çanakkale savaşları

0 /
seyhmerat
mustafa kemal bu savaşlar sırasında elliyedinci alayın kaçtığını görünce atına biner ve hızla oraya gider;

-niçin kaçıyorsunuz (der askerlere)
-efendim düşman (der askerler)

düşman tepeyi ele geçirmek üzeridir bunun üzerine mustafa kemal; "düşmandan kaçılır mı" der, askerler "cephanemiz kalmadı" derler bunun üzerine mustafa kemal "cephaneniz yoksa süngünüz var" der ve hepsine süngülerini taktırtır ve yere yatırtır bunun üzerine düşmanda yere yatar ve o anda düşmanın tepeyi ele geçirmesi böylelikle engellenmiş olur.
seyhmerat
bu savaşlar sırasında bir genç yarbay cesareti ve yönetme kabiliyeti ile parlamıştır bu genç yarbay ki idealisttir ve ülkesinin geleceğini düşünmektedir muharebenin en çetin zamanlarında bile kendisini bu düşüncelerden alamaz, yeni bir ülke kurmak ister. savaşın en sert zamanlarında bile geceleri çadırında mum ışığının altında okuduğu bir kitap vardır jean jacques rousseau’nun toplum sözleşmesi onun egemenliğin halka ait olması söyleminden çok etkilenmiştir.

bu yarbay ki elliyedinci alayın başındadır ve daha o yaşta hiç çekinmeden şu emri verecek kadar güvenir milletine "ben size taarruz emretmiyorum ölmeyi emrediyorum, biz ölünceye kadar geçecek zaman zarfında yerimize başka birlikler ve komutanlar gelebilir." ve bu elliyedinci alay onun emrini yerine getirir hepsi şehit olmuştur. bu savaşın dünya sahnesine çıkardığı bu yarbay tabiki de mustafa kemal’dir.
angelus
“bu memleketin topraklarında kanlarını döken ingiliz, fransız, avustralyalı,yeni zelandalı, hintli kahramanlar! burada, dost bir vatanın toprağındasınız. huzur ve sükun içinde uyuyunuz. sizler, mehmetçiklerle yanyana koyun koyunasınız.
uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar! gözyaşlarınızı dindiriniz. evlatlarınız bizim bağrımızdadır. huzur içindedirler ve rahat uyuyacaklardır. onlar bu toprakta canlarını verdikten sonra, artık bizim evlatlarımız olmuşlardır.”

mustafa kemal atatürk
chavez
gündüz birbirine mermi sıkan askerlerin paydos olunca birbirine çikolata attığı, eşi benzeri görülmemiş, dünya tarihinin en romantik savaşı. el bombasını daha uzağa fırlatmak isteyen türk askerinin ayağından çıkardığı çorabın içine bombayı koyarak sallamak suretiyle amacına ulaşıp üstün zekasını tüm dünyaya gösterdiği savaş. istanbul’un okumuş gençliğinin ayırt edilmeksizin orduya alındığı ilk savaş. cumhuriyet kurulduktan sonra ülkeye gerekli olan beyinleri kaybettiğimiz savaş. dünya tarihini tamamen değiştiren savaş. her okuduğumda tüylerimi diken diken eden savaş.
freagl dreams
ölen düşman askerleri için atatürk ün onlar artık bizim evlatlarımızdır sözü insanı ağlatır, doğrusu bu anlayışa sahip olmayan insanlarla şimdi yaşıyor, yaşatılıyor vede yönetiliyor olmak acı tarafıdır tarihi bilmenin.
greyfurt
çanakkale savaşlarinda türk hava harekati için:
"http://www.tayyareci.com/hvtarihi/canakkale/index.asp"

1.not: çok değerli bir kaynak. yoğunlaştığı konuda az bulunur bilgiler içeriyor. ayrıca diğer yakın dönem savaşlarımızındanda geniş bilgi sunuyor.
2.not: bu siteyi kaç kere baştan sona okuduğumu ben bile unuttum. yapanlardanda, sebep olanlardanda allah razı olsun.
chavez
onlar bu toprakta canlarını verdikten sonra artık bizim evlatlarımız olmuşlardır

hikayesi şöyledir: savaşın onuncu yılında, henüz cumhuriyet genç ve güçsüzken, avustralya gelibolu yarımadası’nın uluslararası bir mekan olması, kontrolünün uluslararası bir komisyonda toplanması ve mezarlık için büyük bir miktarda toprak talepleriyle, türk hükümetinin kapısını çalar. ama atatürk büyük bir siyasi manevra ile bu konuşmayı yaparak hem bu istekleri püskürtmüştür hem de tüm dünyanın kalbine adını kazımıştır.
newsted35
bir ulusun dirilişinin yanında insanlık dersi verilmiştir tüm dünya’ya.

batmakta olan bir fransız zırhlısından kendini boğazın sularına atan bir düşman subayının ağzından dökülenler;

birdenbire müthiş bir patlama oldu.yere kapaklandım.sonra dehsetli bir saldırı ile havaya fırladım ve kendimi boğaz’ın buz gibi sularında buldum.mayına çarpmıştık.gemimiz batıyordu.artık hiçbir sey yapılamazdı.yüzerek kurtulmaktan başka çarem yoktu.sahil yakındı.fakat sağ bacağımdan yaralanmış olduğumu ve müthiş bir ızdırap verdiğini hissetmeye başladım.buna rağmen sahile doğru yüzmeye çalıştım.karaya ayak basmak üzere iken, tüfeğine süngüsünü takmış bir türk askerinin bana doğru koştuğunu gördüm.bu süngüden kurtulamayacağımı ve biraz sonra göğsüme saplanan süngünün sırtımdan çıkacağını peşinen kabul ettim.gözümü kapadım ve akıbetimi beklemeye başladım.türk askeri yanıma yaklaştı.yere diz çöktü.cebinden çıkardığı sargı beziyle titreyen ıslak vücuduma sardı.üzerimize yağan mermi yağmuruna aldırış etmeden koluma girdi.yavaş yavaş geriye doğru ilerledik.türk siperlerine gelmiştik.beni orada da çok iyi karşıladılar.türkler siperlerinde bana sıcak çay ikram ettiler.kısa bir zaman içinde kendime geldim.
angelus
çoğu dini tandanslı yayınlarda hz. muhammed in kabe den kalkıp çanakkale ye, savaşın kazanılmasına yardım etmeye geldiği, ki bu da kabe nin bakımından sorumlu olan bireyin her sabah hz. muhammed i gördüğü, lakin o sabah göremeyince korktuğunu, ertesi sabah da tekrar görüp de bir önceki gün niye göremediğini sorması üzerine hz. muhammed in "ben çanakkale ye, türklere yardım etmeye gittim" şeklinde bir açıklama yapması üzerine böyle bir söylemde bulunması sonucu çanakkale zaferinin bu şekilde gerçekleştiği savunulur. ya da cevat paşa nın rüyasına giren ak sakallı bir dedinin cevat paşa ya boğaza mayınların dökülmesi gerektiğini, böylelikle boğazın geçilmez olacağı şeklinde bir salık verdiği gibi hurafelere dayandırılır bu zafer. tabii o zaman adama sormazlar mı madem hz. muhammed yardım etti de savaş neden bu kadar uzun sürdü, allah ın kulu ve elçisinin bu savaşı saniyenin milyonda biri kadar bir sürede bitirmeye kudreti mi yoktur? zaferlerin bu tip ilahi! güçlere dayandırılması aynı zamanda o ilahi güçlere hakaret etmek değil midir? düşüncesizliğin bu kadarı da fazla değil midir?

edit: ayrıca merak ediyorum. sadece küçük bir tepeyi düşmana vermemek için yaşları 17 ve 20 yaş aralığında olan, o tepenin kaybı ile savaşın kaybedileceğinin farkında olan askerlerin tümü şehit olurken aynı ruhani varlıklar neyi beklemektedi? evet.
seha
birinci dunya savasinda itilaf devletlerinin osmanli imparatorlugunu savas disi birakmak icin canakkale bogazi uzerine yaptigi saldiri ve turk’un destansi savunmasi.binlerce askerimizin sehit dustugu ancak sehitlerin o destansi mucadelesi ile turk’un yeniden dogusuna vesile olan savas.
independence
yirminci yuzyilin baslarinda avrupa sinirlarindan tasiyordu. ekonomik rekabet, somurgecilik ve milliyetcilik akimlari avrupa’yi ikiye boluyordu. almanya-fransa ve rusya-avusturya arasindaki cekismeler gerginlige donusuyordu. 28 haziran 1914’te avusturya-macaristan imparatorlugu veliahdi arsiduk ferdinand’in bir sirp milliyetcisi tarafindan oldurulmesi bu gerginlige son noktayi koydu.
avusturya’nin 28 temmuz 1914’te sirbistan’a seferberlik ilaninin ardindan 1. dunya savasi baslamis oluyordu. bir yandan almanya, avusturya-macaristan ve italya’dan olusan uclu ittifak devletleri, bir yanda da ingiltere, fransa ve rusya’dan olusan uclu itilaf devletleri sonunda avrupa’yi ikiye bolmuslerdi.

savas ilanlarinin ardindan italya tarafsizligini ilan ettiyse de bir yil sonra itilaf devletleri’ne katildi.

osmanli imparatorlugu tarihin gordugu en genis sinirlara sahip olmus, her cesit milleti ve inanisi icinde barindirmis ve yaklasik 600 yil suren saltanatini 20. yuzyilin basinda kaybediyordu. dista ve icte yasadigi mucadeleler osmanli devleti’ni cokertiyor, topraklarini ve gucunu dagitiyordu. son olarak trablusgarp ve balkan savaslari ile arka arkaya yenilgiler alan osmanli devleti, dogu trakya disinda avrupa’daki butun topraklarini kaybetmis, sayginligini ve gucunu yitirmisti. artik osmanli devleti’nin olumu bekleniyor ve diger ulkeler tarafindan paylasim planlari hazirlaniyordu.

rusya bogazlari ele gecirip sicak denizlere inmeyi hedeflerken, ingiltere suveys kanali ve hint yolunun guvenligi icin filistin’i ele gecirmeyi tasarliyor, fransa; lubnan, suriye ve kilikya’nin kontrolunu dusluyor; almanlar doguya yayilma politikasi guduyor, italyanlar ise antalya’ya sahip olmayi istiyorlardi.

birinci dunya savasi’nin patlamasinin ardindan osmanli devleti once itilaf devletleri ile birlikte olmaya niyetlendiyse de, rusya’nin bu duruma soguk bakmasi osmanli’yi almanya’ya dogru yonlendirdi ve 2 agustos 1914’te yapilan gizli bir antlasma ile alman-turk ittifaki kesinlesti.

bu tarihten sonra, guvenligi acisindan seferberlik ve silahli tarafsizlik ilan eden osmanli devleti, 10 agustos 1914’te ingiliz donanmasindan kacan goeben ve breslau adli alman savas gemilerinin bogazlardan gecmesine izin verir ve bogazlari tum yabanci gemilere kapatir.

goeben ve breslau’in bogazlardan gecmesi itilaf devletlerinin tepkisine yol acar. bunun uzerine osmanli devleti, bu iki gemiyi, daha once ingilizlere siparis ettikleri ve hatta parasini odedikleri halde alamadiklari iki gemi yerine satin aldiklarini aciklar. boylece, yavuz ve midilli adi verilen bu iki savas gemisi osmanli donanmasi’na katilmis olur.

27 eylul 1914’te amiral souchon komutasindaki yavuz, tatbikat amaciyla ciktigi karadeniz’de ruslar’a ait sivastapol ve novorosisk limanlarini bombalayinca 1 kasim 1914’te ruslar kafkasya’da siniri gecerek fiilen savas baslatmis ve osmanli devleti de sicak savasin icine cekilmis olur.

osmanli devleti’nin elinde bulunan bogazlar, konumlari nedeniyle ozellikle avrupa icin cok buyuk bir onem tasiyorlardi. tarih boyunca ugurlarinda nice savaslar verilen bogazlar stratejik, ekonomik ve kulturel acidan paha bicilmez degerdeydiler. bugun bile bakildiginda degerlerini korumaya devam ettikleri aciktir.

itilaf devletleri’nin bogazlari acma nedenlerinin basinda, elbette ki bogazlarin sahip oldugu bu stratejik onem yatiyordu. rusya’ya yardim edebilmek hedefiyle yapilanan bu dusunce ; ayni zamanda almanya’dan yeterli yardim alamayacagi ve fazla direnemeyecegi dusunulen osmanli’yi tek basina ve planlanmis bir barisa mahkum etmeyi planliyordu. ayrica bogazlari kazanmak demek, istanbul’u ele gecirip osmanli ve tum avrupa uzerinde manevi bir yikima sebep olmak demekti. tarafsiz kalan pek cok ulke bu basariya kayitsiz kalamayacak ve itilaf devletleri’ne katildiklarini aciklayacaklardi.

bogazlardan gecilebilirse, kazanilacak olan basari tum musluman somurgeleri sindirecek, guneyde somurge devletlerini rahatsiz eden hicbir sey yasanmayacakti.

bu dusunceyle ingiltere 28 ocak 1915’te osmanli’ya savas karari aldi ve bu karara fransa da katildi.

“ denizlere hakim olan dunyaya hakim olur.” dusuncesiyle hareket eden ingilizler, bogazlari ele gecirmek icin donanmanin yeterli olacagina inaniyorlardi. bahriye naziri churchill’in planlari akdeniz filosu komutani amiral carden tarafindan da desteklenince, lord fisher’in supheli gordugu bu harekatin donanma ile yapilmasina karar verildi. tarihinde hicbir yenilgi almamis olan ingiliz donanmasinin silah, teknoloji ve basari acisindan kendine guveni tamdi. dunyanin yenilmez donanmasi, fransa’nin da destegi ile dunyanin en buyuk armadasini olusturuyordu. bu donanmaya karsi gelebilecek hicbir guc dusunulemezdi. hele ki yipranmis, teknoloji acisindan zayif ve parcalanmak uzere olan osmanli, bu armada ile asla bas edemezdi.
itilaf devletleri’nin deniz harekati 19 subat 1915’te basladi. 13 mart 1915’e kadar dusman gemileri tabyalari top atesine tuttu, mayin tarama gemileri olabildigince yol acti. bogazlari zorlayarak gecebileceklerine inanan dusman kuvvetlerinin, kararli ve direncli bir karsilik almalari bu isin o kadar da kolay olmadigini gosteriyordu. bir ay boyunca yapilan binlerce mermi atisinin ardindan cok da buyuk bir gelisme elde edilememisti.

18 mart’a kadar gecen bu donemde bogazin girisinde bulunan rumeli yakasindaki seddulbahir ve ertugrul tabyalari ile, anadolu yakasindaki kumkale ve orhaniye tabyalari tahrip edilmisti. bogaza giris kapilari aralanmis ama hala ilerde olacaklar belirsizdi.

ve 18 mart 1915 sabahi geldiginde kimse gunun sonunda neyle karsilasacagini bilmiyordu.

17 mart 1915’te amiral carden’in yerine amiral de robeck’in atanmasiyla 18 mart da gerceklesecek plan uygulamaya konuluyordu.

plana gore; 18 mart sabahi 3 deniz tumeninden olusan dusman filosu bogazda belirdi. filonun en guclu gemilerinden olusan 1. tumen bizzat amiral de robeck tarafindan kumanda ediliyordu.

queen elizabeth, agamemnon, lord nelson muharebe gemileri ve inflexible muharebe kruvazorunde olusan 1. tumen, saat 10:30’da bogazdan iceri girdi. filonun onundeki muhripler savas alanini taniyorlardi. planlanan noktaya ulasildiginda queen elizabeth’in hedefi rumeli mecidiye tabyasi, lord nelson’un hedefi namazgah tabyasi, inflexible hedefi ise rumeli hamidiye tabyasi idi. “a savas hatti” olarak adlandirilan bu plan 11.30’da uygulanmaya baslandi ve 11.30’da merkez tabyalarina ates basladi.

bu arada dusman gemileri kumkale’den gelen tedirgin edici ates hattina da girmislerdi. obuslerden ustlerine ates yagiyordu. yine de mesafe uzak oldugundan turk bataryalari savas gemilerine karsilik veremiyordu. saat 12.00 sularinda cimenlik, rumeli hamidiye ve anadolu hamidiye ates almisti. b hatti diye adlandirilan amiral guepratte komutasindaki 3. tumen suffren, bouvet, goulois, charlemagne adli dort fransiz gemisiyle triumph ve prince george adli iki ingiliz muharebe gemisinden olusuyordu. plana gore bu tumen 1. tumenin arkasindan hareket gecti ve b hatti onundeki yerini aldi. yavas yavas yaklasan gemiler bu cesurane ilerleyislerinde turk bataryalarindan dusen mermi atesi altinda b hattina vardilar. siddetli yapilan karsilikli catismalarda aradaki bataryalar sustuysa da merkez bataryalar atese devam ediyorlardi. 900 yarda kadar iceri sokulduklarindan siddetli ates bu gemilerin uzerine yagiyordu. 3. tumene ait olan iki ingiliz gemisi triumph ve prince george a hattinin kic omuzluklarinda yerlerini almis rumeli mesudiye ve yildiz tabyalarini hedeflemislerdi.

rumeli merkez bataryalari cok yogun bir ates altindaydi. mermilerin cogu tabyalar icine dusmus, telefon hatlarini bozmus, yanginlar cikarmisti. rumeli mecidiye tabyasi topcularin sehit olmasi ile devre disi kalmisti.

planin ikinci asamasinda turk bataryalari uzerinde yeteri kadar ustunluk saglanabilirse albay hayes sadler komutasindaki 2. tumen devreye girecekti. ocean, irresistible, albion, vengeance, swiftsun ve majestic’ten olusan 2. tumen, 3. tumenin yerini alacak ve b hattindan son olarak yakin muharebe yapilarak tabyalar icinde olmayip mayin hatlarini savunan toplar tahrip edilerek bombardimandan hemen sonra mayin tarama islemlerine baslanacakti. fakat 3. tumenin yerini alacak 2. tumen gelmeden once beklenmedik bir sey oldu. saat 14:00’e dogru suffren buyuk bir hizla bogazi terk etmekte ve bouvet’de onu izlemekteydi. a hattini gecmek uzereyken fransiz gemisi bouvet’de bir iki patlama oldu ve anadolu hamidiye tabyasinca ates altindayken 3 dakikada sularin altina gomuldu. derin bir saskinlik yasaniyordu. queen elzabeth ve agamemnon disindaki butun gemiler atesi kestiler. muhripler ve istimbotlar personeli kurtarmaya gittiklerinde 20 kisi kurtarilabilmis, 603 kisi sulara gomulmustu. bu arada 12.30 sularinda goulois isabet almis ve agir yaralarla bogazi terk ediyordu. 15.30 sularinda mayina carpan inflexible’in durumu kotuydu ama yogun cabayla bozcaada’ya ulasti. 2. tumen ingiliz gemileri, 3. tumenin yerini aldiginda bu manzara ile karsilasmisti. saat 14.30’da atese baslayarak 10 yardaya kadar yaklastilar. namazgah tabyasini bombardiman ediyordu. saat 15.00’te rumeli hamidiye daha sonra da namazgah aldigi isabetle savas disina kalmisti.

anadolu hamidiye tabyasi hasar gormemisti ve irrisistible’a ates ediyordu. saat 15.14’de irrisistible’in yaninda korkunc bir patlama duyuldu. saat 16.15’te tabyalarda uzaklasmak isterken bir mayina carpti. bu bolgede bir gece once nusret’in doktugu mayinlar hic hesapta yokken can aliyordu. bolgenin mayinli oldugunu anlayan amiral de robeck 2. tumenin geri cekilmesi icin emir verdi. 18.05’te geri cekilirken ocean da mayina carpmisti. guclu top atesine ragmen ocean’in personeli muhripler tarafindan bosaltildi.

18 mart’ta yasananlar saskinlik yaratmisti. lord fisher gibi ordusuz bir donanmanin basariya ulasamayacagini soylayenler hakli cikiyor, de robeck ve churchill gibi hala donanma ile bogazlari zorlayip istanbul’a cikilabilecegi dusuncesi yeni hareket planlari doguruyordu.

canakkale savaslari’nda deniz harekâti’nin basarisizligi umutlari kara harekâti’na cevirmisti.daha 1 mart’ta yunanistan, gelibolu yarimadasini isgal etmek, mumkun oldugu takdirde istanbul uzerine yurumek uzere ingiltere’ye uc tumenlik bir kuvvet onermisti. ingiliz ve fransizlara kalsa oneri kabul edilebilirdi. ancak rus cari, ingiliz buyukelcisi’ne, hicbir sart altinda yunan askerinin istanbul’a girmesine izin vermeyecegini bildirerek bu tasariyi onledi.

londra’da ise, harekâti donanma yalniz mi yapsin, yoksa kara ordusu ile birlikte mi hareket etsin tartismasi yapilmakta idi. bir kara ordusuna ihtiyac oldugunu savunanlarin arasinda lord fisher geliyordu. bununla beraber son karar, savas bakani (harbiye naziri) lord kitchener’indi. o ise, israrla elinde birlik olmadigini soyluyordu, ama seckin bir birlik olan ve ingiltere’de bulunan 29’ncu tumen’e hicbir gorev verilmemisti.

nihayet mart’ta kitchener canakkalecilerin tarafina kayarak 29’ncu tumenin ege’ye sevk edilecegini, canakkale’de bulunan deniz piyadelerine gelibolu yarimadasi’nin temizlenmesinde yardim edecegini acikladi. bu haber fransa cephesinde buluna ingiliz generallerinin oylesine buyuk tepkisine yol acti ki, maresal sozunu geri alarak 18 subat’ta bu birligin yerine o sirada misir’da bulunan avustralya ve yeni zelanda tumenlerinin gidecegini bildirmek zorunda kaldi.

askeri durumu tetkik icin canakkale’ye gonderilen general sir william birdwood, 5 mart’ta kitchener’a gonderdigi raporda, donanmanin tek basina bagaz’dan gecemeyecegine inandigini, kuvvetli bir ordunun karadan donanmayi desteklemesi gerektigini bildiriyordu. bu rapor kitchener’in butun tereddutlerini giderdi. 10 martda 29’ncu tumenin ege’ye gonderilecegini acikladi. ayrica bir tumen de kendilerinin gondermeleri icin fransizlari ikna edecegini ilave ediyordu.

boylece misir’daki anzac tumenleri ile birlikte 70 bin kisilik bir kolordu bu ise ayrilmis oluyordu.

birdwood’un raporuna ragmen, hala donanmanin tek basina bogazi gecebilecegini dusunenler vardi. bu karisiklik icinde kara kuvveti hazir olana kadar donanmanin harekatini geri birakmasini, bu suretle kara ve deniz kuvvetlerinin musterek harekata baslamasinin en iyisi olacagini hic kimse aklina getiremiyordu.

o siralarda londra’ya hakim olan bu kargasalik ve belirsizligi, ne yapacagi belli olmayan sefer kuvveti’nin komutanligina yapilan atamadan anlamak mumkundur. bu komutan, kitchener’in guney afrika savaslarindan eski bir arkadasi general sir ian hamilton’du.

donanma asil saldirisini yapana kadar, hamilton’un birlikleri ise karismayacakti. eger deneme basariya ulasmazsa hamilton gelibolu yarimadasina cikarma yapacak, basariya ulasirsa yarimadaya zayif bir kuvvet birakip dogrudan dogruya istanbul uzerine yuruyecekti. oradan istanbul bogazina cikarilmis bir rus birligi ile birlesmesi umuluyordu.

turk tarafi ise, 18 mart’ta kazandigi zaferden dolayi kendisine olan guvenini tazelemis, canakkale’nin bogazlar’dan gecilemeyecegini tum dunyaya gostermisti. bu zaferin ardindan, muttefiklerin kacinilmaz kara harekâtina karsi turk tarafi da son surat hazirliklara baslamisti. canakkale ‘de 5. ordu olusturulmus basina da maresal liman von sanders getirilmisti. kiyilara dikenli tellerle cevriliyor, birlikler onemli yerlere yerlestiriliyor, muttefiklerin her hareketi gozleniyordu. muttefik cikarmasini bekleyen bir baska kisi ise 19. ihtiyat tumeni’nin basinda bulunan yarbay mustafa kemaldi.

ilk motorlu ucagin ucusundan yedi yil gibi kisa bir sure gectikten sonra, 1910 yilinda ucaklardan askeri amaclarla yararlanma dusuncesi ortaya cikmis ve takip eden yillarda ucak, yeryuzunde etkin bir taarruz silahi olarak kullanilmaya baslanmistir.

dunyadaki bu gelismeyi yakindan izleyen ve onemini degerlendiren zamanin harbiye naziri mahmut sevket pasa’nin direktifiyle, 1911 yilinda, genelkurmay baskanligi bunyesinde askeri havacilikla ilgili bir sube olusturulmus ve turk askeri havaciligi’nin temeli olan teskilat kurulmustur.

bu yeni silahin edinilmesine buyuk onem veren mahmut sevket pasa maasinin bir kismini bagislayarak ucak alimi icin kampanya baslatmis ve bu kampanyaya basta padisah sultan resat olmak uzere donanma cemiyeti, subaylar ve bazi zenginler istirak etmistir. iki ucaklik para, kisa zamanda toplanmis ve fransa’dan biri 25 beygirlik, biri de 50 beygirlik iki ucak satin almistir.

muteakiben, yesilkoy safra duzlugunde kara tayyare mektebi, yesilkoy feneri yakinlarinda da deniz tayyare mektebi kurulmus ve havaci personel yetistirilmek uzere ordu ve donanmadan istekli subaylar secilmistir.

canakkale muharebeleri basladigi zaman dunya ve turk askeri havaciligi mutevazi ve gelistirilmeye muhtac bir durumda idi.

canakkale muharebeleri havacilik yonunden, yeni silahin gercek degerinin anlasildigi ve bugunku modern hava kuvvetlerinin temelini atan kahramanlari kavramaya calisirken, icra edilen hava harekatinin sadece o gunku musterek harekata katkisi degil ayni zamanda bugunku havaciligimiza olan katkisi da dusunulmekte ve hava kuvvetlerinin temelinin atilarak, hava stratejisi ve taktiklerinin olusturulmaya baslandigi bir harekat noktasi olarak degerlendirilmektedir.

havacilik acisindan iste boyle bir ortam icinde, 2 agustos 1914 gunu seferberlik ilan edilmis ve buna paralel olarak yesilkoy’de bulunan deniz ucaklarindan 2’si izmir, birisi de canakkale mustahkem mevzi komutanligi emrine verilmistir.

25 agustos 1914 tarihinde canakkale nara meydani’na konuslandirilan nievport tipi deniz ucagi ile, deniz yzb. savmi, utgm. fazil ve utgm. cemal’in yaptigi kesif ucuslari sayesinde, bolgedeki ingiliz ve fransiz gemilerinin faaliyetleri izlenmeye baslanmistir.

18 mart 1915 tarihine kadar olan donemde yapilan basarili hava kesif gorevleri hem dusmanin elindeki gemi tip ve miktarini tespit, hem de taarruz hazirliklarini devamli takip imkani saglamistir.

18 mart 1915 gunu, havacilarimiz erken saatlerde yaptiklari kesif raporunu vermislerdir.

“ bozcaada onunde, 40 dusman gemisi sayildi. bunlardan; 19’u agir, 3’u hafif olmak uzere 22’si kruvazor, digerleri; silep, destek gemisi ve ucak gemisidir. sayilari tam olarak saptanamayan denizaltilar gorulmustur. 6 adet zirhli ingiliz gemisi, muharebe duzeninde bogaza dogru ilerlemekte ve fransiz gemileri de demir almaktadir. ”

bir sure sonra, bogaza giren ve kiyi bataryalarini siddetle bombardiman eden dusman donanma topcusuna, ark royal ucak gemisinden havalanan ingiliz ucaklari da ates tanziminde genis capta yardim etmistir.

18 mart gunu ogleden sonra, havacilarimiza; limni adasi civarindaki dusman kuvvetlerinin durumunu kesfetmeleri emredilmistir.

bir saat icinde gorev bolgesine ulasan pilotlar mondros koyu’nda 13 harp, 4 nakliye, 29 komur gemisi olmak uzere toplam 46 geminin bulundugunu, ayrica fransizlarin gaulois gemisinin sahil topcumuzun atesi ile canakkale agzinda yara aldigini rapor etmistir.

canakkale muharebeleri suresince, karsilikli kesif harekati devam ederken; turk havacilari, o tarihler icin basarili sayilabilecek diger hava gorevlerini de icra etmisledir. bu gorevlerden biri 18 nisan 1915’de yapilmistir.

o gun canakkale bogazi bolgesinde gittikce kuvvetlenen ve hava ustunlugu kurmasindan endise edilen dusman hava gucunu tesirsiz hale getirmek maksadiyla, bozcaada’da 18 dusman ucaginin konuslandigi meydana hava taarruzu planlamistir. ancak bu meydandaki ucaklar, kesif gorevi icin daha onceden kalktigindan, havada karsilasilmis, kisa bir hava muharebesinden sonra zayiatsiz olarak meydana donulmustur. bu gorev amacina ulasmadiysa da, asli taktik hava gorevlerinden olan “mukabil hava harekati” nin ilk ve tipik bir uygulamasi olmasi acisindan onem tasimaktadir.

turk ucaklarinin meydan taarruzu planlamasindan esinlenen ingilizler ayni gun ucer ucaklik iki kol ile meydanimiza taarruz etmisler, ancak ucaklarimiz daha onceden meydan icinde dagitilarak gizlenmis oldugundan, atilan bombalar hasar meydana getirememistir. bu da, ufki dagilma ve gizleme yapilarak, beka tedbirlerinin alinisina guzel bir ornek teskil etmistir.

14-19 mayis 1915 gunleri, guney cephemizdeki karsi taarruzumuzu desteklemek amaciyla; dusman cikarma gemileri ve ordugahi bombalanmis mayis ayi basindan itibaren sabit balon ile bogaz gozetlemesi ve topcu atis tanzimi ve birliklerimizi taciz eden manika balon gemisine taarruzlar yapilmis, her hava hucumunda gemi, balonunu toplayip yer degistirmek zorunda birakilmistir. boylece bugun “yakin hava destegi” olarak bilinen gorev tipinin basit bir uygulamasi yapilmistir.

25 haziran’da; ariburnu bolgesindeki dusman karargahi uzerine propaganda amaciyla 300 adet ingilizce yazili bildiri atilmistir. bu gorev, hava gucunun psikolojik harpte kullanilmasina iliskin guzel bir ornektir.

30 kasim 1915’te ise, ustegmen ali riza, tegmen orhan’la beraber, canakkale girisinde karaya oturmus bulunan bir dusman kruvazorune taarruz etmek icin gorevlendirilmistir. tam bu esnada bir dusman ucaginin yaklastigi gorulmus ve yapilan hava muharebesinde ustegmen ali riza fransiz ucagini makinali tufek atesiyle dusurmeyi basararak turk havacilik tarihine ilk dusman ucagini dusuren pilot olarak gecmistir.

sonuc olarak;

canakkale muharebeleri’nde, kahraman kara ve deniz kuvvetlerimiz gibi havacilarimiz da, ustun silah ve teknik olanaklara sahip dusmanlari karsisinda, kendilerine dusen gorevleri cesaret ve ustun gorev bilinici icinde basariyla icra etmisler ve resmi ingiliz harp tarihi kitaplarinda:

“harikulade mudafaasinda yilmadan mucadele eden ve sonunda basaran dusmanimiza hayran kaldik” dedirtmislerdir.

canakkale muharebeleri’nin ileri goruslu askeri onderleri yeni silahin gereksinimi olan strateji ve taktiklerin olusturulmasina onculuk etmistir. bu kapsamda ulu onder ataturk soyle buyurmustur:

“ goklerde bizi bekleyen yerimizi almak zorundayiz. yoksa o yeri baskalari istila eder ve iste o zaman bu ulke ve millet elden gider. halbuki biz turkler, butun tarihimiz boyunca hurriyet ve istiklale ornek olmus bir milletiz.

tayyareciler! sunu unutmayin ki yarinin en buyuk tehlikeleri semalardan gelecektir. bu sebeple sizler daima hazir bulunmaya ve o sekilde yetismeye gayret edeceksiniz.”


canakkale cephesi’nin deniz harekati (bogaz’in zorlanmasi), kuskusuz siradan bir askeri harekat, ya da muharebe olayi degildir. bogazlar, konumu ve tarihi onemi itibariyle, istanbul karadeniz kapisi, canakkale de ege denizi kapisi olarak, gecmiste tasidiklari ve cagimizda tasimakta olduklari stratejik onem ve deger acisindan daima birlikte mutalaa edilmis ve edilmektedir.

her iki bogaz, klasik ve dar cercevede sadece akdeniz’i karadeniz’e, avrupa’yi asya’ya baglayan su gecitleri ya da kopruler degil, akdeniz’in oteki onemli su gecitlerinden cebelitarik ve suveys kanali ile de butunleserek, dunyanin buyuk denizlerini (atlas ve hint okyanusu gibi) ve buyuk kita kara parcalarini birbirine baglayan, daha genis anlamdaki jeopolitik konumuyla, dunya siyaset ve iktisadiyati uzerine olan etkilerini bu gun de korumaktadir. bu nedenlerledir ki, turk bogazlari, uluslararasi iliskilere yon vermede daima odak noktasi olmuslardir.

gercekten tarihin eski donemlerinden beri on planda, avrupa ve asya ulkeleri arasinda baslamis olan ekonomik, ticari ve siyasi iliskilerle, askeri hareketler, surekli olarak bogazlar bolgesinde cereyan etmistir. baska bir deyisle bogazlar, dunyanin diger parcalarinda pek gorulmemis ardi arkasi kesilmeyen mucadelelere sahne olmustur.

bogazlarin tarihin akisi icindeki stratejik durumu ve jeopolitik konumuyla ilgili yukaridaki kisa aciklamalarin isigi altinda, canakkale muharebelerinin sonuclari uzerindeki degerlendirmeler, kuskusuz daha bir onem ve anlam tasiyacaktir. boylesine bir degerlendirmenin daha gercekci ve saglikli olabilmesi ise, buyuk devletlerin turk bogazlari uzerindeki ulusal emellerine kisaca da olsa, bir goz atilmasini gerektirir.

birinci dunya harbi oncesinin baslica buyuk devletlerinden almanya’nin, “drang nach osten (doguya dogru) politikasi”, rusya’nin ilik denizlere ulasma emelleri; ingiltere’nin, “denizlere egemen olan dunyaya hakim olur” teorisine dayanarak, ozellikle xix. yuzyildan bu yana guttugu rusya’nin akdeniz’e cikmasini engelleme siyaseti, hep turk bogazlarinda dugumlenmektedir.

bogazlarin bu tartisma goturmez onemi konusunda napolyon “istanbul bir anahtardir. istanbul’a egemen olan dunyaya hukmedecektir. eger rusya, canakkale bogazi’ni ele gecirecek olursa, tulon, napoli ve korfu kapilarina dayanmis olacaktir” [431) demekle, fransa’nin bogazlar uzerindeki duyarliligini acik secik ortaya koymus olmaktadir.

rusya’nin gorusuyse, genelkurmay baskani kropatki’nin bir raporunda; xx. yuzyilda rusya’nin en onemli isinin, istanbul bogazi’ni ele gecirmek olduguna isaretle, osmanli devleti’ni, bogazi rusya’ya birakmaya hazirlamali ve almanya ile anlasma yapmalidir” seklinde ifadesini bulmaktadir.

buyuk devletlerin bogazlar uzerindeki kisaca aciklanan bu emelleri, onlari kendi aralarinda da gizli birtakim mucadelelere yoneltmistir.

nitekim, rus disisleri bakani sazanof, car tarafindan da onaylanan bir raporunda; “bogazlarin guclu bir devletin eline gecmesi, tum guney rusya’nin ekonomik hayatinin, o devletin egemenligi altina girmesidir” demekte ve bu durumun onlenmesi icin, istanbul’un alinmasini onermektedir.

ote yandan kasim 1911’de rusya’nin, osmanli hukumeti’ne bogazlar uzerindeki istekleriyle ilgili bir notasindan haberdar edilen ingiltere ve fransa, rus isteklerini reddetmislerdir.

keza rusya’nin bu ve buna benzer cesitli tarihlerdeki yinelenen daha bircok istek ve baskilarinin birbirini izlemesi, osmanli devleti’nin birinci dunya savasi’nda merkez devletleri safina kaymasinda buyuk bir etken olmustu.

iste bogazlar uzerindeki bu gizli cikar catismalaridir ki, ingiliz ve fransizlar’i istanbul’u almaya ve ruslar’dan once karadeniz bogazi’na el atmaya yoneltmis ve canakkale cephesi’nin acilmasinda baslica etken olmustur.ruslara silah ve malzeme yardimi sorunuysa, savasin sadece gorunusteki nedenini olusturmustur.

boylece buyuk devletlerin turk bogazlari uzerindeki tarihi emellerini ortaya koyarken, bu devletlerden ingiltere’nin bu cephenin acilmasinda birinci derecede aktif rol aldigini da belirtmek dogru olur.nitekim ingiliz donanma bakani churchill, cephenin acilmasinda buyuk caba gostermis ve etkili olmustur.gercekten o, bu cephenin acilmasinin bas mimari olmus, turklerin askeri gucunu ciddiye almamis, olayi basit ve sadece “sinirli bir cezalandirma hareketi” olarak gormustu. en guclu ve modern silahlarla donatilmis zirhlilarinin bogaz’da gorunuvermesiyle, turklerin direnmekten vazgececegini sanmisti.

kuskusuz bu buyuk bir yanilgiydi. ingilizler, canakkale’deki turk savunmasini ve askerini sadece matematiksel olculere vurup, onun yuksek manevi gucunu gormezlikten gelerek, buyuk bir hesap hatasina dustuler ve sonunda, once denizde, sonra da karada hic de beklemedikleri amansiz cevabi aldilar.boylece onlar, zaferi bogaz’da, turk top ve mayinlarina, karada turk sungusune birakarak cekilip gittiler.

anlasma devletleri’nin canakkale seruveni bu suretle noktalandiktan sonra, yukaridaki aciklamalarin isigi altinda, turkiye ve uluslararasi politika ve diplomasi tarihi acisindan ortaya koydugu onemli sonuclari da soylece ozetlemek mumkun olur.


http://www.canakkale.gen.tr/


0 /

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol