bir nedeni yok yalnızca öptüm

elma sekeriiii
sevgili durup dururken sizi öperse sizin verdiginiz tepkiye kar$ılık olarak verdigi cevaptır...

yemekte olan bir cift:
erkek kıza bakar; kız yemegini sessizce yemektedir, tutar kendine ceker öper onu.
- aa nerden cıktı bu $imdi??
+ bir nedeni yok yalnızca öptüm?
- ...

(bkz: seni seviyorum)
beatrix
dudaklarim gerisin geriye cekildi; agdali bir sivinin agir agir orttugu, korkunun bicim kazanip ayaga kalktigi ve ‘hey bana bir seyler soylemenin vakti geldi’ dedigi zamanlarda bekledim seni; gozlerimi kapadim. bekledim. beklerken, ozlemenin hangi gecitleri gecilmez kildigini, hangi duygularin insani hayata kazandirdigini, basite indirgenmis huzunlerin geceleri dinlenmeye musait sarkilarla sahlandigini anlatamadim. evet, bilmiyordum. bilmiyordum, kelimelerden arinmis bir cumle kurar gibi sevismeyi. sevisirken sozluk kullaniyordum hala. ama, seni seviyordum. ve sevdigimi, sevgimi anlatma telasiyla hata ustune hata yapiyordum sana. sana yaklasamiyordum. yasaklanmistin adeta. cignemeye calistigim yasak olsan da, uzak dursan da, o korkunc seklini korusan da, farketmiyordu hicbir sey. kucuk bir ates. kucucuk bir atestin sen. sonmekten urken bir ates. bir su damlasiyla butun gorkemini kaybedebilecek bir ates. askin mecali kalmamisti. sessizce sokuldum yanina. aciyla irkildin. gulumsedim. gulumsememe anlam veremedin elbette. kimdi bu? ne istiyordu? tanimadigin biri. hatiralarini darmadagin etmeyi planlamis bir yabanci. fuzuli bir beden, karsindaki. usulca uzandim,

bir nedeni yok. yalnizca optum.

kimi geceler penceremden uzayi seyrederim. uzayin adini ben koymadim. uzayin adini yildizlar, gezegenler kendi aralarinda kararlastirmislar. rahatlatir beni o. butun yagmurlar, uzayin derinliklerinden gelip yagar diye dusunurum. yagmurlar baska galaksilerden gelip yagar. romantizme uyum saglamak icin de degil. oyle. isin gercegi budur. yagmurlar, bu dunyaya ait sanma. bembeyaz bir yalnizligin olmali senin de. lekesiz bir yalnizlik. lekelenmeye musait bir yalnizlik. tedirginligini buna bagliyorum seni seyrederken. pismansin. pismansin kapip koyveremedigin icin sanki. elinde olsa, avaz avaz bagiracaksin sokaklarda. ‘neyim ben? ! ’ diye haykiracaksin. olmuyor tabii. olmuyor. siyrilir gibi luzumsuz bir yerden, siyrilip kendi affina siginiyorsun. beni anlayacagin gunler gelecek. beni de goreceksin. benimle tamamlanacak bir seye benziyorsun cunku. korkma lutfen,

bir nedeni yok. yalnizca optum.

cocuklugumdan soz etmek isterim sana, eger sikilmazsan. bir gun otururuz evde, ben sana hayatimi anlatirim dakika dakika. kac yasimdaysam, o kadar yil surer konusmam. cay pisiririz. caydanliga su yerine votka koyariz sen dilersen. sonra da sen anlatirsin: sevdigin filmleri, sevdigin parcalari, sevdigin canlilari, sevdigin... hep sevdigin seylerden konu acarsin. ben sikilmam. ben seninle sikilmamayi seni ararken ogrendim. seni hayal ederken kesfettim sikilmamanin azametini. bir insan, bir insani sikamaz. bir insan cani isterse sikilir. hacimler acarim sana icimde, dolman icin, oraya akman icin. hacimler acarsin bana; caglayarak gelirim. endiselenmen gereksiz,

bir nedeni yok. yalnizca optum.

olmasi gerektigi kadar fedakar biriyim aslinda; daha fazlasini umma acikcasi. endiselerim, ideallerim, halletmeye calistigim meselelerim var. baskalasmaya calisiyorum. gozardi edilmis tutumlar edinmek hos. degismek, hic de zor degil. yalnizca ozgur olabilsem, sorun kalmayacakmis gibi sanki. anlasilmak istiyorum: sevdigim bir sarkiyi herhangi biriyle paylasirken ayni duygulari hissetmek arzusu bu. evet, tipki bu. sese, ahenge kapilirken, kendini muzigin ritmine verirken yaninda bir digerinin olabilmesi; gorkemli bir anda birlikte sadelesebilmek. birlikte dansedebilmek gibi. sen hastayken basucunda birinin sabaha kadar oturmasi gibi. arada bir alnindaki teri silmesi, ustunun acilmamasina dikkat etmesi gibi. bir baskasi icin hayatta kalma cabasi gibi sanki. olmek icin degil, yasamak icin ugrasmak gibi. ummadan, hayal etmeden, siradan, oldugu gibi.dogal. ve ciddi. ciddi ciddi hayatla mucadele edebilme gucu. bu gucu yanyanayken yaratabilme yetenegi. ben bu yetenegin bir parcasi olarak sokuluyorum sana. masallarla geliyorum. efsanelerle geliyorum. herhangi bir insanin birikimiyle geliyorum aslinda. artniyetsizim. inan,

bir nedeni yok. yalnizca optum.

bazi sorulara cevap bulamadim; kuskusuz gerekli de degildi bu. soruyu soru halinde birakip sahici yanini korumaya calismam, cehalet mi sanildi acaba? ! bedenlerin bedenlerden istedikleri, ruhlarin, ruhlardan cikarttiklari, karsilikli acilarin birbirlerinin etkisini arttirdiklari vakitlerde dustun aklima. aklima yayildin. ne kaybedebilir, ne kazanabilirdim ki artik: ortadaydim iste! bir baskasinin mal varligina donusmeden yasayabilmenin yalnizligiydi bu. hayir! melankoli diye adlandirma bu durumu; ortak bir aci yakalayamama sorunu galiba. her kadin gibi dogurmak hevesi, her erkek gibi daglarin doruklarinda biraz gozden irak huzunlenme denemeleri aslinda. kusura bakma, kafam biraz daginik,

bir nedeni yok. yalnizca optum.

insan inandigi seyler ugruna muhtesem hatalar da yapabilir. kizmamalisin. darilmamalisin eger bir kardeslik varsa aranizda. sevgi, hosgoru takintilari da degil. bir elmanin kirmizi olmasi, bir gulun oyle kokmasi, bir derdin halledilmesinin ardindan gelen ferahlik kadar siradan ve guzeldir hata yapmak da. aska cilginligin yakistigi caglari neden unutalim? neden tarihin cuvalina tikalim tatli serseriligi, az biraz serguzest olmayi? ! ilimlilik mi kurtaracak insanligi? alttan alma mi ortecek bunca cirkefi, zorlugu, belayi? demokrasi, senin saclarindan guzel olamaz. senin yuzunden daha guzel olamaz krediler, faizler, repolar, tahviller. dunyanin en uzun gecesi 21 aralik degil, beni terkettigin gecedir. beni uzdugun, yordugun, yiprattigin gecedir. bir kabahat mi gercekten kendi disinda birine hayranlik beslemek? ! gercekten kiriyorsun beni,

bir nedeni yok. yalnizca optum.

birinin pesindeyim ben; tanimsiz biraktigim birinin. sessizligin doyurdugu, bicimli ve endiseli birinin. dusuncelerimi zapteden, kelimelerimi korkutan birinin. yaninda huzurlu uyudugum, mutlu uyandigim birinin. onunla olmakla, onunla birlikte yasamakla gizli bir gurur duydugum, asla kiskancliga ya da sahiplenmeye donusmeyen bir tutkuyla baglandigim birinin. onu ariyorum goge her baktigimda; bir melek gibi uzanip yuzume dokunacagini tasarliyorum. butun asklarin payina dusen siddetten arinmis, baskalarina ayni/ birbirimize farkli koktugumuz bir sevginin yolu bu. cesaretimi ondan aliyorum pervasizca ve yine ona ben cesaret veriyorum mucadele ruhunda. bir sir gibi sakliyoruz misafirligimizi. huzun bitince geri donecegiz cagimiza. insanliga karismaya hazir yapisik kalpler tasiyoruz askimizda. bizim askimiz hakikaten beden gucu gerektiriyor akil kadar. yapacak cok isimiz var. dovusecek cok dusmanimiz var. kucaklayacak cok arkadasimiz var. bizim sebebimiz bu. bizim fazlaligimiz bu. belki de iksirimiz. kanayan yuzlerle cevrili bir gezegende, firtinaya karisan bellek tozlarimizla, erdemlerimizle, ideallerimizle ayaktayiz. yalan soylemiyorum

bir nedeni yok. yalnizca optum.

evet, sen de isterdin sanirim huzurlu yasayabilecegin bir hayatin planlarini yapabilmeyi; kolaya indirgenmis, biraz fazlayi asirilikta aramayan, olculu bir heyecanla kritersiz bir maceraya aday kahraman olmayi. “ruzgara dur, yagmura yagma, mevsime degis” demeyi; dogru, hepimizde biraz tanriyi kiskanmak var galiba. butun gunahlar da buradan kaynaklaniyor adeta. hirslarimizin, cekincelerimizin odagi burasi. kazanmaktan cok, kaybetmeyi goze alabiliyoruz. cikolata bile kurtlanabilir. dondurma erir. cicek solar. galiba onemli olan, onlari yerinde yasamak, yerinde korumak! birer hatiraya donusseler bile! kac olume kac doguma sahit oldugunu hatirlayabiliyor musun? sevmek, ifade edebilmek kadar, ifadeyi unutmamaktir da.

simdi sessizce uzaklasmaliyim. cunku beni anlamadigini, anlamak icin ugrasmadigini, hatta bunu onemsemedigini biliyorum. ayni otobandaydik ve birimiz birimizin yanindan gecip gitti. hafizasizligi, gurur saymanin adil yani! . hangimiz suratliydik; onemi kalmadi. hangimiz daha ozveriliydik; bunun da.. umarim mutlu olursun. bunu bir cokuntu aninda da soylemiyorum. hic kimse aldatmadi otekini; yalnizca boyleydik iste! . yuzume oyle bakma nefretle,

bir nedeni yok. yalnizca optum.

benden uzaklastikca, bana ait olandan yakani siyirdikca rahatlayacagini, herseye yeniden baslayabilecegini saniyorsun. kimbilir, dogrudur belki de! . adimin yasamadigi, adimin ozlemle anilmadigi yerlerde kime umut verebilirim ki zaten?romantizmin tehlikesi buyuk! romantizmin esrari buyuleyici! romantizmin kanina girdigi insanlar bencil ve hirsli!
ben seninle birlikte yaslanabilecek kadar erken yola cikmayi istemistim; maceramiz uzundu cunku. maceramizin tahakkum altina alinamayacak kadar mukemmel olmasi, donanimimizla iliskiliydi. yani, sen ne kadar sevecensen, ben ne kadar yipraticiysam.. o da o kadar mukemmeldi. ozveri denebilir buna. evet, buna ozveri demek beni mutlu ediyor. insan, ozverinin cocuklara ad olarak verilebilecegi bir dunyada tanimini kaybediyor. bu kaybedisteki kaosun ritmiyle cekiliyorum sana. sen bir miknatissin seffaf ve ben, cekilirken sana icimdeki alelade metal parcalariyla, kan sekerim dusuyor, agzim dusuyor, ellerim.. en cok da ellerim dusuyor! . sakin ha ustune alinma,

bir nedeni yok. yalnizca optum.

ben seni kirmak icin yaratilmadim. uzun zamandir seni planliyorum haksizca; cezalandirilacak kadar mi yabanci, taninmaz ve suc yukluydum? ! belki; seni cok yiprattigimin, biraktigimin elbette farkina vardim, ama hersey mi benim aleyhte varolusumla aciklanabilir? ! beni, basta sana olmak uzere kimliklere karsi saldirganlastiran kosullari tek basima ben mi olusturdum? seni kaybettim. bunu biliyorum. seni kaybettigimi sen cekip gitmeden once de biliyordum. ortadaydi. bedel ve kefalet ortadaydi.. senin hakkinda bir satir yazmamaya calismamin nedenini hic dusundun mu? ! sana ait olanlari icten ice koruma ugrasi miydi sanki bu: kuskusuz. hala da saygiyla agliyorum. buyuk bir tesadufe yenildim, buyuk bir eksen kaymasiyla, sihirbazin sapkasinda sikisip kalan tavsan gibi,

bir nedeni yok. yalnizca optum.

elbette kiziyorsun bana; belki en cok da bu zayifligima kiziyorsun: tedirginligime, seni kaybetme endiseme, telasima, saskinligima, titreyisime, urpermem, anlamlarini anlamamis kelimelerle yetinmeme, muzakerelerde bulunmama, buhranlarin yordugu bir genclik yasamama, bilincimi sana yonlendirmeme, surekli surekli icmeme, kelimlerin kifayetsiz olma durumuna, vesaireye vesaireye.. inadima ofkeleniyorsun. seni birakmama, seni ozgurlugune salmama hiddetleniyorsun. bu da ask iste! bu da entrika! bu da soysuzlasmanin, askin getirdigi dalaveralarla kendine kilitlenmenin baska bir cesidi! peki anahtar nerede sevgilim? ! peki anahtarin uzerindeki yivler kimin eseri? ! dur, dur, bagirma,

bir nedeni yok. yalnizca optum.

bunlar da gececek suphesiz. seni unutmama kac yuzyil kaldi ki.. bir kusme, bir burulma bicimiyle gidisinin ardindan sehrin gri cephelerine fevkalade agir bir el bombasi gibi dusen bunaltinin biraktigi korkunc acinin unutulmasina kac yuzyil kaldi ki.. yaralandim. butun noktalarimdaki nobetciler de yaralandi. cigrindan cikmis bir ayaklanma gibi aglamakta yalnizligim. bir gercek aramiyorum felakete. bir bahane goremiyorum arkadaslarimin beni teselli etmek icin soyledikleri kelimelerin hanesinde. ama yoklugunu doldurmuyor sevda siyasetinin hancerleri. ama bilemiyorum yagmurun ardindan artik hangimiz suclanacak.. eger hissediyorsan,

bir nedeni yok. yalnizca optum.

ben sende ardi arkasi kesilmeyen bir korku sevdim. ben bir cuce cocuk sevdim sende siska. siddetli ve hayret uyandiran manevralarla kendi kanina olan saplantili askini sevdim. o rutubet kokan los yuzundeki kanalizasyonlari, az kelimeyle kurdugun cumlelerdeki gizli soru isaretlerini, barlardan catlak bardak gibi atilmayi beklemeni, serserice patlamalarini, yuttugun toplu igneleri ve bir film hilesi hissi uyandiran utangac hasret pozlarini sevdim. dokunamadim sana. parmakuclarim nesterdi cunku. kirilan bir kemigin sesiyle veda ederken,

bir nedeni yok. yalnizca optum.

zyprexa
sonuna kadar okuyup ağlamayacak insan bulunamaz diye düşündüğüm bir şiir.
dokunamadım sana parmakuçlarım neşterdi çünkü... der ve biter herşey.
pier
k.iskender’in en guzel kitaplarından beri.aynı kitapta kuflu prens adında bir şiir daha vardır en az bu şiir kadar guzeldir.
falconslx
nedensizce öpmenin neden olabileceği muhtemel küfürlere ve şamarlara aldırmamayı öğreten, öpülen şahsın yüzüne tatlı bir tebessümle o her ne kadar anlamasa da baktıran, belki bir kuytuda yakalanıp kulağına bir kaç cümlesi de olsa söyleten ve yine anlamamalara yol açıp zaten senin anlaman için değildi benim anlamam yeterliydi diye düşündüren iskender şiiri. okuyoruz, ağlıyoruz, öpüyoruz, ağlıyoruz, beraber okuyoruz, ayrılıyoruz, ağlıyoruz, seviyoruz...
deep
aslında vardır nedeni çoğu zaman. ayrılık vardır, bir daha hiç göremeyeceğini bilirsin. artık senin yanında değildir senelerce birlikte olduğun insan. uzaksındır artık ona hemde çok uzak ! son bir bakıştır, son bir kucaklaşma ve ardından dayanamayıp gelen son öpücük... başkasının olduğunu bile bile son kez onu hissetmektir en derinlerde... ve sonra açıklarsın ister istemez; bir nedeni yok sadece öptüm--son kez...

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol