farsça kökenli bir kelime.
ayrıca: beyoğluda bir sokak adı. babylonun bulunduğu sokaktır.
yalan söylese dahi, tüm bahanelerine aptalca doğruluk payı bulmaya çalışmak;
onu çok sevmenin getirdiği inanma güdüsüyle, hatalarını -bir nevi- görmemeye başlamaktır.
her ne pahasına olursa olsun, iyi gelir...
onu çok sevmenin getirdiği inanma güdüsüyle, hatalarını -bir nevi- görmemeye başlamaktır.
her ne pahasına olursa olsun, iyi gelir...
balık pazarındaki şampiyon kokoreçin sipesiyalitesidir. başka yerde bu adla satılıyor ise çakmadır.
(bkz: idiopati)
belli bir neden olmaksızın gelişen hastalık hâli; oluş nedeni bilinmeyen herhangi bir hastalık.
ing.: idiopathy.
ing.: idiopathy.
bir çocuk oyunu.
eşit sayıda oyuncudan oluşan iki grupla oynanır. her gruba bir dikiş iğnesi ve iplik verilir. "başla!" uyarısıyla birlikte, her iki grubun ilk oyuncuları ipliği iğneye geçirir. ikinciler çıkarır, üçüncüler geçirir, böylece sonuncu oyuncuya kadar oyun sürer. önce bitiren grup oyunu kazanır.
eşit sayıda oyuncudan oluşan iki grupla oynanır. her gruba bir dikiş iğnesi ve iplik verilir. "başla!" uyarısıyla birlikte, her iki grubun ilk oyuncuları ipliği iğneye geçirir. ikinciler çıkarır, üçüncüler geçirir, böylece sonuncu oyuncuya kadar oyun sürer. önce bitiren grup oyunu kazanır.
bir evin almazsa olmazlarından. en zoru da iğneyi ipliğe geçirme durumu. sabır yarab, sabır...
bir çocuk oyunu.
oyunu başlatan oyuncu "babam çinden geldi" dedikten sonra, yanındaki "ne getirdi(?)" diye sorar. yanıt "bisiklet"se, tüm oyuncular sözde pedal çevirmeye başlar. ikinci oyuncu da, "babam çinden geldi" der ve "ne getirdi?" sorusuna, örneğin "yelpaze" yanıtı verdikten sonra, oyuncular pedal çevirmeyi sürdürürken, bir yandan da yelpazelenmeye başlar.
her nesne söylendikten sonra, tüm nesnelerin çağrıştırdığı hareketler beraber yapılarak oyun sürerken, artık yapamayan oyuncu yanar.
oyunu başlatan oyuncu "babam çinden geldi" dedikten sonra, yanındaki "ne getirdi(?)" diye sorar. yanıt "bisiklet"se, tüm oyuncular sözde pedal çevirmeye başlar. ikinci oyuncu da, "babam çinden geldi" der ve "ne getirdi?" sorusuna, örneğin "yelpaze" yanıtı verdikten sonra, oyuncular pedal çevirmeyi sürdürürken, bir yandan da yelpazelenmeye başlar.
her nesne söylendikten sonra, tüm nesnelerin çağrıştırdığı hareketler beraber yapılarak oyun sürerken, artık yapamayan oyuncu yanar.
karamana ait yöresel çocuk oyunlarından olduğu gibi, hemen hemen tüm türkiyeye de yayılmıştır.
iki grup halinde oynanır. sokaktan toplanan, ortalama avuç içi kadar büyüklükteki düz taş parçaları ebe seçilen grup tarafından üst üste konur. diğer grup da belirlenen aralıktan ellerindeki bir top vasıtasıyla üst üste yığılmış bu taş parçalarını vurmaya çalışır. vuramazsa, ebe değişikliği olur. taşları topla yıkan grup, hemen koşup, yıkılmaması şartıyla, etrafa dağılan çanak çömlek parçalarını üst üste koymaya çalışır. ebe grup, taşları yıkan topu, en kısa mesafede yakalayıp, taşları üst üste koymaya çalışanları vurması gereklidir. birinci grup vurulmadan taşları üst üste koymayı başarırsa, bir oyun kazanmış olur.
bir diğer çeşidi:
(bkz: dokuz taş)
iki grup halinde oynanır. sokaktan toplanan, ortalama avuç içi kadar büyüklükteki düz taş parçaları ebe seçilen grup tarafından üst üste konur. diğer grup da belirlenen aralıktan ellerindeki bir top vasıtasıyla üst üste yığılmış bu taş parçalarını vurmaya çalışır. vuramazsa, ebe değişikliği olur. taşları topla yıkan grup, hemen koşup, yıkılmaması şartıyla, etrafa dağılan çanak çömlek parçalarını üst üste koymaya çalışır. ebe grup, taşları yıkan topu, en kısa mesafede yakalayıp, taşları üst üste koymaya çalışanları vurması gereklidir. birinci grup vurulmadan taşları üst üste koymayı başarırsa, bir oyun kazanmış olur.
bir diğer çeşidi:
(bkz: dokuz taş)
hamsi (250 gr),
iri patates (2 adet),
yumurta (2 adet),
dereotu (1 tutam), un (1 su bardağı),
sıvı yağ,
tuz ve karabiberle yapılan lezzetli bir deniz ürünü ara yemeği.
yapılışı:
hamsilerin kafaları koparılıp kılçıkları çıkarılarak fileto olarak ayıklanır, yıkanıp durulanır. ikiye ayrılıp her iki tarafı tuzlandıktan sonra her fileto tekrar ikiye bölünür. patatesler soyulup ince rendelenir, sıkıp suyu çıkarılır. rendelenmiş patatesler bir kaba alinır ve önce yumurtalar ilave edilip iyice karıştırılır. sonra sırası ile un, ince kıyılmış dereotu, hamsi, tuz ve karabiber ilave edilip tekrar karıştırılır. tavada sıvı yağ iyice kızdırılır. çorba kaşığı ile karışım yağa dökülür ve mümkün olduğu kadar yassılaştırılır. bir yüzü kızardıktan sonra diğer yüzü de çevrilerek kızartılır. bu işlem karışımın tamamı bitene kadar tekrarlanır. kızarmış mücverler kağıt havlu serilmiş servis tabağına alınır ve servis edilir.
(bkz: ohh)
iri patates (2 adet),
yumurta (2 adet),
dereotu (1 tutam), un (1 su bardağı),
sıvı yağ,
tuz ve karabiberle yapılan lezzetli bir deniz ürünü ara yemeği.
yapılışı:
hamsilerin kafaları koparılıp kılçıkları çıkarılarak fileto olarak ayıklanır, yıkanıp durulanır. ikiye ayrılıp her iki tarafı tuzlandıktan sonra her fileto tekrar ikiye bölünür. patatesler soyulup ince rendelenir, sıkıp suyu çıkarılır. rendelenmiş patatesler bir kaba alinır ve önce yumurtalar ilave edilip iyice karıştırılır. sonra sırası ile un, ince kıyılmış dereotu, hamsi, tuz ve karabiber ilave edilip tekrar karıştırılır. tavada sıvı yağ iyice kızdırılır. çorba kaşığı ile karışım yağa dökülür ve mümkün olduğu kadar yassılaştırılır. bir yüzü kızardıktan sonra diğer yüzü de çevrilerek kızartılır. bu işlem karışımın tamamı bitene kadar tekrarlanır. kızarmış mücverler kağıt havlu serilmiş servis tabağına alınır ve servis edilir.
(bkz: ohh)
ülkü tamerin harika bir şiiri.
yazın bittiği her yerde söylenir.
böyle kırmızı kalkan görülmemiştir
ölüleri örten yapraklardan başka.
çünkü sahiden yaz bitmiştir,
göle bakmaktan usanır insan,
koru tutmaktan, yol gözlemekten;
çadırlar toplanır, yaralar sarılır;
durgun bir yolculuk, uzun bir şapka
artık yaprakları beklemektedir.
aşk mıdır kış gelince başlayan
beyaz kılıçla yürüyen aşka...
bırakmaz olur kuşlarını ülkeler,
yazın her yerde bittiği söylenir;
yorgunluklar çoğalır silahlardan sonra;
kardan mezarları görülür ıssızlığın
ölü öpüşlerin koyuluğuyla...
aşk kalmıştır otlarda yılı götüren,
cesur savaşçıları taşıyan kışa.
her yerde yazın bittiği söylenir,
çürür çiçeklere yapışan kanlar;
belki uzaktan iki atlı yaklaşır,
belki yakından iki yaprak kalkar;
akşamın örtüsü derelerde yıkanır,
gökyüzünü görünce gecenin devi
çıkarıp şapkasından yıldızlar saçar,
cüceler bunu bilir, gürgenler bilir,
aşkın uyumadığı her yerde söylenir.
yazın bittiği her yerde söylenir.
böyle kırmızı kalkan görülmemiştir
ölüleri örten yapraklardan başka.
çünkü sahiden yaz bitmiştir,
göle bakmaktan usanır insan,
koru tutmaktan, yol gözlemekten;
çadırlar toplanır, yaralar sarılır;
durgun bir yolculuk, uzun bir şapka
artık yaprakları beklemektedir.
aşk mıdır kış gelince başlayan
beyaz kılıçla yürüyen aşka...
bırakmaz olur kuşlarını ülkeler,
yazın her yerde bittiği söylenir;
yorgunluklar çoğalır silahlardan sonra;
kardan mezarları görülür ıssızlığın
ölü öpüşlerin koyuluğuyla...
aşk kalmıştır otlarda yılı götüren,
cesur savaşçıları taşıyan kışa.
her yerde yazın bittiği söylenir,
çürür çiçeklere yapışan kanlar;
belki uzaktan iki atlı yaklaşır,
belki yakından iki yaprak kalkar;
akşamın örtüsü derelerde yıkanır,
gökyüzünü görünce gecenin devi
çıkarıp şapkasından yıldızlar saçar,
cüceler bunu bilir, gürgenler bilir,
aşkın uyumadığı her yerde söylenir.
istanbul, bahçelievler ilçesinin en çok nüfusu olan semti.
bizans’ın altın çağı 5-6. yüzyıllarda yapıldığı tahmin edilen osmaniye, veliefendideki fildamı; bizans istanbul’unun dört büyük açık sarnıcından bir tanesidir.
fildamı adının tam olarak nereden geldiği bilinmemekle beraber bizansın altın çağı olan v-vı. yüzyıllarda yapıldığı tahmin ediliyor. bizansın son dönemlerinde, ordu ve saraya ait fillerin barındırılmış olduğundan dolayı böyle bir ismin konduğu fikri gerçeğe en yakın rivayet olarak kabul edilmiştir. sarnıç duvarlarının nişlerle beraber kalınlığı 7 metredir. duvarlar aşağıdan yukarıya doğru 7 sıra taş, 7 sıra tuğla kuşak şeklinde örülmüştür. tuğla kuşaklarda beşer tuğla sırasından oluşturulmuştur. osmanlılar döneminde, burada ordu ve saraya ait fillerin barındırılmış olduğu fikri ağırlık kazanmıştır. bizans açık sarnıçlarının günümüze kadar gelmiş en çarpıcı ve en sağlam örneğini oluşturan 127.00 m x 76.00 m uzunluklarındaki fildamının bakırköydeki magnaura ve jucundianae saraylarına, bunun yanında veliefendi hipodromu ve çırpıcı çayırlarının bulunduğu yerde kurulan bizans ordugahına su sağladığı düşünülmektedir.
1998 yılında, çeşitli kültür ve sanatsal faaliyetlerin ardından, halkın ve veliefendi hipodromu yetkililerinin şikayetleri üzerine bu faaliyetlere son verilmiş, yapı da bakırköy belediyesine devredilmiştir.
fildamı adının tam olarak nereden geldiği bilinmemekle beraber bizansın altın çağı olan v-vı. yüzyıllarda yapıldığı tahmin ediliyor. bizansın son dönemlerinde, ordu ve saraya ait fillerin barındırılmış olduğundan dolayı böyle bir ismin konduğu fikri gerçeğe en yakın rivayet olarak kabul edilmiştir. sarnıç duvarlarının nişlerle beraber kalınlığı 7 metredir. duvarlar aşağıdan yukarıya doğru 7 sıra taş, 7 sıra tuğla kuşak şeklinde örülmüştür. tuğla kuşaklarda beşer tuğla sırasından oluşturulmuştur. osmanlılar döneminde, burada ordu ve saraya ait fillerin barındırılmış olduğu fikri ağırlık kazanmıştır. bizans açık sarnıçlarının günümüze kadar gelmiş en çarpıcı ve en sağlam örneğini oluşturan 127.00 m x 76.00 m uzunluklarındaki fildamının bakırköydeki magnaura ve jucundianae saraylarına, bunun yanında veliefendi hipodromu ve çırpıcı çayırlarının bulunduğu yerde kurulan bizans ordugahına su sağladığı düşünülmektedir.
1998 yılında, çeşitli kültür ve sanatsal faaliyetlerin ardından, halkın ve veliefendi hipodromu yetkililerinin şikayetleri üzerine bu faaliyetlere son verilmiş, yapı da bakırköy belediyesine devredilmiştir.
nüfus olarak beykozun en kalabalık üçüncü mahallesi adını, fatih sultan mehmedin, tokat kalesinin alınmasını öğrendiğinde "buranın adı tokatköy olsun" demesine borçludur. istanbulun fethinde kullanılan kızak ağaçların, tokatköyden getirildiği rivayet edilir.
istanbulda beyoğlu ilçesine bağlı, çoğunluğu eski evlerden oluşan bir semt. kasımpaşa "zindanarkası mezarlığı" ve "kulaksız mezarlığı" bu semtte bulunmaktadır.
istanbul, kadıköy ilçesinde bir semt.
12 martın işkenceleriyle ünlü, tarihi "ziverbey köşkü"; "müjdat gezen sanat merkezi" ve "kadıköy evlendirme dairesi" bu semtte.
12 martın işkenceleriyle ünlü, tarihi "ziverbey köşkü"; "müjdat gezen sanat merkezi" ve "kadıköy evlendirme dairesi" bu semtte.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?