sepulturk

0 /
orqn
efendim tanımam etmem kendisini ama şöyle garip bir ilişkimiz var;ne zaman aklıma çok orjinal bir fikir gelse ve dur şunu başlık olarak sözlükte açayım desem bir de bakıyorum ki sepulturk tarafından açılmış o başlık.bir değil iki değil beş değil...sürekli aynı şeyle karşılaşıyorum.
angelus
bilen bilir ki bugüne kadar sözlükten nice güzel yazar ayrılmıştır, ve yine bilen bilir ki giden hiç bir yazarın ardından "ah niye gitti, keşke gitmeseydi, lan şimdi biz ne yapacaz a.k. arkadaş" şeklinde üzüntü ve kaygı ifadeleri içeren entry/entryler girmedim. zira şahsım adına her zaman ifade ettiğim gibi konu sözlük olduğu zaman tek tek isimlerin bir anlamı yoktur benim için, sözlüğün muhteviyatında bulunan topluluk önemlidir. şimdi denilebilir ki "lan göt o toplumu bu giden bireyler oluşturuyor zaten" e evet o bireyler oluşturuyor, bunu sesli veya sessiz olarak dillendiren bireyler haklıdır, lakin gidenin yeri her zaman dolduğu için neticede stabil olan o topluluktur ve bu vefasızlık değildir. çünkü giden bireyler böyle mutlu olacaklarını düşündükleri için gitmeye karar vermişlerdir, eğer ki giden kişi mutlu olacaksa zannediyorum arkasından da ağlamanın pek bir anlamı yoktur. tabii bu bu benim kişisel görüşüm olmakla birlikte "saçmalık" olarak addedilmesi de olağandır.

sadet: tüm bu dediklerimden sonra sanırım "lan gitmeseydi negzel olurdu" demek saçmalık olacaktır. demiyorum öyle bir şey. neyse. kendi tahayyül ettiğim kadarı ile ters giden bir takım şeylere sepulturk bireyinin kişisel bir karşı koyuşu olmuştur gidişi. bir takım rahatsızlıkları olduğunu biraz bilir, biraz tahmin ederdim. ama sözlükten gideceğini açıkcası düşünmemiştim. ama bu sonuçla birlikte gördük ki "sınır çizgisi" pek bir zaman önce geçilivermiş. mutlu olmuş mudur olmamış mıdır bilemiyorum, zira diğerleri gibi mutlu olmak için değil, gördüğü bir takım hatalardan rahatsız olduğu için gittiğini tahmin ediyorum. netice de ne olursa olsun kendi seçimidir, fazlaca da yorum yapmanın gereği yoktur derken girdiğim entrynin eşek kadar olduğunu görüyor ve susuyorum. evet.
mitili
kendisinden tam beklendiği gibi, bir göt gibi davranarak sözlükten ayrılmış kişidir. sadece şaşırdım, hiç üzülmedim ayrıldı diye. şaşırmamın sebebi sadece bu kadar emek verdikten sonra sözlükten ayrılmasını düşüneceğim en son insanlardan biri olarak görmem.

üzülsem sözlük için üzülecektim, kalitesi düşecek diye. ama artık öyle bir şey olmadığı için bu olayı garipseyerek geçiştiriyorum.

siktirsin gitsin kısaca. arada buluşur içeriz biz, sonra entry girmek yerine birbirimizi parmaklayıp rahatlarız.

bu entry benden tüm sevip de kavuşan, deliler gibi sevişen, sevişirken azdıran, azdırırken düşündüren çiftlere gelsin.
mad
yazık oldu gidişi. sözlüğü sözlük yapan yazarlardandı çünkü. koskoca 2 sene boyunca o 2 senenin 730 günü de sözlük için bir şeyler yapma gayreti gösterenlerden biriydi eminim ki. yeri geldi sözlük için entryler girdi, yeri geldi sözlüğün içine eden entryleri gammazladı ve yine yeri geldi altına yapmış bebeğin bokunu temizler gibi sözlüğün pisliğini temizledi bir şekilde. iyiye götürmeye çabaladı daima içinde bulunduğu ortamı.

geri döner mi bilinmez ama daima içinde bi yerlerde kalıcaktır havası buranın. özlenen olacaktır. vardır nedeni veya nedenleri gidişinin elbet. kimsenin sikinde olmaması da mühim değildir belki onun için ama onu buralarda görmek, sepulturk imzalı yazıları okumak hep farklı bi tat veriyordu. yazık oldu.

daha önce sözlük hakkında bir şeyler belirtmiştim.( #757868 ) belki de bunlardan birkaçıdır sebep gidişinin. belki de değildir bilemiyorum. fakat dön demiyeceğim, çünkü en iyi kararı "o" vericektir yine.


sepulturk
yok böyle biri..
canın sağolsun
sepulturk
n’aber lan sözlük. bugün ilk ve son kez seni günlük olarak kullanmaya karar verdim. bundan tam 2 sene önce başladı seninle sevdamız. önceleri platonikti, ben yazıyordum ama sen bana pek tepki vermiyordun. sonraları bana tepki vermeye başladın. elimi sana uzattığımda geri çekmedin elini, tuttun ellerimi. hatta öyle bir tuttun ki ben bazen çok istesem de kaçamadım senden. nasıl kaçabilirdim ki? seni sevmem bir yana arkadaş çevren de çok iyiydi. o kadar güzel vakit geçiriyordum ki arkadaşlarınla. sonra onlar en az senin olduğu kadar benim de arkadaşım oldular. hatta bir çoğuyla senin olduğundan daha iyi arkadaşım şimdi.

gündüzleri ortak arkadaşlarımızla beraber vakit geçirirken gecelerin çoğunda seninle yalnız kalıyorduk. sen benim dilimden anlardın, ben senin dilinden. benim basketbol ile alakalı, kimsenin siklemediği yazılarımı hep bağrına bastın, cevap veremesen de en azından usulca dinledin beni. ben de seni kırmamak adına hep aramaya inandım. iki yıl boyunca seninle zorlukların da olduğu muhteşem zamanlar geçirdik seninle. ama artık olmuyor be sözlük. yaşım artık ufaktan kemale erdi sen fark edemesen de. artık çalışıyorum ben sözlük, eskisi gibi aylak bir öğrenci değilim. sana artık fazla vakit ayıramıyorum. ve daha da önemlisi artık bazı şeyler bir çok defa tekrarlandığında “sktr et ya insandır hata yapar” diyemiyorum.

çok düşündüm bu veda kararını alırken. hatta bir hafta bekledim yazmadan durabilecek miyim diye. ben alıştım, sen de alışırsın elbet. hem belki bir müddet hazımsız eski sevgili gibi usul usul seni gözetleyeceğim bir yerlerden. aslında bilirsin sevmem bu tarz veda entrylerini ama n’apayım, beni bilirsin nal gibi egom vardır. ayrıca götüm de o kadar kalkıktır ki anlatmama bile gerek yok. gammazlıktan moderatorlüğe uzanan yolda ne göt kalkıklıklarım olmuştur bir sen bir de aklı selim bazı arkadaşlarımız bilirler.
son olarak;
(bkz: hoşçakal sözlük)
and now i m flying like an angel to the sun
passive
hayalimi geçrekleştirmiş, üstüne bi de gelip bana pişkin pişkin anlatarak kıskançlıktan ortadan ikiye ayrılmama sebebiyet vermiş insanoğludur. ya da değildir.. çözemedim..
0 /

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol