şiir

0 /
darkofdirt
şiirlerde en büyük eksik kan

bizler inanmayanın inanır gibi yaptıklarını okuyoruz!

şair oysa yazdıgında aynı zamanda yanar ve ölür işte bu şiirler onun en büyük anlatıcılarıdır

şiir okumak ve begenmek cok zor,o kadar sıkıcı ki bu benzemeye calısmak ve bu ögretmekten yoksun ve bir dolu bogucu aktarım bazen begenmek için sadece tebessüm ettirmesini beklemek zorunda bırakıyor!...

işte türkiyedeki şiir....

zerkalo
kelime seçme sanatı.her yiğidin harcı olmayan sanat.


ne sabahı göreyim, ne sabah görüneyim!
gündüzler size kalsın, verin karanlıkları.
islak bir yorgan gibi, sımsıkı bürüneyim.
örtün, üstüme örtün, serin karanlıkları.

n.f.k.

sipsi
’şiir bana dokunuyordu. daha doğrusu hayatımı sabitliyordu, acıyı daha derinden hissetmeme neden oluyordu. krizlere giriyordum bu yüzden. korkunç şeyler yapıyordum. sarhoş oluyordum. esrar çekiyordum. hap atıyordum. sürünüyordum..’

(bkz: yeşil peri gecesi)
elaa
bundan böyle hasret olsun
hayatta en güzel düşün..
benle yaşadıklarını unut;
yaşamadıklarını düşün..

elma sekeriiii
kırdın mı incittin mi birilerini?

kimleri kazandım, yitirdiklerim kimler.

kendimi yeniledim mi yazdıklarımda?

yeniden düşünmeliyim

dostluklarımı, ilişkilerimi

gözlerim çocukluk fotoğraflarında mi kaldı

yitirdim mi yoksa masumiyetimi?

borçlarımı ödedim mi?

doğru seçtim mi soruların fiillerini?

tırnaklarım kesilmiş, dişlerim fırçalanmış, saçlarım taranmış, giysilerim ütülü, odam düzenli mi?



geri verdim mi aldıklarımı: aşkları, dostlukları, sevgileri, güvenleri, bağları,kitaplara, sayfalara, satırlara borcumu ödedim mi?

yokladım mi duygularımı

hala sevebiliyor muyum insanları?

ovmalı gümüşleri, bakırlarımı; cila geçmeli ahşaplarıma ovmalı umutları

saklı tutmalı gelecek inancını, yarınları eksik etmemeli ağzımızdan



ey uzak akrabalarım, üvey aşklarım

mevsim sonu dostlarım, işporta mali ayrılıklar

arkadaş ölümleri, dost hançerleri, talan ettiğimiz zumlalar

gece telefonları, issiz konuşmalar

mağrur incelikler, vurgun yemiş ilişkiler

uçurum duygusuyla yaşadığımız hayat ey

o kadar çok anlattım ki

kendime kaldım anlatmaktan...



bunaldım kendisiyle boğuşmasını

başkalarında çözmeye çalışan insanlardan

usandım sözcük oynamalarından, tılsımlı sıfatlardan,

ofset duyarlılıklardan

kaç zamandır duru, yalın, çalışkan, iyi insanlar özlüyorum ’içtenliğin’ yada ’dünya görüsünün’ kirletmediği

kendime bir yeni yıl kartı yazarak bunları diliyorum

aranıp duruyorum adresini yitirdiğim insanları vitrin camlarına yansıyan yüzlerde



bilmiyorum kalmış midir adresini yüzlerinde taşıyan insanlar

hala bir umut var midir?

çıkmaz bir sokağa benzeyen bu avare avunması vitrinlerde

ne çıkmaz sokaktayım nede mutsuz

sadece rüzgarlardan daha güçlü olmak istiyorum o kadar

açık denizlerde nice yolculuklara yelken açarken

kış güneşinin mutlu ettiği bir kedi gibi mutlu, emin, tasasız

sere serpe ve keyifli olmak tek isteğim ve dileğim senin ve benim, yani bizim için...

bgat
zorlama kelime yığınlarının ötesinde yetenekli zihinlerin duygularıyla yaratıldıkları zaman okunması en zevkli olan yazın türüdür. dolayısıyla herkes şiir yazabilir ama şair olamaz.
forlindon
nazım hikmetin şiir için yazdığı şiir :
ak bir karanfil gibi çatlayınca çekirdek
atom bahçelerine yürüyünce aydınlık
yalnız meraklıları değil bütün insanlık
şiirin aynasında kendini seyredecek...
melankomik
an gelir, duygularınız öyle yoğunlaşır ki, sizi kontrol etmeye, beyninizin içinde karmaşık kompozisyonlar oluşturmaya başlar. ve başlarsınız yazmaya..her kelime bir sonrakiyle, her satır bir alttakiyle birleştikçe kaybolup gidersiniz o hikayenin içinde. siz hiç durup kontrol etmeden yazarsınız ama son satırı yazarken de anlarsınız onun son olduğunu. sonra durup bakarsınız bir kaç sayfa dolusu cümleye. şiir.. tekrar hayran olursunuz..
0 /

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol