bilmiyordur belki. katil olmakla devrimci olmak farklı şeydir.
biri "yaşasın özerklik yaşasın ... milleti yaşasın top tüfek" derken bir diğeri "yaşasın bağımsız türkiye!" diye bağırır.
okusun bunu:
deniz gezmiş kimdir?
1965’ten sonra, türkiye’de gelişen gençlik hareketinin en önemli önderlerinden ve türkiye halk kurtuluş ordusu (thko)’nun kurucu ve yöneticilerinden deniz gezmiş, 1965’te türkiye işçi partisi (tip)’nin üsküdar ilçe başkanlığına üye oldu. ilk kez 31 ağustos 1966’da ankara’dan istanbul’a yürüyen çorum belediyesi temizlik işçilerinin taksim anıtı’na çelenk koymaları sırasında işçileri destekleyen ve türk-iş yöneticilerini protesto eden gösteri sırasında gözaltına alındı. 7 kasım 1966’da istanbul üniversitesi hukuk fakültesine girdi. ardından 19 ocak 1967’de türkiye milli talebe federasyonu (tmtf) binasının yedd-i emine verilmesi sırasında çıkan olaylarda yakalandı ve bir gün sonra iki arkadaşıyla çıkarıldığı mahkeme tarafından serbest bırakıldı. 22 kasım 1967’de öğrenci örgütlerinin düzenlediği kıbrıs mitingi sırasında aşık ihsani ile birlikte abd bayrağını yaktıkları gerekçesi ile gözaltına alınıp daha sonra serbest bırakılan deniz gezmiş, hukuk fakültesi’nde birlikte okuduğu arkadaşlarıyla birlikte 30 ocak 1968’de devrimci hukukçular örgütünü kurdu. 7 mart 1968’de iü fen fakültesi konferans salonunda düzenlen toplantıda konuşma yapan devlet bakanı seyfi öztürk’ü protesto ettiği için tutuklandı. 2 mayıs’a kadar tutuklu kalan gezmiş, 30 mayıs’ta 6. filo’yu protesto ettiği için yargılandı ve beraat etti. öğrenci eylemleri içinde etkinliği giderek artan deniz gezmiş, 12 haziran 1968’de istanbul üniversitesi’nin işgal edilmesinde önderlik etti. işgal konseyi adına iü senatosu ile baltalimanı’nda yapılan görüşmelere katılan öğrenci heyetinin içinde yer aldı; öğrenci haklarının elde edilip işgalin sona erdirilmesinde etkili oldu. işgalden kısa bir süre sonra istanbul’a gelen 6. filo’yu protesto eylemlerinde yer alan gezmiş, 30 temmuz’da bu eylemlerden dolayı tutuklandı ve 20 eylül’de serbest bırakıldı. bütün bu olaylardan sonra öğrenci hareketinin efsanevi lideri haline geldi.
6. filo eyleminden sonra denizden çıkarılan amerikan askerleri.
tip içinde yoğunlaşarak, ayrılıklara ve tartışmalara yol açan ideolojik sorunlarda milli demokratik devrim (mdd) görüşünü benimseyen deniz gezmiş, bu görüşün özellikle devrimci öğrenciler arasında yayılmasında etkili oldu. ekim 1968’de eylemlerde birlikte olduğu cihan alptekin, mustafa ilker gürkan, mustafa lütfi kıyıcı, devran seymen, cevat ercişli, m. mehdi beşpınar, selahattin okur, saim kurul ve ömer erim süerkan’la birlikte devrimci öğrenci birliği (döb)’ni kurdu. 1 kasım 1968’de tmgt (türkiye milli gençlik teşkilatı) , aütb, odtüöb ve döb’ün başlattığı samsun’dan ankara’ya mustafa kemal yürüyüşü’nü düzenledi.
mustafa kemal yürüyüşü posteri.
ardından 28 kasım 1968’de abd büyükelçisi kommer’in gelişi sırasında yeşilköy havaalanı’nda düzenlenen protesto gösterileri nedeniyle tutuklandı ve bir süre sonra serbest bırakıldı.
istanbul üniversitesi’nde sağcı güçlerin 16 mart 1969’da girişmiş olduğu hareketlere öğrenci kitlesiyle birlikte karşı koyan gezmiş, bu eylemi gerekçe gösterilerek 19 mart’ta yeniden tutuklanarak 3 nisan’a kadar hapis yattı. ardından 31 mayıs 1969’da iü hukuk fakültesi öğrencilerinin, reform tasarısının gerçekleşmemesini protesto için giriştikleri işgale önderlik etti. üniversitenin kapatılıp, polise teslim edilmesi nedeniyle çıkan çatışmalarda yaralandı. hakkında gıyabi tutuklama kararı olmasına rağmen hastaneden kaçan gezmiş, haziran’ın sonunda filistin’e gitti. filistin’e gitmeden önce 23 haziran 1969’da tmgt’nin topladığı 1. devrimci milliyetçi gençlik kurultayı’na kendisi gibi haklarında tutuklama kararı olan fkf genel başkanı yusuf küpeli ile birlikte bir mücadele programı gönderdi. eylül’e kadar filistin’de gerilla kamplarında kalan deniz gezmiş, 1 eylül 1969’da, 10 haziran’da "üniversiteyi işgal" ettiği gerekçesiyle hukuk fakültesi’nden ihraç edildi. hakkında tutuklama kararının olduğu bu dönemde gazetecilere gizlendiği yerden demeçler verdi. 23 eylül 1969’da hukuk fakültesi’nde olduğu sırada haber verilen polislerin de fakülteye gelmesi üzerine teslim olan gezmiş, 25 kasım’da serbest bırakıldı. ancak yıldız devlet ve mühendislik akademisi’nde battal mehetoğlu’nun sağcılar tarafından öldürülmesinden sonra okulda yapılan aramada, ele geçirilen dürbünlü bir tüfeğin gezmiş’e ait olduğu öne sürülerek hakkında yeniden tutuklama kararı alındı. 20 aralık 1969’da yakalanan gezmiş, kendisiyle birlikte tutuklanan cihan alptekin’le birlikte 18 eylül 1970’e kadar tutuklu kaldı. bundan sonra öğrenci eylemlerinden uzaklaşarak, mücadelesini değişik alanlarda sürdürdü. sinan cemgil ve hüseyin inan’la birlikte thko’yu kurdu. 11 ocak 1971’de thko adına ankara iş bankası emek şubesi’nin soygununu gerçekleştirenler arasında yeraldı. 4 mart 1971’de dört abd’li erin balgat’taki tuslog tesisleri’nden kaçırılması eyleminde de bulundu. kaçırılan erler daha sonra serbest bırakıldılar.
yakalanışı ve idamı [değiştir]
hürriyet gazetesinin 6 mayıs 1972 tarihli yıldırım baş sayfasında bulunan idam haberi
hürriyet gazetesinin 16 mart 1971 tarihli baskısı
12 mart darbesinin ilk günlerinden sonra yusuf aslan ile birlikte sivas’a gitmekteyken motosikletleri bozuldu. bir ihbar sonucu polislerin gelmesi üzerine çıkan çatışmada aslan ile birbirlerini kaybettiler. aslan o esnada elmalı’da iken, gezmiş ise 16 mart 1971 salı günü sivas’ın gemerek ilçesinde etrafı sarılarak yakalandı ve kayseri’ye getirildi.[kaynak belirtilmeli] buradan ankara’ya zamanın içişleri bakanı haldun menteşeoğlu’nun makamına götürüldü.[kaynak belirtilmeli] gezmiş’in anlatımına göre olay şöyle gerçekleşti:
(bakan)çok keyifliydi. ayaktaydı. odası, sabahın sekizinde gazetecilerle dolu. ben hep başımı dik tutmaya, canlı, dipdiri görünmeye çalışıyorum. nasıl bitkinim oysa, ayaklarımı zor sürüyorum. ayakta duracak gücüm kalmamış. ama belli etmiyorum. “geçmiş olsun,” dedi gülerek içişleri bakanı. suratına baktım pis pis. hiçbir karşılık vermedim. gazetecilere döndü: “şu pejmürde kılıklı adam, halk kurtuluş ordusu’nun kahramanıymış.” “beğenemedin mi? tabii kahramanıyım, türkiye halk kurtuluş ordusu’nun savaşçısıyım.” “nereye gidiyordun?” “devrime.” haritayı gösteriyor duvarda, sivas’ı gösteriyor: “buradan mı gidilir devrime?” “senin kafan almaz böyle şeyleri.” “türkiye’de bir tek ordu vardır, o da türkiye cumhuriyeti’nin ordusudur.” “onun için demirel ve senin gibiler hemen istifayı bastınız.” sinirlendi. üzerine bir adım attım. geriledi. şaşırdı. dehşetli bir panik havası içinde, elini sallayarak ve kekeleyerek: “gö-gö-götürün bunu” dedi. sürükleyerek çıkardılar beni odadan. “göstereceğiz sana da, senin gibilere de, amerikanın güvenilir köpekleri!” diye bağırdım kapıdan çıkarılırken. gazetecilerin yüzünde büyük bir şaşkınlık vardı.
mahkemesi 16 temmuz 1971 günü altındağ veteriner okulu binası’nda tuğgeneral ali elverdi başkanlığında baki tuğ savcılığında ankara sıkıyönetim komutanlığı 1 no’lu mahkemesi’nde başladı ve 9 ekim 1971 günü bitti. deniz ve arkadaşları 16 temmuz 1971’de başlayan thko-1 davası’nda tck’nin 146.maddesini ihlal ettiği gerekçesiyle, 9 ekim 1971’de 146/1 idam cezasına çarptırıldı.
idam cezaları o zamanlar senato tarafından onaylanmak zorundaydı. ismet inönü "siyasi suçlar idamla cezalandırılmamalıdır" diyerek bülent ecevit ile birlikte red oyu kullanır. ap genel başkanı süleyman demirel ise infazdan yana oy kullanır. olaydan 15 yıl sonra, süleyman demirel bir gazeteciye verdiği demeçte idamlar için: soğuk savaşın talihsiz olaylarından biri yorumu yapar.mahkumların özür dilemesi istenir. hiçbiri yaptıklarından özür dilemez. cumhurbaşkanı cevdet sunay ise idamları onaylar.[1]
idam edilmeden önce alman der spiegel dergisinde çıkan son yazısında "yaşasın tam bağımsız türkiye! yaşasın marksizm-leninizm. yaşasın türk ve kürt halklarının kardeşliği! yaşasın işçiler, köylüler! kahrolsun emperyalizm!" dediği belirtildi.[2] idama tanık olan avukatı halit çelenk’e göre ise son sözleri "yaşasın tam bağımsız türkiye. yaşasın marksizm-leninizm’in yüce ideolojisi. yaşasın türk ve kürt halklarının bağımsızlık mücadelesi. kahrolsun emperyalizm. yaşasın işçiler, köylüler" olmuştur.[3]
yusuf aslan ve hüseyin inan ile birlikte 6 mayıs 1972 tarihinde, gece 1:00-3:00 arası, ankara merkez kapalı cezaevi’nde asılarak idam edildi. deniz gezmiş ve arkadaşlarının 1969’da öldürülen taylan özgür’ün yanına gömülme isteği, yerine getirilmez ve apar topar gömülür. idamından sonra bayraklaşarak devrim mücadelesinin çok önemli bir sembolü oldu; bir çok sol örgüt başka konularda fikir ayrılıkları olmasına rağmen mutabık kaldıkları nadir konulardan birisi deniz gezmiş’in devrim önderliğidir.[4]
soyadı gibi, alınak insan.
bu insan bdp genel başkanlığına soyunmak istiyor. ve eğer gerçekleşirse de kendisini "ezilenlerin umudu" olarak nitelendirip yapacağı bir takım icraatları şu şekilde özetliyor:
alınak yaptığı açıklamada, 4 eylül’de yapılacak bdp kurultayında genel başkan adayı olmayı düşündüğünü daha önce açıkladığını ancak kararsız olduğunu, fakat başbakan recep tayyip erdoğan’ın son günlerdeki “meydan okuyan açıklamaları” ve kararları karşısında adaylığının kesinleştiğini belirtti. alınak, “tüm ezilenlerin umudu ve adresi haline gelecek partimle birlikte ondan yaptıklarının ve yapmadıklarının hesabını sormak istiyorum. başbakan televizyonlara yaptığı açıklamalarda bize bedel ödeteceğini söylüyor. özgürlüğün bedel ödemeden elde edilemeyeceğini biliyoruz ve bu bedeli ödemeye her zaman hazırız. biz özgürlüğün bedelini seve seve öderiz; ama başbakan da kendi devrindeki vurgunun, talanın, zulmün ve ölümlerin bedelini ödemeye hazır olmalıdır” dedi.
başbakan pkk’ya bedel ödeteceğini söyledi; kürt milliyetçisi milletvekillerine değil ki. niye atladın sen güzel kardeşim? niye sen bu denli alınaksın ki? pkk’lı mısın ki sen ortaya atılanı üzerine alınıp kahraman asker gibi savaş meydanına atıyorsun kendini??
kendisi ezik başkan olarak diğer tüm eziklerin önderliğini yapıp cana can kana kan mantığında ilerleyeceğini söylüyor. yalnız dikkat etmesi gereken bir husus varsa o da şudur:
siyasette bu şekilde keskin çıkışlar iyi değildir; hele ki tehdit hiç değildir. biz bu güne kadar kim kimi tehdit ettiyle rezil olmuşluğunu görmüş milletiz. kendisi dikkat etsin de özgürlüğün bedeli bir taraflarına kaçmasın bu konuşmalarıyla; yazık olur.
bu insan bdp genel başkanlığına soyunmak istiyor. ve eğer gerçekleşirse de kendisini "ezilenlerin umudu" olarak nitelendirip yapacağı bir takım icraatları şu şekilde özetliyor:
alınak yaptığı açıklamada, 4 eylül’de yapılacak bdp kurultayında genel başkan adayı olmayı düşündüğünü daha önce açıkladığını ancak kararsız olduğunu, fakat başbakan recep tayyip erdoğan’ın son günlerdeki “meydan okuyan açıklamaları” ve kararları karşısında adaylığının kesinleştiğini belirtti. alınak, “tüm ezilenlerin umudu ve adresi haline gelecek partimle birlikte ondan yaptıklarının ve yapmadıklarının hesabını sormak istiyorum. başbakan televizyonlara yaptığı açıklamalarda bize bedel ödeteceğini söylüyor. özgürlüğün bedel ödemeden elde edilemeyeceğini biliyoruz ve bu bedeli ödemeye her zaman hazırız. biz özgürlüğün bedelini seve seve öderiz; ama başbakan da kendi devrindeki vurgunun, talanın, zulmün ve ölümlerin bedelini ödemeye hazır olmalıdır” dedi.
başbakan pkk’ya bedel ödeteceğini söyledi; kürt milliyetçisi milletvekillerine değil ki. niye atladın sen güzel kardeşim? niye sen bu denli alınaksın ki? pkk’lı mısın ki sen ortaya atılanı üzerine alınıp kahraman asker gibi savaş meydanına atıyorsun kendini??
kendisi ezik başkan olarak diğer tüm eziklerin önderliğini yapıp cana can kana kan mantığında ilerleyeceğini söylüyor. yalnız dikkat etmesi gereken bir husus varsa o da şudur:
siyasette bu şekilde keskin çıkışlar iyi değildir; hele ki tehdit hiç değildir. biz bu güne kadar kim kimi tehdit ettiyle rezil olmuşluğunu görmüş milletiz. kendisi dikkat etsin de özgürlüğün bedeli bir taraflarına kaçmasın bu konuşmalarıyla; yazık olur.
türkiye’de yaptığı gibi oradaki insanların da işlerine karışıp "öyle değil yahu, böyle" moduna girerse, dayak yiyip geri döner. halkın elinden erdoğan bile kurtaramaz.
avrupada bulunan en büyük market zincirlerinden sadece biri. türkiyedeki bim marketlerin bir tık üstünde olduğunu söyleyebiliriz. ucuzluğuyla ünlüdür.
avrupanın en büyük market zincirlerinden biridir. kar skalası %20-30 arasında yer almakta olup isviçrede migrosun en büyük rakiplerinden biridir.
(bkz: aldi)
(bkz: aldi)
şimdilerde yaptırdığı estetiklerden bin pişman olan güzel. masumane görüntüsünün içine sıçarak barbie bebeğe döndürdü kendisini, üzerine bir de 2 milyon dolar harcadı.
bu bir başarıdır.
http://kelebekgaleri.hurriyet.com.tr/galeridetay.aspx?p=66&cid=49658&rid=2369
bu bir başarıdır.
http://kelebekgaleri.hurriyet.com.tr/galeridetay.aspx?p=66&cid=49658&rid=2369
kedi kadın olarak bilinen kişi. kendisi kocasının en sevdiği hayvana dönüşmeye çalışmış, başarılı da olmuş. vallahi bravo.
allahım koru yarabbim.
http://kelebekgaleri.hurriyet.com.tr/galeridetay.aspx?cid=49658&p=23&rid=2369
allahım koru yarabbim.
http://kelebekgaleri.hurriyet.com.tr/galeridetay.aspx?cid=49658&p=23&rid=2369
insanı delirten yemin biçimidir.
- ay nolur aşkım, bana o elbiseyi all!
+ ya daha yeni bi ton eşya almadık mı sana?!
- aldık ama nooooolur çok güzelmiş!
+ ya rahat dur ayşe olmaz.
- ölümü öp ye gör yala rıfat...
+ hay ölünü mikeyim sen de kurtul ben de...
- ay nolur aşkım, bana o elbiseyi all!
+ ya daha yeni bi ton eşya almadık mı sana?!
- aldık ama nooooolur çok güzelmiş!
+ ya rahat dur ayşe olmaz.
- ölümü öp ye gör yala rıfat...
+ hay ölünü mikeyim sen de kurtul ben de...
"ben bir gün amerikadayken..." insanıdır.
(bkz: hepimiz malız)
(bkz: oh be)
başından başlayıp sonuna dek yürümekten zevk alan bir insan olarak; belediyenin yerinde bir karar aldığı düşüncesindeyim. herkesçe bilinen şu ses kirliliğinin insanların beynini caddenin sonundan başına yürüyene dek sktiğini bizatihi deneyimlemişimdir.
her kafadan bir ses, yüksek basta dinletilmeye çalışılan antik dandik müzikler bir yandan yeni çıkan şarkılar bir yandan canlı müzik adamın boğazını sıkıyor gibiydi.
tamamen sessizleştirilmesi mantıksızca olur, ancak şimdilik bu karardan memnunum.
yeter lan.
edit: oha bu ne lan, ipini koparan eksiyi basmış. demokratik ülkedeyiz, değiştirmicem kalsın böyle entry.
başından başlayıp sonuna dek yürümekten zevk alan bir insan olarak; belediyenin yerinde bir karar aldığı düşüncesindeyim. herkesçe bilinen şu ses kirliliğinin insanların beynini caddenin sonundan başına yürüyene dek sktiğini bizatihi deneyimlemişimdir.
her kafadan bir ses, yüksek basta dinletilmeye çalışılan antik dandik müzikler bir yandan yeni çıkan şarkılar bir yandan canlı müzik adamın boğazını sıkıyor gibiydi.
tamamen sessizleştirilmesi mantıksızca olur, ancak şimdilik bu karardan memnunum.
yeter lan.
edit: oha bu ne lan, ipini koparan eksiyi basmış. demokratik ülkedeyiz, değiştirmicem kalsın böyle entry.
çok bilinen bir deyim olmamasına rağmen herkesin bildiği bir realitedir aynı zamanda.
çoğu zaman günlük yaşantımızda, ulan herif parayı bulmuş bok gibi harcıyor, kıçını dolarla silecek, evlendiği kadın kesin bunun parası için bununladır/ oha şıllığa bak louis vuittonu çekmiş koluna altında da porschesi fellik fellik gez oh!, vay kaşar almış cillop gibi adamı yanına takmış son moda gözlüğü göya köpeğini gezdiriyor, ya kadına bak tüm butiği satın aldı gitti vay orospu! cümleleriyle karşılaşabildiğimiz şu günlerde; bok-para sahiplerinin söz konusu şımarıklıklarının göz önünde bulundurulmasıyla paranın insan aklını ve bedenini nasıl satın aldığını idrak edememe ahvalinin akabinde ağızdan çıkan bir cümle olarak nitelendirilebilir.
çoğu zaman günlük yaşantımızda, ulan herif parayı bulmuş bok gibi harcıyor, kıçını dolarla silecek, evlendiği kadın kesin bunun parası için bununladır/ oha şıllığa bak louis vuittonu çekmiş koluna altında da porschesi fellik fellik gez oh!, vay kaşar almış cillop gibi adamı yanına takmış son moda gözlüğü göya köpeğini gezdiriyor, ya kadına bak tüm butiği satın aldı gitti vay orospu! cümleleriyle karşılaşabildiğimiz şu günlerde; bok-para sahiplerinin söz konusu şımarıklıklarının göz önünde bulundurulmasıyla paranın insan aklını ve bedenini nasıl satın aldığını idrak edememe ahvalinin akabinde ağızdan çıkan bir cümle olarak nitelendirilebilir.
adab gerektirir. her elde güzel durmaz rakı bardağı. içmeyi bilmek lazım. öyle hızlı hızlı yuvarlarsan ne olduğunu anlamazsın cin çarpmışa dönersin.
asıl tadı ağır ağır içmekten geçer. bunun yanında da dostlarla olan muhabbet muhteşem olur.
asıl tadı ağır ağır içmekten geçer. bunun yanında da dostlarla olan muhabbet muhteşem olur.
kızı kendisiyle ingilizce konuşmaktadır. sanıyorum mothertongue olarak bu dili kullanmakta. zira kendi romanlarını da ingilizce yazıp sonra çeviri yaptırıyor bildiğim kadarıyla.
türkiye büyük millet meclisindeler.
%10 barajını aşabilmek için bağımsız olarak çıktılar sahneye; kapağı tbmm’ye atınca da birleştiler; yeniden bir parti oldular. hakları olmadan meclis’te bir çok sandalyeye dtp olarak kuruldular. kendilerini milletten saymayanların garip düsturu.
sokaklarda gezinen minibüsleriyle, kırmızı sarı yeşil renkleriyle, kendine has işaretleriyle ve kullandıkları dil ile, otoyolda giderken kimse onları sıkıştırıp korna çalmıyorsa; "özgürlük"lerini kullanıp yaşasın pkk diye camdan dışarı uzanan kafaları kimse kırmıyorsa bilinsin ki türkiye’nin demokratik yapısından ileri gelen bir durumdur. çok şaşırıyorum insanların ne olursa olsun saygılarını belli bir düzeyde tutmalarına. ama evet içimizden küfrederken bunu dışarı yansıtmamayı becerebiliyoruz.
ancak aynı niyet onlarda mevcut değil ne yazıktır ki...aynı havayı solduğum; aynı dağın suyunu içtiğim; aynı topraktan cıkan meyve ve sebzeyi onlarla paylaştığım için utanıyorum. zira bizim kültürümüzde yediğin tabağa sıçmak yoktur.
%10 barajını aşabilmek için bağımsız olarak çıktılar sahneye; kapağı tbmm’ye atınca da birleştiler; yeniden bir parti oldular. hakları olmadan meclis’te bir çok sandalyeye dtp olarak kuruldular. kendilerini milletten saymayanların garip düsturu.
sokaklarda gezinen minibüsleriyle, kırmızı sarı yeşil renkleriyle, kendine has işaretleriyle ve kullandıkları dil ile, otoyolda giderken kimse onları sıkıştırıp korna çalmıyorsa; "özgürlük"lerini kullanıp yaşasın pkk diye camdan dışarı uzanan kafaları kimse kırmıyorsa bilinsin ki türkiye’nin demokratik yapısından ileri gelen bir durumdur. çok şaşırıyorum insanların ne olursa olsun saygılarını belli bir düzeyde tutmalarına. ama evet içimizden küfrederken bunu dışarı yansıtmamayı becerebiliyoruz.
ancak aynı niyet onlarda mevcut değil ne yazıktır ki...aynı havayı solduğum; aynı dağın suyunu içtiğim; aynı topraktan cıkan meyve ve sebzeyi onlarla paylaştığım için utanıyorum. zira bizim kültürümüzde yediğin tabağa sıçmak yoktur.
sırf konuşmuş olabilmek için yapılan eylem; ve eylem sahibi kişisi.
bazen çok işe yarar bir şeydir. bakmayın öyle, ciddiyim. çok sıkıldığın bir ortamdasındır, çıksan çıkamazsın arkadaşların seni zorla getirmiştir, seni sarmayan muhabbetlere sokulmuşsundur; halbuki senin için konuşulanlar hiç cazip değildir falan. bir an gelir sen de kayışı kopartır başlarsın konuşmaya.sıkıntını gidermek için 10 numara yol işte. ilgili ya da ilgisiz; yeter ki şu insan topluluğu seni yalnız bırakıp siktirsin gitsin. ben bir defa yaptım oldu, gittim şarabımı alıp zevkle tek başıma içtim.
bazen çok işe yarar bir şeydir. bakmayın öyle, ciddiyim. çok sıkıldığın bir ortamdasındır, çıksan çıkamazsın arkadaşların seni zorla getirmiştir, seni sarmayan muhabbetlere sokulmuşsundur; halbuki senin için konuşulanlar hiç cazip değildir falan. bir an gelir sen de kayışı kopartır başlarsın konuşmaya.sıkıntını gidermek için 10 numara yol işte. ilgili ya da ilgisiz; yeter ki şu insan topluluğu seni yalnız bırakıp siktirsin gitsin. ben bir defa yaptım oldu, gittim şarabımı alıp zevkle tek başıma içtim.
tamiratın geniş kapsamlısı olarak düşünülebilir. tanımın içine daha fazla sıçmadan tdk’ya bakalım:
değişiklik.
(bkz: işyerinde tadilat)
değişiklik.
(bkz: işyerinde tadilat)
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?