istanbulun zeytinburnu ilçesinde bir mahalledir. 1984 yılında mahalle olmuştur. tramvay istasyonu bulunmamaktadır.
istanbulun zeytinburnu ilçesinde bir mahalledir. 1963 yılında mahalle olmuştur. tramvay istasyonu bulunmaktadır.
istanbulun zeytinburnu ilçesinde bir semttir. tramvay istasyonu bulunmaktadır.
semtin adı; asıl adı ahmed şefik mithat paşa olan mithat paşadan gelmektedir. mithat paşa, padişah abdülaziz döneminde sadrazamlık yapmıştır.
semtin adı; asıl adı ahmed şefik mithat paşa olan mithat paşadan gelmektedir. mithat paşa, padişah abdülaziz döneminde sadrazamlık yapmıştır.
istanbulun zeytinburnu ilçesinde bir mahalledir. 1957 yılında mahalle olmuştur.
istanbulun zeytinburnu ilçesinde bir mahalledir. 1985 yılında mahalle olmuştur.
istanbulun zeytinburnu ilçesinde bir mahalledir. 1957 yılında mahalle olmuştur.
zeytinburnunun göbeğinde, küçük evlerle çevrili bir mahalle olan sümer, futbola yatkın göçmen çocuklarının çokça olduğu bir yer olmakla birlikte, senelerdir var olan bir de futbol sahasıyla meşhurdur.
zeytinburnunun göbeğinde, küçük evlerle çevrili bir mahalle olan sümer, futbola yatkın göçmen çocuklarının çokça olduğu bir yer olmakla birlikte, senelerdir var olan bir de futbol sahasıyla meşhurdur.
cep telefonunun olmadığı eski zamanlarda annenin, çocuklarına verdikleri ve evin eksiklerini tamamlayacak sonu olmayan bakkal siparişleridir. evde başlar, evde biterdi...
sabah.
9 ya da 10 yaş.
yatağın herhangi bir köşesi.
kahvaltı edilmemiş henüz.
yatağın o inanılmaz sıcaklığı üzerimde daha.
anne: pipiiii! kalk hadi oğlum, bakkala git de kahvaltılık bir şeyler al.
pipi: peki annecim.
yüzdeki mahmurluğu almak için bir güzel surat yıkanır, giyinilir.
anne: bak şimdi oğlum: 250 gr az yağlı beyaz peynir (söyle tenekeden versin, geçen seferki gibi dolapta çürüttüklerinden değil, vallahi geri gönderirim) , 150 gr sert zeytin (suyunu tartmasın körolasıca, yarısı suydu geçen sefer), 4 tane sarı yumurta (beyazlarda koku var, hem sarılar daha iri, kendin seç onları oğlum), 1 pişkin ekmek (elinle yokla, çıt sesi geliyorsa al, tamam mı evlâdım?); evde reçelle bal var, ben çayı koyayım, sen de çabucak gidiver yavrucuum, hadi...
pipi: tamam anne, hemen gidiyorum.
para alınır fakat...
kapıdan çıkarken gol yağmuru başlar!
merdivenler.
anne: pipiiiiii! bak unuttum, akşam üzeri şerife teyzenler (komşumuz) bize gelecek, fırına da uğra sen, ekmeği bakkaldan diil, oradan al, bir de irmik, yarım kilo olsun, yaziim mi bunları sana?
pipi: yok anne, hepsi aklımda: peynir, zeytin, yumurta bakkaldan, ekmekle irmik fırından.
anne: afferin benim akıllı oğluma, hadi koş.
pipi: (iç ses: tral lal looom, tral lal looom... tenekeden 250 gram yağlı beyaz peynir, 150 gram zeytin, 4 tane yumurta bakkaldan; irmikle ekm...)
apartmandan dışarı tam çıkmışken ve siparişler içten tekrarlanırken, camdan sarkmış bir çift anne memesi ve onlara dayanmış bir anne kafası görülür:
- pipiiiii diye bağırmaktadır.
pipi: efendiiim.
anne: kuruyemişçiye de uğra oğlum, 50 gr çam fıstığı alıver, paranın üstüyle de kendine bir şeyler alırsın hem..
pipi: paranın üstü ne kadar annecim?
anne: 50 kuruş filan artar heralde. al onunla şeker, sakız filan işte..
pipi: tamam anneciim.
yarim saat 45 dakika sonra.
kapi zili çalinir ve elde torba eve girilir.
anne: afferin oğluma, aldın di mi hepsini?
pipi: aldım annecim (lolipop iştahla yalanmaktadır o sıra).
anne torbayı mutfağa götürür ve...
- pipiiiiiiiiiiiiiiiiiiiii! çığlığı duyulur.
torbadan 4 ekmek, yarım kilo zeytin, 50 gram kaşar, 1 yumurta, bolca şekerleme ve 2-3 paket de koska helvası çıkar (susamlı)
ekmekler çok sıcaktı, bir de bunu unutmamışım hâlâ...
sabah.
9 ya da 10 yaş.
yatağın herhangi bir köşesi.
kahvaltı edilmemiş henüz.
yatağın o inanılmaz sıcaklığı üzerimde daha.
anne: pipiiii! kalk hadi oğlum, bakkala git de kahvaltılık bir şeyler al.
pipi: peki annecim.
yüzdeki mahmurluğu almak için bir güzel surat yıkanır, giyinilir.
anne: bak şimdi oğlum: 250 gr az yağlı beyaz peynir (söyle tenekeden versin, geçen seferki gibi dolapta çürüttüklerinden değil, vallahi geri gönderirim) , 150 gr sert zeytin (suyunu tartmasın körolasıca, yarısı suydu geçen sefer), 4 tane sarı yumurta (beyazlarda koku var, hem sarılar daha iri, kendin seç onları oğlum), 1 pişkin ekmek (elinle yokla, çıt sesi geliyorsa al, tamam mı evlâdım?); evde reçelle bal var, ben çayı koyayım, sen de çabucak gidiver yavrucuum, hadi...
pipi: tamam anne, hemen gidiyorum.
para alınır fakat...
kapıdan çıkarken gol yağmuru başlar!
merdivenler.
anne: pipiiiiii! bak unuttum, akşam üzeri şerife teyzenler (komşumuz) bize gelecek, fırına da uğra sen, ekmeği bakkaldan diil, oradan al, bir de irmik, yarım kilo olsun, yaziim mi bunları sana?
pipi: yok anne, hepsi aklımda: peynir, zeytin, yumurta bakkaldan, ekmekle irmik fırından.
anne: afferin benim akıllı oğluma, hadi koş.
pipi: (iç ses: tral lal looom, tral lal looom... tenekeden 250 gram yağlı beyaz peynir, 150 gram zeytin, 4 tane yumurta bakkaldan; irmikle ekm...)
apartmandan dışarı tam çıkmışken ve siparişler içten tekrarlanırken, camdan sarkmış bir çift anne memesi ve onlara dayanmış bir anne kafası görülür:
- pipiiiii diye bağırmaktadır.
pipi: efendiiim.
anne: kuruyemişçiye de uğra oğlum, 50 gr çam fıstığı alıver, paranın üstüyle de kendine bir şeyler alırsın hem..
pipi: paranın üstü ne kadar annecim?
anne: 50 kuruş filan artar heralde. al onunla şeker, sakız filan işte..
pipi: tamam anneciim.
yarim saat 45 dakika sonra.
kapi zili çalinir ve elde torba eve girilir.
anne: afferin oğluma, aldın di mi hepsini?
pipi: aldım annecim (lolipop iştahla yalanmaktadır o sıra).
anne torbayı mutfağa götürür ve...
- pipiiiiiiiiiiiiiiiiiiiii! çığlığı duyulur.
torbadan 4 ekmek, yarım kilo zeytin, 50 gram kaşar, 1 yumurta, bolca şekerleme ve 2-3 paket de koska helvası çıkar (susamlı)
ekmekler çok sıcaktı, bir de bunu unutmamışım hâlâ...
rivayet odur ki, bu tip durumlarda:
- gelin kızınızı alın, tezkeresi elinde...
şeklinde bir telefon da açılırmış bu tezkere sahibinin ailesine.
rivayet tabii.
- gelin kızınızı alın, tezkeresi elinde...
şeklinde bir telefon da açılırmış bu tezkere sahibinin ailesine.
rivayet tabii.
nazım hikmetin, 21 temmuz 1957de pragda yazdığı bir şiiri.
gece yarısı. son otobüs.
biletçi kesti bileti.
beni ne bir kara haber bekliyor evde,
ne rakı ziyafeti.
beni ayrılık bekliyor.
yürüyorum ayrılığa korkusuz
ve kedersiz.
iyice yaklaştı bana büyük karanlık.
dünyayı telâşsız, rahat
seyredebiliyorum artık.
artık şaşırtmıyor beni dostun kahpeliği,
elimi sıkarken sapladığı bıçak.
nafile, artık kışkırtamıyor beni düşman.
geçtim putların ormanından
baltalayarak
ne de kolay yıkılıyorlardı.
yeniden vurdum mihenge inandığım şeyleri,
çoğu katkısız çıktı çok şükür.
ne böylesine pırıl pırıl olmuşluğum vardı,
ne böylesine hür.
iyice yaklaştı bana büyük karanlık.
dünyayı telâşsız, rahat
seyredebiliyorum artık.
bakınıyorum başımı kaldırıp işten,
karşıma çıkıveriyor geçmişten
bir söz
bir koku
bir el işareti.
söz dostça
koku güzel,
el eden sevgilim.
kederlendirmiyor artık beni hâtıraların dâveti.
hâtıralardan şikâyetçi değilim.
hiçbir şeyden şikâyetim yok zaten,
yüreğimin durup dinlenmeden
kocaman bir diş gibi ağrımasından bile.
iyice yaklaştı bana büyük karanlık.
artık ne kibri nâzırın, ne kâtibinin şakşağı.
tas tas ışık dökünüyorum başımdan aşağı,
güneşe bakabiliyorum gözüm kamaşmadan.
ve belki, ne yazık,
hattâ en güzel yalan
beni kandıramıyor artık.
artık söz sarhoş edemiyor beni,
ne başkasınınki, ne kendiminki.
işte böyle gülüm,
iyice yaklaştı bana ölüm.
dünya, her zamankinden güzel, dünya.
dünya, iç çamaşırlarım, elbisemdi,
başladım soyunmağa.
bir tiren penceresiydim,
bir istasyonum şimdi.
evin içerisiydim,
şimdi kapısıyım kilitsiz.
bir kat daha seviyorum konukları.
ve sıcak her zamankinden sarı,
kar her zamankinden temiz.
gece yarısı. son otobüs.
biletçi kesti bileti.
beni ne bir kara haber bekliyor evde,
ne rakı ziyafeti.
beni ayrılık bekliyor.
yürüyorum ayrılığa korkusuz
ve kedersiz.
iyice yaklaştı bana büyük karanlık.
dünyayı telâşsız, rahat
seyredebiliyorum artık.
artık şaşırtmıyor beni dostun kahpeliği,
elimi sıkarken sapladığı bıçak.
nafile, artık kışkırtamıyor beni düşman.
geçtim putların ormanından
baltalayarak
ne de kolay yıkılıyorlardı.
yeniden vurdum mihenge inandığım şeyleri,
çoğu katkısız çıktı çok şükür.
ne böylesine pırıl pırıl olmuşluğum vardı,
ne böylesine hür.
iyice yaklaştı bana büyük karanlık.
dünyayı telâşsız, rahat
seyredebiliyorum artık.
bakınıyorum başımı kaldırıp işten,
karşıma çıkıveriyor geçmişten
bir söz
bir koku
bir el işareti.
söz dostça
koku güzel,
el eden sevgilim.
kederlendirmiyor artık beni hâtıraların dâveti.
hâtıralardan şikâyetçi değilim.
hiçbir şeyden şikâyetim yok zaten,
yüreğimin durup dinlenmeden
kocaman bir diş gibi ağrımasından bile.
iyice yaklaştı bana büyük karanlık.
artık ne kibri nâzırın, ne kâtibinin şakşağı.
tas tas ışık dökünüyorum başımdan aşağı,
güneşe bakabiliyorum gözüm kamaşmadan.
ve belki, ne yazık,
hattâ en güzel yalan
beni kandıramıyor artık.
artık söz sarhoş edemiyor beni,
ne başkasınınki, ne kendiminki.
işte böyle gülüm,
iyice yaklaştı bana ölüm.
dünya, her zamankinden güzel, dünya.
dünya, iç çamaşırlarım, elbisemdi,
başladım soyunmağa.
bir tiren penceresiydim,
bir istasyonum şimdi.
evin içerisiydim,
şimdi kapısıyım kilitsiz.
bir kat daha seviyorum konukları.
ve sıcak her zamankinden sarı,
kar her zamankinden temiz.
gsgm tahkim kurulunca alınan, cemal nalga olayından sonra 5 puanlık silinmenin, yasal dayanağı olmadığına kanaat getirilerek, bu 5 puanın galatasaray cafe crown basketbol takımına iade edilmesi durumudur.
haber hürriyetten:
http://www.hurriyet.com.tr/spor/basketbol/13412604.asp?gid=229
bir galatasaraylı olarak utanıyorum...
haber hürriyetten:
http://www.hurriyet.com.tr/spor/basketbol/13412604.asp?gid=229
bir galatasaraylı olarak utanıyorum...
pazarlarda, ucuzluğun başladığını anlatan pazarcı bağırışı. özellikle bu saatlerde pazara gidenler var kadınlar arasında.
yağmur duası sırasında kılınan namaza denir.
kolpadan sallamak, boru boru atmak.
- bırak lan bu götünü yiyim ayaklarını
...şeklinde kullanılır.
- bırak lan bu götünü yiyim ayaklarını
...şeklinde kullanılır.
(bkz: goralamak)
-180° kuralı-
sinemada: açı-karşı açı ya da uç çekimlerinde, çekim değişirken, alıcının iki konu arasından geçtiği varsayılan çizginin öte yanına atlamaması, alıcının her vakit, çizginin bir yanındaki 180°lik açı içinde kalması kuralı.
(bu kurala uyulmadığı vakit ortaya bir uyuşumsuzluk çıkar, bir çekimde çerçevenin bir yanında görünen konu, öbür çekimde çerçevenin karşı yanına geçmiş görünür)
sinemada: açı-karşı açı ya da uç çekimlerinde, çekim değişirken, alıcının iki konu arasından geçtiği varsayılan çizginin öte yanına atlamaması, alıcının her vakit, çizginin bir yanındaki 180°lik açı içinde kalması kuralı.
(bu kurala uyulmadığı vakit ortaya bir uyuşumsuzluk çıkar, bir çekimde çerçevenin bir yanında görünen konu, öbür çekimde çerçevenin karşı yanına geçmiş görünür)
görüldüğünde insanı yanıyormuş hissine kaptıran bir kırmızı çeşidi.
hayvanın üzerinde görelim:
http://www.nuveforum.net/attachments/33031d1249548747-ferrari-kirmizisi-jpg
hayvanın üzerinde görelim:
http://www.nuveforum.net/attachments/33031d1249548747-ferrari-kirmizisi-jpg
çingene pembesi, fosforlu yeşil, ferrari kırmızısı gibi renklerdir.
-kemal öz adlı cumhurreisimize verilen soyadı hakkında kanun-
gazi mustafa kemale, türkiye büyük millet meclisince atatürk soyadı verilmesine ilişkin kanunun adıdır.
işte o kanun:
kanun numarası: 2587
kabul tarihi: 24.11.1934
resmî gazete tarihi ve no: 27.11.1934 - 2865
yayımlandığı düstur: tertip:3, cilt:16, sayfa:4
madde:1- kemal öz adlı cumhur reisimize atatürk soyadı verilmiştir.
madde:2- bu kanun neşri tarihinde muteberdir.
madde:3- bu kanun büyük millet meclisi tarafından icra olunur.
gazi mustafa kemale, türkiye büyük millet meclisince atatürk soyadı verilmesine ilişkin kanunun adıdır.
işte o kanun:
kanun numarası: 2587
kabul tarihi: 24.11.1934
resmî gazete tarihi ve no: 27.11.1934 - 2865
yayımlandığı düstur: tertip:3, cilt:16, sayfa:4
madde:1- kemal öz adlı cumhur reisimize atatürk soyadı verilmiştir.
madde:2- bu kanun neşri tarihinde muteberdir.
madde:3- bu kanun büyük millet meclisi tarafından icra olunur.
kişiyi konuşturarak gerçeği öğrenmeye çalışma işi. bazen, kimse tarafından bilinmemesi gerekli kimi konularda, engellenemez "acaba biliyor mu(?)" sorusuna ilaç niyetine.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?