twilight

passive
pek güzel bir antony and the johnsons şarkısıdır.


twilight
i fall in the harbor
twilight
i fall in the hills
but here in the city
that never sleeps
i can fall
through one’s fingers.
when the swan
flies to heaven
soaring through
the utmost fear
there’s a feeling
that lingers in the afterwards
will you ever return
will you ever return
will you ever return
twilight
twilight
twilight
twilight
i sit at all tables
with my candles
and angels besides
and i shall wait forever
as the day turns to night
swallowed in the shadows that glow
swallowed in the shadows that glow
swallowed in the shadows that glow
when i sought out a light
and i knew darkness swallowed
i beseech, come to me
all alone, come to me
twilight..
serpensortia
13-26 yaş aralığındaki bayan kişileri kendine nedense hayran bırakan bir karaktere (bkz: edward cullen) sahip olan kitap serisidir. 12.12.08 tarihinde filmide abd’de vizyona girmiştir.
diğer kitapları şöyledir ,
2-new moon
3-eclipse
4-breaking dawn
5-midnight sun (yazarın (bkz: stephanie meyer) offical sitesinde .pdf formatında yayınlanmaktadır. kadın paradan bıkmış mı ne ? )

edit : az önce filmi izledim de.. harika olmuş ya. en iyi kitap uyarlamalarından biri bence. ama yine de bir tavsiyem var izleyeceklere, önce kitabı okusanız her açıdan yararlı olur sizlere.
lost kidy
serinin ilk kitabı ve dolayısıyla ilk filmi. enteresan bir vampir-insan-kurtadam ilişkisi yumağı. romantizm muhtemelen katagorisi içinde incelenirse biraz doz aşımı durumunda. yine de epsilon yayınlarından çıkan bu kitabı elinize aldığınızda bırakmanız imkansız. sürükleyicilik inanılmaz. filmi izleyip ikiye geçenler kesinlikle biri okumalılar. piyasada çıkmış olan 3 kitabı da okumuş biri olarak en çok birinciyi beğendiğimi söyleyebilirim.
4. kitap nisan ayı içinde piyasaya çıkacak deniliyor. 5 ise muhtemelen ilk kitabın bir baska kahraman tarafından anlatılması olacakmış ama pek mantıklı gelmiyor.

filmde bazı kopukluklar ve minik farklılıklar vardı ama yapılan açıklamalara göre filmin bu kadar tutulacağını tahmin etmedikleri için nispeten daha dşük bir bütçe ile çekmişler ve pek ciddiye almamışlar, ikinci filmde hem yönetmen değişiyormuş hem de bütçe genişletilecekmiş....

-----------------------------spoiler----------------------------:
edward ın odası ne kadar küçük! oysaki kitapta cok cok daha büyük gösteriliyor.
***
kitabın neredeyse her sayfasında volvo geçiyor.
-----------------------------spoiler----------------------------
melankomik
allahtan bu kitabın filmini çektiler de cinsel tercihimle ilgili duyduğum kuşkular sona erdi. stephenie hanım kitapta esas oğlan edward’ı o kadar çok övmüş o kadar ballandırarak anlatmış ki içimde karşı konulamaz bir çekim hissi dühul olmuş idi edward’a karşı. "edward, edward, olmaz!" diye haykırarak kabuslar içinde uyandığımı bilirim. filminde gördüm ki bu edward dedikleri bi sike benzemeyen, dalgın bakışlar atarak karizma yapmaya çalışan, pudra kutusuna düşmüş gibi duran tipsiz herifin teki imiş. alice’e yazmaya devam edebilirim.
bitterend
kitabı okumadım, filmi ise az önce izledim. o halde ne duruyorum hemen yorum yapayım.öncelikle belirteyim ki, kendisi heyecanlı, aksiyonlu bir vampir filmi değil; aşk filmi de değil, belli bir türü olmayan sınıflandıramadığım bir şey. genel olarak kimselere bakmayan vampir oğlan kıza yazıyor, biz de kendimize yazılmışcasına sevinip mutlu oluyoruz filan.

-----------------------------spoiler----------------------------:

hayır bir olay bekledim bekledim, iki dakika bir hopladılar kavga filan ettiler. onda da hemen yardıma yetiştiler zaten, bir gram heyecanlandırmadılar ağız tadıyla . "nebçim sıkıcı bayat vampirmişsin ey kardeş" dedim sonra da, "karı kız kesmek vampirlikse ohoo" diye de devam ettim.

ayrıca esas kızı çok tebrik ettim, "güneşe çıkmıyosun, beyaz tenlisin, çok hızlısın, gözünde bi garip zaten" diyerek, bir sayfa kitap okuyup 2 dakika da googleda takılıp şıp diye anladı vampir olduğunu ya, helal valla.

ama en önemlisi, kendisini yakışıklı sanan vampir oğlanın 1 sn inkar etmeyip "evet vampirim; ağaca zıplim mi bak" demesi de apayrı bi güzellik katmış filme.

-----------------------------spoiler----------------------------
imphotep
başarısız bir "vampir" filmi.
:--------------------------------------------------spoiler--------------------------------------------------:
ah tom kruz ah bret pit..nerdesiniz ulan..elin oğlu bi kutu pudrayla şekil yapıyo etrafta.bi ısırın şunu da aklı başşına gelsin.
:--------------------------------------------------spoiler--------------------------------------------------:
kalimera
-----------------------------spoiler----------------------------

vampiroğlan, vampiroğlanın yazdığı kız bi de finalde dans ettikleri ışıklı yerden başka herşey çok sıkıcıydı bu filmde. ha unutmadan bi de o kep sergisi vardı muhteşem olan.
ben böyle filmlerden pek hoşlanmyorum. korktuğumdan değil, korkmadığımdan olsa gerek.

-----------------------------spoiler----------------------------

set me free
çok abartılıyor. posterler, sağlam bir reklam çalışması ve ne olduğu belli olmayan bir kurgu. nedir bu kadar dikkat çekici olan tarafı, bir vampirin aşık olması falan mı ? yoksa kızı alıp sırtına çam ağaçlarının arasında bir o yana bir bu yana uçup dolanması mı ? korumacılığı ya da başka bir şey mi ?
donuk yüzler, belirtisiz ifadeler... neresi izleyenlerin içini ısıtıp bunca duyguya dair etki yarattı anlamam pek de mümkün olmadı açıkçası.
angelus
sikim gibi bi’ film ve sikim gibi bi’ kitap; sikim gibi bi’ kitap serisi hatta. ulan hangi gaza gelip de aldım ben bu seriyi hala daha anlamış değilim ben.
orqn
büyük beklentiyle izlendiğinde insanın moralini bozan film.izlemeseyedim daha iyiydi diyorsunuz.bir de pudralı suratlara takıldı gözüm zaten bütün film boyunca,izlediğimi de anlamadım.

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol