bastian schweinsteiger (doğumu 1 ağustos 1984) alman futbolcu. şu anda bayern münih forması giyen oyuncu almanya milli futbol takımının dünya üçüncüsü olduğu 2006 fifa dünya kupasında takımın önemli oyuncularından biriydi.
başarıları:
dünya kupası: üçüncülük 2006
konfederasyon kupası: üçüncülük 2005
bundesliga şampiyon: 2003, 2005, 2006
almanya kupası: 2003, 2005, 2006
almanya lig kupası: 2004
almanya u-17 şampiyonluğu: 2001
almanya u-19 şampiyonluğu: 2002
jens lehmann kişisel bilgileri
doğum tarihi 10 kasım 1969
doğum yeri essen, almanya
boy 1,90 m.
kulüp bilgileri
oynadığı kulüp arsenal f.c.
numarası 1
pozisyon kaleci
profesyonel kariyer
1989-1998 - schalke
1998-1998 - ac milan
1999-2003 - dortmund
2003- - arsenal
milli takım kariyeri
1998- 42 maç
jens lehmann (d. 10 kasım 1969) alman kaleci. 2006 fifa dünya kupası boyunca almanya milli futbol takımı kalesini koruyan kaleci ingilterenin arsenal takımında oynamaktadır.
kariyeri :
ağu. 1989 - tem. 1998 schalke 04, 274 maç
ağu. 1998 - ocak 1999 a.c. milan, 5 maç
ocak. 1999 - tem. 2003 borussia dortmund, 129 maç
tem. 2003 - ... arsenal 101 maç
doğum tarihi 10 kasım 1969
doğum yeri essen, almanya
boy 1,90 m.
kulüp bilgileri
oynadığı kulüp arsenal f.c.
numarası 1
pozisyon kaleci
profesyonel kariyer
1989-1998 - schalke
1998-1998 - ac milan
1999-2003 - dortmund
2003- - arsenal
milli takım kariyeri
1998- 42 maç
jens lehmann (d. 10 kasım 1969) alman kaleci. 2006 fifa dünya kupası boyunca almanya milli futbol takımı kalesini koruyan kaleci ingilterenin arsenal takımında oynamaktadır.
kariyeri :
ağu. 1989 - tem. 1998 schalke 04, 274 maç
ağu. 1998 - ocak 1999 a.c. milan, 5 maç
ocak. 1999 - tem. 2003 borussia dortmund, 129 maç
tem. 2003 - ... arsenal 101 maç
bernd schneider (doğumu 17 kasım 1973) alman futbolcu. şu anda kariyerine bayer leverkusen takımında devam etmektedir. almanya milli futbol takımının etkili oyuncularından biri olan schneider 2002 ve 2006 fifa dünya kupalarında milli takım kadrosunda yer almıştır.
michael ballack, 29 ekim 1976, görlitz almanya doğumlu futbolcu. 2006 sezonuna kadar almanyada bayern münih formasını giyen futbolcu 2006-2007 sezonundan itibaren chelsea forması giymektetir.
chelsea ile yaptığı anlaşma ile haftalık yaklaşık 370 bin ytl ile dünyanın en fazla kazanan futbolcusu konumuna geçmiştir.
oynadığı klüpler:
chemnitzer fc (doğu almanya, genç takım),
fc kaiserslautern (almanya, alman birinci ligi),
bayer 04 leverkusen (almanya, alman birinci ligi),
fc bayern münchen (almanya, alman birinci ligi),
chelsea (ingiltere, ingiltere fa premier lig).
başarıları:
bayern münih ile
bundesliga şampiyonluğu 2003,2005,2006
almanya kupası şampiyonluğu 2003,2005,2006
kaiserslautern ile
bundesliga şampiyonluğu 1998
bayer leverkusen ile
uefa şampiyonlar ligi ikincisi 2002
almanya ile
fifa dünya kupası ikincisi 2002
fifa dünya kupası üçüncüsü 2006
kişisel başarılar
almanyada yılın futbolcusu 2002,2003,2005
uefa yılın orta sahası ödülü 2002
soccer digest dünyada yılın futbolcusu ödülü 2002
chelsea ile yaptığı anlaşma ile haftalık yaklaşık 370 bin ytl ile dünyanın en fazla kazanan futbolcusu konumuna geçmiştir.
oynadığı klüpler:
chemnitzer fc (doğu almanya, genç takım),
fc kaiserslautern (almanya, alman birinci ligi),
bayer 04 leverkusen (almanya, alman birinci ligi),
fc bayern münchen (almanya, alman birinci ligi),
chelsea (ingiltere, ingiltere fa premier lig).
başarıları:
bayern münih ile
bundesliga şampiyonluğu 2003,2005,2006
almanya kupası şampiyonluğu 2003,2005,2006
kaiserslautern ile
bundesliga şampiyonluğu 1998
bayer leverkusen ile
uefa şampiyonlar ligi ikincisi 2002
almanya ile
fifa dünya kupası ikincisi 2002
fifa dünya kupası üçüncüsü 2006
kişisel başarılar
almanyada yılın futbolcusu 2002,2003,2005
uefa yılın orta sahası ödülü 2002
soccer digest dünyada yılın futbolcusu ödülü 2002
fifa 2006 dünya kupası’nda almanya milli futbol takımı şu şekildedir:
oliver kahn
arne friedrich
robert ruth
philipp lahm
rer mertesacker
patrick owomoyela
michael ballack
tim borowski
sebastian deisler
fabian ernst
torsten frings
bernd schneider
bastian schweinsteiger
gerald asamoah
miroslav klose
kevin kuranyi
lukas podolski
oliver kahn
arne friedrich
robert ruth
philipp lahm
rer mertesacker
patrick owomoyela
michael ballack
tim borowski
sebastian deisler
fabian ernst
torsten frings
bernd schneider
bastian schweinsteiger
gerald asamoah
miroslav klose
kevin kuranyi
lukas podolski
philipp lahm (doğumu 11 kasım 1983) alman futbolcu. şu anda bayern münih formasını giyen futbolcu, almanya milli futbol takımının 2006 fifa dünya kupası kadrosunda da yer almaktadır.
almanya milli futbol takımının kosta rika milli futbol takımı ile oynadığı maçta açılış golünü kaydetmiştir. defansın solunda görev yapan lahm almanya milli futbol takımı formasını 19 kere giymiş 2de gol atmıştır.
almanya milli futbol takımının kosta rika milli futbol takımı ile oynadığı maçta açılış golünü kaydetmiştir. defansın solunda görev yapan lahm almanya milli futbol takımı formasını 19 kere giymiş 2de gol atmıştır.
arne freidrich (doğumu 29 mayıs 1979) alman futbolcu. şu anda hertha berlinin formasını giyen oyuncu dünya üçüncüsü olan almanya milli futbol takımının önemli oyuncularından biriydi. arne freidrich bugüne kadar 45 kez milli takımının formasını giydi.
miroslav klose (doğumu 9 haziran 1978) polonya asıllı alman futbolcu. 29 yaşındaki futbolcu werder bremende oynamaktadır.
almanya milli futbol takımının da formasını giyen klose 2002 fifa dünya kupasında (7 maçta) attığı 5 golle gol krallığında ikinci olmuştur; 2006 fifa dünya kupasında ise (6 maçta) attığı 5 golle gol kralı[1] olmuştur. ayrıca 2006da almanyada yılın futbolcusu[2] seçilmiştir. 24 mart 2001de arnavutluka karşı ilk kez milli olmuş, milli takımda toplam 58 maça çıkan klose 28 gol atmıştır.
almanya milli futbol takımının da formasını giyen klose 2002 fifa dünya kupasında (7 maçta) attığı 5 golle gol krallığında ikinci olmuştur; 2006 fifa dünya kupasında ise (6 maçta) attığı 5 golle gol kralı[1] olmuştur. ayrıca 2006da almanyada yılın futbolcusu[2] seçilmiştir. 24 mart 2001de arnavutluka karşı ilk kez milli olmuş, milli takımda toplam 58 maça çıkan klose 28 gol atmıştır.
(bkz: harlem)
sözlükte bulunmaktan zevk almadığım gündür, yine de yaşanması gereken gündür...
köpek balıklarıyla dans etme şansını bulabileceğiniz her tarafı kumsal olan yaşanası memleket.
(bkz: masa dağı)
(bkz: masa dağı)
asteraceae familyası veya compositae familyası, yıldız çiçeği, papatya veya ayçiçeği familyası olarak da bilinen, iki çenekli çiçekli bitkilerin taksonlarından birisidir. familyanın ismi yıldız şeklinde çiçekleri bulunan bir cins olan aster türünden gelmektedir. asteraceae, 1.100 cins ve 20000den fazla tanımlanmış türüyle, magnoliophyta bölümündeki ikinci en geniş familyadır. sadece orkidegiller (yani orchidaceae familyası), tanımlanmış yaklaşık 25.000 tür ile daha geniştir.
bu familyadaki tüm bitkiler çiçek durumuna sahiptir, yani çiçek başı; bu tek tek küçük çiçeklerden oluşmuş bir kümedir. bu küçük çiçeklere kömeç (floret) denir. asteraceae familyasındaki bitkiler genelde bir veya iki çeşit çiçekcikleri bir arada barındırırlar.
bu bitkilerin çiçek durumunun kompozit yapısı, taksonomistlerin bu familyayı compositae olarak anmasına yol açmıştır.
kaynak: vikipedi
bu familyadaki tüm bitkiler çiçek durumuna sahiptir, yani çiçek başı; bu tek tek küçük çiçeklerden oluşmuş bir kümedir. bu küçük çiçeklere kömeç (floret) denir. asteraceae familyasındaki bitkiler genelde bir veya iki çeşit çiçekcikleri bir arada barındırırlar.
bu bitkilerin çiçek durumunun kompozit yapısı, taksonomistlerin bu familyayı compositae olarak anmasına yol açmıştır.
kaynak: vikipedi
yazsa da okusak diye beklediğim nadir yazarlardan. severek takip edilenlerden. zirveye gelse de tanışsak denilen...
new york city olarak tabir edilen yarım ada parçası. new york eyaletinden olsanız bile new yorker değilsinizdir, taa ki manhattanlı olana kadar.
son yazısını okurken gözüme ilişen bir kaç satır:
benim anlayışımla, bir insanın birlikte yaşadığı insanları etnik ya da dinsel herhangi bir farklılığı nedeniyle aşağılaması ırkçılıktı ve bunun bağışlanır bir yanı olamazdı.
avukatlarıma danışacağım. yargıtay’da temyize başvuracağım ve gerekirse avrupa insan hakları mahkemesine de gideceğim. bu süreçlerden herhangi birinden aklanamazsam ülkemi terk edeceğim. çünkü böylesi bir suçla mahkum olmuş birinin benim kanaatimce aşağıladığı diğer yurttaşlarla birlikte yaşama hakkı yoktur.
itiraf etmeliyim ki türkiye’deki adalet sistemine ve hukuk kavramına olan güvenimi fazlasıyla yitirmiş durumdaydım.
(bu mektuplardan birinin bursa’dan ostalandığını ve yakın tehlike arzetmesi açısından da hayli kaygı verici bulduğumu ve tehdit mektubunu şişli savcılığı’na teslim etmeme rağmen bugüne değin herhangi bir sonuç alamadığımı yeri gelmişken not düşeyim.)
avrupa ülkelerine gidip yaşamak ise hiç harcım değildi. şunun şurasında üç gün batı’ya gitsem, dördüncü gün artık bitse de dönsem diye sıkıntıdan kıvranan ve ülkesini özleyen biriyim, oralarda ne yapardım?
rahat bana batardı!
kaynayan cehennemleri bırakıp, hazır cennetlere kaçmak herşeyden önce benim yapıma uygun değildi. biz yaşadığı cehennemi cennete çevirmeye talip insanlardandık. türkiye’de kalıp yaşamak, hem bizim gerçek arzumuz, hem de türkiye’de demokrasi mücadelesi veren, bize destek çıkan, binlerce tanıdık tanımadık
dostumuza olan saygımızın gereğiydi.
kalacaktık ve direnecektik.
bir gün gitmek mecburiyetinde kalırsak ama... tıpkı 1915’teki gibi çıkacaktık yola... atalarımız gibi... nereye gideceğimizi bilmeden... yürüyerek yürüdükleri yollardan... duyarak çileyi, yaşayarak ızdırabı... öylesi bir serzenişle işte, terk edecektik yurdumuzu. ve gidecektik yüreğimizin değil, ama ayaklarımızın götürdüğü yere... her neresiyse.
ne diyordu dışişleri bakanı abdullah gül? ne diyordu adalet bakanı cemil çiçek?
canım, 301’in bu kadar da abartılacak bir yanı yok. mahkum olmuş hapse girmiş biri var mı?
sanki bedel ödemek sadece hapse girmekmiş gibi...
işte size bedel... işte size bedel...
yazar notu: biliyordu... yakında olduğunu biliyordu.
benim anlayışımla, bir insanın birlikte yaşadığı insanları etnik ya da dinsel herhangi bir farklılığı nedeniyle aşağılaması ırkçılıktı ve bunun bağışlanır bir yanı olamazdı.
avukatlarıma danışacağım. yargıtay’da temyize başvuracağım ve gerekirse avrupa insan hakları mahkemesine de gideceğim. bu süreçlerden herhangi birinden aklanamazsam ülkemi terk edeceğim. çünkü böylesi bir suçla mahkum olmuş birinin benim kanaatimce aşağıladığı diğer yurttaşlarla birlikte yaşama hakkı yoktur.
itiraf etmeliyim ki türkiye’deki adalet sistemine ve hukuk kavramına olan güvenimi fazlasıyla yitirmiş durumdaydım.
(bu mektuplardan birinin bursa’dan ostalandığını ve yakın tehlike arzetmesi açısından da hayli kaygı verici bulduğumu ve tehdit mektubunu şişli savcılığı’na teslim etmeme rağmen bugüne değin herhangi bir sonuç alamadığımı yeri gelmişken not düşeyim.)
avrupa ülkelerine gidip yaşamak ise hiç harcım değildi. şunun şurasında üç gün batı’ya gitsem, dördüncü gün artık bitse de dönsem diye sıkıntıdan kıvranan ve ülkesini özleyen biriyim, oralarda ne yapardım?
rahat bana batardı!
kaynayan cehennemleri bırakıp, hazır cennetlere kaçmak herşeyden önce benim yapıma uygun değildi. biz yaşadığı cehennemi cennete çevirmeye talip insanlardandık. türkiye’de kalıp yaşamak, hem bizim gerçek arzumuz, hem de türkiye’de demokrasi mücadelesi veren, bize destek çıkan, binlerce tanıdık tanımadık
dostumuza olan saygımızın gereğiydi.
kalacaktık ve direnecektik.
bir gün gitmek mecburiyetinde kalırsak ama... tıpkı 1915’teki gibi çıkacaktık yola... atalarımız gibi... nereye gideceğimizi bilmeden... yürüyerek yürüdükleri yollardan... duyarak çileyi, yaşayarak ızdırabı... öylesi bir serzenişle işte, terk edecektik yurdumuzu. ve gidecektik yüreğimizin değil, ama ayaklarımızın götürdüğü yere... her neresiyse.
ne diyordu dışişleri bakanı abdullah gül? ne diyordu adalet bakanı cemil çiçek?
canım, 301’in bu kadar da abartılacak bir yanı yok. mahkum olmuş hapse girmiş biri var mı?
sanki bedel ödemek sadece hapse girmekmiş gibi...
işte size bedel... işte size bedel...
yazar notu: biliyordu... yakında olduğunu biliyordu.
sert içerikten dolayı şimdiden özür dilemekle beraber artık kendimi daha fazla tutamadığım bir konudur:
o öyle bir adamdı ki aşağıladığı türklerle yaşamanın bir şans olduğunu her yerde söylerdi. o öyle bir adamdı ki benim meselem ermenileri aşağılatmamakken ben türklüğü nasıl aşağılarım derdi. öyle bir adamdı ki benim en büyük kavgam ırkçılık. alnımda böyle bir lekeyle yaşayamam derdi. öyle bir adamdı ki ben türklüğü aşağılamadım. ben türkiyeliyim derken gözlerinden yaşlar gelirdi. ben bu ülkeden gidemem, istesem de yapamam derdi. her gün aldığı tehdit mesajlarına ve maillerine karşın ülkesini terk edemezdi, o kadar çok seviyordu bu toprakları. öldürüleceğini bile bile, hayatım tehlikede demesine karşın, terk edemeyecek kadar çok seviyordu bu ülkeyi. hayatından çok seviyordu. tetiği çeken milliyetçi orospu çocuğundan da daha çok seviyordu; bu yazıyı okuyandan da daha çok seviyordu; bu yazıyı yazandan da daha çok seviyordu.
tüm derdi demokrasi kavgası, eşitlik kavgası, düşünce özgürlüğü kavgası, ırkçılık karşıtlığıydı; ırkçı bir orospu çocuğu tarafından öldürüldü.
o tetiği çeken orospu çocuğu bu ülkeyi ondan daha mı çok seviyordu? ya da, o şerefsiz bu ülkeyi seviyor muydu? gerçek anlamda -ülkücülük değil- milliyetçi miydi? milletini seviyor muydu? milletini seven biri şu haberin uluslararası haber kuruluşlarından en büyüğünün sitesinde en baş haber olarak yayınlanmasını sağlar mıydı?
turkish-armenian writer shot dead
a prominent turkish-armenian editor, convicted in 2005 of insulting turkish identity, is shot dead in istanbul.
o tetiği çeken, o insan kisvesi altında dolaşan köpek milletini bir parça sevmiş olsa ülkesini uluslararası platformda kırk yıl geri taşır mıydı? 70 milyona bu hayvanlığı yapar mıydı, parmağının tek bir kasını oynatarak?
şüphesiz ki bugün türkiyede yeni bir çağ başlamıştır. şüphesiz ki bundan sonra fransız parlamentosuna onlarca parlamento eklenecektir. şüphesiz ki bugünden sonra çocuklara demokrasinin tanımı yapılırken o sözcükler bir daha bir daha boğazımıza dizilecek, şüphesiz ki bugünden sonra düşünce özgürlüğü nedir bilinmeyecektir. şüphesiz ki bugün o kurşun tüm aydınlarımıza, tüm öğrencilerimize, tüm eşitlik ve demokrasi sevdalılarına ve fikrini özgürce beyan edebilen herkese sıkılmıştır.
şüphesiz ki bugün bir soy daha kırılmıştır, ve tamir edilmesi belki de yüzyıllar alacak bir yara açılmıştır. şüphesiz ki bu yara uluslararası platformda 30 bin ördek 1 milyon kaz öldürdük diyerek kapanamayacaktır. evet, belki bir milyon ermeni öldürmedik; ama hrant dinki öldürdük; öldürülmesine göz yumduk. düşünce özgürlüğü, eşitlik ve demokrasi sevdalısı türk olmasa da türkiyeli bir aydınımızın öldürülmesine göz yumduk, hepimiz suçluyuz.
artık onun adı da uğur mumcu gibi, ahmet taner kışlalı gibi, sivas katliamında ruhlarını teslim eden otuzu aşkın aydınımız gibi türk tarihine altın harflerle yazılmıştır. keşke yazılmasaydı, keşke ermeni soykırımı vardır derken yedi cihana ne kadar modern bir ülke olduğumuzu kanıtlasaydı...
başımız sağ olsun, ruhu şad olsun.
o öyle bir adamdı ki aşağıladığı türklerle yaşamanın bir şans olduğunu her yerde söylerdi. o öyle bir adamdı ki benim meselem ermenileri aşağılatmamakken ben türklüğü nasıl aşağılarım derdi. öyle bir adamdı ki benim en büyük kavgam ırkçılık. alnımda böyle bir lekeyle yaşayamam derdi. öyle bir adamdı ki ben türklüğü aşağılamadım. ben türkiyeliyim derken gözlerinden yaşlar gelirdi. ben bu ülkeden gidemem, istesem de yapamam derdi. her gün aldığı tehdit mesajlarına ve maillerine karşın ülkesini terk edemezdi, o kadar çok seviyordu bu toprakları. öldürüleceğini bile bile, hayatım tehlikede demesine karşın, terk edemeyecek kadar çok seviyordu bu ülkeyi. hayatından çok seviyordu. tetiği çeken milliyetçi orospu çocuğundan da daha çok seviyordu; bu yazıyı okuyandan da daha çok seviyordu; bu yazıyı yazandan da daha çok seviyordu.
tüm derdi demokrasi kavgası, eşitlik kavgası, düşünce özgürlüğü kavgası, ırkçılık karşıtlığıydı; ırkçı bir orospu çocuğu tarafından öldürüldü.
o tetiği çeken orospu çocuğu bu ülkeyi ondan daha mı çok seviyordu? ya da, o şerefsiz bu ülkeyi seviyor muydu? gerçek anlamda -ülkücülük değil- milliyetçi miydi? milletini seviyor muydu? milletini seven biri şu haberin uluslararası haber kuruluşlarından en büyüğünün sitesinde en baş haber olarak yayınlanmasını sağlar mıydı?
turkish-armenian writer shot dead
a prominent turkish-armenian editor, convicted in 2005 of insulting turkish identity, is shot dead in istanbul.
o tetiği çeken, o insan kisvesi altında dolaşan köpek milletini bir parça sevmiş olsa ülkesini uluslararası platformda kırk yıl geri taşır mıydı? 70 milyona bu hayvanlığı yapar mıydı, parmağının tek bir kasını oynatarak?
şüphesiz ki bugün türkiyede yeni bir çağ başlamıştır. şüphesiz ki bundan sonra fransız parlamentosuna onlarca parlamento eklenecektir. şüphesiz ki bugünden sonra çocuklara demokrasinin tanımı yapılırken o sözcükler bir daha bir daha boğazımıza dizilecek, şüphesiz ki bugünden sonra düşünce özgürlüğü nedir bilinmeyecektir. şüphesiz ki bugün o kurşun tüm aydınlarımıza, tüm öğrencilerimize, tüm eşitlik ve demokrasi sevdalılarına ve fikrini özgürce beyan edebilen herkese sıkılmıştır.
şüphesiz ki bugün bir soy daha kırılmıştır, ve tamir edilmesi belki de yüzyıllar alacak bir yara açılmıştır. şüphesiz ki bu yara uluslararası platformda 30 bin ördek 1 milyon kaz öldürdük diyerek kapanamayacaktır. evet, belki bir milyon ermeni öldürmedik; ama hrant dinki öldürdük; öldürülmesine göz yumduk. düşünce özgürlüğü, eşitlik ve demokrasi sevdalısı türk olmasa da türkiyeli bir aydınımızın öldürülmesine göz yumduk, hepimiz suçluyuz.
artık onun adı da uğur mumcu gibi, ahmet taner kışlalı gibi, sivas katliamında ruhlarını teslim eden otuzu aşkın aydınımız gibi türk tarihine altın harflerle yazılmıştır. keşke yazılmasaydı, keşke ermeni soykırımı vardır derken yedi cihana ne kadar modern bir ülke olduğumuzu kanıtlasaydı...
başımız sağ olsun, ruhu şad olsun.
(bkz: karadut)
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?