confessions

ilk insan

Yazar

  1. toplam entry 7
  2. takipçi 0
  3. puan 18

kova burcu erkeği

yasak elmadir kova erkegi.. hem cook ister kizlar bunu hemde kacarlar, ama yine de elmayi yer ve tuzaga duserler.. hepsi cok zeki degildir ama hepsi istisnasiz hepsi cok zeki gorunebilirler.. ayrica yine hepsinin zeka ortalamasi aldiklari egitim, bulunduklari cevre falan goz onunde bulunduruldugunda ortalamanin ustundedir.. konusarak bir stadyum dolusu insani siyahin aslinda beyaz olduguna ikna edebilecek guce sahiptirler; o kadar kendilerinden emin, uzun suslu cumlelerle konusurlar ki konustuklarinin hakikaten bir anlam tasiyip tasimadigini anlamak icin onlarin auralarinin etkisinden ciktiktan sonra dusunmek gerekir.. *estetik manyagi olduklari icin birseyin (esya, insan, vs) once "guzel" gorunmesi gerekir.. keza bu "guzellik" konusunda coook siradisi hayal ve beklentileri de olabilir.. islevsellik cok daha sonra gelen bir beklentidir onlar icin.. ask, hirs, etkileme soz konusuyken bir prens olan kova burcu erkegi, sair zamanlarda tam bir okuz olabilir,(bu bir genelleme ustume almiyorum) bunu da gayet normal biseymis gibi ifade edebilir.. extra large bir yasm tarzlari vardir, sikintiya falan hic gelemezler, sabir sebat gostermeleri neredeyse imkansizdir ve bu yuzdendir ki cok zeki olmalari nadiren ise yarar, buyuk buluslari yapan, buyuk basarilara imza atan insanlar onlar arasindan yoktur yada ben bilmiyorum,cahil kaldim bu konuda.. kendi evrenlerinin krallari olurlar.. jole kadar esnektirler, her ortama her kaliba, her yola gelirler, herkesin dilini bilir ve konusurlar; ki ikna kabiliyetlerinin onemli bir kismini da bu becerileri olusturmaktadir.. ve aslinda budur onlari korkutucu ve anlasilmaz kilan.. nabza gore serbet vermenin tanrilari olduklarindan, istedikleri olana kadar sadece duymak istediginizi soyler, gormek istediginizi gosterirler ve bu zekaya dahil olan sezgisel gucleriyle tahminleri tam 12den isabet etmektedir.. siz bir iluzyona asik olursunuz, siz asik olana kadar o istedigini elde etmistir, ve coktan gitmistir.. sizi yeniden kandirmak isteyene kadar.. gidip kanarsiniz bile bile, cunku o yine biliyordur ne duymak istediginizi.. bu sizofrenik kisir donguden cikmanin tek yolu onlar gibi dusunmek ya da hayatiniza girmis olduklari gercegini reddetmektir..

aşk

garip bir $ey duygudur bu, insanlara aci verir ama insanlar yine de onun uzerine uzerine gidip tekrar bu $eye bula$mak ister sonunu du$unmeden verecegi acilari kabullenircesine bu duyguyu arzular. insanlar icin icgudusel bir duygu kimse kacamaz bundan yemek yemek su icmek kadar insanlar buna mahkumdur.

insanlarin hep pe$inden ko$tugu, donem donem kacsalarda, uzak kalmak isteselerde aralikli periyodlarda herkezin ihtiyac duydugu kimyasal bir yanilgi. yani kisaca repeat, repeat, repeat. connection reset by peer

ego

id ve superego arasinda destek malzemesi olarak durup, her ikisini de makul davranmaya davet eden, kisiligimizin bir tur tampon bolgesi.. id’in bireyi yapmaya ittigi tamamen gudusel, impulsif, bencil, ve haz odakli davranislara "bi duuur" diyip, superego’nun cici, pek cici, pek normatif, pek sosyal ve uyumlu olma adina bastirip, ezip durdugu davranislari "aaay sikildim" diyerek ortaya cikaran bir tur icsel moderator, arabulucu.. ustlendigi gorevler itibariyle kisiligimizin kisiliksiz kismini olusturan ego, aslinda bir yandan da bizi biz yapan herseyden olmasi gerektigi kadar bulunduran bir tur ideal karisimdir.. kendisine halk arasinda son derece olumsuz anlamlar yukleyerek haksizlik etmekteyiz, oysa ki "egoist" dedigimiz insanlar, ego’lari id’lerine haddini yeterince bildirememis insanlardir o kadar.. umarim freud bu super simplified tanimlama karsisinda mezarinda dort donmuyordur..

garfield


gercek bir ikizler burcu karakteri tasiyan, sisman ve tembel olmasinin degil gamsiz ve bencil olmasinin en onemli ozelligi olduguna inandigim muhtesem yaratik.. garfield’in bencilligi aslinda tipik amerikan insani davranislarini yansitir.. pek cok amerikan sit com’unda ozunde garfield gibi davranan insanlarin oldugu rahatca gorulebilir.. ama bu insanlardan farkli olarak garfield sevimlidir cunku kedidir, ve bir insanda fena halde siritip batacak olan bir takim davranislar silsilesi, bir kedide hosgorulebilir olmaktadir.. mulayim sahibi jon, saf arkadasi oddie, gercekten aidiyet duydugu tek sey olan pooky ve uzatmali aski nermal ile klasik amerikan hayatini yasamaktadir, dolayisi ile bir sekilde hepimize tanidik gelmektedir.. keza kedileri en gercekci bir bicimde karakterize eden cizgi urunudur.. ozellikle de sylvester veya tom ile karsilastirildiginda cok daha gercek bir kedidir garfield..

ayrica garfield, yaratilis surecinde de gercek bir kediden esinlenerek yaratilmistir.. jim davis’in mudavimi oldugu bir italyan lokantasinda dogan kucuk sari bir kedi, garfield icin ilham kaynagi olmustur.. sanirim o kedinin adi da garfield’dir ve garf’in lazanyaya olan bagimliligin kokeninde de iste bu italyan lokantasi yatmaktadir..

küçük iskender

damarlarinda herhangi bir beyin sungerlestirici sivi dolasmadiginda dr.jeckyl, uyusturucuyu filan gectim, alkolu bile biraz fazla aldiginda mr.hyde oldugunu dusundugum zavalli adam.. pek cok azinlik aktivisti gibi (evet genelleme yapiyorum, ve de bilerek ve isteyerek, sonuna dek arkasinda durarak yapiyorum), esitlikci ve bariscil ve dahi humanist bir soylemin icinde, dahil oldugu azinliga sonsuz ve fasizan guzellemeler yaparak, hem ayrimciligi hem de esitsizligi pekistirmesi itibariyle, bir kitlenin ilelebet, onlerinde sicsa bile ikonu ve idolu olacak, geri kalanlar icinse mide bulantisi ile huzun arasinda bir duygu uyandirmaktan oteye gidemeyecektir.. kucuk iskender guzel siirler degil guzel cumleler yazabilmektedir, velhasil bunlarin hangilerini bir araya getirirse daha anlamli bir butun olusturabilecegi konusunda net bir fikir olusturamadigi ve olusturmamaya da direndigi acikca gorulebilmektedir.. ismine vurularak aldigim "ikizler burcu hikayeleri" kitabinda, zaman zaman bu cumlelerden, yine begenilebilirlik katsayisi yuksek paragraflar bile olusturmayi basarabildigi tarafimca gozlemlenmistir; ki bu da sanirim beyninin daha az sungerimsi oldugu bir doneme tekabul eden bir calismasi oldugu icindir.. ote yandan zannimca bir yazi bir hamlede cikmamaktadir; dolayisiyla normal zamanlarinda olusturabildigi paragraflari, kafasi guzelken birlestirince karsimiza yazinsal quasimodolar cikmaktadir..

en gay ve gay friendly insanlari bile canlarindan bezdiren, olaya toplumsal ve kulturel calisma adina ismini koymus akademisyenleri hayatin anlamini sorgulamaya itmis ve bunu da sadece sahip oldugu cinsel kimligin etrafinda olusturulan gayriresmi affirmative action (maalesef turkcesini bilemiyorum) ve siyaseten dogruluk haresine, pardon bir de goygoycularina guvenerek yapmis olan bir adami, sadece etkileyici cumlelerine ve ergenlik donemi hezeyanlarini sembolize eden temalar uzerine seri zirvalamalarina istinaden sevebilmeyi, hatta kendisine asik ve/veya hayran olabilmeyi basaranlari da genislikleri ve sabirlari icin tebrik ediyorum..

nil karaibrahimgil

bir cok insanda, ozellikle entellektuel bir kimlik tasiyan / tasidigini iddia edenlerde, ic celiskiler yaratan sarkici-muzisyen.. varligini televole, muslum gurses, bilmemneli meyhaneler, lahmacun gibi kavramlarla ayni kategoriye koyabiliriz.. kimse dinlemez, izlemez, gitmez, yemez ama herkes ne hikmetse canavar gibi bilir..

ozellikle murekkep yalamis, agir kitaplar okuyup, derin muzikler dinleyen, caz festivali, bagimsiz film, bienal type of kisilerde dengesizlik yaratmaktadir.. fisildayarak, nerdeyse ozur dilercesine "nil’i sevdiklerini" beyan eden bu kitle, bu beyanatlarini da ancak coook samimi olunan bir ortamda ve iclerindeki "ay en cilgin" ya da "en large" arkadasin "valla ben seviyorum bu sarkilari, umurumda da degil" demesiyle rahatlayarak dile getirebilmektedirler.. nil populer kulturun coook belirgin orneklerinden biri olmasi itibariyle entelijansiya icinde tu kaka olmaya mahkumdur, gizli gizli evde dinlenecek, kasedi torpido gozunun en dibine sikistirilacak (on taraflara jan garbarek, jay jay johanson, limp bizkit filan koymak icap etmektedir), ve toplum icinde sarkilariyla en acimasizindan dalga gecilecek bir kisidir.. en fazla giydigi, kismen kendi tasarimi olan kiyafetler, konsept uzerine kurulu album mantigi gibi "feature"larindan oturu hosgorulebilir ama o kadar..

ama muzikal anlamda "cik cik cik" o ne oole yok meyve tabaklari, yok kekler.. sunay akin elma kurdundan bahsettiginde bu naif ve sevimlidir ama nil elmanin kendisinden bahsettiginde sacma..

barış akarsu

kro otesi bir insan, tanimizi yaptik.. saclarin uzun, gozlerin surmeli falan olmasi insanin icindeki kirolugu engelleyememektedir maalesef.. konusma tarzi, kendini ifade edis bicimi, tavirlari filan bastan asagiya sekil.. papucumun rockeri diyebiliriz kendisine ki kirac ve haluk levent’in rock yaptigini iddia etmek de bizatihi komiktir.. hoykurerek sarki soylemenin guzel ve etkileyici bisi oldugunu sanan yurdum insani icin (bkz ebru gundes , muazzez abaci , bulent ersoy , celine dion , haluk levent, vs) bulunmaz nimet olmustur.. jurinin verdigi gazla almis basini yurumustur..