the wall

the wall


çok fazla sigara içiyorum, çok fazla içki içiyorum, ama çok fazla, yazmam mümkün değil. durmadan geliyor ve doyamıyorum ve her$ey mahler’e karı$ıyor. bazen durdururum kendimi. dur bir dakika derim, git yat ya da dokuz kedini seyret ya da karınla otur biraz... ya hipodromdasın ya da macintosh’un ba$ında. ve dururum, frene basıp park ederim. kitaplarımın devam etmelerine yardımcı olduklarını söyleyen mektuplar alırım bazen. benim de devam etmeme yardımcı oldular. yazmak, atlar ve dokuz kedi.

bu odanın küçük bir balkonu var, $u anda kapısı açık ve harbor karayolunda seyreden arabaların ı$ıklarını görebiliyorum. sonu gelmeyen bir ı$ık akı$ı. bu kadar insan. ne yaparlar? ne dü$ünürler? hepimiz öleceğiz, hepimiz, ne sirk! bunu bilmek birbirimizi daha çok sevmemiz için bir yeterli bir neden olmalı, ama değil. son derece önemsiz $eyler; bizi deh$ete sürükleyip dümdüz ediyor, yutuyor.

devam et mahler! harikulade kıldın geceyi. durma, orospu çocuğu! durma...!

charles bukowski

kaptan yemeğe çıktı ve tayfalar gemiyi ele geçirdi.
bu başlıktaki tüm girileri gör

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol