deep purple

0 /
klapacius
yaklaşık 5 sene önce gittiğim kursta, halis mulis ingiliz ve deli gibi türkçe öğrenme çabası içine girmiş olan andy isimli alkolik hocamın, bozuk türkçesi ile "deyrin moooor" diye telafuz ettiği ve sonradan ne demek istediği ile aslı astarı anlaşılan ünlü müzik grubunun adı.
made in heaven
aradan gecen yillara ragmen sarkilari hala keyifle dinlenebilen efsane gruplardan bir tanesidir.yanlis hatirlamiyorsam onbir sene evvel falan bunlarin tisortunu almistim,tisort de grup gibi saglam cikti.onca zamandir giyerim ne rengi soldu ne bir tarafi sarkti.satin alirken param cikismamisti da adama yalvara yakara almistim,helal olsun kaliteli mal satiyormus adam.

(bkz: hey gidi genclik)
freagl dreams
1968 yilinda searchers toplulugunun davulcusu chris curtis onderliginde kurulan efsanevi deep purple, ilk asamada tuslu calgilarda jon lord, basgitarda nick simper ve gitarist richard hugh blackmore’dan kuruluydu.

ilk olarak roundabout ismiyle tanindilar. bir kac gun icinde curtis ayrildi. dave curtis ve bobby woodman da isteneni veremeyince onlarin bosaltiklari yerler rod evans ve ian paice tarafindan dolduruldu. deep purple adini aldilar ve kisa bir iskandinavya turundan sonra, topluluk ilk albumunu kaydetmeye koyuldu. "shades of deep purple" "hey joe" ve 45’likler listesinde zirveye oynayan "hush" gibi meshur parcalarin yeniden sunumlarini barindiriyordu. yabanci topraklarda unleri daha hizli yayilan grubun uzun turneleri sona erdiginde kendi ulkelerinde tanitima devam ettiler. tina turner, neil diamond gibi isimlerle birlikte calismalar da yapan deep purple kendi belirledigi cizgiyi korumaya da ozen gosterdi.

1969 temmuzunda, evans ve simper, episode six’ten gelen ian gillan ve roger glover ile yer degistirdi. klasik deep purple olarak akillara kazinacak bu yeni kadro lord’un yazdigi "concerto for group and orchestra"yi londra fiarmoni orkestrasi ile kaydettiler. ardindan gelen ve "speed king" ve "child in time" gibi parcalari iceren "deep purple in rock" calismasi toplulugun agir metal turunun vazgecilmezleri arasinda yer alacagini duyuruyordu. gillan’in guclu sesi muziklerine yeni bir boyut kazandirmis oluyordu. bu yeni kazanilmis sohret avrupa kitasinda "black night" ile iyice percinlenecekti. "strange kind of woman" listelerde iyi bir noktaya gelen bir baska calisma oluyordu. "fireball" ve "machine head" ise zirveye adini yazdiran iki album oldu. "smoke on the water" sert rock muzigin tarihine gecmis bir calisma olma basarisini gosterdi. album ayni zamanda toplulugun kendi kurdugu purple plakciliktan cikan ilk album oldu. platin plak odullu "made in japan" canli sunumlariyla neler basarabileceklerini cok iyi ortaya koyuyordu.

uyelerin kendi aralarinda ise ipler son derece gergindi. "who do we think we are!" bu cok basarili kadronun bitisinin habercisi olacakti. gillan ve glover’in ayrilisi, david coverdale ve glenn hughes’in gelisiyle yeni ozellikler kazanan topluluga yine de epey pahaliya mal olacakti. "burn" ve "stormbringer" ilk 10 listesinde basarili oldular. blackmore’un istedigi bu degildi. gidisattan memnun olmayan blackmore 1975 mayisinda rainbow’u kurmak amaciyla deep purple’dan ayrildi. bir anlamda onu yetim birakti. tommy bolin mor topluluk’a "come taste the band" albumunde eslik etti. ne var ki, farkli tarzlarinin birlikte yurumesi mumkun degildi. deep purple uyeleri yol ayrimindalardi. sonuc olarak her biri farkli bir yol izleyerek muzik yasamlarina kendi olusturduklari topluluklarda ya da baska muzisyenlere eslik ederek devam ettiler. madde bagimlisi bolin ise bir kac ay sonra uyusturucudan yasamini yitirdi.
delikofte
dünya üstünde en çok çalınıp coverlanan, gitarı eline ilk alanların çaldığı 3-4 parçanın arasında mutlaka bulunan smoke on the water parçasını yapmış ve ilerleyen yaşlarına rağmen hala sahnelerin tozunu attırmaya devam eden grup.
0 /

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol