confessions

lenore

- Yazar -

  1. toplam entry 532
  2. takipçi 2
  3. puan 11837

allah

lenore
1. allah: her ismin vasfını ihtiva eden öz adı.
2. er-rahman: dünyada bütün mahlukata merhamet eden, şefkat gösteren,ihsan eden.
3. er-rahim: ahirette, müminlere acıyan.
4. el-melik: yaratıcı, kainatın sahibi.
5. el-kuddus: her noksanlıktan uzak.
6. es-selam: her tehlikeden selamete çıkaran.
7. el-mümin: iman nurunu veren.
8. el-müheymin: her şeyi görüp gözeten.
9. el-aziz: mutlak galip, karşı gelinemez.
10.el-cebbar: dilediğini yapan ve yaptıran.
11.el-mütekebbir: büyüklükte eşi yok.
12.el-halık: yaratan, yoktan var eden.
13.el-bari: her şeyi kusursuz yaratan.
14.el-musavvir: varlıklara sûret eden. onları birbirinden ayıran özellikte yaratan.
15.el-gaffar: günahları mağfiret eden.
16.el-kahhar: her istediğini yapacak güçte.
17.el-vehhab: karşılıksız nimet veren.
18.er-razzâk: her varlığın rızkını veren.
19.el-fettah: her türlü sıkıntıları gideren.
20.el-alim: gizli açık, geçmiş, gelecek her şeyi, ezeli ve ebedi ilmi ile çok iyi bilen.
21.el-kabıd: rızıkları daraltan, ruhları alan.
22.el-basıt: rızıkları genişleten, ruhları veren.
23.el-hafıd: kafir ve facirleri alçaltan.
24.er-rafi: şeref verip yükselten.
25.el-mu’ız: dilediğini aziz eden.
26.el-müzil: dilediğini zillete düşüren.
27.es-semi: mükemmel işiten.
28.el-basir: gizli açık, her şeyi iyi gören.
29.el-hakem: mutlak hakim, hakkı batıldan ayıran.
30.el-adl: mutlak adil, yerli yerinde yapan.
31.el-latif: lütfeden, her şeye vakıf.
32.el-habir: her şeyden haberdar.
33.el-halim: cezada acele etmeyen, hilm sahibi.
34.el-azim: büyüklükte benzeri yok.
35.el-gafur: affı, mağfireti bol.
36.eş-şekur: az amele, çok sevap veren.
37.el-ali: yüceler yücesi.
38.el-kebir: büyüklükte benzeri yok.
39.el-hafiz: her şeyi koruyucu olan.
40.el-mukit: her çeşit rızkı yaratan.
41.el-hasib: kulların hesabını en iyi gören.
42.el-celil: celal ve azamet sahibi.
43.el-kerim: keremi bol, karşılıksız veren.
44.er-rakib: her varlığı her an gözeten.
45.el-mucib: duaları kabul eden.
46.el-vasi: rahmet ve kudret sahibi, ilmi ile her şeyi ihata eden.
47.el-hakim: her şeyi hikmetle yaratan
48.el-vedud: iyiliği seven, iyilik edene ihsan eden. sevgiye layık olan.
49.el-mecid: zatı şerefli, nimeti, ihsanı sonsuz.
50.el-ba’is: peygamber gönderen, meşherde ölüleri dirilten.
51.el-şehid: her an her yerde hazır ve nazır.
52.el-hak: varlığı değişmeden duran. var olan, hakkı ortaya çıkaran.
53.el-vekil: kulların işlerini bitiren.
54.el-kavi: kudreti en üstün ve hiç azalmaz.
55.el-metin: kuvvet ve kudret benbaı.
56.el-veli: müminleri seven, yardım eden.
57.el-hamid: hamd ve senaya layık.
58.el-muhsi: varlıkların sayısını bilen.
59.el-mübdi: maddesiz, örneksiz yaratan.
60.el-mu’id: yarattıklarını yok edip, sonra tekrar diriltecek olan.
61.el-muhyi: mahluklara can veren.
62.el-mümit: her canlıya ölümü tattıran.
63.el-hayy: ezeli ve ebedi bir hayat ile diri.
64.el-kayyum: zatı ile kaim, mahlukları varlıkta durduran.
65.el-vacid: hiçbir şey kendine gizli değil.
66.el-macid: keremi, ihsanı bol olan.
67.el-vahid: zat, sıfat ve fiillerinde benzeri ve ortağı olmayan, tek olan.
68.es-samed: hiçbir şeye ihtiyacı olmayan, herkesin muhtaç olduğu merci.
69.el-kadir: kudret sahibi, dilediğini yapan.
70.el-muktedir: dilediği gibi tasarruf eden, her şeyi kolayca yaratan, kudret sahibi.
71.el-mukaddim: şerefte birini öne alan.
72.el-muahhir: dilediklerini tehir eden.
73.el-evvel: ezeli, varlığının başlangıcı yok.
74.el-ahir: ebedi, varlığının sonu yok.
75.ez-zahir: yarattıkları ile varlığı açık.
76.el-batın: aklın tasavvurundan örtülü.
77.el-vali: bütün kainatı idare eden.
78.el-müteali: son derece yüce.
79.el-ber: iyilik ve ihsanı bol.
80.et-tevvab: tevbeleri kabul eden.
81.el-müntekım: asilere ceza veren.
82.el-afüvv: affı çok, günahları yok eden.
83.er-rauf: çok merhamet eden, şefkatli.
84.malik-ül mülk: mülkünde hakim.
85.zül-celali vel ikram: celal, azamet, şeref, kemal ve ikram sahibi.
86.el-muksıt: mazlumların hakkını alıcı.
87.el-cami: iki zıddı bir arada bulunduran.
88.el-gani: ihtiyaçsız. her şey ona muhtaç.
89.el-mugni: ihtiyaç gören, fazlıyla doyuran.
90.el-mani: dilemediklerine mani olan.
91.ed-dar: elem, zarar verenleri yaratan.
92.en-nafi: menfaat veren şeyleri yaratan.
93.en-nur: zatı açık ve alemleri nurlandıran.
94.el-hadi: hidayet veren.
95.el-bedi: misalsiz, örneksiz yaratan.
96.el-baki: varlığı ebedi olan.
97.el-varis: her şeyin asıl sahibi olan.
98.er-reşid: irşada muhtaç olmayan.
99.es-sabur: ceza vermede, acele etmez.

nevrotik sayıklamalar

lenore
çok ani ve acı öleceğini söyledi. benim düşündüğüm de buydu kendim için, ama o bilmiyordu. bilmiyordu ki sonsuza dek uyumaya gitmek isteyen bendim, tüm yaşanmayan sevinçlerim, bitip tükenmeyen umutsuzluklarımla. bilmiyordu bu dipsiz kuyudan yukarı çıkmamın tek yolunun, ruhumu bedenimden ayırmaktan geçtiğini ve bilmiyordu ki ruhum göğe yükseldiğinde üstünü ıslatacak olan yağmur damlacıklarının aslında çaresiz gözyaşlarım olduğunu. bilmiyordu pişmanlığın tükenmişliğini, tükenmişliğin umutsuzluğunu, umutsuzluğun büyüklüğünü. bilmiyordu tatlı bekleyişlerin acı sonlara dönüşmekteki kararlılığını ve beni yaşarken öldürmeye çalışmasını. tabii ki ilaçların ruh ağrısıyla ilgilenmediğini de bilmiyordu ve bilmediği bir ruhun bende extasy etkisi yarattığını... bilmiyordu güçlü olmadığımı, güçlü görünmenin yalandan bir maske olduğunu ve benim maske takmaktaki başarımı. ben kaçmaya çalıştıkça, katlanarak üzerime gelen insanların beni boğuşunu da bilmiyordu, içimdeki yalnızlığın çırpınışını da. bilmiyordu kalbimdeki bıçak yaralarının her nefes alışta tattırdığı acıyı.

yaşamaya çalışmanın verdiği sıkıntıyı, yarattığı mide bulantısını, krampları sessizliği, boşluğu, anlamsızlığı, katlanma zorunluluğunu bilmiyordu. yaşamaya çalışmanın verdiği ’hiçbir şey’liğin ne demek olduğunu bilmiyordu.

sadece çok ani ve acı öleceğiymiş bildiği...

nevrotik sayıklamalar

lenore
sormak istiyorum kendime, nasıl, niçin kayboldum? we ne kadar uzaklaştım
hayattan? peki geri dönebilecek miyim? yoksa bu sonsuz karanlıkta mı bitecek her şey?! we bir sigara daha sarıp, derin bir kafa daha alıcam! ağlamalıyım, rahat olmalıyım. ağlamayı hak ediyorum! belki gülmeye değil ama ağlamayı hak ediyorum. cewap weremiorm neden! tüm sorular cewapsız kalıyor! ayılıyorum ve gene sizden biriymiş gibi davranıyorum!farklı olmanın sıradanlıpını yaşamak istemiyorum artık! başka, bambaşka olmak istiyorum! hayata dönebilsem… gerçekten güzel olacak…
yürüyorum amaçsız. nerden geldiğim ya da nereye gideceğim hakkında en ufak bir fikrim olmadan. ceplerimde tüm günahlarımla yürüyorum sadece simsiyah sokaklarda. bunu istiyorum. buna ihtiyacım war şuanda. yürümek… gözümü açacak gücüm kalmayana dek yürümek. we ele geçirmek istiyorum hayatı, yaşadığımı hissettiğim anda! bitmek, kapanmak, yıkılmak istiyorum simsiyah sokaklara kanlar içinde! hala umudum war. belki uyandığımda aydınlanır her yer. kendimi mi kandırıyorum yoksa. bu karanlık hiç kalkmıcak sokaklardan belki de… ama yine de yürümek ve yıkılmak istiyorum! belki, belki tekrar gözümü açtığımda aydınlanır her yer. ve bulurum kendimi bir kaldırımda, kanlar içinde! günahlarım gene cebimde! yürümek istiyorum şimdi! tüm gücümle yürümek!
karanlık sonsuz, karnlık soğuk, karanlık yalnız benimle! seninle paylaşıyorum yalnızlığımı! titriyoruz 2miz de! taşıyamıyoruz ama güçleniyoruz, büyüyoruz. bunu ancak beraber yuapabilirz. ancak 2miz yenebiliriz yalnızlığı! hadi! önce sen! tüm gücünü topla ve yarat güneşi yeniden! çünkü sen olmadan anlayamazdı kimse güneşin nekadar parlak olduğunu! kimse anlayamazdı değerini, kaybetmeden!!!!

nevrotik sayıklamalar

lenore

güneş kadıköy’de batıyordu ve doğu ve batının arasında , üçüncü tekil şahıslar tarafından kemirilmenin, üçlü bir ilişkide bir tarafın suistimalini andıran belediye yapımı arnavut kaldırımlı sokakları yavaş yavaş karanlık esir alıyordu. kadıköy’ün tüm sokakları birbirine benzer ama hep aynı yere çıkar, mc.donaldsdan adını alan havuza. semti iyi bilmeyenler sinirlenerek kan ter içinde kaybolup yine
aynı yere geldiği, semti iyi bilenlerin ise ilk biralarını yudumlamaya başladığı zamanlardı. vitrin canavarları çoktan evlerine gitmiş ve kaybolan değerlerin vitrinini zoomlayan yönetmenlerin dizilerindeki rollerin, oynayan aktörlerden daha fazla ciddiye alarak, dedikodularını yapmaya başlamışlardı. o sırada adı geçen aktörse, kendini kurtaramayarak bir süre sonra teslim olduğu sado mazolu tutku tutkusunun kırbaçlarıyla bol çığırtılı ve şiddetli bir orgazma ulaşıyordu. koalisyon güçleri sigaralık paketlerinin parasını tamamlamak için etrafa iş olup, ona buna sinyal çakıyorlardı. kadıköy’ün sakallı delisi meraklı bir bakış aldığı herhangi birinin peşine takılıp dini nutuklar çekiyordu. liseli sevgililer sarhoş sallanarak minibüslerine doğru ilerliyor, konsomatrisler yenilmiş türk islam sentezli bıyıklı adamların arasından meyhanelere doğru işe çıkıyorlardı. seyhan müzik satabileceği müzikleri prime time saatlerde çaldıktan sonra kapanmaya yakın saatlerde grup yorum’un son kasedini çalmaya başlıyordu. moda’nın kibar insanları istanbul’un kalabalıklaşmasından şikayet ederek kibarlıklarının daralan metrekarelerini ekşimiş bir suratla düşünerek evlerine ilerliyorlardı.
pideciler pidelerini bitirip müşterilerinden kurtuldukları zamanlarda kürdistan’ı kurarcasına bir ışıltıyla dinledikleri ahmet kaya eşliğinde temizlik yapıyorlardı. müziklerin yüksek dinlendiği evlerdeki öğrenciler kadıköy’deki ,umutsuz hatun, avlarına çıkıyorlardı. bu saatler gece ve gündüz insanlarının bir arada olduğu belki de tek saatlerdi, yazıcıoğlu’nun sokağındaki tezgahlarda aile boyu film
filmler indirilip, kaygısızca pornolar diziliyordu, zaman ise kimseden habersiz kendini kovalayanların en hızlılarına verip, kan ter içinde bırakıp orospulaşarak ilerliyordu, kadıköy’de, gündüzün insanları yerini gecenin karanlık çocuklarına bırakıyordu. kadıköy’de yine, yeni bir akşam oluyordu.

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol