confessions

angelus

- Yazar -

  1. toplam entry 19883
  2. takipçi 1
  3. puan 442067

nisan

angelus
erkekler
islanmayasin diye
semsiye tuttular sana
yagmur çisil çisil yagarken bile

sense
hep baska birini bekledin
baska birini düsledin
sagnagin altinda
sirilsiklam sevisecek seninle

yagmurun içinde yalnizca bir damlaydi ask

elf

angelus
elfler ilk olarak yaratılan ve orta dünyaya ilk gelen ırktır. eru’nun onlara bahşettiği hediyeler ve duygular sayesinde etraflarındaki ölümlü halklara sanki ruhları içerlerinde hafifçe parıldıyormuş gibi görünür. elflerden başka hiç bir ırk kader tarafından ne daha fazla kutsanmış ne de daha fazla lanetlenmiştir.

yapı olarak temelde ölümlü insanlara benzerler, fakat bazı önemli farklılkları vardır. orta dünya üzerinde elfler uzun boylu olarak tanımlanmışlardır ancak insanlara göre daha ince yapılıdırlar ve vücutları üzerinde kıllarıda saçları ile sınırlıdır. pürüzsüz, güzel ve göze hoş gelen yüzleri birde parıldayan gözleriyle beraber büyülü bir hava katar elflere. duyma duyuları oldukça gelişmiştir. bunun yanında çok hafif adımları vardır ki yeni yağmış ince kar tabakası üzerinde bile iz bırakmadan yürüyebiirler. hastalıklara yakalanmazlar ve bu sebeble halsizlik gibi durumlara düşmezler. onların bu narin görünüşüne rağmen önemli derecede yüksek ısılara dayanabilmeleri, fiziksel olarak dayanıklı olmaları önemli bir konudur.



elfler ölümsüzdür denmişti. fakat sıklıkla iki şekilde ölebilirler bunlardan birisi katledilmeleri diğeri ise dünyanın onlar üzerinde yaratacağı derin keder ve hüzünler. elfler bu ölümsüzlük hediyesinin yanında, uzun uzadıya sürüp giden yaşamları sonucu yaşam iradelerini kaybetmekle lanetlenmiş gibidirler. orta dünyada ölen bir elf daha sonra ölecek olan bütün elfler valinor’da mandos’un salonlarında toplanırlar ve dünyanın sonuna kadar burada bekleşirler. bazen onların ruhları orta dünyada başka bir elf üzerinde zuhur edebilir. bu bakımdan ölen elflerin daha sonra soylarından doğan bireyler olarak yeniden doğduklarına inanılır. bu bakımdan aslında elfler tam olrak ölümsüz denilebilir. aslında elfler için ölüm çok farklı bir şeydir. sadece yeniden doğmak için bir bekleme ve yenilenme sürecidir denilebilir.

elflerin temel bir din anlayışı yoktur. onlar yüceler diye tanımladıkları vaların hepsine birden saygı duyarlar ve saygılarını yazdıkları şiirler ve şarkılarla, çeşitli festivallerde onlara sundukları hediyeler ile belirtirler. orta dünya’nın valar tarafından yapılan yüce müzikle yaratıldığına inanırlar ve dünya üzerinde olacak herşeyin eru tarafından daha önceden hükme bağlandığını ve bunun değiştirilemeyeceğini kabul ederler. valar arasında en yüce tuttukları varda (yıldızların kraliçesi, elentari veya elbereth)’dir.

elflerin uykuya ihtiyaçları yoktur. onlar daha çok 2-3 saat kadar süren meditasyon benzeri bir dinlenmeyle yetinirler. bu esnada akıllarındaki bütün kederleri ve düşünceleri bir kenara bırakıp sadece dinlenirler. elfler bu meditatif süreçte iken uyandırılmaları zordur. bu dinlenmeleri genellikle geceleri yıldızların altında olur ki insanların onlara yıldızların halkı demesi için geçerli sebeblerinden biriside sanırım budur. yıldız ve ay ışığı altında, gölgeli ormanlarda ve bulutlu günlerde diğer bütün halklardan daha üstün bir görüş ve hareket kabiliyetine sahiptirler. yıldızsız ve ay ışığı olmayan bir gecede yani tam bir karanlıkta diğer ırklar gibi onlarda hiç bir şey göremezler.

elflerin duyma yetenekleride oldukça iyidir. ancak bunun onların müziğe olan tutkularından kaynaklandığı söylenemez. onlar için müzik tarihlerini ve önemli olan bazı şeylerin gelecek olan yeni nesiller ile halklara aktarılması ve bu bilgilerin saklanmasıdır. elfler orta dünya üzerinde kelimeleri ilk olarak kullanan ve sonradan gelen bazı ırklara konuşmayı öğreten ırktır. bu yüzden diğer ırklar tarafından "quendi" " kelime ile konuşanlar" adı ile anılmışlardır. bütün konuşmaları müzikal bir havadadır.

kitap okumayi marifet saymak

angelus
efendim insanoğlunun "abi istiyorum lakin zamanım yok, hocam istediğim türde bulamıyorum malesef, üzerine afiyet basurum çıktı o sebeple gerçekleştiremiyorum" şeklinde bahaneler öne sürerek kaçındığı kitap okuma hadisesinden daha elem verici bir durumdur kitap okumayı marifet saymak. zira bu kitaplar insanlar okusun, dışından çok içi dolsun, ucundan kıyısından bişeyler kapsın güdüsü ile ortaya çıkmış eserlerdir, bunları lütfedip okumak övünülecek birşey değil keza zaruri bir ihtiyaçtır. o sebeple bununla ilgili "ben yılda 250 tane kitap okurum, en son okuduğum kitap hala ezberimdedir, hayat ne tuhaf vapurlar filan" şeklinde övünmenin herhangi bir gerekliliği yoktur.

edit: bu entryi yazarken hangi ülkede konuşlandığımı unutarak yazdığımı belirtmek isterim ki aldığım berbat oylar beni gerçeklerle yüzleştirmekte geç kalmadı. bu oylamanın sonucunda anlıyorum ki kitap okumak bir ihtiyaç değil yapılması son derece zor, herkesin yapamadığı, yapanların ise birer superman olduğudur.

koku hafızası

angelus
koku ile hafızanın ortak çalışması sonucu ortaya çıkan, bireye birbirinden şahane flashbacklar yaşatan olaydır. vakt i zamanında duyulan bir kokunun yıllar sonra tekrar hissedilmesi ve bireyi geçmişe, o kokunun ilk duyulduğu zamanlara nostaljik bir gezi düzenlemesine sebebiyet vermesi ile mutlu/mutsuz olmanızı sağlayan sistemdir.

annenin ölmesi

angelus
dünya üzerinde sizi katıksız seven tek kişinin dünya üzerindeki varlığının sonlanmasıdır. geride kalan için kıyametin kopması, kabullenememezliğin başlangıcı, acının, saf acının fiziki olarak sizde hayat bulmasıdır.
692 /

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol