gece eve abinin kız arkadaşı gelir..
-abi +kardeş
+abii ben dışarı çıkıcam
-nereye?
+arkadaşım alcak gideriz biyerlere ne bileyim ararım
-yok çıkma sen,çıkma.
+çıkayım çıkayım
-çıkma geç oldu
+nolcak ki arkadaşım da var hem kız başıma çıkmıyorum ki
-çıkma sen,arkadaş kim bu arada?
+e iyi ben çıkmayayım,film izlerim sizin yanınızda oturup.
-1 saat sonra evdesin
+ehehe 2 saat olsa?
-şansını zorlama
+ee hangi filmi izliyoruz?
-defol!
(bkz: yangın yeri)
eurovision yarı finalinde gördüğü estonyalı sandra ya aşık olan faten,estonyaya gidip sandrayı buldu atının arkasına attığı gibi getirip imam nikahını bastı.estonyalı sandra türk kızı selime oldu.o artık evinin kadını çocuklarının anası ve artık şarkılarını sadece faten için söylüyor.
(bkz: saçmalıyorum muntazaman)
(bkz: saçmalıyorum muntazaman)
bu yuce insan bulutların arkasına gizlenir nerede tam mutlu bitecek masal var ise nerede kavuşacak bir çift var ise onların kafasına kafasına atar elmaları anın içine eder.
bir can yücel şiiridir.
hişt hacı yaylan bakalım
closed dedik be adam
pazdos cest fini
başını bekleycek değiliz a sabaha kadar
uyan bre taş arabası
gözünü seveyim çileden çıkarma beni
go home hacı go home
aman beyim alah razı olsun senden
bişeyler söyle şu dürzüye
kanımı kuruttu iki saattir
ne
asansöre mi binmiş dedin
fırt inip fırt çıkıyormuş
hay yedi kat yerin dibine geçsin
yıl oldu bu masaya çörekleneli
waiter aşağı waiter yukarı
bir buçuk şise viski yuvarladı en azından
külahıma anlatsın o bu palavraları
yok efendim buralarda değilmiş kendisi
memleketindeymiş
new york mu ne karın ağrısıysa
yüz katlı bir binadaymış
asansörcülük edermiş
üstünde kırmızı yelek
altında siyah pantol
on saattir nöbetteymiş de
geberiyormuş uykusuzluktan
ine çıka zifire kararmış
kara su inmiş ayaklarına
yediği naneye bak
beni de patron sanmış
hiç güleceğim yoktu beyim
sahi korkmuş mu herif
ya kovarsa beni diyor ha
iş başında uyumasın itoğlu
kovarım tabiy
evde karısı varmış bekleyen
iki de oğlan çocuğu
öyleyse aklın nerdeydi ulan
edebinle çalışaydın
siz söyleyin beyim öyle dimi yani
allah layığını versin beyim
herif sahiden korkuyor benden
hadi hacı yürü bakalım
bırak bu patron polimlerini
öyle ötlek ötlek bakma yüzüme
ha şöyle dayan koluma doğrul
ben de yorgunum a ziyani yok
bir de taksi buluruz sana
ha gayret aslanım ha gayret
çoğu gitti ayı kaldı
go home hacı go home
hişt hacı yaylan bakalım
closed dedik be adam
pazdos cest fini
başını bekleycek değiliz a sabaha kadar
uyan bre taş arabası
gözünü seveyim çileden çıkarma beni
go home hacı go home
aman beyim alah razı olsun senden
bişeyler söyle şu dürzüye
kanımı kuruttu iki saattir
ne
asansöre mi binmiş dedin
fırt inip fırt çıkıyormuş
hay yedi kat yerin dibine geçsin
yıl oldu bu masaya çörekleneli
waiter aşağı waiter yukarı
bir buçuk şise viski yuvarladı en azından
külahıma anlatsın o bu palavraları
yok efendim buralarda değilmiş kendisi
memleketindeymiş
new york mu ne karın ağrısıysa
yüz katlı bir binadaymış
asansörcülük edermiş
üstünde kırmızı yelek
altında siyah pantol
on saattir nöbetteymiş de
geberiyormuş uykusuzluktan
ine çıka zifire kararmış
kara su inmiş ayaklarına
yediği naneye bak
beni de patron sanmış
hiç güleceğim yoktu beyim
sahi korkmuş mu herif
ya kovarsa beni diyor ha
iş başında uyumasın itoğlu
kovarım tabiy
evde karısı varmış bekleyen
iki de oğlan çocuğu
öyleyse aklın nerdeydi ulan
edebinle çalışaydın
siz söyleyin beyim öyle dimi yani
allah layığını versin beyim
herif sahiden korkuyor benden
hadi hacı yürü bakalım
bırak bu patron polimlerini
öyle ötlek ötlek bakma yüzüme
ha şöyle dayan koluma doğrul
ben de yorgunum a ziyani yok
bir de taksi buluruz sana
ha gayret aslanım ha gayret
çoğu gitti ayı kaldı
go home hacı go home
evinizin önünde dolaşsam
seni bulamazdım,
sen gözlerinde bahçeler olan
şimdi evimdeki karım.
senin kadar güzel olsun çocuklarım
gökyüzü bugün ne kadar da çok
yıldızlarla dolu avuçların
(bkz: cahit külebi)
seni bulamazdım,
sen gözlerinde bahçeler olan
şimdi evimdeki karım.
senin kadar güzel olsun çocuklarım
gökyüzü bugün ne kadar da çok
yıldızlarla dolu avuçların
(bkz: cahit külebi)
gülüşünde bir mana var
saklayamazsın
sarılışında ne düşler
ne düşükler
sakınamazsın
aynı yolları,
kimsesiz mekanları
birlikte özleme hasreti
yalnızlığımın dert ortağı gastrit...
gülüşünde bir mana var
saklayamazsın
bütün iç savaşlarda
rehin alındı bu yürek
kandıramazsın
hangi çekilişin
büyük ikramiyesi bu,
en uzak sevişmelerin
yeni yetme utancı
lakin aşk
biraz da utanmaktır yaşamaktan
sakınamazsın...
yeni yetmelik işine gelince
o zaten hepimizin gizli öznesi
türkçede var
bazı dillerde yok
gülüşünde bir mana var
saklayamazsın
kime niyet kime felaket bu aşk
anlayamazsın
ödümüz patlıyor acı çekmekten
oysa
biraz da acıdır
aşkın mayası...
kaçınamazsın...
gülüşündeki manayı saklayamazsın
tutunacak verimiz yok
resmi tutanaklarda
gülüşünde bin yıllık hasret var
saklayamazsın
bu yazık karşılaşmanın
alnımıza çakılıyor anafikri
aşka cesaretimiz yoksa
başka zaman görüşürüz
(bkz: yılmaz erdoğan)
saklayamazsın
sarılışında ne düşler
ne düşükler
sakınamazsın
aynı yolları,
kimsesiz mekanları
birlikte özleme hasreti
yalnızlığımın dert ortağı gastrit...
gülüşünde bir mana var
saklayamazsın
bütün iç savaşlarda
rehin alındı bu yürek
kandıramazsın
hangi çekilişin
büyük ikramiyesi bu,
en uzak sevişmelerin
yeni yetme utancı
lakin aşk
biraz da utanmaktır yaşamaktan
sakınamazsın...
yeni yetmelik işine gelince
o zaten hepimizin gizli öznesi
türkçede var
bazı dillerde yok
gülüşünde bir mana var
saklayamazsın
kime niyet kime felaket bu aşk
anlayamazsın
ödümüz patlıyor acı çekmekten
oysa
biraz da acıdır
aşkın mayası...
kaçınamazsın...
gülüşündeki manayı saklayamazsın
tutunacak verimiz yok
resmi tutanaklarda
gülüşünde bin yıllık hasret var
saklayamazsın
bu yazık karşılaşmanın
alnımıza çakılıyor anafikri
aşka cesaretimiz yoksa
başka zaman görüşürüz
(bkz: yılmaz erdoğan)
(bkz: insanlık öldü mü)
koşulacak bir sancı gibi inceden
genceden aktım geceye
ihtiyar sokaklarda acemi lambalar
ve ıslak bir ışık ilkbahara
ilkbaharın günahı olmaz nasılsa...
çocuklar bulmuş, getirdiler
kanadı kırılmış bir nisan yağmurunu
nisanın kuyruğuna teneke bağlar mı insan,
çocuk olmasa?...
aşk şakasını kaldırır mı insan,
çocuk olmasa...
bir celsede boşanıyor mağrur bir yağmur,
nisanların yenildiği yalancı baharlarda...
ilkbaharın günahı olmaz nasılsa !
(bkz: yılmaz erdoğan)
genceden aktım geceye
ihtiyar sokaklarda acemi lambalar
ve ıslak bir ışık ilkbahara
ilkbaharın günahı olmaz nasılsa...
çocuklar bulmuş, getirdiler
kanadı kırılmış bir nisan yağmurunu
nisanın kuyruğuna teneke bağlar mı insan,
çocuk olmasa?...
aşk şakasını kaldırır mı insan,
çocuk olmasa...
bir celsede boşanıyor mağrur bir yağmur,
nisanların yenildiği yalancı baharlarda...
ilkbaharın günahı olmaz nasılsa !
(bkz: yılmaz erdoğan)
gun itibariyle içinde bulunduğumuz anlamlı ve güzel gün.
(bkz: haydi gençlik hop hop hop)
(bkz: haydi gençlik hop hop hop)
(bkz: turquoise)
(bkz: turkuaz)
yazlık yerlerde butun gun suyuuun tadı güzel olmalıaa eriklieee diyen gezen arabalardan dolayı nefret edilesi su markası.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?