(bkz: aşkin karanlik metali)
(bkz: kan tuz ölü)
kanını değiştirir suyla
birkaç dönemeç önceki ölü
tuzunu yıkar deniz
suyunu değiştirirken ırmağı
denize tılsım dağlıyor
kurşun yayılıyor tenine
ağır
ağır
kurşun
birkaç ölü her dönemeçte
bir ırmak kaç büklüm dönerse
doğuya edilen yemin
kan,tuz,ölü hakkı
kollarına çoğalan ırmaklar
geleceğini tasarlayan coğrafya
tarih ve yemin kuşatırken toprağı
(bkz: murathan mungan)
birkaç dönemeç önceki ölü
tuzunu yıkar deniz
suyunu değiştirirken ırmağı
denize tılsım dağlıyor
kurşun yayılıyor tenine
ağır
ağır
kurşun
birkaç ölü her dönemeçte
bir ırmak kaç büklüm dönerse
doğuya edilen yemin
kan,tuz,ölü hakkı
kollarına çoğalan ırmaklar
geleceğini tasarlayan coğrafya
tarih ve yemin kuşatırken toprağı
(bkz: murathan mungan)
karanlıkta duruyorum aşk vurmasın yüzüme
dokunmasın bana kimse
kimse ulaşmasın artık
tenimin incinen yerlerine
uyanmasın bir daha etimdeki yaralı hayvan
zamanın siyah deltasında çürümek istiyorum
biliyorum artık kimse yok kimsesizliğimde
biliyorum aşka kimse yok
aşkın karanlık metali
soğuyor yüreğimin derinliklerinde
aşklarım,arkadaşlarım,dostlarım
dağılıp gitti herkes
içimi sızlatacak kimse kalmadı içimde.
(bkz: murathan mungan)
dokunmasın bana kimse
kimse ulaşmasın artık
tenimin incinen yerlerine
uyanmasın bir daha etimdeki yaralı hayvan
zamanın siyah deltasında çürümek istiyorum
biliyorum artık kimse yok kimsesizliğimde
biliyorum aşka kimse yok
aşkın karanlık metali
soğuyor yüreğimin derinliklerinde
aşklarım,arkadaşlarım,dostlarım
dağılıp gitti herkes
içimi sızlatacak kimse kalmadı içimde.
(bkz: murathan mungan)
xerxes (1. nesil bilgic)
piiz (2. nesil bilgic)
kratos (2. nesil bilgic)
goetica (2. nesil bilgic)
uzuuun (2. nesil bilgic)
bok bocegi (2. nesil bilgic)
yasakani (comez)
caesarian (comez)
piiz (2. nesil bilgic)
kratos (2. nesil bilgic)
goetica (2. nesil bilgic)
uzuuun (2. nesil bilgic)
bok bocegi (2. nesil bilgic)
yasakani (comez)
caesarian (comez)
ey sevgilim, nerelerde dolaşıyorsun böyle?
geliyor seni candan seven aşığın dur onu dinle.
elemi de, neşeyi de beste yapmış diline.
uzaklaşma şirin yarim.
yolculuklar ,aşıkların buluşmasıyla nihayetlenir.
her tanrı kulu bunu bilir.
aşk nedir? ahret demek değildir her halde.
çınlamalıdır neşesi bu anın gene bu anın kahkahalarıyla
çünkü ne olacağı yarının meçhulümüzdür hala,
boş yere vakit geçirmekten artık yoktur bir salah:
öyle ise gel öp beni,genç ve tatlı sevgilim,
ömrü pek azdır gençliğin.
(bkz: william shakespeare)
geliyor seni candan seven aşığın dur onu dinle.
elemi de, neşeyi de beste yapmış diline.
uzaklaşma şirin yarim.
yolculuklar ,aşıkların buluşmasıyla nihayetlenir.
her tanrı kulu bunu bilir.
aşk nedir? ahret demek değildir her halde.
çınlamalıdır neşesi bu anın gene bu anın kahkahalarıyla
çünkü ne olacağı yarının meçhulümüzdür hala,
boş yere vakit geçirmekten artık yoktur bir salah:
öyle ise gel öp beni,genç ve tatlı sevgilim,
ömrü pek azdır gençliğin.
(bkz: william shakespeare)
murathan mungan şiiridir..
ben hep çabuk çekilen tetiğe yaşadım
yemin ettim
yüreğimdeki ve bedenimdeki
bütün yaralar adına
yüzünün kuyusuna düştüğüm kuytuda
sana olanca aydınlığım ve karanlığımla baktım
aşktan yorgun düştü dinim
dağıldı kehribarım
gül ve buğday yetiştiren
ömrüm adına yemin ederim ki;
ben seçmedim bu ölümü
kaçmasan vurmayacaktım..
ben hep çabuk çekilen tetiğe yaşadım
yemin ettim
yüreğimdeki ve bedenimdeki
bütün yaralar adına
yüzünün kuyusuna düştüğüm kuytuda
sana olanca aydınlığım ve karanlığımla baktım
aşktan yorgun düştü dinim
dağıldı kehribarım
gül ve buğday yetiştiren
ömrüm adına yemin ederim ki;
ben seçmedim bu ölümü
kaçmasan vurmayacaktım..
garcia lorca şiiridir.
ninni söylüyor akşam,
portakallara.
kız kardeşim şarkı söylüyor:
dünya bir portakaldır.
ay ağlıyarak diyor:
bir portakal olmak istiyorum.
olamaz kızım,
pembeleşsen de.
olamaz dönsen bile
küçücük bir limona.
yazık!
ninni söylüyor akşam,
portakallara.
kız kardeşim şarkı söylüyor:
dünya bir portakaldır.
ay ağlıyarak diyor:
bir portakal olmak istiyorum.
olamaz kızım,
pembeleşsen de.
olamaz dönsen bile
küçücük bir limona.
yazık!
charles baudelaire şiiridir..
yatağımız olacak ,hafif kokuyla dolu,
divanımız olacak ,bir mezar gibi derin;
bizim için açılmış, en güzel iklimlerin
o garip çiçekleri süsleyecek konsolu.
son sıcaklıklarını sarfederek hovarda,
birer ulu meşale olacak kalplerimiz;
çifte ışıklarından gidip gelecek bir iz
ikimizin ruhunda, o ikiz aynalarda.
pembe, lahuti mavi bir akşam saatinde,
vedala dolu, uzun bir hıçkırık halinde
yanacak aramızda bir tek şimşeğin feri;
nihayet kapıları biraz aralayarak,
sadık ve şen bir melek gelip uyandıracak
buğulu aynaları ve ölmüş alevleri
yatağımız olacak ,hafif kokuyla dolu,
divanımız olacak ,bir mezar gibi derin;
bizim için açılmış, en güzel iklimlerin
o garip çiçekleri süsleyecek konsolu.
son sıcaklıklarını sarfederek hovarda,
birer ulu meşale olacak kalplerimiz;
çifte ışıklarından gidip gelecek bir iz
ikimizin ruhunda, o ikiz aynalarda.
pembe, lahuti mavi bir akşam saatinde,
vedala dolu, uzun bir hıçkırık halinde
yanacak aramızda bir tek şimşeğin feri;
nihayet kapıları biraz aralayarak,
sadık ve şen bir melek gelip uyandıracak
buğulu aynaları ve ölmüş alevleri
özledim seni...
ayrılık yüreğimi uyuşturuyor karıncalandırıyor nicedir.
beynimi uyuşturuyor özlemin...
çok sık birlikte olmasak bile
benimle olduğunu bilmenin
bunca zamandır içimi ısıttığını
yeni yeni anlıyorum
yokluğun,
hatırladıkça yüreğime saplanan bir sizi olmaktan çıkıp
mütemadiyen bir boşluğa
sabahları seni okşayarak başlamaları
aksamları her isi bir kenara koyup
seninle baş başa konuşmaları özlüyorum;
oynaşmalarımızı,
yürüyüşlerimizi,
sevimli haşarılığını,
çocuksu küskünlüğünü...
nasılda serttin başkalarına karşı
beni savunurken;
ve ne kadar yumuşak
bir çift kısık gözle kendini
ellerimin okşayışına bırakırken
gitmeni asla istemediğim halde
buna mecbur olduğunu görmek
ve sana bunları söylemeden
git artık demek
beni ne kadar çabuk unutursan, o kadar çabuk
kavuşacaksın mutluluğa
demek sana nede zor
seni görmemek ve belki yıllar sonra
karsılaştığımızda
bana bir yabancı gibi bakmanı istemek senden...
yeni bir sevdayı yasakladığım kalbime söz geçirmek....
(bkz: can yücel)
ayrılık yüreğimi uyuşturuyor karıncalandırıyor nicedir.
beynimi uyuşturuyor özlemin...
çok sık birlikte olmasak bile
benimle olduğunu bilmenin
bunca zamandır içimi ısıttığını
yeni yeni anlıyorum
yokluğun,
hatırladıkça yüreğime saplanan bir sizi olmaktan çıkıp
mütemadiyen bir boşluğa
sabahları seni okşayarak başlamaları
aksamları her isi bir kenara koyup
seninle baş başa konuşmaları özlüyorum;
oynaşmalarımızı,
yürüyüşlerimizi,
sevimli haşarılığını,
çocuksu küskünlüğünü...
nasılda serttin başkalarına karşı
beni savunurken;
ve ne kadar yumuşak
bir çift kısık gözle kendini
ellerimin okşayışına bırakırken
gitmeni asla istemediğim halde
buna mecbur olduğunu görmek
ve sana bunları söylemeden
git artık demek
beni ne kadar çabuk unutursan, o kadar çabuk
kavuşacaksın mutluluğa
demek sana nede zor
seni görmemek ve belki yıllar sonra
karsılaştığımızda
bana bir yabancı gibi bakmanı istemek senden...
yeni bir sevdayı yasakladığım kalbime söz geçirmek....
(bkz: can yücel)
(bkz: öğrendim ki)
ataol behramoglu nun sonuna kadar okunduğunda çok şey anlattığı herkesin kendine dair bir şeyler bulabileceği şiiri.
öğrendim ki...
kimseyi sizi sevmeye zorlayamazsınız.
kendinizi sevilecek insan yapabilirsiniz,
gerisini karşı tarafa bırakırsınız.
öğrendim ki...
güveni geliştirmek yıllar alıyor,
yıkmak bir dakika.
öğrendim ki...
hayatında nelere sahip olduğun değil
kiminle olduğun önemli.
öğrendim ki...
sevimlilik yaparak 15 dakika kazanmak mümkün
ama sonrası için bir şeyler bilmek gerek.
öğrendim ki...
kendini en iyilerle kıyaslamak değil
kendi en iyinle kıyaslamak sonuç getirir.
öğrendim ki...
insanların başına ne geldiği değil
o durumda ne yaptıkları önemli.
öğrendim ki...
ne kadar küçük dilimlersen dilimle
her işin iki yüzü var.
öğrendim ki...
olmak istediğim insan olabilmem
çok vakit alıyor.
öğrendim ki...
karşılık vermek
düşünmekten çok daha basit.
öğrendim ki...
bütün sevdiklerinle iyi ayrılman gerek
hangisi son görüşme olacak bilemiyorsun.
öğrendim ki...
bittim dediğin andan itibaren
pilinin bitmesine daha çok var.
öğrendim ki...
sen tepkilerini kontrol edemezsen
tepkilerin hayatını kontrol eder.
öğrendim ki...
kahraman dediğimiz insanlar
bir şey yapılması gerektiğinde
yapılması gerekeni
şartlar ne olursa olsun yapanlar.
öğrendim ki...
affetmeyi öğrenmek deneyerek oluyor.
öğrendim ki...
bazı insanlar sizi çok seviyor
ama bunu nasıl göstereceğini bilemiyor.
öğrendim ki...
ne kadar ilgi ve ihtimam gösterseniz
bazıları hiç karşılık vermiyor.
öğrendim ki...
para ucuz bir başarı.
öğrendim ki...
en iyi arkadaşla sıkıcı an olmaz.
öğrendim ki...
düştüğün anda seni tekmeleyeceğini düşündüklerinden bazıları
kaldırmak için elini uzatır.
öğrendim ki...
iki insan aynı şeye bakıp
tamamen farklı şeyler görebilir.
öğrendim ki...
aşık olmanın ve aşkı yaşamanın çok çeşidi vardır.
öğrendim ki...
her şartta kendisiyle dürüst kalanlar
daha uzun yol yürüyor.
öğrendim ki...
hiç tanımadığın insanlar,
iki saat içinde,
senin hayatını değiştirir.
öğrendim ki...
anlatmak ve yazmak ruhu rahatlatır.
öğrendim ki...
duvarda asılı diplomalar
insanı insan yapmaya yetmez.
öğrendim ki...
aşk kelimesi ne kadar çok kullanılırsa,anlam yükü o kadar azalır.
öğrendim ki...
karşısındakini kırmamak ve inançlarını savunmak arasında çizginin
nereden geçtiğini bulmak zor.
öğrendim ki...
gerçek arkadaşlar arasına mesafe girmez.
gerçek aşkların da!
öğrendim ki...
tecrübenin kaç yaşgünü partisi yaşadığınızla ilgisi yok,
ne tür deneyimler yaşadığınızla var.
öğrendim ki...
aile hep insanın yanında olmuyor.
akrabanız olmayan insanlardan ilgi,sevgi ve güven öğrenebiliyorsunuz.
aile her zaman biyolojik değil.
öğrendim ki...
ne kadar yakın olursa olsunlar
en iyi arkadaşlar da ara sıra üzebilir.
onları affetmek gerekir.
öğrendim ki...
bazen başkalarını affetmek yetmiyor.
bazen insanın kendisini affedebilmesi gerekiyor.
öğrendim ki...
yüreğiniz ne kadar kan ağlarsa ağlasın
dünya sizin için dönmesini durdurmuyor.
öğrendim ki...
şartlar ve olaylar,
kim olduğumuzu etkilemiş olabilir.
ama ne olduğumuzdan kendimiz sorumluyuz.
öğrendim ki...
iki kişi münakaşa ediyorsa,
bu birbirlerini sevmedikleri anlamına gelmez.
etmemeleri de sevdikleri anlamına gelmez.
öğrendim ki...
her problem kendi içinde bir fırsat saklar.
ve problem,fırsatın yanında cüce kalır.
öğrendim ki...
sevgiyi çabuk kaybediyorsun,pişmanlığın uzun yıllar sürüyor.
öğrendim ki...
kimseyi sizi sevmeye zorlayamazsınız.
kendinizi sevilecek insan yapabilirsiniz,
gerisini karşı tarafa bırakırsınız.
öğrendim ki...
güveni geliştirmek yıllar alıyor,
yıkmak bir dakika.
öğrendim ki...
hayatında nelere sahip olduğun değil
kiminle olduğun önemli.
öğrendim ki...
sevimlilik yaparak 15 dakika kazanmak mümkün
ama sonrası için bir şeyler bilmek gerek.
öğrendim ki...
kendini en iyilerle kıyaslamak değil
kendi en iyinle kıyaslamak sonuç getirir.
öğrendim ki...
insanların başına ne geldiği değil
o durumda ne yaptıkları önemli.
öğrendim ki...
ne kadar küçük dilimlersen dilimle
her işin iki yüzü var.
öğrendim ki...
olmak istediğim insan olabilmem
çok vakit alıyor.
öğrendim ki...
karşılık vermek
düşünmekten çok daha basit.
öğrendim ki...
bütün sevdiklerinle iyi ayrılman gerek
hangisi son görüşme olacak bilemiyorsun.
öğrendim ki...
bittim dediğin andan itibaren
pilinin bitmesine daha çok var.
öğrendim ki...
sen tepkilerini kontrol edemezsen
tepkilerin hayatını kontrol eder.
öğrendim ki...
kahraman dediğimiz insanlar
bir şey yapılması gerektiğinde
yapılması gerekeni
şartlar ne olursa olsun yapanlar.
öğrendim ki...
affetmeyi öğrenmek deneyerek oluyor.
öğrendim ki...
bazı insanlar sizi çok seviyor
ama bunu nasıl göstereceğini bilemiyor.
öğrendim ki...
ne kadar ilgi ve ihtimam gösterseniz
bazıları hiç karşılık vermiyor.
öğrendim ki...
para ucuz bir başarı.
öğrendim ki...
en iyi arkadaşla sıkıcı an olmaz.
öğrendim ki...
düştüğün anda seni tekmeleyeceğini düşündüklerinden bazıları
kaldırmak için elini uzatır.
öğrendim ki...
iki insan aynı şeye bakıp
tamamen farklı şeyler görebilir.
öğrendim ki...
aşık olmanın ve aşkı yaşamanın çok çeşidi vardır.
öğrendim ki...
her şartta kendisiyle dürüst kalanlar
daha uzun yol yürüyor.
öğrendim ki...
hiç tanımadığın insanlar,
iki saat içinde,
senin hayatını değiştirir.
öğrendim ki...
anlatmak ve yazmak ruhu rahatlatır.
öğrendim ki...
duvarda asılı diplomalar
insanı insan yapmaya yetmez.
öğrendim ki...
aşk kelimesi ne kadar çok kullanılırsa,anlam yükü o kadar azalır.
öğrendim ki...
karşısındakini kırmamak ve inançlarını savunmak arasında çizginin
nereden geçtiğini bulmak zor.
öğrendim ki...
gerçek arkadaşlar arasına mesafe girmez.
gerçek aşkların da!
öğrendim ki...
tecrübenin kaç yaşgünü partisi yaşadığınızla ilgisi yok,
ne tür deneyimler yaşadığınızla var.
öğrendim ki...
aile hep insanın yanında olmuyor.
akrabanız olmayan insanlardan ilgi,sevgi ve güven öğrenebiliyorsunuz.
aile her zaman biyolojik değil.
öğrendim ki...
ne kadar yakın olursa olsunlar
en iyi arkadaşlar da ara sıra üzebilir.
onları affetmek gerekir.
öğrendim ki...
bazen başkalarını affetmek yetmiyor.
bazen insanın kendisini affedebilmesi gerekiyor.
öğrendim ki...
yüreğiniz ne kadar kan ağlarsa ağlasın
dünya sizin için dönmesini durdurmuyor.
öğrendim ki...
şartlar ve olaylar,
kim olduğumuzu etkilemiş olabilir.
ama ne olduğumuzdan kendimiz sorumluyuz.
öğrendim ki...
iki kişi münakaşa ediyorsa,
bu birbirlerini sevmedikleri anlamına gelmez.
etmemeleri de sevdikleri anlamına gelmez.
öğrendim ki...
her problem kendi içinde bir fırsat saklar.
ve problem,fırsatın yanında cüce kalır.
öğrendim ki...
sevgiyi çabuk kaybediyorsun,pişmanlığın uzun yıllar sürüyor.
(bkz: ugur a agit degil ovgu)
ataol behramoğlu nun uğur mumcu için yazdığı çok güzel bir şiirdir.
günümüzde insan olmanın
çok ağır bedeli var
ya parçası olacaksın alçaklığın
ya seni parçalarlar
oysa insan olmak
çoğalabilmektir başkalarıyla
insansın,birinin canı yanarken
seninde canın yanıyorsa
bir bombayla canına kıyılan
çoğalmasını bilen biriydi
daha az uğur mumcu’yduk dün
daha çok uğur mumcu’yuz şimdi
günümüzde insan olmanın
çok ağır bedeli var
ya parçası olacaksın alçaklığın
ya seni parçalarlar
oysa insan olmak
çoğalabilmektir başkalarıyla
insansın,birinin canı yanarken
seninde canın yanıyorsa
bir bombayla canına kıyılan
çoğalmasını bilen biriydi
daha az uğur mumcu’yduk dün
daha çok uğur mumcu’yuz şimdi
ataol behramoglu nun bir şiiridir.
cok sevdim bir zamanlar,seviyorum yine de
alip basimi gitmeyi yollar boyunca
seyretmek bir bozkir aksamini camindan bir otobusun
masal sehirlerini gecerken hizla
cok sevdim bir zamanlar,seviyorum yine de
urpertili,simsicak tenini kadinlarin
salmak serin sulara govdemi
dusup gitmek ardina siirin ve askin
cok sevdim bir zamanlar,seviyorum yine de
varoldugumu dusunmeyi,urpererek
karanlik bir odada kucuk bir cocuk gibi
yagmurdan ve yalnizliktan urkek
cok sevdim birzamanlar,seviyorum yine de
dusuncemi genis ve sonsuz olanla birlestirmeyi
hircin ve ele gecmezce atilgan
uysal ve usulcacik benim olan seyi...
cok sevdim bir zamanlar,seviyorum yine de
ve hep sevecegim beynim ve tenim varoldukca bu dunyada
piril piril olani,her zaman bir guz diriliginde
degismez ve degisken olani sonsuzca...
cok sevdim bir zamanlar,seviyorum yine de
alip basimi gitmeyi yollar boyunca
seyretmek bir bozkir aksamini camindan bir otobusun
masal sehirlerini gecerken hizla
cok sevdim bir zamanlar,seviyorum yine de
urpertili,simsicak tenini kadinlarin
salmak serin sulara govdemi
dusup gitmek ardina siirin ve askin
cok sevdim bir zamanlar,seviyorum yine de
varoldugumu dusunmeyi,urpererek
karanlik bir odada kucuk bir cocuk gibi
yagmurdan ve yalnizliktan urkek
cok sevdim birzamanlar,seviyorum yine de
dusuncemi genis ve sonsuz olanla birlestirmeyi
hircin ve ele gecmezce atilgan
uysal ve usulcacik benim olan seyi...
cok sevdim bir zamanlar,seviyorum yine de
ve hep sevecegim beynim ve tenim varoldukca bu dunyada
piril piril olani,her zaman bir guz diriliginde
degismez ve degisken olani sonsuzca...
ayrıca bir atilla ilhan şiiridir.
karanlığın insanı delirten bir ihtişamı vardır
yıldızlar aydınlık fikirler gibi havada salkım salkım
bu gece dağ başları kadar yalnızım
çiçekler damlıyor gecenin parmaklarından
dudaklarımda eski bir mektep türküsü
karanlıkta sana doğru uzanmış ellerim
gözlerim gözlerini arıyor durmadan
nerdesin?
karanlığın insanı delirten bir ihtişamı vardır
yıldızlar aydınlık fikirler gibi havada salkım salkım
bu gece dağ başları kadar yalnızım
çiçekler damlıyor gecenin parmaklarından
dudaklarımda eski bir mektep türküsü
karanlıkta sana doğru uzanmış ellerim
gözlerim gözlerini arıyor durmadan
nerdesin?
beni sürekli bir şey takip ediyor..tam arka..
kuyruğum o benim..
kuyruğum o benim..
beni yiyecek..öldürecek..üstüme geliyor işte..bu sefer öleceğim..kaçmalıyım..
(bkz: elektrik süpürgesi)
(bkz: elektrik süpürgesi)
bunları yemeye bayılıyorum hiç bitmiyor.tadı yok gibi ama olsun.ama anlamadığım bir şey var.neden her yediğimde sahibim bana kızıyor?
(bkz: ayakkabı)
(bkz: ayakkabı)
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?