cemal safi

goshenit
git de şen şakrak geçen günlerine gün ekle,
beni kahkahaların sustuğu yerde bekle.

git ki siyah gözlerin arkada kalmasınlar,
git ki gamlı yüzümün hüznüyle dolmasınlar.

mademki benli hayat sana kafes kadar dar,
uzaklaş ellerimden uçabildiğin kadar.

hadi git, benden sana dilediğince izin,
öyle bir uzaklaş ki karda kalmasın izin.

kahrımın nedenini söylesem irkilirler;
çünkü herkes beni kays, seni leyla bilirler.

sanırlar ki sen beni biricik yar saymıştın;
oysaki hep yedekte, hep elde var saymıştın.

bir garip muamma
bulunur
çeker gibi bakma hançeri kından,
senin de canını yakan bulunur.
senin de bir zalim gelir hakkından,
sana da bir kurşun sıkan bulunur.

aşkımın ahıyla tutulur yakan,
alıcıkuş kadar sürmez fiyakan.
senin de gözünü yaşlı bırakan,
senin de boynunu büken bulunur.

merhamet olmazsa kalp kiracında,
tahtın da kurtarmaz seni tacın da...
bir kara sevdanın darağacında,
senin de ipini çeken bulunur
bir garip muamma
kenarlarda, köşelerde kalmış şairimizdir. pek bilmez kimse kendisini-ben de bu sene tanıştım-. genellikle aşk temalı şiirler yazıyor. sade ve hoş bir dili var kanımca.

bekledim
saymadım hasretinle bu kaçıncı yılbasi
bir ihtimal de olsa döner diye bekledim
ne bir demet karanfil ne bir damla gözyaşı
bir hal hatır sormayı dener diye bekledim

su kışta kıyamette ömrüme düsen karda
bir dostuma uğrayip ahvalimi sorar da
belki de bir merhamet duyar da
yenilmez gururunu yener diye bekledim

bir yanda gözlerimde ebediyet uykusu
bir yanda seni son kez görememek korkusu
o güzel ellerinden içersem bir damla su
bütün ızdıraplarım diner diye bekledim

perdesiz pencereme şafakla söktüğün an
gelip de başucumda boynunu büktüğün an
pınar dudaklarindan ismimi döktüğün an
içimdeki yanardağ söner diye bekledim

ne sıkmağa gücüm var versen bile elini
ne sarmağa mecalim var o incecik belini
alnımda hayal edip o minicik mendilini
gül kokusu tenime diner diye bekledim

dudaklarımda tekbir ellerim göğe açık
sen diye irkilirim ses duysam en ufacik
o mavi gözlerini bir daha son defacık
dünya gözüyle görmek hüner diye bekledim
imgoindeeperunderground
bir başka harika şiiride şöyledir:

sen benim gözümde bir rivayettin
ilk değil alçağı yüksek görüşüm
sanma ki sen bana ihanet ettin
o senin aslına rücu edişin

gün olur kediye düldül derim ben
gün olur baykuşa bülbül derim ben
tedirgin etse de gerçek ötüşün
o senin aslına rücu edişin

caymadım cüceyi yüce görmekten
caymadım cahile cüret vermekten
gözümden düşse de hal ve gidişin
o senin aslına rücu edişin

ilk defa vurmadım başımı taşa
yanıla yakıla geldim bu yaşa
sanma ki sen beni aldattın hâşâ
çoktandır başladı bende bitişin
o senin aslına rücu edişin

kahrını çektiysem vardır bir neden
sensin bu duyguyu bende üreten
gübredir toprağı verimli eden
kim kimi kullanmış şöyle bir düşün
o senin aslına rücu edişin

oyun bitti bu son perde son gala
güçlü olsan başarırdın pekâlâ
aslan rolü yakışmıyor çakala
bırak ta kendine gelsin gidişin
o senin aslına rücu edişin...

ankunft
tek hece (aşk)
var mı beni içinizde tanıyan?
yaşanmadan çözülmeyen sır benim.
kalmasa da şöhretimi duymayan,
kimliğimi tarif etmek zor benim...

bülbül benim lisanımla ötüştü.
bir gül için can evinden tutuştu.
yüreğine toroslar’dan çığ düştü.
yangınımı söndürmedi kar benim...

niceler sultandı, kraldı, şahtı.
benimle değişti talihi bahtı,
yerle bir eylerim tac ile tahtı,
akıl almaz hünerlerim var benim...

kamil iken cahil ettim alimi,
vahşi iken yahşi ettim zalimi,
yavuz iken zebun ettim selim’i,
her oyunu bozan gizli zor benim...

yeryüzünde ben ürettim veremi.
lokman hekim bulamadı çaremi.
aslı için kül eyledim kerem’i.
ibrahim’in atıldığı kor benim...

sebep bazı leyla, bazı şirin’di.
hatrım için yüce dağlar delindi.
bilek gücüm ferhat ile bilindi.
kuvvet benim, kudret benim, fer benim...

ilâhimle mevlânâ’yı döndürdüm.
yunus’umla öfkeleri dindirdim.
günahımla çok ocaklar söndürdüm.
mevlâ’danım, hayır benim, şer benim...

kimsesizim hısmım da yok, hasmım da
görünmezim cismim de yok, resmim de
dil üzmezim, tek hece var ismimde
barınağım gönül denen yer benim.
imgoindeeperunderground
kendi sitesinden alynmys olan biyografisi asagidaki gibidir;

1938 yilinda samsun’da dogdu ilk ve ortaogrenimini orada tamamladi. siire ilgisi kucuk yaslarda basladi. ancak 40 yasina dek fazlaca disa acilmadi.

1978 yilindan degisik cevrelerde duyulmaya basladi. basta sevgi olmak uzere hemen her konuda siir yazmaktadir. ayrica taslamalari genis cevrelerde bilinip okunmaktadir.

siirlerinin yaklasik 40 tanesi orhan gencebay tarafindan olmak uzere 150 kadari bestelendi. bunlardan ruyalarim olmasa ve vurgun adli siirleriyle 1990 ve 1991’de yilin sairi secildi.

her yil akcay sairler ve bestekarlar senligini duzenleyerek siire olan katkisini surdurmektedir.

siirlerinin bir bolumunu topladigi, vurgun (1978), sende kalmis (2000) ve kiyamete kirk kala (2002) adli kitaplari yayimlandi.

kizina yazdigi ve "muhtemelen hayvan gibi koymustur" dedirten siiri icin;
birak beni gideyim

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol