confessions

goetica

- Yazar -

  1. toplam entry 15657
  2. takipçi 3
  3. puan 262674

tatlı

goetica
dünyada en tatlı şey
kadın bir,meyva iki
ikisi birbirine
öylesine benzer ki..
kadın var,can eriği,
kah tatlı,kah buruk.
kadın var,üzüm gibi,
yenir olsa da koruk!
kadın var,vişne gibi,
reçel yap tabak tabak.
kadın var,karpuz gibi,
yandın çıkarsa kabak
kadın var,kestanedir,
kış mevsimine sakla,
kadın var,kavun gibi,
aman alırken kokla!
kadın var,incir gibi,
kuru yenir,yaş yenir.
kadın var,muz gibi,
soya soya yenilir.
kısaca her kadının
benzeri bir mevyadır.
ama nikah masasında
evet diyen erkeğin
yediği hep ayvadır

(bkz: ümit yaşar oğuzcan)

insan bir kere olur

goetica
her bulunduğum yerde yitiriyorum seni
yanıbaşımda olduğun oluyor kimi gün
ya da ben oluyorum sessizce gözlerinde
bir yaprak kımıldıyor hafiften
bu sessizlik bir kasırga başlangıcı
kükremeye hazırlanışı denizin
bu,aslanların sarı,vahşi gözlerindeki ölüm parıltısı
bu bir yerde erimek
apansız yok olmak belki de
ve sonra susmak,susmak yüzyıllar boyu
beni unuttuğun bir uzak çizgide
tuvale sürdüğüm boya değil artık
kırmızı kan rengidir gözlerimin
en karadan daha kara yok
oysa en beyazdın sen gecelerimde
o bana en yakın renkti tüy gibi
buram buram sıcaklığını çizerdim duvarlara
kokun bir tuhaftı çocuksu
sonra katmerli bir gül gibiydi baygın
gecenin en koyulaştığı o yerde
düşerdi ellerime darmadağın.
öten bir ishak kuşudur şimdi
haber getirir ölümlerden,dinle
yaşamak bir manga asker karşımda
ateş etmeyin diyorum
bir diyeceğim var
gözlerimi bağlamayın
son defa görmek istiyorum insanı
göğü,güneşi,denizleri
ve bu son ölümün olsun diyorum
bir daha öldürmeyin beni.
kibritim ıslak
sigaram yanmıyor
ne olur bir ateş verin
bu ilk aldanışım değil
bu ilk sönüşü değil umutlarımın
ben bu denizin son kıyısıyım.
bir cam kırıldı uzakta
ta uzakta, içimde bir cam kırıldı
bütün şiirlerim anlamsız şimdi
resimler renksiz, şarkılar ruhsuz
hiç bir şey artık avutamaz beni
bakın, bir çağ devriliyor içimde sersefil
son şair de kırdı son kalemini
ilk meşaleyi kim yaktı bu karanlıkta
kimdi aydınlatan benim zindan gözlerimi
sevilmek mi
o son artığı en ilkel çağların
bir mağara duvarındaki en eski resim
ya sevmek
hiç sönmeden bir ömür boyu
o en güzel huy benimsediğim
yıkıldıkça tutunduğum dal bu boşlukta
o en insancıl gerçeğim benim
ben hep böyle yüzyıllar boyu sevdim
çağlar boyu
kopkoyu bir geceydi yaşadığım sevince
ellerimi arardım, bulamazdım çoğu gün
bir saklayan vardı beni
bir tutan vardı
sana yaklaşamazdım
anlayamadığım korkular vardı içimde
hep böyle seninle sensiz kalırdım ben
bir kıvılcım sönerken
bir yanardağ patlardı içimde.
ko şimdi ben yalnız öleyim
vur ellerimi ekmeğimi al
tiksinir beni kim görse sensiz
utanır yalnızlığım bana baktıkça
aynalar mı
hani nerdeler
kimbilir kaç yüzyıl oldu kendimi görmeyeli
adım mı neydi
besbelli unutmuşum
hadi vur
hadi öldür
kurtar beni ezilmekten çürümekten
hadi gel, açtım kollarımı
bir zaman
ölmeye vaktim mi vardı seni sevmekten
sen büyüyen bir sessizliktin içimde
beni ben eden en duru ırmaktın
en güzeliydin mozaiklerin
seninle maviydi gökyüzüm
çiçeklerim sende yeşerirdi
sen bambaşka bir evren yaratırdın
sularımdan güneşimden rüzgarımdan
bak! nasıl da her şey değişiverdi apansız
şimdi bu karanlıklarda yapayalnız
mavi mavi bir resim ağlar duvarlarımdan
ben bir tohumum
al beni toprağa ek yeniden
neredesin hani ne oldun
antik bir kadın başı mıydın
yoksa bir deniz miydin eskiden
yosunların kurudu mu öldü mü balıkların
hani bir nefertiti yaşamıştı eski mısır’da
yoksa o muydun sen
hadi, anlat bana neydin
belki de uzak belirsiz bir noktaydın sen
öyküme girmeseydin
insan bir kere ölür
her gün ölen umutlarımızdır içimizdeki
paramparça olmuş sevgilerdir
her aldanış
yeni bir aldanışa hazırlar bizi
zamanla renkler değişir
donuklaşır anılar
silinir üstümüzden
güzel olan ne varsa
görür içindeki bütün hayallerin olduğunu
insan yaşarsa.
ve bir gün insan da ölür
çimen gibi yaprak gibi
sarsılır yeryüzü yerinden
devrilen koca bir ağaçtır sanki
durur atışları yorgun kalbimizin
el, ayak kesilir
göz ölür, dudak ölür, kan ölür
susar ta içimizde
yıllardır çalan çalgı
bütün teller ses vermez olur
acılar diner
ve bir gün biter bu çirkin oyun
perde iner...

(bkz: ümit yaşar oğuzcan)

husamettin incir ağacımi getir

goetica
bir deli feyz aldı diyordu
bütün diktatörleri yeryüzünün
bir başkası gökten zembille inmişti
ve bir peygamberdi anlaşılmamış
biri durmadan koşuyordu
üstünde bir don bir gömlek
ve bir başkası
ölmek diyordu
kurtuluş ölmek
o genç bir adamdı
sakalları uzamış saçları kirli
gözleri cam gibi parlıyordu
bir noktaya bakıyor
sessizce ağlıyordu
beni görünce
belli belirsiz bir gülümseme geçti yüzünden
dedi ki
sivaslıyım 27 yaşındayım adım bekir
sonra durdu ve bağırdı uzun uzun
hüsamettin incir ağacımı getir

(bkz: ümit yaşar oğuzcan)

erkekler de ağlar

goetica
kederler vardır yağlı bir ilmek gibi
dolanır boynumuza kör gecelerde.
bir boşlukta durmadan sallanır insan
ki ağlamak son çaredir o yerde.
gözyaşı... o ilk isyanı çocukluğumuzun
bir nehrin yatağından ilk taşması,
yaşamak, sele boğulması arzuların
ve nehirlerin sonunda bir denize karışması
ölür zamanla anılar, dostlar, sevgiler
bir yürek ne kadar dayanır bu özleme?
çalgılar çalmaz olur, şarkılar biter
o yer son çizgidir erkekte direnmenin,
son gülüş de uçar gider dudaklarından
bir damla yaş süzülür solgun yanaklarından

(bkz: ümit yaşar oğuzcan)

bir yerde ölümgüzel oluyor

goetica
insan bir kere ölüyor ne fena
bu düzeni değiştirmeli
bir kere yaşamalı; çok çok ölmeli
en büyük kederler bizim için
bizim için karşılıksız sevgiler
kör kuyular, çıkmaz sokaklar bizim için
dünyaya nasıl gelmişiz sormayın
saygı değer annelerimiz incinmesin
her yerim ayrı ayrı ölmeli
yoksa ölüm yok bana dünyada
bir kurşun beynime girsin
bir bıçak kalbime saplansın
kızgın bir demir dağlasın gözlerimi
sonra gelsin bir manga asker
sert bir komut; bir yaylım ateş
bırak kim bağlarsa bağlasın gözlerimi.
çok düşündüm bilek damarlarımı kesmeyi
rönesans öncesi devirlerden kalma zehir içmeyi
ve düşmeyi yüksek kulelerden mermerler üstüne
ayaklarıma taş bağlayıp denizler altında ölmeyi
yine de ölmedim görüyorsun, ölmedim
o asağılık hesaplar, küçük korkular bırakmadı beni
belki de sen bırakmadın, bilmiyorum
bıraksaydın çoktan unutmuş olacaktın
halbuki şimdi benden kaçman da zor
anlıyorum beni sevmen de zor
dedim ya bir yere kadar yaşamak güzel
ama bir yerde ölüm güzel oluyor

(bkz: ümit yaşar oğuzcan)

senden öncesi yoktu

goetica
bütün bu sürekli arayışlar neden bilir misin
neden bu durup durup isyan etmeler allaha
bu aldanmalar, yıkılmalar, bu sonsuz çalkanış
hep sana yaklaşmak için, biraz daha biraz daha
seni bulmak yılgın, yıkık gecelerden sonra
sana çıkmak merdivenlerden nefes nefes
belki ben yalnız senin güzelliğinde çirkinim
hiç solmasa güzelliğin, böyle hiç bitmese
yanmak var sana yaklaştıkça biliyorum
yok olmak var,kahrolmak var,kül olmak var
öyle bakma gözlerime bakma artık ölüyorum
yaşamanın ta kendisi oysa bu ölmek değil
gözlerim gözlerinden başkasını unuttu
sen yoksan o yokluktur,senden öncesi yoktu.

(bkz: ümit yaşar oğuzcan)

içime sinmiyor

goetica
mükemmel bir sezen aksu şarkısıdır.sözleri:

her sabah güneş doğarken
yeni bir güne başlarken
ne zaman ki güzel bir şey görürüm
sensiz içime sinmiyor

gözlerim arıyor seni
benim çocuk sevgilimi
bir ateş ki yüreğimi
alev alev yakıyor

seni bana vermediler
seni bana vermediler
mutlu olsunlar diyorum
elbet onlar da severler

bazen bir çiçek açarken
bazen bir çocuk gülerken
ne zaman ki içim taşar sevinçten
sensiz içime sinmiyor

dönüp de baktığım zaman
hatıralar ağlaşıyor
bir yara ki her yanımı
ince ince sızlatıyor
685 /

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol