uzgun bilgictir..
bir donem netten tv’den gezmeden eglenceden alisveristen uzak kalacak olan mahsun bilgic..
sozlugu ozleyecek olan bilgictir de ayni zaman da..
(bkz: gitme donmezsin)
bunu yazari buyuk ihtimalle bir boksordur..
yani abidir,canimizdir cigerimizdir..
ne gerek vardir hataya falan yani di mi??
yani abidir,canimizdir cigerimizdir..
ne gerek vardir hataya falan yani di mi??
ilk okudugumda ya ne yapsin alla halla yeter beaa anlami cikardigim rumuzun sahibi bilgic..
hosgeldin..
hosgeldin..
madde bgimliligini duzenleyen en onemli noromediator..
odullendirmede etkili..
odullendirmede etkili..
herhangi bir madde bagimliligi olan kisinin maddeyi kesmesi sonucu ortaya cikan sendrom..
madde turune gore farkli semptomlar gorulse de genel olarak anksiyete huzursuzluk vs ile seyreder..
madde turune gore farkli semptomlar gorulse de genel olarak anksiyete huzursuzluk vs ile seyreder..
bie seyin eksikligi..
eksiklik..
eksiklik..
tip litraturunde yoksunluk..
asli arapca bir sarki olup, halep’li sabah fahri’dir bestecisi. orjinal adi da kadouka el mayass olarak gecer. 1998’de turkiye’de yayinlanan, klasik arap muzigi toplama albumu arap muzik dunyasi antolojisinde mevcuttu orjinali..
hicaz makamindanmis..
hicaz makamindanmis..
rumuzunu gorur gormez aklima bir sozu getıren yeni bilgic adayi..
yemem diyenden kork derler bizim oralarda..
bence biz de yok diyenden korkalim..
hosgeldin..
yemem diyenden kork derler bizim oralarda..
bence biz de yok diyenden korkalim..
hosgeldin..
candan ercetinin de harika bir sekilde yorumladigi harika eser..
ada sahillerinde bekliyorum
her zaman yollarini gözlüyorum
seni senden güzelim istiyorum
beni şad et şadiye başin için
nerede o mis gibi leylaklar
sararip solmak üzere yapraklar
bana mesken olunca topraklar
beni yad et güzelim başin için
-yunanca sözler-
adalardan modalara geçilir
yar elinden zehir olsa içilir
bu dünyada başa gelen çekilir
beni şad et şadiye başın için
ada sahillerinde bekliyorum
her zaman yollarini gözlüyorum
seni senden güzelim istiyorum
beni şad et şadiye başin için
nerede o mis gibi leylaklar
sararip solmak üzere yapraklar
bana mesken olunca topraklar
beni yad et güzelim başin için
-yunanca sözler-
adalardan modalara geçilir
yar elinden zehir olsa içilir
bu dünyada başa gelen çekilir
beni şad et şadiye başın için
hikayesi:
dünyanın bütün renkleri bir araya toplanmışlar ve hangi rengin en önemli en özel olduğunu tartışmaya başlamışlar:
yeşil söze başlamış: elbette ben en önemli rengim. ben yaşamın ve umudun rengiyim! çimenler, yapraklar, ağaçlar için seçilmişim. yeryüzüne şöyle bir bakın, her taraf benim rengimle kaplı...
mavi oradan atılmış: sen sadece yeryüzünün rengisin, ya ben? ben hem denizin hem gökyüzünün rengiyim. gökyüzündeki mavi insanlara huzur verir ve huzur olmadan da siz hiçbir şey yapamazsınız!
sarı söze karışmış: siz dalga mı geçtiğinizi sanıyorsunuz? ben güneşin rengiyim, bu dünyaya sıcaklık verenim. ben olmasan hepiniz soğuktan donardınız!...
turuncu onun sözünü kesmiş: ya ben?? ben direncin ve sağlığın rengiyim. insanın yaşaması için gerekli vitaminler benim rengimde bulunur. portakalı, havucu düşünün. pek ortalarda görünmeyebilirim ama güneş doğarken ve batarken gökyüzüne o güzelim rengi veren benim unutmayın!..
kırmızı dayanamayıp söze almış: ben hepinizden üstünüm!! ben kan rengindeyim!! kan olmadan yaşam olur mu? hem ben cesaret ve tehlikenin rengiyim!! savaş ve ateş rengindeyim!! aşk ve tutku benimledir!!! bensiz bu dünya bomboş kalırdı!..
mor ayağa kalkmış: hepinizden üstün olan benim! ben gücün ve asaletin rengiyim. bütün liderler ve krallar beni seçmişler. otorite ve bilgeliğin rengi benim. insanlar beni sorgulamaz. onun yerine dinler ve itaat ederler.
ve bütün renkler bir ağızdan konuşmaya devam edip kavgaya tutuşmuşlar. her biri diğerini itip kakıyor ve; en üstün benim... diyormuş.
derken bir anda şimşekler çakmaya başlamış ve yağmur damlaları gökten inmeye başlamış... bütün renkler neye uğradıklarını şaşırıp korkuyla birbirlerine sarılmış. ve yağmur un sesi duyulmuş...
sizi aptal renkler... bu kavganızın anlamı ne? bu üstünlük kavganız neden? siz bilmiyor musunuz ki her biriniz farklı bir görev için yaratıldınız, birbirinizden farklısınız ve her biriniz çok özelsiniz... haydi, şimdi el ele tutuşup bana gelin!.. renkler bu sözlerden çok utanmışlar. el ele tutuşup gökyüzüne doğru havalanmışlar ve bir yay şeklinde oraya yerleşmişler. yağmur; bundan sonra her yağmur yağdığında siz birleşip bir renk cümbüşü olarak gökyüzünden yeryüzüne doğru uzanacaksınız. insanlar sizi gördükçe huzur duyacaki güç bulacaklar. insanlara yarınlar için bir umut olacaksınız... gökyüzünü bir kuşak gibi saracaksınız ve size gökkuşaği diyecekler. anlaştık mı? bu yüzden ne zaman dünyamızı yağmur yıkasa ardından gökkuşağı belirir. biz de gökkuşağındaki o renkler gibi birbirimizden farklı ve hepimiz çok özeliz. bunun farkında olmalı ve uyum içinde yaşamalıyız...
dünyanın bütün renkleri bir araya toplanmışlar ve hangi rengin en önemli en özel olduğunu tartışmaya başlamışlar:
yeşil söze başlamış: elbette ben en önemli rengim. ben yaşamın ve umudun rengiyim! çimenler, yapraklar, ağaçlar için seçilmişim. yeryüzüne şöyle bir bakın, her taraf benim rengimle kaplı...
mavi oradan atılmış: sen sadece yeryüzünün rengisin, ya ben? ben hem denizin hem gökyüzünün rengiyim. gökyüzündeki mavi insanlara huzur verir ve huzur olmadan da siz hiçbir şey yapamazsınız!
sarı söze karışmış: siz dalga mı geçtiğinizi sanıyorsunuz? ben güneşin rengiyim, bu dünyaya sıcaklık verenim. ben olmasan hepiniz soğuktan donardınız!...
turuncu onun sözünü kesmiş: ya ben?? ben direncin ve sağlığın rengiyim. insanın yaşaması için gerekli vitaminler benim rengimde bulunur. portakalı, havucu düşünün. pek ortalarda görünmeyebilirim ama güneş doğarken ve batarken gökyüzüne o güzelim rengi veren benim unutmayın!..
kırmızı dayanamayıp söze almış: ben hepinizden üstünüm!! ben kan rengindeyim!! kan olmadan yaşam olur mu? hem ben cesaret ve tehlikenin rengiyim!! savaş ve ateş rengindeyim!! aşk ve tutku benimledir!!! bensiz bu dünya bomboş kalırdı!..
mor ayağa kalkmış: hepinizden üstün olan benim! ben gücün ve asaletin rengiyim. bütün liderler ve krallar beni seçmişler. otorite ve bilgeliğin rengi benim. insanlar beni sorgulamaz. onun yerine dinler ve itaat ederler.
ve bütün renkler bir ağızdan konuşmaya devam edip kavgaya tutuşmuşlar. her biri diğerini itip kakıyor ve; en üstün benim... diyormuş.
derken bir anda şimşekler çakmaya başlamış ve yağmur damlaları gökten inmeye başlamış... bütün renkler neye uğradıklarını şaşırıp korkuyla birbirlerine sarılmış. ve yağmur un sesi duyulmuş...
sizi aptal renkler... bu kavganızın anlamı ne? bu üstünlük kavganız neden? siz bilmiyor musunuz ki her biriniz farklı bir görev için yaratıldınız, birbirinizden farklısınız ve her biriniz çok özelsiniz... haydi, şimdi el ele tutuşup bana gelin!.. renkler bu sözlerden çok utanmışlar. el ele tutuşup gökyüzüne doğru havalanmışlar ve bir yay şeklinde oraya yerleşmişler. yağmur; bundan sonra her yağmur yağdığında siz birleşip bir renk cümbüşü olarak gökyüzünden yeryüzüne doğru uzanacaksınız. insanlar sizi gördükçe huzur duyacaki güç bulacaklar. insanlara yarınlar için bir umut olacaksınız... gökyüzünü bir kuşak gibi saracaksınız ve size gökkuşaği diyecekler. anlaştık mı? bu yüzden ne zaman dünyamızı yağmur yıkasa ardından gökkuşağı belirir. biz de gökkuşağındaki o renkler gibi birbirimizden farklı ve hepimiz çok özeliz. bunun farkında olmalı ve uyum içinde yaşamalıyız...
turkcell’in son reklami..
kucuk selocanlardan biri piyano basinda digeri de sarki soluyo..
cok sekerler..
izlenilenilesi dinlenilesi reklam..
edit:
kucuk selocanlardan biri piyano basinda digeri de sarki soluyo..
cok sekerler..
izlenilenilesi dinlenilesi reklam..
edit:
(bkz: demans)
kulliyen yalan..
(bkz: yok oyle bi sey )
(bkz: yok oyle bi sey )
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?