confessions

goetica

- Yazar -

  1. toplam entry 15657
  2. takipçi 3
  3. puan 262725

tarih tekerrur etmez bunu hangi manyak söyledi

goetica
kucuk iskender yazısıdır...

karanlık bir kutu bu. insanın karakutusu kurukafasıdır diyen uzak arkadaşımın, ayaklarını sallaya sallaya oturduğu duvarın üstünden üzerime kağıttan uçaklar attığı gece! onun havaalanı olduğum saatlere yargısız sadakatlerin çöküşü! kur yapan bir karınca yuvası vardı gözbebeklerinde!

hüznün çiçeği pek yakışır sevgilinin ağzına! hafif hafif ısırır! kıpkırmızı bir elbise giymiştir ve sonsuza kadar da çıkartmayacaktır onu. bir savaşa gidiyordur; öldürecektir! barış yanlısı olamayacak kadar talihsizdir!

kemanla piyanonun gücünü gözler önüne seren nefis bir melodi olarak hatırlanacaksın sen çocuk! düştüğün adada, sahilde yaktığın ateş gibi parlayacak göğsüm sen beni yaşattıkça!
bileğimi kestim..bileğini kestin: ordan çektiğimiz iki damarı bağladık birbirine. artık büyük dolaşım’ın adı, sevda’dır! içimde hissederken kanını, bu şehrin daraldığını aşağılara doğru genişlemek istediğini düşünüyorum.

kanın beni üşütüyor...
sen sakın menenjit olma, e mi?!

hiçbir şeyi unutma! ben unutmayacağım!.’ diye fısıldamıştın kulağıma otobüse binerken. arkanda seni seven adam duruyordu. bakışlarımı kaçırmıştım. bakışlarımı kaçırıp yüzümden fidye istemiştim.

şimdi aynı bardaktan su içemiyoruz!

ben bunu biliyorum, su biliyor, bardak biliyor; bir sen bilmiyorsun!

seyahat acentaları önünde ayrılan, orda kavuşan, orda bir tutkuya büyümesi için izin veren insanlardan bizi ayıran nedir ki..

ayrılığı dört tekerleğin yönüne bindiren mi suçludur, o dört tekerleğe bir beşinci tekerlek olarak eklenen mi?! ansiklopediler açıklayamıyor bunu!

dallı budaklı bir bedende, teras katındayız! bütün görüp görebileceğimiz: hayat! o yüzden zar tutma, kağıt kurma, taş çalma aşkın peşinde koştururken! kök salmak, bitkilere has bir özelliktir; sen tek bir yere yerleşemezsin. geleceksin...
seni ölüme, aykırılığa, başkaldırıya davet eden, ait olduğun..
bu soktuğum cehenneme geleceksin...


bir çeşit love story meselesi!
ama cesaret biraz da büzük meselesi!


sesim duyuluyor mu?! sesimi işitmeye çalışanların kulakları var mı?!
gece otobüslerinde cam kenarı masalları. gece otobüslerinde valizlere, çantalara doldurulup götürülen onca an! gece otobüslerinin seveni karartan o soluk, sarı ışıkları!

karanlık bir kutu bu. karanlığı yasallaştıran, karanlığı bir güç gösterisine dönüştüren, aydınlıklarla sınırlı olduğunu kanıtlayan bir kutu bu otobüs! muavini çağır yanına ve ona de ki: ’ben asla gelmemiştim, asla da dönmüyorum!.’
zamana arka çıkan kahramanlar, yiğitlikler-trajik çelişkiler ve bir boka yaramayacak hüzünler için yakınlaştık seninle. yeni yıkanmış bir salkım üzüm gibiydin şarabını saklayan. ben ortaçağ avrupası’nı anlatan uzun metrajlı, biraz yavan, biraz vakit geçirtici bir filmdim; sen ise nirvana’ya ait şık bir klip! aşk, ağır iştir: emekli olamazsın, sigortası yoktur, ikramiye alamazsın, yıllık tatil izni verilmez, greve kalkıştın mı yersin sopayı, her dakika lokavt tehlikesiyle burun burunasındır, kaza riski yüksektir, amatörce uğraşılır! aşk, ağır iştir! yol boyunca bunları şoföre dayatamazsın. o, uykuya yenilmek üzeredir, sen ise rüyaya!


yolculuklar neye ulaşma isteğidir?! bir inkar, bir veda, bir çarpışma, bir yaralanma nedeni midir?!

böyle siktirip gitmek geride kalanı sahnede zorla stand up tragedia oyuncusu kılmaz mı?! bu kılınan, farz mıdır?!


otobüslerin hiç mi vicdanı yoktur?!
gece otobüslerinde kurduğun hikayeler, walkman’de dinlediğin ezgiler.
gece otobüslerinin konakladığı tesislerde birkaç lokma atıştırırken kendini farklı bir açlığa ve susuzluğa gömülü bulman. gece otobüslerinin kırgın, ezik, yılgın yolcuları! heeey, size diyorum! otobüsümüz asla mola vermeyecektir ve siz ihtiyaçlarınızı gidermek için bambaşka aşk yolculukları yapmak zorunda kalacaksınız. bu dediklerim menenjite yol açmaz değil mi?! sen frengi de olma!

karanlık bir kutu bu otobüs. buğuladığın cama birşeyler yazmaya çalışırken sen, hareket ediyor araç. bakıyoruz ardından. işte gidiyorsun!
gidiyorsun işte! bir kenti terkediyorsun. belki de sonsuza kadar.

sonsuzluk neyse ne halta yararsa..
sonsuza kadar kadar terkediyorsun belki de. kaybolan farlara, stop lambalarına şöyle seslenmek geliyor içimden:
’ben bir silahım! ama hiçbir silah yaralamaz insanı, bir başka insan olmadan!’

herkes sevgilisini mutlu etmek için ıssız adaya

goetica
orjinali herkes sevgilisini mutlu etmek için ıssız adaya du$er olan lakin 50 karakter sınırına takılan kucuk iskender yazısı..


sana söz veriyorum; bu gece herşey çok farklı olacak: örneğin beni dövmene müsaade edeceğim. bir gözümü de çıkartabilirsin. yalnız, kemik kırma konusunda kararsızım. kemiklerim bana lazım

sana söz veriyorum; bu gece herşey çok farklı olacak: örneğin evi yakabilirsin. yangın, mahalleye yayılmadan kaçmayı başarabilirsek, sana o istediğin uyduyu alacağım.

sana söz veriyorum; bu gece herşey çok farklı olacak: örneğin içip içip dağıtabilirsin. ama kustuğun küvette kusmuğunla yıkanmam için ısrar etmeyeceksin.

sana söz veriyorum; bu gece herşey çok farklı olacak: örneğin içkine buz yerine eskimo da atabilirsin.

sana söz veriyorum; bu gece herşey çok farklı olacak: dilediğin kadar bağırarak şarkı da söylebilirsin. bütün apartmanı silah zoruyla koroya almamak şartıyla.

sana söz veriyorum; bu gece herşey çok farklı olacak: canının çektiği yemeği de pişirebilirsin bana. yalvarırım, baharat olarak kepeklerini kullanma!

sana söz veriyorum; bu gece herşey çok farklı olacak: çılgınlar gibi sevişebiliriz de. ancak seyretmeleri için aileni çağırmaman koşuluyla. ( bilet kesmen de cabası! )

sana söz veriyorum; bu gece herşey çok farklı olacak: gribal enfeksiyonumuz esnasında aynı kâğıt mendili, aynı ilaçları ve aynı doktor tacizini kullanacağız.

sana söz veriyorum; bu gece herşey çok farklı olacak: ev sahibine kira karşılığında sümük koleksiyonunu, bakkaldaki veresiye karşılığında dolmuş elektrik süpürgesi torbalarını, telefon borcu karşılığında kafaderini, diğer faturalar karşılığında ise istikbalini elden çıkartabilirsin! benim kirli iç çamaşırı portföyüme dokunma sakın!

sana söz veriyorum; bu gece herşey çok farklı olacak: idrar ve kan tahlilleri için, öpüştüğümüz ağızlarımızı kullanacağız. evimize misafirliğe gelen en yakın arkadaşımı doğrayıp leğen yapmana da kızmayacağım. ama eski sevgilimi çamaşır makinesinde yıkama fikrine şiddetle karşıyım.

sana söz veriyorum; bu gece herşey çok farklı olacak: beni hecelerime ayıracaksın.

sana söz veriyorum, bu gece herşey çok farklı olacak: maça iyi hazırlandım.

sana söz veriyorum, bu gece herşey çok farklı olacak: aşırı pozitifim; bütün her yer a-rh(+), dekoratif bir renkle şenlenecek. bıçakları, makasları, törpüleri ve salata kepçelerini bileylettim.

bugün seninle yıldönümümüz sevgilim! söktüğüm bir ayak tırnağımı armağan edeceğim sana ve senden alt dudağını kesip, bana armağan etmeni bekleyeceğim. mutlu yıllar sevgilim!. az önce kötü vurmuş olabilirim, evet!. ona kadar sayıyorum şimdi ve kalkmazsan eğer kendime yeni bir sevgili bulmak için gardiyana sesleneceğim:

-"heey! görüşme bitti!.

bir geceliğine sevgilim benim yerime delirebilir mi?!"

biri ambulans çağırsin

goetica
kucuk iskender yazısıdır..

gecenin hız sınırına yakınken durdurdum bedenimi
kaportada eski bir damadın çamura bulanmış papyonu
arka koltukta gözyaşlarına boğulmuş bir gelinlik vardı;

mart ayının soğuk bir salonuydu;
vites pedalının dikiz aynasına
yansıyan o gelişi güzel, akıl almaz komplo teorileri kapsamında
göğe yakın olmaktan, yere bakmaktan biraz yorgun düşmüş bir
zürafa gibi, boşluğun zarif şiddetli menfaatine sokuldum.

kipti.
emir kipiydi yağan yağmur altında sana geç kalmış
senden yana saçmalamış bir âşık tanımıyla şehirlerarası yollarda
şu iki saatin bilançosunu çıkartmak, bilançoyu kanlı bir keser
kimliğiyle, kelebek camının aralığından aşağı bırakmak.

zordu.
aşağı bırakmak zordu. çünkü,
mart ayının soğuk bir salonuydu!

bilirdin, ben daima büyük iddialara girerdim, örneğin tanımadığım
bir adama jean tardieu’den bir replik ezberletmek, çıplak bir kadını
az daha soymak, az daha soymak, bir şeftaliyi soya soya çekirdeğine
inmek gibi, kadının çekirdeğine,
kadının azınlık tarafının esir kamplarında aşağılanan ilkelerine
inmek gibi, indiğin noktadan yeniden göğe yakın bir zürafa gibi
yere bakmaktan yorgun bir bahisçi, bir bahis cismi, çekilen kart,
atılan zar, kırılan lades kemiği gibi, o her şeyi berbat eden gibiler
gibi, zordu. sana ulaşmak zordu. çünkü,
mart ayının soğuk bir salonuydu! gerçek,
bahaneler arkasına saklanmaya hazırken, gerçek, tam da buydu!

bir sadakate muavin, bir anlayışa esir, bir intikam zaferine sahip
olmanın, olabilir görünmenin, karşı şeritten gelen tır şoförüne göre
anlamı yoktu; o büyük buluşmayı kutsayan, kutlayan ve için için
kıskanan klakson sesleri; vaovvvvvv, vaovvvvvvvvv, diye geçen
kamyonların arasında sıkışmış 78 model tek kapılı siyah bir bmw ile
acelenin içine sıkışmış çok eski bir katil ile çıplak bir kadını
az daha soymak, az daha soymak, bana dokunan, bana temas eden buydu!
ulaşamamanın, doğruyu söyleyememenin, itiraf edememenin sıkıntısını
aşağı bırakmak. zordu. çünkü,
mart ayının soğuk bir salonuydu! asfaltta patlayan lastik,
bir çocuğun elinden kaçırdığı, ağlayarak seyrettiği bir bayram balonuydu!
bilirdin, ben daima büyük iddialara girerdim, örneğin seni sevmek,
seni dünyanın yedi harikasından herhangi birinde yüzünden jiletle işaretlemek,
indiğin noktadan yeniden göğe yakın bir zürafa gibi
arabanın attığı her taklada sana yaklaşıyor olmanın sevinci
arabanın attığı her taklada sana yakışıyor olmanın ürpertisi. zordu.
çünkü, mart ayının soğuk bir salonuydu. çünkü hayat,

ölümün insana oynadığı en trajik, en mükemmel, en acımasız oyunuydu.

senin için ölüyordum......

durum buydu!

küçük iskender

goetica
çünkü aklim aciyor..

çünkü sevdiğime dokundukça bölünüyorum...

çünkü isyanim bir komplo...

çünkü altkatta biri dola$iyor.

çünkü iktidardan iğreniyorum...

çünkü her masalda biraz bizden var....

çünkü terkedenin sesi unutulur ilkin...

çünkü dönemem...

çünkü dönmez,dönemez...

çünkü titriyorum...

çünkü tren devrildi,ölü çok...

çünkü ağri bütün vucuda yayiliyor...

çünkü vurulduk...

çünkü kola,zehri çoğulluyor...

çünkü birbirimizi i$itmiyoruz...

çünkü birbirimizi istemiyoruz...

çünkü sucu üstümüze aldik...

çünkü sanki teslim olduk...

çünkü kolay ölmeyeceğiz..

bir ayrılıgin anatomisi

goetica
küçük iskender $iiridir....

dün gece ağzından ağzıma fı$kıran sözcükler
bir ihanet nüvesi
ve o gize bürünmü$ ya$lı masal kahramanları
ve ’sen sus çocuk’ gag’leriyle süslü tiratlar
ve perde kapandı!
artık tiyatrolar hela olacak!

artık ayrıldık,a$kımız bir rüzgâr gibi geçti!
a$kımız bir günahtı,ve bir yaz günü bitti..
unut sana yazdıklarımı ve unut sevi$melerimizi
memelerini geri al ve geri ver penisimi

ulan istanbul bu bana reva mıdır?
ulan o denli sevmi$im müstahak mıdır?
siktirip gidiyorum ba$ınızın çaresine bakın
arabesk dinleyeceğim i$te..
rakı içeceğim..
intihar edeceğim..
kıçınıza kına yakın..
329 /

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol