ağıt

1 /
imgoindeeperunderground
dogal afetler, olum, hastalik vb. caresizlikler karsisinda korku, heyecan, uzuntu, isyan gibi duygulari ifade eden ezgili urunlerdir. agit soyleme isine agit yakma, agit soyleyenlere ise agitci denilmektedir.


darth sidious
ruhi su ustanin siirler turkuler albumunden bir parca.

zaloglu bu zulmu gorseydi,
ecel bu feryadi duysaydi
celladin yuregi olsaydi;
zaloglu savasa, yigitlige aglardi,
ecel bakardi kendine aglardi,
cellat, yuregi tas olsa, aglardi.

diken icindeler,
ama gul gibiler.
hapisteler,
ama sarap gibiler.
balcik icindeler,
ama gonul gibiler.
gece icindeler,
ama sabah gibiler.

her gun bir yerden gocmek ne iyi
her gun bir yere konmak ne guzel.
bulanmadan, donmadan akmak ne hos.
dunle beraber gitti, canlarim,
ne kadar soz varsa dune ait.
simdi yeni seyler soylemek lazim.
imgoindeeperunderground
"oğlum,
sana bu mektubu bizim cehenemden yazıyorum. bir yaşıma daha giricem neredeyse. tabi bundan haberin yok senin . kronometreye erken bastığın için beni hep yakışıklı hatırlıyacaksın. bizi bırakıp gittiğin yerde eski güzel günleri düşünüp hayıflanacaksın.
ama dur,
sen hatırlıyor musun beni ?
peki sen herhangi bir şeyi hatırlıyor musun ?
ben 20’ydim tanıştığımızda, sen beni en son 35’imde gördün istanbul’da. sonra sen kaş’ta öldün o akşam, aynı anda geldik antalya’ya. sen beni görmedin ben sana bakıyorken. ben sana öyle dikkatli baktım ki oğlum ayrılırken sen iyi ki görmedin beni. yoksa gözgöze gelir gülerdik eskisi gibi. olmadık bir yerde gülerdik ya hani.. öyle olurdu yine.. gözlerimizi kaçırırdık ciddiyeti bozmamak icin. hani sahnede olduğu gibi. sen ağlarken bakamazdım ya sana. sinirimi bozardın gülerdim.. çünkü sen her boktan şikayet ederdin oğlum. öyle çok şikayet ederdin ki.. sonunda sıkılır gülerdim. sonra sende sıkılırdın kendinden, başkası gibi olmak isterdin. mutlu olan bir başkası gibi... dert etmeyen biri.. hani benim gibi biri. bir şey diyim mi sana oğlum, şimdi dönsen buralara, ne gidilecek bir yol, ne uğruna ölünecek bir kadın..
her neyse...
ama kadınları çok dert ederdin sen...
ama onlar seni severdi oğlum..
ama sen çok ağlardın onlar için...
sevemezdin kendini bir türlü, onlar seni çok sevse de..
senin gibi olmak istemezdim o zaman... daha cok sevin beni... daha cok gülün bana, beni daha çok isteyin...daha çok..
ama seni en çok ben...!
bi sey diyim mi sana oğlum?
şimdi dönsen buralara, ne gidilecek bir yol... ne uğruna ölünecek bir kadın...
ne de sabahlara kadar konuşup sana vaad ettiklerim...
kandırdım seni oğlum.
parayı dert etme diye, yok öyle bi şey başarısızlık diye, illa da bir başkası olmaya calışma salak gibi, bir kadın için ölme diye kandırdım..
artık umurunda değil mi bunlar?
artık bozulmuyor musun bu işlere?
aşkın da bir önemi kalmadı mı yoksa?
o kadın için ölmez misin bir daha?
ne var bir kere daha ölsen... değmez mi o kadın buna? hani .. hani değerdi?
çıplak ayaklarıyla yürürken mezarının üstünden keyiflenmeyecek misin toprağın beş kat altında? öyle de oldu zaten...
vasiyet ettiğin gibi çıplak ayaklı kıza..
bıraktın değil mi oğlum ? bıraktın... gittin... peki...
ama ben burdayım hala ben devam ediyorum. peki sen bakıyor musun bana ordan, gülüyor musun bana, sanıyor musun ben aynı şarkıyı söylüyorum?

beni daha çok sevin beni...
daha çok gülün bana,beni daha çok isteyin...beni daha cok özleyin.
ama seni en cok ben....
ben...
hayır ben çok değiştim oğlum bir başkası değilim artık.
vazgeçtim maymunların dünyasından.
bıraktım alkışları.
istemiyorum kahkahaları, istemiyorum bir aptal gibi yaşlanmak.
işte belki de bu yüzden seni en çok ben , en çok özlüyorum benim ölü arkadaşım.."

okan bayülgen tarafından yazılmış ve yedi karanfil albümünde kendi sesi ile dinleme fırsatını bize tanımış olan inanılmaz bir ağıt örneği..
goetica
dün gece seyrimde gördüm cerenim.
kızlar ne kadar çok seviyorlarmış ki seni
mosmor olmuş gülyazısı bedenin

mormor olmuş gülyazısı bedenin
düşmüş sanki erguvanlar içinde
en genç burcu yıldızdan bir kalenin

en enç burcu yıldızdan bir kalenin
uçmuş sanki uçsuz bir uçuruma
gökyüzünün çakır gözlerinden

gökyüzünün çakır gözlerinden
düşmüş bir damla,bir deniz feneri
işınlarıyla şile bezlerinin
güdüyor çobansız kalmış tekneleri

(bkz: can yücel)
goetica
her sey güzeldi bir zaman,çok önce
sehirler,insanlar,günes,deniz
mutlulugumu görebilirdiniz
çökmeseydi içime bu son gece

her sey bir anda bitmeseydi,yazik
olmasaydi gençligime aptalca
belki de o yerlere varirdik
o uzak daglara ulu koskoca

orada her sey degisirdi belki
acardi umutlarimiz bakarsin
ates rengi,kan rengi güller gibi
topraginda kim bilir hangi askin

oysa simdi nerdeyiz,neyiz bak
her umut belirtisinden uzagiz
o sevilmis gözlerde saf ve berrak
bir ayna bile yok bakacagimiz

her sey kursuni bir renk almis,soguk
bozkirlardir uzayan önümüzde
kime baksan o yüz veremli,soluk
tek mavi kalmamis gökyüzümüzde

her yerde bitmisligi güzelligin
kum kamyonlari putreller betonlar
sonra ta besikten mezara deyin
sifirlar,yüzler,binler ve milyonlar

hadi öl bakalim ölebilirsen
zincirlerle bagliyken yasamaya
omuzla yükünü,hadi yalniz sen
isterse gücün olmasin tasimaya

yenik dusmusuz iste gerçek ortada
çokmus boynumuza zulmün elleri
bir tutsak,bir dolap beygiri ya da
bir mahkum gibiyiz kaç yildan beri

yargiç hükmünü çoktan vermis oku
boynundaki yasamak fermanini
yasamak sonra ölmek iki korku
geri getirmezken bir anini

terkedilmis sehirleri bilirsin
bilirsin gömülmüs uygarliklari
ve düsün ki patlamasi bilincin
yirtmaya yetmiyor karanliklari

öyleyse çek sapla göge biçagini
de ki benim isim tanriliktan güç
benim hem yüksek,hem en asagi
iste ellerimde sonsuzluk ve hiç

de ki ömür verdin..
en büyük yalan ..
de ki beden verdin..
içi bos ve kof..
iste! ,
yüce eserin,iste insan
ve yirt gögsünü,bagir:of tanrim

(bkz: umit ya$ar oğuzcan)
goetica
kopardilar dalindan yemisi
cignediler nalcali topukla
simdi daglarin ardi kan rengi
simdi gozlerin kanli ve susuz
tut beni gulum, bu benim elim
kurudu gozlerimin sevinci.

(bkz: oktay rifat)
goetica
ilk bu sabah
ilk bu sabah göğü görmedim
ilk bu sabah kayısı çiçeklerini
hüzün ilk kez konuk gibi gelmedi
efendim,ev sahabım
karacamı suya indiremedim..

(bkz: gülten akın)
goetica
gün bitti...
saat kaç...
bitecek mi bir gün savaşımız
hak edilmiş hüzünlerimiz olacak mı bizim de
dönüp dönüp arkamıza baktığımız
bir dünya kalıntısı üstünde
hak edilmiş hüzünlerimiz olacak mı bizim de.

(bkz: edip cansever)
goetica
bu toprakta kalır adın
tohumların arasında
yeşilinde tarlaların
başakların sarısında
yıllar geçse de aradan
kopar gelir ırmaklardan
ışır yine kurşunlanan
dostlarının yarasında
günü gelir dağa çıkar
yıldızlardan şiir çeker
kanımızı siler yıkar
suların en durusunda
bir annedir bir kardeştir
ovalarda bir ateştir
sırasında hayat verir
ölüm saçar sırasında
bayrak olur bize yarın
rüzgârıyla ilkbaharın
dalgalanır genç kızların
gözlerinin karasında

(bkz: ülkü tamer)
klapacius
inceden mi geldin de sen seher yeli
bugün yarim eskisinden güzel mi
solmuş da gül benzi
bugün yarim eskisinden güzel mi
o yar beni defterine yazar mı?
esrakesh
aynı zamanda leman sam ın cagrı albumunde yer alan $arkı.12 eylulde olenler icin yazıldıgı soylenir.

ne oldu çocuk sana yokolup gittin birden
nasıl kıydılar sana ne zor büyüttüm seni ben
ninni çocuk, uyu çocuk, ölüm yalan dön gel çocuk

zincirlerde çiçek açmış ellerinin yarası
sevgisiz kefensiz kaldın, soğuktur şimdi orası
ninni çocuk, uyu çocuk, ölüm yalan dön gel çocuk

en kolay katlanılan başkasının acısı
ben anayım ağzındaki tükürdüğün kan tadı
ninni çocuk, uyu çocuk, ölüm yalan dön gel çocuk
independence
bir sevdiğim güzel vardı, bu evrenden vazgeçti;
sevdiğini yitirenin hali nice olur belli.
fidan boylum, güvercin bakışlım, şimdi n’etmeli?
sevip kokamadım, doyamadım; benden vazgeçti.

benim varımdı o, benim tadım, benim ereğim;
direğimdi, kırıldı da çöktüm, bir oldum yerle.
çığrış canım, kuşlarla, böceklerle, bitkilerle;
gel sevdiğim, gel güzelim, gel gülüm, gel direğim!

rüzgarlar üşüttü onu, kuzeyden esen yeller,
boz bulutlar öyle benzini soldurdu, dert değil.
bir sanırım, bu sümbül o sümbüldür! elbet değil.
nazlı çiçeklerle bile açmaz onu bu iller.

bu gamlı güz akşamı, yola düşmüş hali midir?
edalı boyuna göz mü değdi, dil mi uzandı,
ya ala gözlü görke yüzünü kimler kıskandı,
üzerine eğildiği sular vebali midir?

garip kişi! gez git gayrı bu dağları dul, mahzun.
bu dağların güzeliydi o, güzellerin hası.
elbet garib olur garip kişinin yavuklusu;
büker de boyuncağzını kor gider melul mahzun...
.

ahmet muhip dranas

orqn
okan bayülgen in bu şiiri için çekilen klipte acayip bir teoman havası vardır.okan’ın yatağın üzerinde uzandığı sahneler falan baya baya teoman klibi gibi.gerçi hangisinin önce çekildiği hakkında zerre fikrim yok ama bu da böyle bir tespitim olsun.
1 /

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol