confessions

pipisik

- Yazar -

  1. toplam entry 23841
  2. takipçi 1
  3. puan 617709

osman ımın tesbihi

pipisik
antalya yöresine ait bir türkü:

osman’ımın tesbihi var da mercandan
ırakılar içilsin kızlar meze versin agam da gerdandan

boyun bağı ipekten bir yar sevdim yürekten de baygın osman’ım
boyun bağı ipekten bir yar sevdim yürekten de yangın osman’ım

osman’ım da iner gelir de karşıdan
ellerim bağlı geçmem diyor agam da çarşıdan

boyun bağı ipekten bir yar sevdim yürekten de baygın osman’ım
boyun bağı ipekten bir yar sevdim yürekten de yangın osman’ım

osman’ım da iner gelir inişten
her yanları görünmüyor agam da gümüşten

boyun bağı ipekten bir yar sevdim yürekten de baygın osman’ım
boyun bağı ipekten bir yar sevdim yürekten de yangın osman’ım

yusufçuk masalı

pipisik
antalya yöresinden bir masal.

evvel zaman içinde, kalbur saman içinde.

orta halli zengin, ne fakir bir köylünün bir kızı ve bir de oğlu varmış. çocukların ikisi de çok sevimli şeylermiş. iki kardeş analarının hazırladığı azığı bellerine bağlar, düşerlermiş koyunların ardına. koyunları gütmek için her gün ayrı yönlere giderlermiş. iki kardeş birbirlerini çok sever, birbirlerini hiç incitmezlermiş. babaları oldukça kaba bir adammış, çabuk sinirlenir, çocuklar en küçük bir kusur işleseler, eşek sudan gelinceye kadar çocuklara sopa atarmış.

günlerden yine bir gün iki küçük kardeş koyunlarını köyden çok uzak bir yerde otlatıyorlarmış. öğle zamanı, gelince, analarının yaptığı katmeri yiyip başında oturdukları pınardan buz gibi suyu içtikten sonra kızcağızın uykusu gelmiş.

"yusuf" demiş kardeşine;
"benim çok uykum var. azıcık yatayım mı?"

"olur" demiş yusuf. uzanıvermiş kabaardıcın koca gölgesine. uzanması ile uyuması da bir olmuş. yusuf küçük çakısı ile yeni bir sipsi yapmaya uğraşıyormuş. yapmaya çalıştığı sipsi iyi ses vermeyince yusuf kargı aramaya çıkmış. kardeşi ve koyunlardan uzak bir yerde kargıları bulmuş, fakat aradan da bir hayli zaman geçmiş.

yeni yaptığı sipsisini neşeli neşeli çalarak kardeşinin yanına dönen yusuf, ne görse beğenirsiniz? koyunların yerinde yeller esiyor. hemen kız kardeşini uyandırmış. iki, kardeş başlamışlar koyunları aramaya.

nereye gittilerse koyunları bulamamışlar. hava kararmaya başlayınca, koyunları bulmaktan iyice umutları kesilmiş. yüksek bir kayanın üzerine oturup, başlamışlar ağlamaya. koyunları bulmadan eve dönelerse babaları onlara neler yapmaz ki?

iki kardeş düşünüp taşınmışlar ve ellerini açarak ulu tanrı’ya şöyle dua etmişler.

"büyük allahım, bizi iki kuş yapın da, hem babamızın dayağından kurtulalım, hem de koyunlarımızı arayalım."

tam dualar, bitince allah onların bu dualarını kabul edip ikisini de birer kuş yapıvermiş. halk da bu kuşlara yusufçuk ismini vermiş. işte yusufçuk, kış gecelerinde öten, birbirine seslenen bu iki kardeştir. o gün bu gün, iki kardeş bazen koyunları arar dururlarmış.

"yusuf, koyunları buldun mu?"
"bulamadım, sen buldun mu?"

ariassos

pipisik
antalya’da bulunan bir antik kent.

antalya-burdur otoyolunun 48. kilometresinde, sola dönülen bir sapaktan 1 km. içerdedir. bir dağın yamacında kurulmuş olup, hamamları, kaya mezarları açısından görülmeye değerdir. ariassos kentine girilen vadinin başlangıcında kentin en görkemli kalıntısı olan giriş kapısı yükselir. roma devrinden kalma bu anıt, 3 kemerli ve dolayısıyla 3 girişli olduğu için, yöre halkınca “üç kapı” diye anılır. kentin şaşırtıcı bir özelliği, dörtte üçünün, olağanüstü gösterişli anıtsal mezarlar olan nekropolis kalıntısı olmasıdır.

ankara tavşanı

pipisik
dünyada avustralya’dan fransa’ya kadar birçok ülkede yetiştirilen ve sayıları milyonlarla ifade edilen bir tavşan türü.

şu anda türkiye’de birkaç çiftlikte bine yakın bulunmakta.

ankara tavşanı tarihi belgelere göre 1723 yılında anadolu’da tamamen yok olmuştur. almanya’da yaşayan gurbetçi bir vatandaş tarafından yeniden anayurduna getirilen ankara tavşanı, kayseri’de bir çiftlikte yetiştirilmeye başlanmıştır. ankara’da tarım ve köyişleri bakanlığı’na ait bir enstitüde de yetiştirilen ankara tavşanının sayısı sadece 500-1000 arasındadır. tesadüfen bulunulan bu ırkı anayurdunda yaygınlaştırma çalışmaları devam etmektedir.
çok değerli olan ankara tavşanı anayurduna kolay uyum sağlamıştır.

ankara tavşanı, bir batında 4 ile 14 arasında yavru doğurur. 40 santimetreye kadar ulaşan yünü iki-üç aylıkken kırkılmaya başlar ve her hayvan yılda ortalama 1 kilo yün verir. hafif ve yüksek ısı tutan, özellikle angora kazak üretimi ve elektromanyetik etkisi nedeniyle romatizma hastalan için üretilen giyeceklerde kullanılan ankara tavşanının yünü altın değerindedir.

ankara tavşanından elde edilen angora yünü, koyun yününe göre sekiz kat fazla ısı vermekte ve alerjiye de yol açmamaktadır. ankara tavşanının yününden yapılan korse, dizlik, iç çamaşırı, fizik tedavi ve nevraljide kullanılan termal giysilerin, dolaşım bozukluğu ve romatizma başta olmak üzere bir çok hastalığa iyi gelmektedir.

amasya

pipisik
adının kaynağı:

"eskiçağda bir çok anadolu şehrinin kurucu (ktistes) tanrısı veya kahramanının olduğu bilinmektedir. bu mitolojik kuruluş amasya için de geçerlidir.

roma imparatoru septimius severus (m.s. 193-211) dönemine ait bir amasya sikkesi üzerinde yer alan ermhc kticac thn polin yazıtından hareketle hermes’in amasya kentinin kurucu tanrısı olduğu kabul edilmektedir.

bu kısa açıklamadan sonra amasya adının tarihçesine gelecek olursak; hitit belgelerine göre amasya’nın bilinen ilk adının hakmiş [khakm(p)is] olduğu sanılmaktadır. bu isimin perslerin amasya’yı fethine kadar devam ettiği değerlendirilmektedir.

amasya’nın mitridates krallığı dönemi’ndeki adı “amasseia” dır. özellikle m. ö. ii. yüzyıldan itibaren darp edilen amasya şehir sikkelerinde amasseia ibaresi açıkça görülmektedir. zaten coğrafyacı strabon’da amasya için amaseia sözcüğünü kullanmaktadır.

amaseia sözcüğü, “ana” anlamına gelen ve özellikle “ana tanrıça” yı kasteden ‘ama’ ve onun çeşitlemesi olan ‘mâ’ ibaresi ile bağlantılıdır. bundan hareketle denilebilir ki amaseia “ana tanrıça mâ’nın şehri” anlamına gelmektedir.ana tanrıça mâ, perslerin anadolu’yu fethinden sonra tapımı yaygınlaşan doğu kökenli bir tanrıçadır. aynı zamanda bu tanrıça mitridates ve kapadokya’nın yerel tanrıçasıdır. amaseia sözcüğü de persler zamanındaki asıl söyleniş şeklinin hellen ağzına uydurulmuş biçimidir.

roma döneminde amaseia adı fazla bir değişikliğe uğramadan amaciac (amasia) olarak kullanılmıştır. örneğin, imparator septımıus severus, caracalla ve severus alexander döneminde darp edilmiş amasya şehir sikkelerinde amaciac adını görmekteyiz. bizans devri’nde de amasia adının değişmeden devam ettiği bilinmektedir.

amasya’nın adı danişmendliler zamanında ise bazen amasiyye, bazen de şehr-i haraşna olarak anılmıştır. selçuklu, ilhanlı, beylikler ve osmanlı imparatorluğu döneminde de amasya adı herhangi bir değişikliğe uğramadan günümüze kadar gelmiştir."

kına türküsü

pipisik
amasya’da, genellikle kına geceleri söylenen bir türkü.

taksi gelir dura dura,
gornasını çala çala,
dizlerine vura vura,
anam beni gelin mi eddin.

hanı bu gızın anası,
önünde mumlar yanası,
yeşil yaprahdan gınası,
anam beni gelin mi eddin.

atladı geçdi eşiği,
sufrada galdı gaşşığı,
büyük evin yahaşığı,
anam beni gelin mi eddin.

duz gabını duzsuz goyan,
anasını gızsız goyan,
böyük evi ıssız goyan,
anam beni gelin mi eddin.

atımın guyruğu duğüm,
uğrunüyüm duğüm duğüm,
ayrılıh gunleri bugün,
anam beni gelin mi eddin.

çatdılar ocah daşını,
bişirin düğün aşını,
çağır gelsin gardaşını,
anam beni gelin mi eddin.

ekmek goydum dasdara,
elimi kesdi desdere,
mevlam sabırlar gösdere,
anam beni gelin mi edin,

binen atın eyisine,
inen evin birisine,
mekdup yazın dayısına,
anam beni gelin mi eddin.

baba gızın çohmuyudu,
bir gız sana çohmuyudu,
kör olacısa emmiler,
hiç oğlunuz yohmuyudu.

305 /

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol