interaktif ve psikodramatik tiyatro... bu tiyatroda oyun, yazılı bi senaryo veya kurgu yok ve tamamen interaktif. yani tamamen seyirci katılımıyla bir senaryo oluşturuluyor ve oynanıyor. herhangi bir seyirciden başından geçen bir hikaye veya muzdarip olduğu bi konu anlatması isteniyor. seyirci anlatıyor ve bu anlatılan hikaye/konu herneyse sahnede oynanıyor. seyircinin anlatmış olduğu hikayeden sahnede hazır bulunan bütün oyuncular kendine birer rol seçip tamamen doğaçlamayla oynamaya başlıyorlar ve seyirci sahnede kendini görüyor. böylece empati yeteneğiniz gelişmiş oluyor, kendine ve karşındakine dışardan bakma imkanı buluyorsunuz.
işte böyle bir tiyatrodur spontanite tiyatro. her zaman oynanmıyor ve yılın belli zamanlarında belli kültür merkezlerinde oynanıyor.
bu haftasonu ise atilla ilhan kültür merkezinde sergilenecekmiş. eğer empati nedir? , ne değildir? en iyi şekilde öğrenmek istiyorsanız lütfen gidiniz efendim.
http://img526.imageshack.us/my.php?image=ca984ztddz8.jpg
(bkz: the dark knight)
çok hoş bir radiohead şarkısıdır. sözleri de şöyledir:
flies are buzzing around my head
vultures circling the dead
picking up every last crumb
the big fish eat the little ones
the big fish eat the little ones
not my problem give me some
you can try the best you can
if you try the best you can
the best you can is good enough
[x2]
this ones optimistic
this one went to market
this one just came out of the swamp
this one dropped a payload
fodder for the animals
living on an animal farm
if you try the best you can
if you try the best you can
the best you can is good enough
[x2]
id really like to help you man
id really like to help you man.....
nervous messed up marionette
floating around on a prison ship
if you try the best you can
if you try the best you can
the best you can is good enough
if you try the best you can
if you try the best you can
dinosaurs roaming the earth [x3]
flies are buzzing around my head
vultures circling the dead
picking up every last crumb
the big fish eat the little ones
the big fish eat the little ones
not my problem give me some
you can try the best you can
if you try the best you can
the best you can is good enough
[x2]
this ones optimistic
this one went to market
this one just came out of the swamp
this one dropped a payload
fodder for the animals
living on an animal farm
if you try the best you can
if you try the best you can
the best you can is good enough
[x2]
id really like to help you man
id really like to help you man.....
nervous messed up marionette
floating around on a prison ship
if you try the best you can
if you try the best you can
the best you can is good enough
if you try the best you can
if you try the best you can
dinosaurs roaming the earth [x3]
(ara: sevgiliyi)
(bkz: sabiilik)
araplar tarafından “sâbiî” (subbi ya da subbâ) biçiminde adlandırılan bu topluluk, kendilerine “mandenler” (bilgili olanlar, arifler anlamında; ingilizcede mandaeans) adını verir. kendileri için kullandıkları bir diğer ad “nasuralar”dır (kutsal öğretileri koruyanlar anlamında; ingilizcede nasoraeans). manden adı tüm topluluk üyeleri için kullanılırken, nasura adı yalnızca din adamları, topluluğun ileri gelenleri ve ataları için kullanılır. mandenler, ayrı bir dil olan mandence konuşurlar. sâbiî sözcüğü ise mandence’de “vaftiz olmak” ya da “suya daldırmak” anlamına gelen “sab” fiilinden türetilmiştir ve araplar tarafından, mandenlerin en dikkat çeken ve sık uyguladıkları ibadetlerinden biri olan vaftiz uygulaması nedeniyle, bu topluluğa bir ad olarak verilmiştir.
sâbiîler’in, kur’an’da üç ayrı yerde (bakara: 62, maide:69 ve hac:17) bahsi geçmektedir. bu üç yerde de onlardan “allah’a iman edenler” olarak söz edilmesi, erken dönemden başlayarak mandenler’in kim oldukları ve nerede yaşadıkları konusunda islam araştırmacıların ilgisini çekmiştir. x. yüz yıla kadar araştırmacılar, sâbiîler’in güney irak’ta yaşadıklarını ve kendine özgü bir dinleri bulunduğunu belirtmişlerdir.
bu ilk değerlendirmeler, yüzeysel olmalarına karşın, genellikle doğruydu. ne var ki, halife me’mun döneminde ölüm tehditlerinden kurtulmak isteyen “harraniler” (harranlı putperestler) kendilerini sâbiîler olarak gösterdiler ve bugüne dek gelen bir yanlışın ortaya çıkmasına neden oldular. oysa, asur-babil politeizmini sürdüren ve putperest olan harraniler’in sâbiîler ile hiç bir ilgileri yoktu. sâbiî adını almalarından sonra bir çok harrani, bağdat gibi önemli merkezlerde sâbiî adını kullanarak ünlü oldu ve sâbiîlik adı altında kendi inançlarını yayma fırsatı buldu. gerçek sâbiîler ise, ezoterik ilkelerinin bir gereği olarak inançlarını açıklamamaları nedeniyle unutuldular.
daha sonraları el-bağdadi ve biruni gibi araştırmacılar, sâbiîleri “harran sâbiîleri” ve “vasıtsâbiîleri” olarak ikiye ayırarak, güney irak’takileri gerçek sâbiîler olarak kabul ettiler. bu araştırmacılar, harranlıların gerçek sâbiî olmadıklarını ve bu adı sonradan aldıklarını da açıkladılar.
batılı araştırmacılar mandenler ile xvi. yüz yıldan başlayarak ilişki kurdular. başta cizvit misyonerleri ve çeşitli batılı araştımacılar, önceleri “vaftizci yahya hıristiyanları” diye adlandırdıkları mandenler’in kutsal metinlerini çevirmeye ve bu dinle ilgili bilgi vermeye başladılar. son yüz yıl içinde oldukça ciddi araştırmalar gerçekleştirildi ve manden literatürünün tümü çeşitli batı dillerine çevrildi.
sâbiîler’in, kur’an’da üç ayrı yerde (bakara: 62, maide:69 ve hac:17) bahsi geçmektedir. bu üç yerde de onlardan “allah’a iman edenler” olarak söz edilmesi, erken dönemden başlayarak mandenler’in kim oldukları ve nerede yaşadıkları konusunda islam araştırmacıların ilgisini çekmiştir. x. yüz yıla kadar araştırmacılar, sâbiîler’in güney irak’ta yaşadıklarını ve kendine özgü bir dinleri bulunduğunu belirtmişlerdir.
bu ilk değerlendirmeler, yüzeysel olmalarına karşın, genellikle doğruydu. ne var ki, halife me’mun döneminde ölüm tehditlerinden kurtulmak isteyen “harraniler” (harranlı putperestler) kendilerini sâbiîler olarak gösterdiler ve bugüne dek gelen bir yanlışın ortaya çıkmasına neden oldular. oysa, asur-babil politeizmini sürdüren ve putperest olan harraniler’in sâbiîler ile hiç bir ilgileri yoktu. sâbiî adını almalarından sonra bir çok harrani, bağdat gibi önemli merkezlerde sâbiî adını kullanarak ünlü oldu ve sâbiîlik adı altında kendi inançlarını yayma fırsatı buldu. gerçek sâbiîler ise, ezoterik ilkelerinin bir gereği olarak inançlarını açıklamamaları nedeniyle unutuldular.
daha sonraları el-bağdadi ve biruni gibi araştırmacılar, sâbiîleri “harran sâbiîleri” ve “vasıtsâbiîleri” olarak ikiye ayırarak, güney irak’takileri gerçek sâbiîler olarak kabul ettiler. bu araştırmacılar, harranlıların gerçek sâbiî olmadıklarını ve bu adı sonradan aldıklarını da açıkladılar.
batılı araştırmacılar mandenler ile xvi. yüz yıldan başlayarak ilişki kurdular. başta cizvit misyonerleri ve çeşitli batılı araştımacılar, önceleri “vaftizci yahya hıristiyanları” diye adlandırdıkları mandenler’in kutsal metinlerini çevirmeye ve bu dinle ilgili bilgi vermeye başladılar. son yüz yıl içinde oldukça ciddi araştırmalar gerçekleştirildi ve manden literatürünün tümü çeşitli batı dillerine çevrildi.
dinin kurucusu m.ö. 551- 479 yılları arasında yaşayan konfüçyüs’tür. şantung eyaletinde doğmuş ve orada ölmüştür. o zamandan beri eyalet çinlilerce kutsal sayılır. konfüçyüs ’ün hayatında başarılı bir öğretmenlik dönemi vardır. o ’nun en önemli özelliklerinden biri kendine aşırı güvenidir. bütün hayatı boyunca insanları, iyiye, doğruya ve şerefli bir yaşamaya yönelten, inandığı prensipleri yaymak için kitap yazan konfüçyüs, daha çok akla hitap metodunu kullanmış, mistik bir tavır takınarak metafiziğin her türünü reddetmiştir. konfüçyüs hiçbir zaman lao-tseu gibi (taoizm ’in kurucusu), gibi ilahi bir kuvvetin elçisi olduğunu iddia etmemiştir. dini konular üzerinde fazla konuşmamasına rağmen çoğu zaman o, kutsallaştırılmıştır.
konfüçyanizm ’de insanın evlenmeden veya bir erkek evlat bırakmadan ölmesi büyük günah sayılır. çünkü erkek evladın, ata ruhlarına ibadeti devam ettireceğine inanılır. ata ruhları her aile için özel koruyuculuk görevini yerine getirir.
konfüçyanizm vu-ti (m.ö. 140-87) zamanından 1912 yılına kadar devletin resmi dini kabul edilmiştir. bir bakıma konfüçyanizm, geleneksel çin şinizmi ’nin kaideleşmesi şeklidir.
konfüçyanizm ’in mukaddes kitapları, konfüçyüs ’ün öğrencileri tarafından büyük bir dikkatle toplanmıştır. bu metinler konfüçyüs ’e isnat olunan (ta-hio, tehoung-young) ve (loun-you) iki kitaptan meydana gelmiştir ve 1- klasikler, 2- kitaplar diye iki kısma ayrılır.
konfüçyüs bütün eski çin metinlerini (sosyal, dini, ahlaki gelenek, görenek) gözden geçirmek suretiyle atalar kültürüne dayalı çin medeniyetini ortaya koymak istemiştir. konfüçyanizm ’in en önemli dini metinleri olan beş klasik şu kitaplardan meydana gelmektedir:
-değişiklikler kitabı,
-tarih kitabı,
-şiirler kitabı,
-törenler kitabı,
-ilkbahar ve sonbahar vekayinameleri.
sung hanedanı tarafından (xi. yüzyıl) bir araya getiren diğer dört kutsal metin de şunlardır:
-konfüçyüs ’ün konuşmaları,
-mansiyus ’un sözleri,
-ortayol doktrini,
-büyük bilgi.
kutsal metinler üzerine çin bilginlerince yazılan tefsirlerin en meşhuru tehou-hi ’nin eseridir.
konfüçyanizm ’de insanın evlenmeden veya bir erkek evlat bırakmadan ölmesi büyük günah sayılır. çünkü erkek evladın, ata ruhlarına ibadeti devam ettireceğine inanılır. ata ruhları her aile için özel koruyuculuk görevini yerine getirir.
konfüçyanizm vu-ti (m.ö. 140-87) zamanından 1912 yılına kadar devletin resmi dini kabul edilmiştir. bir bakıma konfüçyanizm, geleneksel çin şinizmi ’nin kaideleşmesi şeklidir.
konfüçyanizm ’in mukaddes kitapları, konfüçyüs ’ün öğrencileri tarafından büyük bir dikkatle toplanmıştır. bu metinler konfüçyüs ’e isnat olunan (ta-hio, tehoung-young) ve (loun-you) iki kitaptan meydana gelmiştir ve 1- klasikler, 2- kitaplar diye iki kısma ayrılır.
konfüçyüs bütün eski çin metinlerini (sosyal, dini, ahlaki gelenek, görenek) gözden geçirmek suretiyle atalar kültürüne dayalı çin medeniyetini ortaya koymak istemiştir. konfüçyanizm ’in en önemli dini metinleri olan beş klasik şu kitaplardan meydana gelmektedir:
-değişiklikler kitabı,
-tarih kitabı,
-şiirler kitabı,
-törenler kitabı,
-ilkbahar ve sonbahar vekayinameleri.
sung hanedanı tarafından (xi. yüzyıl) bir araya getiren diğer dört kutsal metin de şunlardır:
-konfüçyüs ’ün konuşmaları,
-mansiyus ’un sözleri,
-ortayol doktrini,
-büyük bilgi.
kutsal metinler üzerine çin bilginlerince yazılan tefsirlerin en meşhuru tehou-hi ’nin eseridir.
(bkz: jainizm )
(bkz: soren kierkegaard )
(bkz: sinanoba)
(bkz: beylikdüzü migros)
önümüzdeki yıllarda adını daha çok duyacağımız özellikle bizimkent emlak konutlarıyla çağdaş bir yaşam merkezi haline gelen semt. sessizlik ve şehirden uzak bir ortam isteyenler için ideal bir yerdir. tek sorunu ulaşımdır. hele kış aylarında daha bi çekilmez hale gelir.
stanbulun en büyük migrosudur. beylikdüzüne girerken hemen soldadır. 90 mağazası ve 650 kişilik fast-food alanını bünyesinde bulundurur.
kırmızı başlıklı kızı tiye alan bir animasyon filmi. dvdsi geçtiğimiz günlerde çıkmıştır.
http://tinyurl.com/2apghc
http://tinyurl.com/2apghc
an itibariyle her tarafı sularla doldurmuş ve çişimi getirmiştir. evet şimdi gidip çişimi yaoıcam ben bu herif yüzünden.
only time şarkısı ile insanın ağzına sıçan hatun kişi.
(bkz: doksanlarda cocuk olmak )
şimdi efendim bu gammaz denen varlıklar güney afrika gammazlık enstitusu’nde gammazlık eğtimi görmüş ve sadece gammazlamaya yarayan, gammazlamaya programlanmış varlıklar değildirler. bu varlıklar en nihayetinde birer yazardır ve diğer yazarların sahip olduğu bütün haklara sahiptir. en ufak bi hatasında hemen ’aa sen gammazsın len gammazlasana beni. ne eleştiriyosun. eleştirmeye hakkın yok sennin çünkü gammaz butonun var’ denilmemesi gerekir. çünkü gammazlar da aynı gammaz olmadan önce yaptıkları gibi başlıklar ve yazarlar hakkında fikir belirtme hakkına sahiptirler. ’ne yani? gammaz olmadan önce istediğim gibi görüşümü belirtebiliyodum da gammaz olduktan sonra belirtemiyecek miyim? illa gammaz butonuna ve houstona bağlı mı kalmak zorundayım?’ diye sorarlar adama... e cevap alamazlar tabi..
ööyle mahzun mahzun geçinip giderler..
ööyle mahzun mahzun geçinip giderler..
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?