(bkz: perikles)
faten’in şirkette çaycı olarak çalışması durumunda siparişlerin kaplumbağa hızıyla geleceği yerdir, şirkettir. malumunuz pek konuşkan bir arkadaş kendileri, sol frame’i becermekten çayları unutur bu...
bazı salakların ısrarla "yan hakem" dediği ama doğrusu yardımcı hakem olan kişi.
saygıdeğer bir köpek. yedi uyurların can dostu.
(bkz: kıtmir)
solculuğunu pek samimi bulmadığım ve solculuk oynadığını düşündüğüm chp milletvekili ve oyuncu.
arkeolog olduğumu hatırladım gene ve bir arkeoloji yazısı yazmaya karar verdim.
bu seferki konumuz peloponnesos savaşları başlıktan da anlayacağoınız gibi. peki nedir bu savaşlar? o halde önden buyurun anlatalım.
şimdi özellikle şunu söylemek lazım gelir ki, millattan önce 5. yüzyılın ikinci yarısında yunanistana baktığımızda karşımıza şöyle bir tablo çıkıyor. bu dönemde yunanistanda kent devletleri kurulmuştur ve birbirinden bağımsız olarak hareket etmektedirler. bağımsız dediysek o kadar da değil tabii ki. atina kent devletinin önderlik ettiği delos birliği vardır bu dönemde. yeri gelmişken söyleyelim, atinanın çok güçlü bir donanması vardı o dönemde. yani atinaya yakın olan diğer devletlerin kurmuş olduğu ortak bir federasyondur delos birliği. bir de yunanistanın güney tarafında sparta adı verilen ve güçlü bir kara kuvveti yani ordusu olan bir devlet vardır. sparta ise kendi önderliğinde bir peloponnesos birliği kurmuştur.
hal böyle olunca bu iki devlet arasında sıkı bir rekabet vardı.uzun yıllar süren bu rekabet gittikçe savaşa dönüştü. ve nihayet m.ö 431 yılında spartanın müttefiki olan thebainin, atinanin müttefiki plataiaya saldırmasıyla savaş başladı. iki devlet arasında müthiş bir çatışma başladı. atinalılar donanmalarıyla peloponnesos kıyılarını yerle bir ettiler. buna karşılık spartalılar da atinalıların ekinlerini yakıp yağmaladılar. bunun sonucunda atinada veba salgını çıktı ve atinalı devlet adamı perikles vebadan öldü.
perikles öldükten sonra onun yerine kleon geçti. m.ö 425te atinalılar spartalıara karşı üstünlük sağladı. 3 yıl sonra spartalı komutan brasidas, yunanistanda müthiş bir yıkım gerçekleştirerek atinanın üzerine yürüdü. m.ö 422de brasidas ve kleon savaşta öldüler.
bu ölümlerden sonra atinalı bir önder olan nikias savaşı sona erdirmek istedi ve barışı sağladı. nikias barışı olarak bilinen bu barış süreci 6 yıl sürdü.
ama bu barış sürecinde bile iki devlet rahat durmadılar. atinalı siyaset adamı alchibiades, atinanın daha güçlü olması için sicilyanın alınması gerektiğine atinalıları inandırdı. atina ordusu sicilyaya doğru yola çıkarken, alchibiades tanrılara hakaret ettiği gerekçesiyle suçlandı ve kendisi spartaya kaçmak zorunda kaldı. o arada sicilyada bulunan syracusa isimli bir komutan atina donanmasını bozguna uğrattı. bu bozgunda nikias barışını yapan nikias da öldü.
alchibiades tekrar atinaya dönünce atina donanması tekrar toparlandı ve çok sayıda zafer kazandı. fakat donanma çanakkale yakınlarında, sparta komutanı lysandrosun yönettiği donanmaya hazırlıksız yakalanınca bozguna uğradı. aynı sparta donanması, atina kentine yiyecek girmesini engelledi. atina bu zorluğa ancak 6 ay dayanabildi ve m.ö 404 yılında atinanın teslim olmasıyla 27 yıl süren kanlı savaşlar bitti.
budur...
bu seferki konumuz peloponnesos savaşları başlıktan da anlayacağoınız gibi. peki nedir bu savaşlar? o halde önden buyurun anlatalım.
şimdi özellikle şunu söylemek lazım gelir ki, millattan önce 5. yüzyılın ikinci yarısında yunanistana baktığımızda karşımıza şöyle bir tablo çıkıyor. bu dönemde yunanistanda kent devletleri kurulmuştur ve birbirinden bağımsız olarak hareket etmektedirler. bağımsız dediysek o kadar da değil tabii ki. atina kent devletinin önderlik ettiği delos birliği vardır bu dönemde. yeri gelmişken söyleyelim, atinanın çok güçlü bir donanması vardı o dönemde. yani atinaya yakın olan diğer devletlerin kurmuş olduğu ortak bir federasyondur delos birliği. bir de yunanistanın güney tarafında sparta adı verilen ve güçlü bir kara kuvveti yani ordusu olan bir devlet vardır. sparta ise kendi önderliğinde bir peloponnesos birliği kurmuştur.
hal böyle olunca bu iki devlet arasında sıkı bir rekabet vardı.uzun yıllar süren bu rekabet gittikçe savaşa dönüştü. ve nihayet m.ö 431 yılında spartanın müttefiki olan thebainin, atinanin müttefiki plataiaya saldırmasıyla savaş başladı. iki devlet arasında müthiş bir çatışma başladı. atinalılar donanmalarıyla peloponnesos kıyılarını yerle bir ettiler. buna karşılık spartalılar da atinalıların ekinlerini yakıp yağmaladılar. bunun sonucunda atinada veba salgını çıktı ve atinalı devlet adamı perikles vebadan öldü.
perikles öldükten sonra onun yerine kleon geçti. m.ö 425te atinalılar spartalıara karşı üstünlük sağladı. 3 yıl sonra spartalı komutan brasidas, yunanistanda müthiş bir yıkım gerçekleştirerek atinanın üzerine yürüdü. m.ö 422de brasidas ve kleon savaşta öldüler.
bu ölümlerden sonra atinalı bir önder olan nikias savaşı sona erdirmek istedi ve barışı sağladı. nikias barışı olarak bilinen bu barış süreci 6 yıl sürdü.
ama bu barış sürecinde bile iki devlet rahat durmadılar. atinalı siyaset adamı alchibiades, atinanın daha güçlü olması için sicilyanın alınması gerektiğine atinalıları inandırdı. atina ordusu sicilyaya doğru yola çıkarken, alchibiades tanrılara hakaret ettiği gerekçesiyle suçlandı ve kendisi spartaya kaçmak zorunda kaldı. o arada sicilyada bulunan syracusa isimli bir komutan atina donanmasını bozguna uğrattı. bu bozgunda nikias barışını yapan nikias da öldü.
alchibiades tekrar atinaya dönünce atina donanması tekrar toparlandı ve çok sayıda zafer kazandı. fakat donanma çanakkale yakınlarında, sparta komutanı lysandrosun yönettiği donanmaya hazırlıksız yakalanınca bozguna uğradı. aynı sparta donanması, atina kentine yiyecek girmesini engelledi. atina bu zorluğa ancak 6 ay dayanabildi ve m.ö 404 yılında atinanın teslim olmasıyla 27 yıl süren kanlı savaşlar bitti.
budur...
(bkz: allah versin)
ibrahim tatlıses bu türküde bir "muhah muhah" der ki adamın aklını alır. en az kemal sunal kadar iyidir. bir de türkünün sonlarında bir bağlama solosu vardır ki dehşettir, anlatamam yani...
1970li yıllardan bir ibrahim tatlıses şarkısı. abazan bünyelere pek güzel giden bir türkü ayrıyeten. kemal sunal bu türküyü şark bülbülü filminde söylemişti, pek güzeldir yani. xerxes kardeşiniz bu nadide türkünün sözlerini yazmaktan gurur duyar, maksat katkı olsun sözlüğe. önden buyurun:
yatırdım yatırdım dan sesine
tiskindim düstüm can sesine
havar havar can hatice
gözleri ceylan hatice
ben sana kurban hatice
ayağına başmak yaraşır
basina yasmak yaraşır
havar havar can hatice
gözleri ceylan hatice
ben satıa kurban hatice
yavas geldim çay eledi
tafta köyneğin lay eyledi
havar havar can hatice
gözleri ceylan hatice
ben sana kurban hatice
yatırdım yatırdım dan sesine
tiskindim düstüm can sesine
havar havar can hatice
gözleri ceylan hatice
ben sana kurban hatice
ayağına başmak yaraşır
basina yasmak yaraşır
havar havar can hatice
gözleri ceylan hatice
ben satıa kurban hatice
yavas geldim çay eledi
tafta köyneğin lay eyledi
havar havar can hatice
gözleri ceylan hatice
ben sana kurban hatice
(bkz: sakiz hanim ile mahur bey)
hah şimdi cengiz kurtoğlu çalıyor, kadro tamamdır, kopmaya başlayabiliriz. gelin olmuş gidiyorsun diyor cengiz abi...
- sözlük bana jilet bul lan allahsız.
- maalesef veremiyoruz jilet.
- niye lan?
- kaptan sener le gece seyrini dinle o verir.
- ha tamam oldu.
- maalesef veremiyoruz jilet.
- niye lan?
- kaptan sener le gece seyrini dinle o verir.
- ha tamam oldu.
sağolsun ferdi tayfur çalıyor. bir de cengiz kurtoğlu, orhan gencebay ve coşkun sabah çalsa tam olacak.
kaptan şener le gece seyri programında çalınan arabesk şarkıları bana armağan eden süpersonik yazar. öpüyorum kendisini. sağolsun...
bir sürü ünlü gelmiş burda yemek yemiş. buyrun girin...
http://www.urfadan.com/
http://www.urfadan.com/
(bkz: sevda ne yana düşer usta)
müslüm gürsesten usta isimli parçayı çalıyor. zayıf bünyeler dinlemesin. aman diyeyim...
bir ferdi tayfur klasiği.
garibim halime bakıpta gülme
yolun düşer gurbet ele
sen de yanarsın
yolun düşer gurbet ele
hasret çekersin
ümitsiz de olsa hayırsız da olsa gönül verdiğin
ölümden korkmayıp yine seversin
kimseden korkmayıp yine seversin
yeşeren ağacın dalında kuşlar
sevinçten şarkılar söylemezler mi
hasretin pençesinde sevda çekenler
bir ömür boyunca ağlamazlar mı
yokluğun kollarında derde düşenler
ölünceye kadar inlemezler mi
sorma tek kelime anla halimden
atma karanlığa tut ellerimden
sensiz bu dünyada söyle neylerim
bir gün bir köşe de çürür giderim
garibim halime bakıpta gülme
yolun düşer gurbet ele
sen de yanarsın
yolun düşer gurbet ele
hasret çekersin
ümitsiz de olsa hayırsız da olsa gönül verdiğin
ölümden korkmayıp yine seversin
kimseden korkmayıp yine seversin
yeşeren ağacın dalında kuşlar
sevinçten şarkılar söylemezler mi
hasretin pençesinde sevda çekenler
bir ömür boyunca ağlamazlar mı
yokluğun kollarında derde düşenler
ölünceye kadar inlemezler mi
sorma tek kelime anla halimden
atma karanlığa tut ellerimden
sensiz bu dünyada söyle neylerim
bir gün bir köşe de çürür giderim
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?