kucukken kisin disariya cikamamanin vermis oldugu sikintiyi eglenceye cevirmek icin kardesler arasi yapilan bir nevi ic savastir. cem sultan olayiyla kiyaslandiginda daha ufak tahribatlar vermis oldugu gun gibi asikardir, nitekim annemizin c vitamini alalim diye getirdigi portakallar once afiyetle mideye indirilir, akabinde zulaya atilan kabuklari meydana cikarilir. allah allah nidalari esliginde kabuklar sikilarak karsi tarafin gozleri nisan alinir. kabuktan fiskiran sivi karavana olmadiysa sizim sizim sizlatir. bu sirada zivanadan cikan kardesler kendilerini kaybederken gurultu patirti ederler; derken televizyon izleyen mutlak guc tum hasmetiyle yerinden kalkar ensenizde belirir, her iki tarafa ikiser saplak atarak ateskes ilan eder.
bir diger versiyonu ise mandalina kabuguyla savas yapmaktir, lakin mandalina kabugu ince oldugundan portakalla yapilan kadar zevk vermez.
kendi agzindan yasam oykusu ise soyledir:
bir sanatci olarak "yilmaz guney" diye bilinirim. asil adim yilmaz putundur. adim, zorluklar karsisinda egilmez, umutsuzluga kapilmaz, yilginliga dusmez ve basegmez anlamina gelir; soyadim putun ise bir dag meyvesinin kirilmaz cekirdegi demektir.
1937 yilinda, turkiyede, bir guney sehri olan adananin yenice koyunde dogdum. kurt asilli, topraksiz bir koylu ailenin iki cocugundan biriyim. annem dindardi ve okuma yazma bilmezdi. hâlâ sag... babam ise okuma yazmayi askerde ogrenmisti. annem gibi o da hic okula gitmemisti. 1976da ben kayseri cezaevindeyken oldu. mezarini goremedim...
dokuz yasimdan bu yana hayatimi calisarak kazandim. ilk isim dana gutmekti. liseyi adanada bitirdim. o yillar doruk adinda bir sanat dergisi cikardim. sanata merakliydim ve hikayeler yaziyordum.
1955te bir hikayemden oturu takibata ugradim. hakkimda dava acildi.
1957 yilinda istanbula, iktisat fakultesinde ogrenim gorme hayalleriyle geldim. fakat devam edemedim. 1955ten beri suren takibat ve mahkeme sonuclanmisti ve ben baslangicta yedi bucuk yil agir hapis ve iki bucuk yil surgun cezasina carptirildim. daha sonra temyiz mahkemesi karari bozdu, yeniden gorulen mahkeme sonucu cezam bir bucuk yil agir hapis ve alti ay surgun cezasina cevrildi. ogrenimim yarim kalmisti. onumdeki tek yol, kendimi hayatin okulunda, hayatin kabul ettigi ve dayattigi ogretmenler araciligi ile egitmekti. oyle yaptim...
kitaplar, sinema, is, cezaevi, acimasizlik, hayatin kati kurallari, toplumsal baskilar, kahpelikler, yigitler... karsilastigim zorluklari yenmek icin direnmek ve kararlilik...
ogretmenlerimden biri zordur... 1961 mayisinda cezaeviyle tanistim. 1962 araliginda cezam bitti. muhafazakarligiyla unlu konya sehrine surgune gonderildim. konya sinirlarindan cikamazdim. her aksam polise imza vermeliydim. en cok imzayi polis defterine attim. 180 defa...
1968de askere gittim. 1970 nisaninda dondum. hayatimdan calinan iki yil...
1971 mayisinda on binlerce aydin, sanatci, yazar gibi ben de gozaltina alindim. hakkimda hicbir delil yoktu. sadece kusku.
bir hafta gozaltinda tutulduktan sonra serbest birakildim; resmi olmayan bir emirle, sozlu bir emirle ve tehditle nevsehire uc ayligina yine surgun edildim. bu kez polise imzaya gitmiyordum, polis beni distan kolluyordu.
1972de, martin 16sinda, devrimcilere yardim gerekcesiyle tutuklandim. mahkeme sonucu 10 yil agir hapis ve surgun cezasina carptirildim. ecevit hukumetinin 1974 genel affiyla serbest birakildim. bugun ise ecevit cezaevindedir. 1974 eylulunde, bir cinayet olayina adim karisti ve 19 yila mahkum edildim. cezaevindeyken guney adli bir kultur-sanat dergisi cikardim. onuc sayi sonra sikiyonetimin yeniden gelmesi uzerine, dergimiz kapatildi ve hakkimda yazilarimdan oturu on ayri dava acildi. sucum, komunizm propagandasi yapmak, milli duygulari zayiflatmak, halki suc islemeye tesvik etmek, suc sayilan fiileri ovmek ve devletin icte ve dista itibarini sarsmak... istenen ceza toplami yaklasik 100 yil... 1981 ekiminde, izinli ciktigim isparta yari-acik cezaevine donmedim. sonra da yurt disina ciktim. 1981 ekimine kadar, yaklasik oniki yilimi cesitli cezaevlerinde gecirdim. bu oniki yil icinde, ikisi yari-acik olmak uzere onbes cezaevi tanidim ulkemden ayrildiktan sonra ilk aylarda uc davanin sonuclandigini, sonucta, toplam 20 yil agir hapis, 7 yila yakin da surgun cezasi aldigimi ogrendim... obur davalarim devam etmekte; ancak henuz hangileri sonuclandi, ne kadar daha ceza aldim, bilmiyorum...
bir sanatci olarak "yilmaz guney" diye bilinirim. asil adim yilmaz putundur. adim, zorluklar karsisinda egilmez, umutsuzluga kapilmaz, yilginliga dusmez ve basegmez anlamina gelir; soyadim putun ise bir dag meyvesinin kirilmaz cekirdegi demektir.
1937 yilinda, turkiyede, bir guney sehri olan adananin yenice koyunde dogdum. kurt asilli, topraksiz bir koylu ailenin iki cocugundan biriyim. annem dindardi ve okuma yazma bilmezdi. hâlâ sag... babam ise okuma yazmayi askerde ogrenmisti. annem gibi o da hic okula gitmemisti. 1976da ben kayseri cezaevindeyken oldu. mezarini goremedim...
dokuz yasimdan bu yana hayatimi calisarak kazandim. ilk isim dana gutmekti. liseyi adanada bitirdim. o yillar doruk adinda bir sanat dergisi cikardim. sanata merakliydim ve hikayeler yaziyordum.
1955te bir hikayemden oturu takibata ugradim. hakkimda dava acildi.
1957 yilinda istanbula, iktisat fakultesinde ogrenim gorme hayalleriyle geldim. fakat devam edemedim. 1955ten beri suren takibat ve mahkeme sonuclanmisti ve ben baslangicta yedi bucuk yil agir hapis ve iki bucuk yil surgun cezasina carptirildim. daha sonra temyiz mahkemesi karari bozdu, yeniden gorulen mahkeme sonucu cezam bir bucuk yil agir hapis ve alti ay surgun cezasina cevrildi. ogrenimim yarim kalmisti. onumdeki tek yol, kendimi hayatin okulunda, hayatin kabul ettigi ve dayattigi ogretmenler araciligi ile egitmekti. oyle yaptim...
kitaplar, sinema, is, cezaevi, acimasizlik, hayatin kati kurallari, toplumsal baskilar, kahpelikler, yigitler... karsilastigim zorluklari yenmek icin direnmek ve kararlilik...
ogretmenlerimden biri zordur... 1961 mayisinda cezaeviyle tanistim. 1962 araliginda cezam bitti. muhafazakarligiyla unlu konya sehrine surgune gonderildim. konya sinirlarindan cikamazdim. her aksam polise imza vermeliydim. en cok imzayi polis defterine attim. 180 defa...
1968de askere gittim. 1970 nisaninda dondum. hayatimdan calinan iki yil...
1971 mayisinda on binlerce aydin, sanatci, yazar gibi ben de gozaltina alindim. hakkimda hicbir delil yoktu. sadece kusku.
bir hafta gozaltinda tutulduktan sonra serbest birakildim; resmi olmayan bir emirle, sozlu bir emirle ve tehditle nevsehire uc ayligina yine surgun edildim. bu kez polise imzaya gitmiyordum, polis beni distan kolluyordu.
1972de, martin 16sinda, devrimcilere yardim gerekcesiyle tutuklandim. mahkeme sonucu 10 yil agir hapis ve surgun cezasina carptirildim. ecevit hukumetinin 1974 genel affiyla serbest birakildim. bugun ise ecevit cezaevindedir. 1974 eylulunde, bir cinayet olayina adim karisti ve 19 yila mahkum edildim. cezaevindeyken guney adli bir kultur-sanat dergisi cikardim. onuc sayi sonra sikiyonetimin yeniden gelmesi uzerine, dergimiz kapatildi ve hakkimda yazilarimdan oturu on ayri dava acildi. sucum, komunizm propagandasi yapmak, milli duygulari zayiflatmak, halki suc islemeye tesvik etmek, suc sayilan fiileri ovmek ve devletin icte ve dista itibarini sarsmak... istenen ceza toplami yaklasik 100 yil... 1981 ekiminde, izinli ciktigim isparta yari-acik cezaevine donmedim. sonra da yurt disina ciktim. 1981 ekimine kadar, yaklasik oniki yilimi cesitli cezaevlerinde gecirdim. bu oniki yil icinde, ikisi yari-acik olmak uzere onbes cezaevi tanidim ulkemden ayrildiktan sonra ilk aylarda uc davanin sonuclandigini, sonucta, toplam 20 yil agir hapis, 7 yila yakin da surgun cezasi aldigimi ogrendim... obur davalarim devam etmekte; ancak henuz hangileri sonuclandi, ne kadar daha ceza aldim, bilmiyorum...
bu duvarlar yetmiyor bizi ayirmaya bilesin...
bu parmakliklar, bu demir kapilar, bu hava, inan...
bazen bir yumrukta yikacak kadar guclu,
bazen bir serce kadar gucsuzsem, bir nedeni vardir...
hangi zorlugu yenmemis insanoglu.
hele tasiyorsa icinde bu insanca sevgiyi.
guzel gunler zorlu duraklardan gecer sevdigim.
damla damla birikiyor insan. damla damla sevgili...
bir gun akip gidecegiz hayata...
duvarlar yikilacak, acilacak butun kapilar bilesin.
benim yuregim sensin simdi, seni vurur durur...
ve yine damla damla cogaliyorsun icimde.
(bkz: yilmaz guney)
bu parmakliklar, bu demir kapilar, bu hava, inan...
bazen bir yumrukta yikacak kadar guclu,
bazen bir serce kadar gucsuzsem, bir nedeni vardir...
hangi zorlugu yenmemis insanoglu.
hele tasiyorsa icinde bu insanca sevgiyi.
guzel gunler zorlu duraklardan gecer sevdigim.
damla damla birikiyor insan. damla damla sevgili...
bir gun akip gidecegiz hayata...
duvarlar yikilacak, acilacak butun kapilar bilesin.
benim yuregim sensin simdi, seni vurur durur...
ve yine damla damla cogaliyorsun icimde.
(bkz: yilmaz guney)
sukriye tutkundan dinlendiginde pek bi tadindan yenmez turkudur.
ceyhun yilmaz benim icin kiyak yapip programi sabaha almazsa katilamayacagim bulusmadir.
(bkz: sozluk babamdan izin al lan allahsiz)
(bkz: sozluk babamdan izin al lan allahsiz)
madem onlar bizim reklamimizi yapmis acaba bizim de iade-i reklam yapmamiz gerekir mi diye dusundurten gazete.
icte yasanilan dusunce ve hissiyatin diger kisilere yansitilmasi cabasidir. bu yonden bakildiginda bilgi sozluk te bir disa vurum arenasi sayilabilir.
istedim vermediler sen soforsun dediler versiyonu daha bir makbul olan kamyon, minibus arkasi yazilarindandir.
(bkz: disa vurum)
(bkz: disa vurum)
beklenen cevap "tuvalete gitsin, bahceye ciksin"dir lakin hoca, kitap okusun, resim cizsin, hatta bastan yapsin derse "bitirenler adina sormustum ben bitirmedim ne munasebet" denir ve yapiyormus gibi yapilir.
ocakta yemegi olmasi pek bir muhtemel imam. belki de imame.
bana yine mi sozluk yine mi sozluk derken msnde kisisel iletisini "sozlukte" yapan canim insan. ben dehttp://bilgisozluk.com yapmisimdir, reklamin iyisi kotusu olmaz.
agir romanin soundtracklerinden. haydi atilla ozdemiroglu bir hatadir oldu boyle bir sarkiyi peydahladi diyelim, neden yusuf taskina soylettin be vicdansiz dedirtir adama. ismi ile musemma bir sarkidir, sevda ile birlikte sizi de aglatir:
agla sevdam, agla
agla, zorba bu dunya
agla, susma agla
agla, agla
kordugum cember dort duvar
can evinde bikar, can ucar
bos kalir o hanlar, saraylar
beni sen al
yeminim var
kul oldum, sondum
atesine sar
sar, al beni sana sar
sar, sar
bana sensin yar
habersiz kuslar gecer
geceler zehir zikkim
gozlerimi sel basmis
yagmurlar ardindayim
asigim, ben sana cok asigim
yola cik, yollardayim
agla sevdam, agla
agla, zorba bu dunya
agla, susma agla
agla, agla
kordugum cember dort duvar
can evinde bikar, can ucar
bos kalir o hanlar, saraylar
beni sen al
yeminim var
kul oldum, sondum
atesine sar
sar, al beni sana sar
sar, sar
bana sensin yar
habersiz kuslar gecer
geceler zehir zikkim
gozlerimi sel basmis
yagmurlar ardindayim
asigim, ben sana cok asigim
yola cik, yollardayim
soyleyecegim ama soyleyemiyorum o kadar edepsizlesemedim henuz manasinda kullanilan hanim sozu.
sacma sapan konusan kisilere senden de bu beklenirdi zaten tadinda verilen ayardir. ilkokul yillarinda cokca soylerdik, devami da var lakin terbiyem musade etmiyor.
olmayacak bir seyin olabilirligini entry icinde dogrulayabilmek adina cirpinma durumudur. kolayi entry yazmaktir.
dugunlerde araba plakalarina yapistirilir bu yazilar, camda da kalp icinde evlenen kisilerin isimlerinin bas harfleri bulunur. farkli yonden dusunursek hepsinin duzmece olmasi pek olmasa da muhtemeldir; amac kacak plakali aracin plakasini gizlemek olabilir.
(bkz: entry kasmak)
(bkz: entry kasmak)
sacma salak kiz sorularindan biridir. bunu soyleyen hemcinslerimi siddetle kinamaktayim. akli olan erkek hayir deyip te senin dirdirini ceker mi, derse de hiyardir zaten, salla gitsin.
tavuklusu da yapiliyor bunun, ama kus gribi var neme lazim birazcik kesenin agzini acmak gerekir.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?