donnie darko

0 /
lenix
size bir film tavsiye etmek istiyorum. sinema tarihinin en büyüleyici filmlerinden biri olduğunu düşündüğüm donnie darko’yu... bu film beni çok etkiledi. öncelikle sinemada hala farklı şeylerin anlatılabileceğini ve farklı duyguların, hatta ve hatta bu dünyada hissetmemizin mümkün olmıyacağı duyguların bize hissettirilebileceğini farkettim.

bu film geleceğin sinemasınada umutla bakmamı sağladı. bu arada kişisel bir bağda kurduğumu söylemeliyim donnie darko’yla. filmde en çok sevdiğim şeyse beyninde müthiş fikirler ve düşünceler olmasına rağmen derslerinde başarısız olan bir gencin hayatına odaklanılmış olması. öyle bir beyne sahip ki bazen hocalarından bile geniş çerçeveli düşünebiliyor, müfredata karşı çıkıp bazı bilgilerin yanlış olduğunu söyleyebiliyor, okula konferans vermeye gelen psikoloğa dersini veriyor (filmin en sevdiğim sekanslarından biridir), orada soru soran kişilere psikoloğun cevaplarından daha güzel, dürüst ve dobra cevaplar verip şovu neredeyse kendi üstleniyor en sonunda da alkışlanıyor (konferansın başında psikolog çok üstelemesine rağmen asla günaydın diyenlere katılmamasına özellikle dikkat etmenizi isterim, bu onun tavrının ve o konferansın yapmacık olduğuna olan inancının en önemli göstergesi).

ben filmlerin birer belgesel veyahut bir ansiklopedi titizliğinde izlenmesine karşıyım. bunu bu filmi çok saçma bulanlara söylüyorum. dramatik yapının üzerine olabildiğince titriyen, mantıklı olmak için korkunç derecede uğraşan, yaratıcılıktan yoksun, mantıklı ama ruhsuz bir çok filmden daha çok ve daha güzel şey söylüyor bu film. o eli yüzü düzgün filmlerin asla söyliyemiyeceği sözler sarfediyor. kaldı ki ben filmlere birer tablo gibi bakarım, gözüm her daim düzgün bir manzara veyahut bu dünyadan bir nesne aramaz. hatta ve hatta farklı şeyler görmek, hissetmek isterim. düzgün, mantıklı(!), resimler pek dikkatimi çekmez.

eğer yarın bir gün bu büyüleyici filmi izleme fırsatına sahip olursanız size bir şey tavsiye ederim. baştan sona, ileriye sarmadan, anlamaya çalışmadan izleyin ve film bittikten sonra sizde nasıl bir his ve tat bıraktığına bakın. esasında bu film hakkında daha çok şey söylemek istiyorum ama nedense bu filmi her düşünüşümde sanki beynim duruyor, söyliyecek söz bulamıyorum, ama kanımca üzerine kitap bile yazılmayı hakediyor bu film. finali ise bir yumruk etkisi yaratıyor insanda.
loquacious
soundtrackden mi bahsetsem filmden mi dedirten bir film. herkesinde dile getirdiği gibi
-donnie:neden o salak tavşan elbisesini giyiyorsun?
-tavşan:neden o salak insan elbisesini giyiyorsun?

soundtrack’e gelince insanı koltuğuna kilitleyen ne hissettiğini anlayamadığın enteresan duygulara sürükleyen muhteşem bir soundtrack. (bkz: mad world)
independence
anla$ilan o ki donnie darko’yu izlemeden once olasi bir kac filmd daha izlemek gerekmekte ki donnie’nin gittigi sinemalarda oynayan filmleri de donnie darko’nun senaryosuna dahil edip filmi anlayabilelim.

dur ben 500 film daha izleyeyim oncesinde, sonra donnie darko’yu izleyip konuyu kavrayip mutlu azinliga kari$im.ha donnie benim izledigim filmlerden herhangi birini degil de bir ba$ka film izlerse de $ansima kusup evde mahallenin muhtarlari’ni izleyeyim.

ps:sanatci sanatini topluma gore yapacak ki toplum da bu sanattan keyif alacak.sanatin evrensel olmasi toplumlardan uzak kilinmasini ve sadece belli bir kesime hitap etmesini gerektirmez.kaldi ki sanat evrensel ise(ki oyledir) belli bir kitlenin anlayi$ina sigdirilamaz, topluma indexlenir ve her toplumun anlayi$i, kulturu, ya$am bicimi farkli olsa da sanata baki$ acisi hemen hemen aynidir.aksi takdirde ben picasso’ya bayilirken amerika’da ki wiil smith’de picasso’ya bayilmaz, "boyle sanatin icine tukururum ben" derdi.bireysele indirgemek ornegin geneli kapsamadigi anlamina gelmez.
darth sidious
dikkat fena halde spoiler içerir:


anlamayanlar icin senaryoyu okuyup ayrintilara dikkat etmelerini oneriyorum. ornek donnie darko nun sinema da izledigi film ile ilgili bir alinti:

filmde, donnie’nin sinemada gormeye gittigi iki film birdenin ikincisi the last temptation of christdi. the last temptation of christ’in konusunu spoil etmeden hatirlayacak olursak, isa çarmaha gerileceği kaderinde adım adım ilerlemektedir, ancak bir gun birşey olur isa başka bir seçime sürüklenir. mecdelli meryem karşısında etkilenen isa, babasinin yazdigi kaderin dişina dogru sapar. mary ile çoluk çocuga karisan isa bir sure sonra secimini gozden gecirmek zorunda kalir*. ya geri donup kendini geri kalan insanlık için kurban edecektir, ya da insanlari kendini insanlarin gunahi ugruna kurban etmeyecek ve mary ile yaşayacaktır.
ayrica filmde gozumuze sokulmadan anlatilan, uc element ve bu elementlerin birbirlerini kirici ozellikleri sayesinde zaman kirlmasindan tek etkilenen donnie olmustur. bununla ilgilihttp://www.tangent-universe.org adresinde bir makale ornek olarak halka acilmisti. su an link olu, o yuzden zamanın tozlu raflarina donmeye gerek yok.

vesaire vesaire. ayrintilar filmi unutulmaz kilar.

senaryosu icin: http://www.script-o-rama.com/movie_scripts/d/donnie-darko-script-screenplay.html


ps: sanat toplum icin olsa evrensel olamazdi. her toplumun algisi ve kulturu farklidir. sanat evrenselse ki oyle olmali, sadece sanat icindir. sanati topluma mal etmek isteyenler yuzunden sanatcilarin degeri olumlerinden yuz yil sonra anlasiliyor. nokta.
independence
daha once yazilan 22 entryi okudum.denmi$ ki "anlayabilenler izlesin", "of super film ama anlamak zaman aliyor", "3 kere izledim 3unde de keyif aldim".

$imdi sorarim sizlere ey bu filmi izleyip yere goge sigdiramayanlar.

bu filmin nesini cok begendiniz? bu filmin hangi bolumu size inanilmaz bir haz sagladi da klavyelerinize sarilip filmi yere goge sigdiramadiniz? ya da biz cahil kullar bu filmin hangi detayina vakif olamadik da filmi kavrayamadik?

film apacik ortada.psikolojik sorunlari olan bir cocuk, mahalleye yeni ta$inan bir kiz, bir prikiyatrist ve bir okul cevresinde donup duruyor.sizler gibi "ben entellektuelim, kimsenin algilayamadigi detaylari ben algilar hayatin tadina variririm." tadindaki insanlar da yapilan bu ucuzlugu yere goge sigdiramiyorlar.ust uste konulan dort tane ta$i kamerayla zoom edip akabinde sanat filmi diye piyasaya surseler, eminim ki hicbir bok anlamasaniz bile "of super filmmi$ ya, senaryodaki ince zeka ve kurgu yok mu, yedi bitirdi beni, ruyalarima girdi yemin ederim." sozleriyle kapi kapi dola$acaksiniz bir sene boyunca.daha sonra da ne ta$i hatirlayacaksiniz ne de filmi.adamlar filmi yapmi$lar, daha sonradan filmden kendileri bile vazgecmi$ olacaklar ki internet sitesini bile kapatmi$lar.

sanat, her kesime hitap edip herkes tarafindan anla$ilabildigi zaman sanattir.sanat sanat icin degil, sanat toplum icin yapilmalidir.ben toplumun bir bireyiysem ve sanat adi altinda gosterilenlerden bir bok anlamiyorsam, nereme sokacagim bu sanati bu durumda?

oyleyse bu ve turevi filmlerin afi$lerinde belli bir ibare konulsun, mesela densin ki "bu filmde bir oglan var, bu oglanin da psikolojik sorunlari var, hah olay bu, bu senaryodan tad alabilecekseniz gelin bu filme, yoksa sigigidin." densin, anlamama ihtimali olan benim gibi kor cahiller de porno izlesinler.

independence
oncelikle bu film imdb’de 8,3 luk bir reyting almi$.

http://us.imdb.com/title/tt0246578/

bu anlamda bir hikmet var bu filmde.

ba$lari cok anla$ilir degil, hatta denilebilir ki finaline degin bedeni saran bir merak yahut bir heyecan dalgasi yok.hani zaman yolculugu dedigin zaman bulutlarin icinden vinn diye cikan cilgin uzay gemilerine ali$mi$iz ya biz, duragan bir zaman yolculugu adrenalin pompalamiyor bunyeye.kaldi ki zaten zaman yolculugunun ismi durmadan geciyor olmasina ragmen kendisine denk gelemedik finale degin.

filme ayrilan butce ile sanirim ancak 20 ekim 2007 bilgi sozluk dort yasinda partisi’nin giderleri kar$ilanabilirdi, o da az icilirse.paraya biraz daha kiyip gorsellige daha cok ozen gostermi$ olsalardi en azindan o konuda yirtabilirlerdi ama yok i$te, bizim keloglan kele$oglan filmleri ile e$ bir butcede cekilmi$ film.

efectlere gelince, para yoksa efect de yok tabi, bu durumda da caddeden caddeye bisiklet kullanan cocuklardan daha babayigit bir efect bekleyemedim, bekleyemedigimle de gurur duydum.

son olarak anladigim $udur ki film izlenmesin, du$unulsun istemi$ olmalilar.bu durumda da insanin aklina "ke$ke kitap yazsaydiniz da onu okusaydik bari" demek geliyor haliyle.
lost kidy
vizyona girdiği günden beri ceşitli şekillerde gündemde kalmayı başarmış etkilyici sonu ile carpıcı bir filmdir.bir soundtrack bir filmle bu kadar uyar dedirtir.izlenilesidir
zehnterdorf
müzikleri de mükemmel olan tekrar tekrar seyredilesi film. film için "mad world" isimli parçayı gary jules söylemiştir. ancak ilk elden aynı şarkıyı tears for fears’dan da dinlemek gereklidir.
mystic girl
inanılmaz bir fiale sahip film: finale kadar izlediğiniz tüm sahneleri bir anda yok sayıyor ve zamanda yolculuğu mümkün kılıyor... 2004’ün en iyi filmlerinden olduğunu da ekleyeyim...
blackpresser
an itibari ile dvd sini seyrettiğim ve biraz aptalca buldugum garip bir film ancak "film filmdir" anlayısı ile yaklasmam hasebi ile guzel bir film oldugunda karar kıldım.
strahd
mad world ile akıllarda kalan, gretchen ile donnie ikilisini ve diyaloglarını çok sevdiğim film. daha iyi anlamak için sitesinde okunması gereken şeyler var, kült değildir.

en sevdiğim repliği de belirteyim;

gretchen : you are weird.
donnie : sorry.
gretchen: no, that was a compliment.
guybrush
(ara: under the milky way tonight) filmden soundtrack

sometimes when this place gets kind of empty
sound of their breath fades with the light
i think about the loveless fascination
under the milky way tonight

lower the curtain down on memphis
lower the curtain down all right
i got no time for private consultation
under the milky way tonight
(ara: the church)
beatrix
konu ve islenis olarak gayet iyi ama uzerine daha cok para yatirilip daha iyi cekilmis olsaydi daha iyi olurdu dedirten film.
0 /

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol