliliği öngörerek aileyi toplumun temel taşı haline getirmiştir..fuhuşu yasaklamış, kadın köleleri himaye altına almış bu yapıyı bozmanın cezasını da büyük öngörmüştür.

imdi gelelüm "şeriat isterük" dediğimi düşünecek olanlara..

daha önce de belirttim islam asla yöntemi belirlemez..kriterleri ve sınırları belirler gerisi bizim işimiz..adına da ister demokrasi deyin ister şeriat..ayrıca islam liberalizm ve demokrasinin olmadığı yerde yeşeremez..totaliter değildir başkalarının düşündüğü gibi..bakın şu ayete:

"eğer rabbin dileseydi, yeryüzünde bulunanların hepsi elbette topyekün iman ederlerdi. böyle iken sen mi mü’min olsunlar diye, insanları zorlayacaksın?" (yunus suresi-99)

gullere vurgunüm

mustafa demirci’nin söylediği ilahidir.

güllere vurgunum güllere sevdalı,
bana güller derin kırmızı güller verin
kan rengi hüzünlü şehit edalı,
bana güller derin kırmızı güller verin
güller ağlar bana bu derdi güller anlar
bana güllerimi güllerimi verin
gül yüzlü şehadet gülleri derin,
gül kokulu yâre, yâre gönderin
ölsem ölsem yine dirilsem derim,
bana güller derin kırmızı güller verin
güller ağlar bana bu derdi güller anlar
bana güllerimi güllerimi verin
gün olur yaprağı düşer güllerin,
bu can ten evinden çıkar giderim
sevdam güle döner ben de gülerim,
bana güller derin kırmızı güller verin
güller ağlar bana bu derdi güller anlar
bana güllerimi güllerimi verin..

bu yağmur

necip fazıl kısakürek şiiridir..

bu yağmur bu yağmur bu kıldan ince
nefesten yumuşak yağan bu yağmur
bu yağmur bu yağmur bir gün dinince
aynalar yüzümü tanımaz olur

bu yağmur kanımı boğan bir iplik
tenimde acısız yatan bir bıçak
bu yağmur yerde taş ve bende kemik
dayandıkça çisil çisil yağacak

bu yağmur delilik vehminden üstün
karanlık kovulmaz düşüncelerden
cinlerin beynimde yaptığı düğün
sulardan seslerden ve gecelerden

domuz eti

yanlış hatırlamıyorsam tübitak’a ait raporlardan birinde, cazibesinin: "yilda bir iki veya uc kez dogum yapar ve her dogumda 15-20 yavru verir.cam haric herseyi yiyebiliyor..%50’ye yakin yag elde ediliyor" cümleleriyle anlatılan et..

devamı daha vahim..

"turkiye’deki domuz ciftliklerinde yillik 3 milyon kg. domuz eti uretiliyor.bu rakam kirmizi et uretiminin yaklasik yarisi kadar..uretilen etler otellere, yemek fabrikalarina, marketlere "kiyma" seklinde satiliyor"

böyle bir rapor ortalıkta dolaşırken helal sertifikası talebinde bulunan müslümanlar irticaci olarak yaftalanabiliyor..işin daha garip kısmı ise aynı mahiyetteki koşer sertifikasının uygulanıyor olması..

bonus:#674253

ergenekon operasyonu

aklın devreye girerek müdahale etmesi gereken operasyon.. ve giriyor soruyor: ya arkadaşım ülkeyi dış tehditlere karşı savunmakla görevli iki paşa iç tehditlerle -ki tehdit tanımlaması bizim ülkemizde her açıdan yorumlanagelmiştir herkes tehdit unsuru olabilir sütten çıkmış ak kaşıklar da dahildir bu tanımlamaya.hülasa iç tehdit olup olmaması çok önemli değil-- neden uğraşır? ülkenin bekasını düşünmek bunlara düşmüştür..memleketimizde iç tehditlere karşı savunmakta görevli ve görevini en güzel şekilde yerine getiren iki tane emniyet amiri yok mudur?
0 /