aldatılmak

0 /
muque
yaşatıldığında yazdıran zımbırtı..;

ne yazık…yenilmişiz yine!ya sen gönüllü vermişsin bedeninle bezeli o yüreği, ya da ötelerden gelip almışlar kollarımdan…sen yine başka tenlere değerek dalmışsın o bölmeye kıyamadığım uykularına!
ne yazık…sabahlarına uyanmışsın başka kadının…saçlarına değmiş yanakların haberim yok! bana bakan gözlerin sönen ışığını anlamamışım yazık! sevdanı avuçlarıma emanet bırakmışsın meğer, o’na giderken tuttuğun ellerimden her seferinde bir parça çalıp götürmüşsün yazık!
seni sevdama tutsak etmişim meğer…
acınası hallerime esir etmişim…
kalbinin özgürlüğünü hiç istemedin ki! demedin ki; “ben gidiyorum sevgili, bırak beni!” isteseydin gömer miydim titrekliğimi bilmem.ama üzmezdim seni…
proserpina
ilk kez karşılaşan için gerçekten çok can acıtıcı olsa da, ikinci kez yaşandığında o kadar da kötü değildir, hatta kişiye bir çok güzel özellik katabilir post-travmatik psikolojiyle.

1) sadece sevdicek adaylarına değil, tüm insanlığa karşı daha temkinli, hatta uzak kalarak bünyeyi arındırıp koruma, kollama yeteneğiniz gelişir.

2) geçmişinizdeki affedil(e)meyen hataların / insanların bir anda ne kadar önemsiz olduğunu görüp, daha affedici ve şefkatli bir tavır sergileyebilirsiniz.

3) hayatınızda kim olursa olsun, ne yaparsanız yapın, önemli olan tek şeyin yalnız kaldığınızda mutlu bir biçimde ayakta durabilecek, güçlü biri olmanız gerektiğini anlarsınız.

4) çevrenizdeki insanları tek tek uzaklaştırarak kendinize güzel bir duvar örüp içeride kitap filan yazabilirsiniz.

5) bohem akımlara kapılıp o köy senin, bu şehir benim gezerek kültürünüzü geliştirebilir, bununla prim yapabilirsiniz.

6) aldatılmanın verdiği dayanılmaz hafiflik hissiyle mutlaka kilo verirsiniz, dolayısıyla o çok istediğiniz ama içine giremediğiniz elbiseyle de barışmış olursunuz. kim tutar sizi canım...

7) ve son olarak, hayatınızı mekanikleştirerek her şeyi listelere dökebilir ve sonuç olarak hiç bir şeyi unutmayan bir über-insana dönüşebilirsiniz.




optikkagittakiasikki
çok aşıksındır gözün görmez hiçbir şeyi inanmazsın ondan başka hiç kimseye bi gün durduk yere o’na gitme ihtiyacı duyarsın öyle de yaparsın kalkıp gidersin evine. o saatte evde olduğunu hiçbir yere gitmeyeceğini bilirsin ama bi bakarsın kapı duvar. kapının önünde onu ararsın telefonu calıyordur hem senin telefonunda hem kapısında beklediğin evin içinde. kapıyı yumruklamaya başlarsın bütün korkularınla sinirinle yumruklarsın kapıdan intikam alırmış gibi. durmadan vurursun kapıya en son içerden iki kilit sesi ve kapı açılır. endişeli gözlerle aşkım? der. noluyor burda diyip içeri girmeye çalışırsın ama sana engel olur. bir hışımla itip dalarsın içeri ne var içerde? en yakın arkadasın sevgilinin yatağında ne denir buna? aldatılmak. hangisine yanarsın? hiçbirine yanmazsın değmezler çünkü. ama bi kere damgalanmışsındır. aldatıldı damgasını yemişsindir..
hakiki fenerli hatun
keşke git deseydin,
sevmiyorum, istemiyorum deseydin,
cok daha onurlu olurdu.
üzülürdüm, kirilirdim belki ama
onarirdim...
ya simdi yerle bir ettigin kalbimi
onurumu, aska inancimi
nasil tazeleyecegim ey sevgili.
nasil bakacagim yine aynalara
ayni özgüvenle,
nasil bakacagim dostlarin yüzüne
ayni gülümsemeyle,
nasil sabaha varacak teninle,
kokunla huzur bulan geceler.
bu can acisiyla, kalp yanginiyla
nasil yasayacagim ey sevgili...
yazan: oiscan
(bkz: bunu hakedecek ne yaptım)


mad
aldatılmak..hiçkimsenin istemiyeceği bi duygudur.yaşanan için yazsığı şiirin tek bir hamlede silinmesi gibidir belkide..ilk öğrendiğin an ise tek bir noktaya odaklanırsın boş gözlerle..ve o kelime milyonlarca kez yankı yapar..ve birden gözlerden süzülen yaşları fark edersiniz..o yaşlarla birlikte nefrette doğmuştur artık ona karşı..cevapsız sorularla dolmuştur zihin.doğru dürüst birşey düşünemezsin o an..yaşanan onca şeyden sonra nedenini sorgularsın kendinde..ama bulamazsın..bikaç dk saat gün ay bölece devam eder sorgular..son takatini verene kadar..

(bkz: işte böyle birşey)
bb
insanın kendine ve dünyaya karşı güvenini tamamen kaybetmesine sebep olur. hemen toparlanmaya çalışmazsanız saçmalamaya ve hatayı kendinizde aramaya başlarsınız. "ben ne yaptım da biz böyle olduk" dersiniz. ama her acı büyütür insanı. bir daha karşınıza çıkmaması için dua edersiniz. ya da bir daha karşınıza çıkarsa neler söyleyip onu göt edebileceğinizin hesabını yaparsınız. ama gerçekten karşınıza çıkarsa tek yapabildiğiniz görmezden gelmek olur... zordur unutmak aldatanı, sevdadan değil ama, yediğiniz kazığın ağırlığından...
goshenit
genellikle aldatılan tarafın uzun süre eksiklerini bulmaya çalışmasına , bulduğunda onlar için acı çekmesine , tüm hatayı üzerine alıp kendini tamamen yok saymasına sebep olan durumdur. ama nazım usta o kadar güzel dile getirmiş ki bunu;

’’sen kendini paralarken o her zaman bahaneler bulmaya
hazırdır. hani ağzınla kuş tutsan "bu kuşun kanadı
neden beyaz değil?" diye bir soruyla bile
karsılaşabilirsin.. iki ucu keskin bıçaktır bu işin.
yaptıklarınla değil yapmadıklarınla yargılanırsın her
zaman. bu mahkemede hafifletici sebepler yoktur. iyi
halin cezanda indirim sağlamaz.’’

e daha da söze gerek var mı?
su hayat bitsede gitsek
fırsat.altadılan kisinin kendisi hakkında bilgi edinmesini saglayan ask olayının getirilerinden biri.genelde ne kadar safım diye oturup dusunmek yerine daha genis ve gercekci dusunmeye fırsat veren olaylardan biridir.olabilmesi icinde inanmak ve yonlendirilmek gerekir.bu muhakemenı olmadıgı iki durumdur.(aldatılan kişi tarafında).
anne niye benim pipim yok
ne kadar normal de olsa, ne kadar olağan da olsa, üzerinden yıllar da geçmiş olsa unutulmaz. anlarsınız belki. kabullenirsiniz. ama ne kadınlar ne erkekler asla unutmaz. yatağa yattığınızda aranıza giren 3. kişidir aldatılmak.

içinize her gün dolan hırsı atmak için sidik yarıştırırsınız. gidip aynısını ona yaparsınız. artık skor 1-1’dir.
rahatlar mısınız peki? hayır. hissettiğiniz acı yön değiştirir sadece.

"bunu bana nasıl yaptın"dan,
"bana bunları nasıl yaptırdın"a,
ordan da "ben sana bunu nasıl yaptım"a döner sorular.

aldatılan ilişkiler dü-zel-mez.
made in heaven
aldatilan kisi hem kendine hem diger insanlara olan guvenini yitirir,surekli "neden?" sorusu kafasini mesgul eder.erkekler daha sik aldatirlar ve sonrasinda affedilmeyi beklerler,en azindan bir kere affedilmeyi de basarirlar hatta.ancak kadin aldattigi zaman nedense affedilmez.
bok bocegi
nedir ki aldat(ıl)mak? hepimiz sürekli birilerini bir şekilde aldatmıyor ve birileri tarafından aldatılmıyor muyuz aslında? çok mu dürüstüz herkese karşı? aslında uyuz olduğumuz durumlara bile bazen göz yumduğumuz olmuyor mu? farklı sebeplerle gerçek duygularımızı saklamıyor muyuz kimi zaman? işin içine bir başkasıyla seks yapmış olması girdiği için mi öcü oluyor? aldatılmak birinin size olan sevgisi bittiğini gösterdiği için acıdır.. birini kaybetmek demektir çünkü.. ona baktı, şuna göz kırptı, bunula sevişti değil mesele bence, sevdiğin birini yitirmek en korkunç olanı.. ama birini sevgisi bittiği için suçlayabilir miyiz, nasıl artık beni sevmez de gider başkasını sever diye sorma hakkımız var mı bilmiyorum..

ha bir de önce gelsin adam gibi ayrılsın ondan sonra ne halt ederse etsin durumu vardır ki bu da son derece doğrudur ama önemli olan nokta sevginin bitmiş olması mıdır yoksa bunu size ne şekilde ifade ettiği midir orası tartışılır elbette..

bence aldatılmış olmakta değil mesele sevginin karşılığını yitirmiş olmakta..
mucadele
sevgili tarafından aldatılma olayını yaşamış olmam muhtemel. muallakta bir iki olay var geçmişimde. illaki biri en azından duygusal olarak aldatılmayla sonuçlanmıştır. bunu es geçiyorum. evlilikte aldatılmak beni düşündüren. kaltak ruhlu bir insanla evlenmip tüm enerjini, maddiyatıni, tüm kaynaklarını bir orospu için harcıyor olma ihtimali..

hep okuyoruz sağda solda aldatanlar, intikam pusuları, cinnet getirip tüm aileyi katledenler. .

toplum bu konuda da çok iki yüzlü. aldatan erkek tü kaka, kelimenin tam anlamıyla orospu çocuğu muamelesi görürken(eskiden olduğu gibi sırtının sıvazlanması söz konusu değil, olmamalı da zaten) kadın yapıyorsa vardır bir bildiği.. duygusal bir boşluğuna gelmiştir, aldattığı erkek ona kötü hissettirmiştir, aldatmasına vesile olan erkek iyi hissettirmiştir, ilgisizlik sezmiştir zart olmuştur zurt olmuştur. baktığımızda olayın izahı yok. söylenilenler net bir şekilde karaktersizliğe kılıf uydurma çabası. bir şekilde çevresi tarafından aklanıyor kadınlar. öyle ki masum olduğuna kendileri dahi inanıyor çevremde gördüğüm kadarıyla.

genel olarak kendi halinde bir insanımdır. kriz anlarında ise gereğinden fazla vandallaşabiliyorum. bir gün evlenip, evlilikte aldatıldığımı düşünüyorum. çok trajik. neler yaparım hiç kestiremiyorum. medeni bir şekilde gidip boşanma davası açmak çok abest geliyor bana. gerçekten çok uzak. hem o adamın, hem kadının hiçbir şey olmamış gibi hayatına devam edecek olmasını kabul edemem. çok onursuzca geliyor bu.

söyleyecek çok fazla şeyim var ve çok fazla düşünüyorum ama bir türlü toparlayamıyorum kafamdakileri. evlilik sırf şu olay yüzünden bile çok büyük bir kumar bence. evlenmeyip yalnızlıği seçmek de zor uzun vadede. umarım hayat karşımıza güzel insanlar çıkarır.
atacamadesert
#980982

bir, iki, üç, beş ve yedi neyse de kitap yazmaya başlamamla 5 sene önceki siyah mini dar elbisemin içine girebilmiş olmamın konuyla alakalı olduğunu bilmiyordum sözlük. öğrenmenin ve aldatılmanın yaşı yokmuş meğer.




0 /

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol