türk mitolojisinde, karakoncolos, kara renkte ve çirkin olarak tasarımlanan bir umacı, bir kötülük cinidir. özellikle kuzeydoğu anadolu pontik kökenli, laz kültüründe yer etmiş ve bulgar folklorunde de rastlanan bir yaratıktır. bir tür öcüyü andıran karakoncolos pek dehşetengiz sayılmaz ve zararsız olduğuna inanılır. bununla birlikte zaman zaman geçek anlamda şeytanî bir şekilde betimlendiği de olmuştur. kürklü olduğuna inanılan bu yaratığın isminin yunanca kalikantzarisden gelmiş olması olasıdır.
bulgar folklorunde yaratığa verilen bulgarca isim ise karakondjuldur ve geceleri gezdiğine inanılır.
hitit mitolojisinde şifa ve tıp tanrıçasıdır. ay-tanrının cennetten düşüşüne tanık olmuş ve bunu bildirmiştir. arunanın annesidir. bir tablette ateş büyüsü kullanarak çeşitli hastalıkları nasıl giderdiği anlatılmaktadır.[1] hititin yanı sıra hurrilerce de inanılırdı.
yunan mitolojisindeki müzlerden (ilham perileri) biri. müzlerin en büyüğü ve en zekisidir. tanrı apollodan orpheus ve linus adlarında iki oğlu olmuştur. kalliope epik şiirin, destanların ilham perisidir. bu yüzden, mitolojiye göre, şairlere epik şiirleri, destanları ilham eden, yazdıran odur.
kassandra yunan mitolojisinin bir kahramanıdır. truvanın son kralı priamosun kızı olarak savaşı yaşamış ve etrafındakileri hem savaştan dolayı, hem de truva atının getirdiği tehlikeden dolayı uyarmaya çalışmıştır, ancak onu dinleyen olmamıştır.
christa wolf kassandrayı önemli ve dünyaca ünlü bir eserinde ön plana çıkarmıştır.
kassandranın en büyük arzusu geleceği bilmek ve rahibe olmaktı. tanrı apollon görür görmez bu güzel kızdan çok etkilendi ve ona bir teklif sundu; kassandra onunla birlikte olursa ona geleceği görme yeteneği verecekti. kassandra bu teklifi kabul etti ve geleceği görme yeteneğine sahip oldu. ama apollon ile birlikte olmadı. bakire bir rahibe olma isteği apollona verdiği sözden daha ağır basmıştı. bir rivayete göre de aslında en başından beri apollon ile birlikte olmaya niyeti yoktu, sadece geleceği görme yeteneği almak için apollonu kandırmıştı. apollon bu duruma çok sinirlendi ve kassandrayı lanetledi. lanete göre; kassandra geleceği görecek ama kimseyi buna inandıramayacaktı. ve asıl ağır darbe; asla rahibe olamayacaktı. tam tersine bir kadın olarak aşağılanacaktı. gerçektende öyle oldu. truva savaşını ve savaşın sonucunu görmesine rağmen kimseyi gördüğü şeylerin yaşanacağına inandıramadı. çaresizlikle savaşın başlamasını ve bitmesini izlemek zorunda kaldı. olacakları bilmene rağmen onları engelleyememek ne acı bir duygudur. dahası agamemnon tarafından esir edildi ve onun cariyesi olmak zorunda kaldı. bu rahibe olma hayali kuran bir genç kız için yaşanabilecek en kötü kaderdi. ama belki kaderin cilvesi olarak bu yaşadığı durum yine bir kadın tarafından sonlandırıldı. truvaya savaşmaya giden agamemnonun karısı boş durmamıştı. aşığı ile kocası ülkeye döndüğünde onu öldürmek için bir plan yaptı. büyük bir zafer kazanmış olarak kassandra ile ülkesine dönen agamemnonun gemisi karısının görevlendirdiği askerler tarafından yunanistan açıklarında durduruldu. agamemnon, aralarında kassandranın da bulunduğu cariyeleri ve agamemnonu savunan askerler öldürüldü.
christa wolf kassandrayı önemli ve dünyaca ünlü bir eserinde ön plana çıkarmıştır.
kassandranın en büyük arzusu geleceği bilmek ve rahibe olmaktı. tanrı apollon görür görmez bu güzel kızdan çok etkilendi ve ona bir teklif sundu; kassandra onunla birlikte olursa ona geleceği görme yeteneği verecekti. kassandra bu teklifi kabul etti ve geleceği görme yeteneğine sahip oldu. ama apollon ile birlikte olmadı. bakire bir rahibe olma isteği apollona verdiği sözden daha ağır basmıştı. bir rivayete göre de aslında en başından beri apollon ile birlikte olmaya niyeti yoktu, sadece geleceği görme yeteneği almak için apollonu kandırmıştı. apollon bu duruma çok sinirlendi ve kassandrayı lanetledi. lanete göre; kassandra geleceği görecek ama kimseyi buna inandıramayacaktı. ve asıl ağır darbe; asla rahibe olamayacaktı. tam tersine bir kadın olarak aşağılanacaktı. gerçektende öyle oldu. truva savaşını ve savaşın sonucunu görmesine rağmen kimseyi gördüğü şeylerin yaşanacağına inandıramadı. çaresizlikle savaşın başlamasını ve bitmesini izlemek zorunda kaldı. olacakları bilmene rağmen onları engelleyememek ne acı bir duygudur. dahası agamemnon tarafından esir edildi ve onun cariyesi olmak zorunda kaldı. bu rahibe olma hayali kuran bir genç kız için yaşanabilecek en kötü kaderdi. ama belki kaderin cilvesi olarak bu yaşadığı durum yine bir kadın tarafından sonlandırıldı. truvaya savaşmaya giden agamemnonun karısı boş durmamıştı. aşığı ile kocası ülkeye döndüğünde onu öldürmek için bir plan yaptı. büyük bir zafer kazanmış olarak kassandra ile ülkesine dönen agamemnonun gemisi karısının görevlendirdiği askerler tarafından yunanistan açıklarında durduruldu. agamemnon, aralarında kassandranın da bulunduğu cariyeleri ve agamemnonu savunan askerler öldürüldü.
trinitad folklörünün en gizemli figürlerinden biri; gündüzleri herkesten uzakta yaşayan, geceleriyse bir hayvana dönüşen ya da insan biçiminde, ayağında prangalarla dolaşan bir varlık.
akad mitolojisinde tiamat ile apsunun ilk kızı. kardeşi lahmudan, anşar ve kişar isimli çocukları olmuştur. bazen bir yılan olarak tasvir edilen lahamu, bazen saçı altı bukleli, kırmızı kuşak takan bir kadın olarak tasvir edilmiştir.
yakutların tengricilik inancında, yer suların arasında ileri gelen ve tanrı ayarında bulunan ruhlardan biridir. dağ başlarında oturur.
(bkz: inuit)
eskimo olarak bildiğim halkın kendi dillerinde kendilerine verdiği isimdir.
danimarka ve amerika birleşik devletlerinin grönland bölgesindeki hakimiyetlerini güçlendirmek üzere kurdukları bir hava üssün genişletilmesi nedeniyle, bölgede yaşayan yerli halkı (thule eskimoları) zorla göç (tehcir) ettirmesidir.
bir etnik gruba mensup insanların zorla yerinden edilmesini amaçlayan değişik siyasal politikaları ifade eder. genellikle, zorla göç ettirme, belirli bir nüfusun yerini değiştirme gibi uygulamaların sonucunda ortaya çıkar. bu terim, etnosid ve jenosid ile yakından ilişkilidir.
terimin uluslararası ilişkiler terminolojisine girişi 1990ların başında olmuş, terim ilk kez henüz dağılmamış olan yugoslavya federal cumhuriyetinde cereyan eden ve boşnakların bölgeden temizlenmesine kadar giden olayları ifade etmek üzere kullanılmıştır. terimin tüm dünyaya yayılması, sırp savaşının açıkça ya da ima şeklinde "bölgeleri temizleme" planlarını sergilemeleri üzerine olmuştur.
etnik temizlik, dar anlamda büyük insan hakları ihlalleri ve diğer faktörler eşliğinde, kitleleri zorla yerlerinden etmek olarak tanımlanırken; geniş anlamda nüfus transferi teriminin eş anlamlısı olarak kullanılmaktadır.
terimin uluslararası ilişkiler terminolojisine girişi 1990ların başında olmuş, terim ilk kez henüz dağılmamış olan yugoslavya federal cumhuriyetinde cereyan eden ve boşnakların bölgeden temizlenmesine kadar giden olayları ifade etmek üzere kullanılmıştır. terimin tüm dünyaya yayılması, sırp savaşının açıkça ya da ima şeklinde "bölgeleri temizleme" planlarını sergilemeleri üzerine olmuştur.
etnik temizlik, dar anlamda büyük insan hakları ihlalleri ve diğer faktörler eşliğinde, kitleleri zorla yerlerinden etmek olarak tanımlanırken; geniş anlamda nüfus transferi teriminin eş anlamlısı olarak kullanılmaktadır.
(bkz: komunyon)
hristiyanlık ayinlerinde yer edinmiş olan şarap ile ekmek yeme ritüelidir.
hristiyanlığın en büyük üç mezhebinden biridir. xvi.yy.da martin luther ve jean calvinin öncülüğünde katolik kilisesine ve papanın otoritesine karşı girişilen reform hareketinin sonucunda doğmuştur.
papazlara ihtiyaç duymaksızın incili okuyabildikleri için protestanlığa incil kilisesi de denilmiştir. çünkü onlar incili hristiyanlık için tek kaynak saymışlardır. protestanlık, diğer hristiyan mezheplerinden bazı farklılıklar arzeder. bunların katolik ve ortodokslar gibi ruhanî başkanları yoktur. protestanlık, katolik ve ortodoks kiliselerin merkezi zihniyetini aksine çeşitli kiliseler veya mezhepler topluluğunu ifade eder. katolik inanç sisteminin çoğunluğunu korusalarda katolik kilisesi nin papa ya verdiği geniş yorum ve uygulama yetkisini tanımama, dini inançları daha kişisel düzeyde yaşama ve katolik kilisesi nin dünyevileşen ayin ve uygulamalarınından uzaklaşma gerekçeleriyle ayırmıştır.
kiliselerinde resim, heykel ve tasvir bulundurmazlar. katoliklerin aksine protestan râhipler evlenebilir. incili kendi dillerinde okuyabilmek de protestanlığın bir başka özelliğidir. katoliklerle ve ortodokslar ise incili yunanca ve lâtince okumak zorundadırlar. protestanlıkta azizlere de inanılmaz. protestanlar, katolik kilisesinin kabul ettiği incil deki bazı kitapları apokrif olarak tanımlar ve tanrı sözü olarak kabul etmezler.
dini coğrafya açısından protestanlığın kıtalar arası dağılımdaki yeri katoliklikten hemen sonradır. dünyada en fazla protestan kuzey amerikada bulunmakta; ikinci sırada avrupa ülkeleri gelmektedir. protestanlık kuzey amerika ile okyanusyada en büyük din durumundadır. dünyanın en büyük, protestan cemaatleri sırası ile abd, ingiltere, federal almanya, nijerya, güney, kanada, avustralya, brezilya, hollanda, isveç, danimarka, finlandiya ve endonezyadır.
protestan mezhebi oncelikle kendi icinde 3 ana kola ayrilmistir.bunlar;
lutheryanizm
kalvinizm
anglikanizm dir
papazlara ihtiyaç duymaksızın incili okuyabildikleri için protestanlığa incil kilisesi de denilmiştir. çünkü onlar incili hristiyanlık için tek kaynak saymışlardır. protestanlık, diğer hristiyan mezheplerinden bazı farklılıklar arzeder. bunların katolik ve ortodokslar gibi ruhanî başkanları yoktur. protestanlık, katolik ve ortodoks kiliselerin merkezi zihniyetini aksine çeşitli kiliseler veya mezhepler topluluğunu ifade eder. katolik inanç sisteminin çoğunluğunu korusalarda katolik kilisesi nin papa ya verdiği geniş yorum ve uygulama yetkisini tanımama, dini inançları daha kişisel düzeyde yaşama ve katolik kilisesi nin dünyevileşen ayin ve uygulamalarınından uzaklaşma gerekçeleriyle ayırmıştır.
kiliselerinde resim, heykel ve tasvir bulundurmazlar. katoliklerin aksine protestan râhipler evlenebilir. incili kendi dillerinde okuyabilmek de protestanlığın bir başka özelliğidir. katoliklerle ve ortodokslar ise incili yunanca ve lâtince okumak zorundadırlar. protestanlıkta azizlere de inanılmaz. protestanlar, katolik kilisesinin kabul ettiği incil deki bazı kitapları apokrif olarak tanımlar ve tanrı sözü olarak kabul etmezler.
dini coğrafya açısından protestanlığın kıtalar arası dağılımdaki yeri katoliklikten hemen sonradır. dünyada en fazla protestan kuzey amerikada bulunmakta; ikinci sırada avrupa ülkeleri gelmektedir. protestanlık kuzey amerika ile okyanusyada en büyük din durumundadır. dünyanın en büyük, protestan cemaatleri sırası ile abd, ingiltere, federal almanya, nijerya, güney, kanada, avustralya, brezilya, hollanda, isveç, danimarka, finlandiya ve endonezyadır.
protestan mezhebi oncelikle kendi icinde 3 ana kola ayrilmistir.bunlar;
lutheryanizm
kalvinizm
anglikanizm dir
(bkz: protestan)
ruhani başkanı roma baş piskoposu yani papa olan, en fazla cemaate sahip hristiyan mezhebi. dünyada yaklaşık 1.2 milyar mensubu vardır. katolikler yoğun olarak güney amerikada ve avrupanın güneyinde bulunurlar.
katoliklik, kutsal ruhun kaynağı, isanın tanrısal yönü, geleneklere verdiği önem, dini törenler ve havari petrusun halefi kabul ettiği roma baş piskoposuna (papa) verdiği ayrıcalıklarla diğer hristiyan mezheplerinden ayrılır. papanın yanılamayacağı 1870de alınan bir kararla resmileşmiştir.
katolik kilisesi azizlere ve meryeme diğer kiliselerden daha fazla kutsiyet verir.
sadece erkekler papaz olabilirler. evlenemezler, cinsel ilişkide bulunamazlar.
katolik kilisesi boşanmaya, kürtaja ve suni döllenmeye karşıdır.
günah çıkarma çok önemli bir yer tutar.
katoliklik de ortodoksluk gibi 4. ekümenik konsil olan kadıköy konsilinin kararlarını tanıyan bir kilisedir ancak ortodoks kilisesi sadece ilk 7 konsili tanımış bundan sonra yapılanları geçersiz saymıştır. oysa katolik kilisesi 20 konsilin kararlarının da bağlayıcı olduğunu savunur.
kadıköy konsilinde alınan karara göre:
isada hem insani hem de tanrısal özellikler bulunmaktadır, bu özellikler meryem isayı doğurmadan önce de bulunmaktaydı isa tanrı olarak baba ile aynı özden, insan olarak da günahlar hariç insanlarla aynı özdendir. dolayısıyla meryem sadece insan olan isanın değil tanrı olan isanın da anasıdır ve ona tanrı anası anlamına gelen theotokos denilmelidir.
bu farklı doğalar birleşmeden sonra hiçbir şekilde değişime uğramayıp kendi özelliklerini muhafaza etmişlerdir.
çarmıhta acı çeken isanın sadece insani doğasıdır, bu acı tanrısal doğaya dokunmamıştır.
aslında diofizit görüşe yakkın olan bu karara itiraz eden monofizit piskoposlar kendi bağımsız kiliselerini kurmuşlardır.
katoliklik, kutsal ruhun kaynağı, isanın tanrısal yönü, geleneklere verdiği önem, dini törenler ve havari petrusun halefi kabul ettiği roma baş piskoposuna (papa) verdiği ayrıcalıklarla diğer hristiyan mezheplerinden ayrılır. papanın yanılamayacağı 1870de alınan bir kararla resmileşmiştir.
katolik kilisesi azizlere ve meryeme diğer kiliselerden daha fazla kutsiyet verir.
sadece erkekler papaz olabilirler. evlenemezler, cinsel ilişkide bulunamazlar.
katolik kilisesi boşanmaya, kürtaja ve suni döllenmeye karşıdır.
günah çıkarma çok önemli bir yer tutar.
katoliklik de ortodoksluk gibi 4. ekümenik konsil olan kadıköy konsilinin kararlarını tanıyan bir kilisedir ancak ortodoks kilisesi sadece ilk 7 konsili tanımış bundan sonra yapılanları geçersiz saymıştır. oysa katolik kilisesi 20 konsilin kararlarının da bağlayıcı olduğunu savunur.
kadıköy konsilinde alınan karara göre:
isada hem insani hem de tanrısal özellikler bulunmaktadır, bu özellikler meryem isayı doğurmadan önce de bulunmaktaydı isa tanrı olarak baba ile aynı özden, insan olarak da günahlar hariç insanlarla aynı özdendir. dolayısıyla meryem sadece insan olan isanın değil tanrı olan isanın da anasıdır ve ona tanrı anası anlamına gelen theotokos denilmelidir.
bu farklı doğalar birleşmeden sonra hiçbir şekilde değişime uğramayıp kendi özelliklerini muhafaza etmişlerdir.
çarmıhta acı çeken isanın sadece insani doğasıdır, bu acı tanrısal doğaya dokunmamıştır.
aslında diofizit görüşe yakkın olan bu karara itiraz eden monofizit piskoposlar kendi bağımsız kiliselerini kurmuşlardır.
kendini isa ve oniki havarisinin kurduğu orijinal hristiyan toplumunun devamı olarak gören, 4. ve 8. yüzyıllar arasında toplanmış ekümenik konseylerin kanonik olduğunu kabul eden en eski hristiyan mezhebidir. dünyada yaklaşık 170 milyon cemaati vardır. bu yönüyle sayı bakımından roma katolik kilisesi ve protestan kilisesinden sonra üçüncü büyük hristiyan mezhebidir.
eksarh unvanını taşıyan bulgar başpapasının oturduğu yere verilen isimdir. rum patrikinin işgal ettiği binaya patrikhane dendiği gibi bulgar ruhani liderinin bulunduğu fenerdeki yerede eksarhhane denilirdi.
osmanlıda 1870 yılıdan tesis olundu.
osmanlıda 1870 yılıdan tesis olundu.
(bkz: hristiyanlik)
dünya üzerinde sizi katıksız seven tek kişinin dünya üzerindeki varlığının sonlanmasıdır. geride kalan için kıyametin kopması, kabullenememezliğin başlangıcı, acının, saf acının fiziki olarak sizde hayat bulmasıdır.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?