karizmayı çizdiren durumlar

maksimroger
lisedeyken bütün okulun önünde babandan saplagı yemek.. tabi kimse babanı tanmadığı için onun saka yaptığını anlamazlar.. ayrıca inandırmak ta ayrı bi derttir.
bayanasabi
yolda havalı havalı yürürken küçük dağları ben yarattım edası ile bir anda tökesleyip yeri öpmek ya da duvara toslamak ölünesi durum
siddartha
-otobüse yetişeceğim diye koşarken durağın reklamsız camına bodoslama dalmak.

-ustaca temizlenmiş mağza vitrinlerine,cam kapılarına kafa atmak.

-aynalı koridorda yönünü kaybedip aynaya çarpmak sonra abondone olup geri dönmek.
epikuros
ortaokuldayken (bahsedilecek zaman dilimi ne kadar eski olursa sanki yapılan dangalaklık o kadar hafifleyecek gibi. olayı ben küçükken çok salaktım şirinliğine dönüştürme amacı var sanırım. olayı lisede veya ortaokulda yaşanmış gibi aktarmak çok rahatlatıcı, hele ki ilkokul diye yuttursan oh ne âla)

neyse, ortaokuldayken arkadaşla sokakta geziyorduk. cebimde allah kuruşu yok, bir iki tane atari jetonu var. harçlığımı ona yatırmışım. arkadaş da parali biri. manavın önünden geçerken 1 tane portakal satın aldı. ben önünden yürürken o da portakalı soyuyor. sonra adımı seslenip "murat baksana" dedi. ben de portakalın yarısını falan ikram edecek sanıp elimi uzatarak arkama döndüm. şerefsiz portakal kabuğunun asitini gözüme sıkmak için seslenmiş meğer. hem elimi uzatıp hem de "yok canım istemiyor" derken karşılaştığım bu muamele ve o an yaşadığım göt oluş tarif edilemez. onun da bunun üstüne "haa yiyecek miydin verim mi?" demesi tabi göt oluşun üzerine tuz biber ekti. a.ına koyduğumun ahmet ali’sini(bak ismini de veriyorum) 16-17 sene oldu bu anların utancı ve kırık karizmasıyla geziyorum ve sana 15 yıldır rastlayamadım, seni bulursam oğlum iki kilo postakalı asitiyle yedireceğim bi tarafına.
nickten yana sansim yok
dün sınavda okulun en güzel asistanlarından biri gözetmendi. sınav kâğıdını verdim ve karizmatik bi çıkış yapayım dedim. paltomu giydim, sıranın altından suyu alayım dedim. şişeyi çekerken çatır çutur sesler çıktı. herkes kaldırdı kafasını. her neyse miklemiyorum ben tabi. asistan da bakıyor o sıra. neyse atkıyı atayım dedim boynuma önce bi yere düştü, kaldırdım, bu sefer boynuma sararken kafam atkının içinde kaldı. düzeltene kadar anam ağladı.

la dangalak çık dışarda yap ne yabacaksan.
eflatun
yer:tüyap kitap fuarı

kuzenimle martı yayınevi standının önünde durduk ve bir kitap beğendi,bana göstererek:

+nasıl bu kitap alayım mı bunu?

_yok lan napcan bilmediğin yazarı , hem baksana isminde meymenet yok!

standdaki bayan elini uzatır ve:

+merhaba bayan!ben o elinizddeki kitabın yazarıyım.

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol