sigmund freud

0 /
dunumyokyarinimsir
freud’un 28 yaşında nişanlısına yazdığı bir mektup(henüz psikiyatri bölümüne girmeden önce):

henüz doğmamış ve alınlarında talihsizliğin yazılı olduğu bir grup insanın keskin bir şekilde hissedeceği bir kararı uyguladım az önce.kimi kastettiğimi anlamayacağın için söyleyeyim: benim biyografimi yazacak insanlardan söz ediyorum.son on dört yıla ait bütün günlüklerimi tahrip ettim;mektuplarımı,bilimsel notları ve yayımladıklarımın taslaklarını. yalnızca aile mektuplarını ayırdım.seninkiler bitanem tehlikede değillerdi.bütün eski arkdaşlıklarım ve dostlarım gözlerimin önünden bir kere daha geçip kıyamet günlerini yaşadılar...genel olarak dünyayla ilgili bütün düüncelerim ve duygularım ve özellikle dünyanın beni nasıl endişelendirdiğinin hayatta kalmaya kalmaya değmeyeceğine karar verildi.şimdi yeni baştan düşünülmeleri gerekiyor.ve oldukça fazla miktarda şey yazmıştım.fakat bunlar beni sarıpp sarmalıyordu,tıpkı kumun sfenks’i sardığı gibi ve kısa süre kısa süre içinde yalnızca burun deliklerim kağıt yığınının üzerinde kalacaktı. burada yaşayamam ve kendimi bu kağıtlardan kimin ortaya çıkacağı şeklindeki rahatsız edici düşünceden kurtarmadan ölemem.üstelik;hayatımdaki kararlı aradan öncesine,yani bizim bir araya gelmemizden ve benim meslek sçimimden öncesine düşen herşeyi arkamda bıraktım:uzun zamandır ölülerdi zaten ve onurlu bir şekilde defnedilmelerini esirgememek gerekiyor.bırakalım biyografi yazarları uğraşsınlar.nırakalım her biri kendi ’kahramanın gelişiminin başlangıcı’ nda haklı olduğuna inansın.yollarını nasıl şaşıracakları düşüncesi beni şimdiden eğlendiriyor.
aello
adi aslinda sigismund freud dur ancak yasaminin ileriki donemlerinde adindaki "-is" ekini cikarmistir boylece resmi adi sigmun freud olmustur.
kendisine sapik, seks delisi, vs diyenleri anlamam, hatta boyle dusunenlerin de cinsel baglamda problemleri oldugna inanirim. freud sadece cinselligin insan ustundeki etkilerini incelemistir, bunda kotu bir sey yoktur, lutfen ilkokul cagindaki cocuklarin ilk kez opusme sahnesi gordukleri gibi tepkiler vermeyelim. kafalari kapali kutulara donusturmeye hacet yok.
sbg
yaptığımız her hareketin aslında cinselliğe ulaşmak için bir araç olduğunu ifade ederek en azından türk erkekleri için geçerli olan bir değerlendirme yapmıştır.
quantitatif
geçen 6 mayıs tarihinde 150 yaşındaydı freud.geçen zaman onun bilime ve sanata olan katkılarını daha da büyültmüştür.bir deyişle "ruhsal dünyanın kristof kolomb’u ya da heinrich schliemann’ı" olan freud’un bilime(psikoloji bilimine)katkısı bilinmektedir ama bir diğer yanığla edebiyata(sanata)katkısı da büyüktür.freud’un edebiyatla kurduğu ilişki çocukluk yıllarında başlar. shakespeare ile 8 yaşındayken tanışır.lisedeyken, ileride önermelerinden birine adını vereceği sophokles’in "kral oidipus"undan 23 dizeyi grekçeden almancaya çevirir.latince, grekçe, fransızca ve italyanca bilen freud, cervantes’in "don kişot"unu yazıldığı dilde okumak isteyince dil skalasına ispanyolca da eklenir.bütün derdi ’insanların davranışlarını öğrenmek’ olan genç freud, alman edebiyatının ve klasizmin en büyük yazarlarından goethe’nin "doğa" adlı denemesinin etkisiyle 1872 yılında viyana üniversitesi tıp fakültesi’ne kayıt olur.1881 yılında doktor diplomasını alan freud, viyana numune hastanesi’nde beyin anatomisi üzerine çalışmaya başlar. bir yıl sonra, yüzlerce mektup yazdığı, 1886 yılında evlendiği ve ölümüne dek tam 53 yıl birlikte olduğu martha ile tanışır. martha’ya yazdığı mektuplardan geriye sadece 900’ü kalır ama freud’un hayatı boyunca yazdığı tüm mektupların sayısı 10 bini geçer. pek çok eleştirmen bu mektupları, alman romantik edebiyatının en güzel örnekleri içinde değerlendirir.896’da orijininde büyük ölçüde edebiyatın yer aldığı (ki freud bunu her fırsatta tekrarlamıştır), zaman içinde tüm dünya edebiyatını etkileyecek kuramından, ona verdiği adla söz etmeye başlar: psikanaliz. psikanalizin ’bilinçdışından hareketle’ geçmişi araştırmak olduğunu vurgulayan freud, 70. doğumgünü kutlamalarında "bilinçdışının kaşifi" olarak takdim edilince bu unvanı reddeder ve şöyle der: "ozanlarla filozoflar bilinçdışını benden çok daha önce açığa çıkarmışlardır. benim açığa çıkarmış olduğum şey ise, bilinçdışının incelenmesine yardımcı olacak bilimsel bir yöntemdir."bilinçdışını tercüme ederek, insan ruhunun karmaşık biyografisini özgün bir kronolojiyle yazan freud, bu yaklaşımı en iyi kullananların edebiyatçılar olduğuna inanır; ’yazarların gökyüzü ile yeryüzü arasında diğer sıradan insanların bilmediği pek çok şeyi bilebildiklerini, görebildiklerini ve yazabildiklerini’ söyler.1933’te berlin’de opera binasının önünde kitapları yakılan freud, hitler yönetiminin baskılarına karşın viyana’yı terk etmemekte ısrar eder. israrını ise goethe ile gerekçelendirir. ona göre hitler, almanların utanç kaynağıdır ama goethe gibi bir ozan yetiştiren avusturya’da hitler faşizminin tutunması mümkün değildir.
bütün inancına rağmen 1938 yılında 78 yıl yaşadığı viyana’dan ayrılıp londra’ya gitmek zorunda kalır.
1923 yılında yakalandığı çene kanseri nedeniyle 16 yılda 33 kez ameliyat olan freud, son günlerini dayanılmaz acılarla geçirir. düşünme yetisini engellemesin diye yüksek dozda ağrı kesicilerden uzak durursa da 22 eylül 1939’da özel doktoru max schur’dan daha önce verdiği sözü yerine getirmesini ister. doktor, freud’a 30 mg. morfin enjekte eder. doz bir süre sonra tekrarlanır. freud komaya girer. 23 eylül 1939’da sabaha karşı 3’te ölür.
yaşam öyküsünün bilgileri bir kaç kaynaktan dökümante edilmiştir.
ismettt
-hiçbir erkek birlikte olmak istemeyeceği bir kızla yakın arkadaş olmak istemez.
-medeniyetlerin kurucusu, ilk defa mızrak atmak yerine küfür kullanmış olan insandır.
-bir kişinin bir objeye olan öfkesi ona sahip olma dürtüsünden ileri gelir.
-bir çocuk annesinin su götürmez bir biçimde sevgili oğlu olursa, yaşamı boyunca içinde utku duyar başarıya ulaşacağına kesinlikle inanirdı ve cok kez de gercekten başarıya ulaşırdı
-bir insan bir yere bakıyorsa orada onu ilgilendiren bir şey vardır;
eğer bir insan bir yere hiç bakmıyorsa orada kesinlikle onu ilgilendiren bir şey vardır.

bır kısım sözlerı aklıma geldıkçe edıtlerım
fjhyf
freud'un bahsettiği cinsel haz, onu okuduğunda-bir yerlerden duyduğunda kendi fantezileri depreştiği için pek bir heyecanlanan ve çareyi freud'a kızmakta ve değersizleştirmekte bulan insanların anladığı yatak sahneleri ile açıklanmaz. hazzın beden kaynaklı olmasıyla ilgili bir konudur, o kadar. önce emmeden duyulan haz (bebeğin doyumu), sonra anal kasları germekten duyulan haz (ilk kontrol etme, aktif rol alma becerisi ve bunun hazzı), sonra da genital bölgeden duyulan haz (karşı cinsten ebeveyne aşk duyan çocuğun anne, baba ve çocuk arasındaki ilişkiden duyduğu haz ve üreme yetkinliği içeren cinsel alana ilk adım) şeklinde bir gelişim şeması çizmiştir. bu şema doğru bir şemadır da... bütün insanlar ilk çocukluk gelişimini bu yolla yaşar ama marifet bedensel kaynaklı bu haz alanlarını sağlıklı, gelişimci bir yolla aşıp zihinsel ve üretici bir mecraya taşıyabilmektir. freud, ruhsal bozukluğu, bu temel cinsel aşamalarda takılmak ve bir yetişkin olarak bile hala bedensel seviyede, gelişmemiş cinsel fantezilerin etkisinde kalmak olarak tanımlamıştır. bilinçdışı bu aşırı fantezilerin de kişinin hayatında verdiği kararları, amaçlarını ve ilişkilerini yönlendirmesine bir son verecek tedavi yöntemi geliştirmiştir. kafayı cinselliğe takmış pornocu ahlaksız bir sapık falan değildir yani. aksine, kafayı seksle bozmuş, pornocu ilkellerin kendi gerçeklerini ortaya serdiği için tam da bu özelliğe sahip kişilerce düzenli olarak lanetlenir.
bloody mary
çok sorunlu bir çocukluk geçiren evladın buyuk ihtimalle eşcinsel ya da biseksüel olacağını,normal geçirilen bir çocuklukla kişinin kesinlikle heteroseksüel olacağını savunur ki eşcinsel olan bir tanıdığım buna kesinlikle karşıdır.
sifaotu
puro içmekten kanser olmuş dünyaca ünlü psikanalizci.erkekler cinsel ilişki kurmak istemeyeceği bir kadınla arkadaş olmaz şeklinde bir beyanatıda vardır.
su hayat bitsede gitsek
(bkz: kokain) bagımlısı olan psikianaliz in kurucusu bilim adamı.kokainın psikoloji ve psikiyatride kullanımını tavsiye etmıstır.psikolojiye ego/super ego/id kavramlarını kazandıran kisidir.sizofreninin bi sinir hastalıgı oldugunu soyler.gunumuz dunyasında saldırganlıgın ayıplanan bir davranıs toplum dısına itilme sebebı oldugunu soylemıstır.’siddet bastırılmıs bir gudu dur.sozu freud a aittir.
independence
sigmund freud 6 mayis 1856’da moravya’da dogdu ve 23 eylul 1939’da londra’da oldu. freud hastalarini uyanik durumda, dusunce duzeni ve toplum degerlerini gozetmeksizin ozgurce konusmaya tesvik etti. hastalarin icsel dunyalarina inerek kendilerini daha iyi tanimalarina ve dolayisiyla daha saglikli bir uyum duzeyine erisebilmelerini saglayan tedavi yontemine de “psikanaliz” adi verildi.
webgum
psikanalizin kurucusu ve yoneticisi rasyonel olmayan her davranisin altinda cinsellik ya da saldirganlik motivasyonunun yattigini soylemistir. meshur ruya yorumlari "dreams and interpretations" adli kitabindadir. genellikle kitabin yuzde doksaninda her turlu sembolun cinsellige ciktigi gorulmustur.

(bkz: ruya tabirleri)
0 /

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol