küresel ısınma

2 /
bgat
kimi bölgeleri aşırı sıcak, kimi bölgeleri de aşırı soğuk olarak etkiyecek iklimsel değişim. tabii herkesin malumu olan ozon tabakasının delinmesi dışında, küresel ısınma faktörünü hızlandıran başka faktörler -suni gazlar vs.- bu iklimsel değişikliği hızlandırmıştır.

tabii ki gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerce bazı maddelerin üretilmesi ve kullanılması konusunda, dünya yararı için ortak bir karar alınmalıdır.

angelus
kimi bireylere "oh ne güzel havalar da sıcacık" dedirtebilmiş olan hadisedir. ne desem bilemiyorum bunun üzerine.
mandela
birleşik devletler ve onun yardakçıları küresel ısınmayı teknoloji ile engellenebilecek bir durum olduğunu söylüyor ve çeşitli öneriler getiriyor ama sundukları bütün teknolojik çözümlerin dünyanın dengesini kökten değiştirebileceğini ve asla geri dönülemeyecek zararlar vereceğini görmezlikten geliyor. küresel ısınma asla engellenemeyecek bir durum değildir. küresel ısınmanın zararları bireylerden hükümetlere yayılacak önlemler paketiyle engellenebilir. burada x jenerasyon diye devamlı aşağılanan 20’li yaşlarını yaşayan kuşağa büyük görevler düşüyor. burada insanların anlayabilmesi için nelson mandela’nın o güzel sözlerini söylemekte fayda var. "bazen bu görev büyük bir neslin üstüne düşer o büyük nesil siz olabilirsiniz" bırakın kuşağınız çiçek açsın.
van ness
şu sıralar gıcır istanbul havası yüzünden işime gelen hadise. acısı sonradan çıkacak olan da hadisedir ayrıca.

edit:gıcır istanbul havası demişken geçenlerde bir açıklama yapıldı ki bu sıcaklığın sebebi atlas okyanusundaki sıcak suların türkiye yi ziyaret etmesiymiş.
independence
bugun fransa / paris’te bir rapor sunuldu bu konu ile alakali ve raporda ozetle $oyle denildi.

"ebenizin amini gormenize cok az kaldi."

ister inanin ister inanmayin ben bu rapordan bu sonucu cikartttim.zira soylenilenler korkunc ve hic de uzak bir zamani gostermiyor.tam aksine hemen hepimizin hayat sinirlari icerisinde gorebilecegimiz $eylerden bahsediliyor.

orneklendirelim:

2040 senesi civarinda istanbul bogazindaki sular o kadar yukselecek ki, bogazdaki yalilarin ilk katlari sular altinda kalacak.guney ve akdeniz bolgelerimiz o kadar sicakla$acak ki tatil yoreleri olmaktan cikacak, insanlar tatil icin karadenize gidecek.akarsularimiz, nehirlerimiz ve caylarimiz kuruyacak, corak topraklar uzerinde mac yapilacak.bu topraklarda pamuktan ba$ka hicbir $ey yeti$meyecek kadinlarin regl olduklari donemlerde pamuk arama sorunlari ortadan kalkacak(ne alakaysa).

ah aklima gelmi$ken, turkiye karbonmonoksit gazi yayma konusunda en hizli kalkinan ulke olmu$ bu arada.miktar olarak amerika, cin, japonya ve benzeri geli$mi$ ulkelere nazaran cok az karbonmonoksit uretiyor olsak bile, gecen senelere nazaran orana vurdugumuzda en hizli karbonmonoksit uretimi yukselten ulke olmu$uz.

ya$asin!

(bilmeyenler icin soyleyelim karbonmonoksit kuresel isinmanin en buyuk tetikleyicisidir.)
alchoburn
asıl önlem alınması gereken safha geçeli çok olmasına rağmen,ancak korku maşası haline getirilmiş felaket tetikleyicisi.

20. yüzyıl süresince artan endüstriyel faaliyetler sonucu artık geri dönülemez noktada olduunuzu sevgiyle belirtmek isterim. elbette haberi yapıldığı gibi bir anda hissetmeyeceksiniz; zamanla azalacak sularınız ve yaşaycak alanlarınız.

abartıldığı şudur ki, çevre felaketi falan yoktur ortada; asıl kıyamet insanoğlu ve medeniyet içindir. yoksa doğa dediğiniz, dünya dediğiniz şey zaten bu olayı 50 - 60 bin yılda bir yaşıyor. biz sadece buzul çağına giriş yolunu kısalttık yaptığımız her harekette o kadar.

doğa yüz bin yıl fişini çeker,sonra yeni canlıları ortaya çıkarır. olan insanlığa olacaktır sadece. bağırmanızın pek bir faydası olacağını sanmıyorum sevgili basın yayın organları ve güzide insanlık...ama çok istiyorsanız yaygara koparmak serbest tabii.
mandela
sonunda türkiye hükümetininde varlığını kabul etmeyi başardığı felaket. kına geçtikten sonra diyoruz kendilerine.
kitten
kendisiyle ilgili gelecek zaman kipi kullanılması artık abes kaçan, yaklaşan değil bizzat gelmiş felaket. ya çıkıp uzaya mars’a yerleşir onu da dünya gibi mahvederiz ya da acil olarak olduğumuz gezegende oturmak için yollar düşünürüz. ya da son çare geldi geliyor diyip küresel ısınma hakkında geyik yapıp buzullar arasında donarak, çölde -eğer hala kalmışlarsa- akbabalara yem olarak olmadı su altında kalan topraklarda boğularak ölüye evriliriz.
sevgi saygi baris
@1152822 [k]
devlet böyüklerimizin hala trt’de varolup olmadığını tartışabildiği, bunu milli bir mesele olarak algılama gibi tuhaf beyinsel aktiviteler gösterdikleri, birlikte ve gerçekten küresel anlamda hareket etmezsek gezegenimizi tanınmaz hale getirecek, doğanın raydan "çıkarılması" olayıdır. çıkarılmasıdır, çünkü sorumluları biziz. bu konuda bireysel yapılabilecekler dışında sesimizin daha çok çıkması gerekmektedir. çünkü eğer bu gidiş devam ederse, hiç çocuk yapmayalım daha iyi, o çocuklar çünkü kutupayılarını, bazı bitki türlerini, bazı şehirlerde kar yağması olayını geçmişte kalmış olarak bilecekler, onlar daha pis, daha kurak, daha aç ve sefalet içindeki bir dünyaya doğacaklar. biz çoktan yaşlanmış olacağız ve eski günleri "ne de güzel yağıyordu istanbul’da kar, ankara’da eskiden sularımız kesilmezdi" diye nostaljik nostaljik anarken onlar bunlardan bihaber ve daha çileli yaşayacaklar. küresel ısınma yüzünden hindistan’a bağlı bir ada sular altında kaldı, üstelik üzerinde insanların yaşadığı bir ada. ada sakinleri evsiz kaldılar, hayatları sefil oldu. küresel ısınma bir oyun değil, gerçek.
van ness
türkiye, abd ve avustralya teknolojik ilerlemeler ve sofistikasyonlara ara vermeyeceğini ve kabul etmeyeceğini belirtmişti. şimdi birkaç girişim oluyor adımıza ama nafile gibi.
2 /

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol