confessions

pipisik

- Yazar -

  1. toplam entry 23841
  2. takipçi 1
  3. puan 617537

tasa basma iz olur

pipisik
kayseri yöresinden meşhur bir türkü.

taşa basma iz olur
kız kunduran toz olur
gel buradan gidelim
eller duyar söz olur

a benim de kınalı da kekliğim
yollarını nerelerde bekleyim

taşa basma tanırlar
seni yolcu sanırlar
gel buradan gidelim
seni benden alırlar

a benim de kınalı da kekliğim
yollarını nerelerde bekleyim

atcali kel mehmet efe türküsü

pipisik
aydın yöresine ait anonim bir türkü.

aydın dağlarında gezerim gari
yazıldı fermanım okundu gari
aldım martinimi çıktım dağlara
dünya bir olsa tutulmam gari

atçalı mehmet’im bilsinler beni
yoksulun yanında görsünler beni
koyarım bu yola bu tatlı canımı
dünya bir olsa tutulmam gari

on iki yaşımda binerdim taya
minnet etmezdim beye paşaya
bizi yaman bildirmişler devlete
dünya bir olsa tutulmam gari

aci utanmak

pipisik
behçet necatigil’in bir şiiri.

büyüsün küçülmen,
bu senin yakının!
yaklaştın mı sağlığında
şimdi de uzaksın!

duyur istersen
ilanlar ne yapsın?
ana baba kardeş
yaşarken ne yaptın?

görseler gazetelerde
dostlar tedirgin
bir iki telefon
yeter üç beş akraba.

yükler ağır kaldırdınız
kırık, ezik bir yığın.
göm, gömülmez
utancın, uzaklığın.

kızılırmak kiyiları

pipisik
fazıl hüsnü dağlarca’dan bir şiir.

kardaş, senin dediklerin yok,
halay çekilen toprak bu toprak değil.
çık hele anadoluya,
kamyonlarla gel, kağnılarla gel gayrı,
o kadar uzak değil.

çamı bitmiş, kavağı azalmış,
gamla örtülü bayırlar, çıplak değil.
yedi ay kıştan sonra,
yeşeren senin yaşamındır,
yaprak değil.

yersin, içersin sofrasından, üç yüz senedir,
kuvvetlisin ama kuvvet hak değil.
bakımsızlıklarla göçüp gitmiş bir cihan,
mevsimler soğumus, sular azalmış,
buğday, selçuklulardan kalan başak değil.

parça parça yarılmış öküz ardında,
parmağı üç pare, tırnağı ak değil.
utanır elin ayağın,
korkarsın yakından görsen,
eli el değil, ayağı ayak değil.

gün doğar, tarla kuşları uçuşurlar,
ağır bir aydınlık, bildiğin şafak değil.
öyle dalmış ki yüzyıllar süren uykusuna,
uyandırmazsan,
uyanacak değil.

dertle, sefaletle yüklü,
siyah leşlerle kararmış, berrak değil.
çağlayan ne,
akan kim,
kızılırmak değil.

kardaş, görmüyorum ama hala duyabiliyorum,
geçmiş zamanlar gelecek zamanlardan parlak değil.
vakte şahadet edercesine yükselmiş,
akşam parıltısından, bütün zaferler üzerine,
dağlar dalgalanmakta, bayrak değil.

ilkokulu bitirdigi

pipisik
cemal süreya’nın bir şiiri.

ilkokulu bitirdiği gün cumhuriyet şairi,
saçında kurdelesi lozan gibi;
sonra her yıl öldürüldü, öldürüldükçe de
hemeninden göğe huthutler çizildi.

gelecek zaman oldu şimdiki zaman;
ırmak aşağı inen güz parçası,
çok süslü bir halkın arasından,
benimsin!

iyi anlarında sesin kalınlaşıyor
keşke yalnız bunun için sevseydim seni.

aferin virgül sana

pipisik
ülkü tamer’in nefis bir şiiri.

aferin virgül sana, sansara dikkat!
bekçi gibi düdüğünü uzaktan çalıyor,
uzaktan çiftliğe bir ölüm çiziyor,
çiziyor bir mezar, kazıcısı ibikten,
taşları tavuk tüyü, orduları ibikten,
bir manga sansar almış, kümesi kaçır;
çünkü aydede sansarı sevmiyor.

virgül sana aferin, bence çok önemlisin,
belki nokta değilsin, ama virgülsün;
ödevimin sonuna nokta koyarım;
sansarın boynuna ben silgi astım
silsin diye burnuyla pençerelerini,
sen çok cesursun virgül, saklanmıyorsun,
çünkü silgilerden hiç korkmuyorsun.

sana aferin virgül, silgi sansarı sildi,
bütün düşmanlar öldü, silgi de öldü;
piliçler geri dönsün çiftçinin yatağından,
tirenle geri dönsün, ördek şeftiren olsun,
tavuklar bando çalsın, horoz da teftiş etsin,
kazlar madalya versin, sana virgül aferin,
çünkü sansara bile meydan okudun.

mor bir kalem gelecek siz hepiniz uyurken,
düşmanlar öldü diye mışıl mışıl uyurken,
bir denizi kümesin duvarına çizecek,
ben boğulunca defterler üzülecek,
öğretmenime kızdım, kıskansın seni nokta,
sana nişan takmadım, ama gücenme virgül,
çünkü bu şiirim virgülle bitecek,

yeni yıl günleri

pipisik
refik durbaş’ın bir şiiri.

bir yeni yıla daha
eylül geldi
sevgime sevgin geldi
bana, sen geldin.

güllerle süsledim günleri
seni, sevincim ve sevdamla
beni yanlızlığımla
süslediğim günler geldi.

günlere eylül geldi
bir yeni yıla daha
ömrüme ömrün geldi
sana, ben geldim.

bir sofra isterim

pipisik
sözleri karacaoğlan’a ait bir türkü.

bir sofra isterim kimse sermedik
bir yayla isterim kimse konmadık
bir güzel isterim yad el değmedik
ellenmiş de bellenmişi n’ideyim

severim güzeli nice olursa
boyu uzun, beli ince olursa
severim atımı dinçce olursa
kovulmuşu yorulmuşu n’ideyim

karacaoğlan der ki kolu kırarım
nedir yüce dağlar size zararım
ararsam pınarın gözün ararım
bulanmış da durulmuşu n’ideyim

bir yiğit de bir güzeli severse

pipisik
sözleri karacaoğlan’a ait bir türkü.

bir yiğit de bir güzeli severse
emrettiği yere hemen gitmeli
ardına düşmeyle güzel sevilmez
güzelleri koşup koşup bulmalı

zehirdir kötünün ekmeği yenmez
merd olanın ışığı sönmez
bir güzel seversen sözünden dönmez
sevdiğinin halından da bilmeli

dolandım dağları borlara düştüm
kız senin derdinden odlara düştüm
çaresi bulunmaz dertlere düştüm
dostunun derdine ortak olmalı

karac’oğlan der ki n’olup n’olmadan
dost ağlayıp düşman bize gülmeden
biri ölüp biri ile kalmadan
ölecekse ikisi de ölmeli

bülbülhavalanmis

pipisik
sözleri karacaoğlan’a ait bir türkü.

bülbül havalanmış yüksekten uçar
has bahçe içinde bir gülüm var deyi
seni seven aşık serinden geçer
güzeller içinde yarim var deyi

ben seni severim sende sev beni
mevla’m bikararda koymaz insanı
bir gün olur sende ararsın beni
şurda bir divane yarim var deyi

ben seni severim can ile candan
insan kemlik ummaz sevdiği yardan
canım esirgemem vallahi senden
götür sat mezatta kölem var deyi

bülbülne yatarsin bahar eristi

pipisik
sözleri karacaoğlan’a ait bir türkü.

bülbül ne yatarsın bahar erişti
ulu sular göl olduğu zamandır
kat kat oldu gül yaprağa karıştı
gene bülbül kul olduğu zamandır

gene bahar oldu açıldı güller
figana başladı gene bülbüller
başka bir hal olup açtı sümbüller
aşıkların del’olduğu zamandır

gene bülbül bilir gülün halinden
yeter deli oldum yarin elinden
aşık aşıp gelir yaya belinden
yardan bize gel olduğu zamandır

gene geldi türlü baharlar bağlar
bülbül figan edip kamuyu dağlar
türlü çiçeklerle bezenmiş dağlar
ulu dağlar yol olduğu zamandır

karac’oğlan der ki geçti çağlarım
meyve vermez oldu gönül bağlarım
aklıma geldikçe durmaz ağlarım
gözüm yaşı sel olduğu zamandır

dağı taşı yandirir

pipisik
karacaoğlan’dan...

hey ağalar bir od düştü serime
bir ah çeksem dağı taşı yandırır
garip bülbül konar gül budağına
bülbülün feryadı bağı yandırır

sabahtan uğradım yarin sesine
saçları dökülmüş ağ sinesine
ne pusunursun bağın gölgesine
yüzünün şulesi bağı yandır

karacaoğlan derki gençlik çağımda
arzuhalim kaldı göğsün ağında
seyrana çıkmıştık sevda bağında
yolunu yitirir bağı yandırır

dinleyin bir güzel medhedeyim

pipisik
sözleri karacaoğlan’a ait bir türkü.

dinleyin bir güzel medhedeyim
yiğide nispetle yürüyüşlünün
can feda ederim söyle sunaya
bin türlü naz ile salınışının

kadife şalvarli tül lü başlının
güvercin topuklu sarı mestlinin
elleri kınali kumru seslinin
zülüfü gerdana tarayışlının

entari giyinmis freng irengi
yanaklar kırmızı elmas irengi
saçlari topukla eyliyor çengi
bir ceren bakışlı on dört yaşlının

karac’oglan der ki güzelin huyu
hezeren çubuğ’na benziyor boyu
ab-i kevser gibi lebinin suyu
peynirdir dilleri inci dişlinin

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol