şeyh said isyanı

gozlerihalacocuk



çoğu zaman şeyh sait isyanı olarak anılır ama doğrusu şeyh said isyanıdır. aslında tek ismi yanlış anlaşılmamıştır bu isyanın yıllarca resmi tarih aldatmacasının içinde şeyh said ingiliz işbirlikçisi olarak anılmıştır. bu isyanın tüm muhtevasının din olduğu düşünülmüştür, ilerici ankara hükümetine karşı girişilmiş gerici bir isyan... ama öyle değildir durum, bu isyanı çıkartan şeyh said yöresinde tanınan bir şeyhtir isyanın din yönü de şeyh said in şeyh hüviyetinden gayrısı değildir.

yanılmıyorsam 13 şubat 1925... ilk kurşun bu tarihte atılmıştır. şeyh said kardeşinin köyü piran da oturmaktadır, camii nin arkasında, kayalıkların karşısında ki evde... iki subay gelmiştir bu sıralarda köye... köyün etrafı sarılmıştır, asker kaçaklarını aramaktadır bu subaylar ama dertleri başkadır şeyh i tahrik edip tutuklama çabasıdır bu...


şeyh gider subaylardan birinin yanına ben burada olduğum sürece kimse yanımdan adam alamaz der, ben gideceğim bu akşam, ben gittikten sonra gel bak köyde asker kaçağı varsa alır gidersin, ama ben varken yapamazsın... burada bir parantez açmak şart sanırım, bilenler bilir bilmeyenler için biz tekrarlayalım, kürt geleneklerinde senin hanende bulunan birini düşmanına teslim etmek asla affedilmeyecek bir alçaklıktır, çok onur kırıcı bir durumdur. şeyh in ısrarı bu yüzdendir. lakin dinlemez asker ille de alacağım der... şeyh in yakasına yapışır jandarma ve silahlar patlar önce şeyhin yakasından tutan jandarma vurulur sonra karşılıklı öldürmeler... şeyh said olay bu hale gelmesin diye çok çırpınmıştır lakin orada ki subaylar görevlerini iyi yapmış devletin istediği sonuca ulaşmasını sağlamıştır. silahlar erken patlamıştır...

şeyh said piran köyünden 300 kadar adamıyla çıkar sayısı kısa zamanda artar ve binleri bulur, şeyh said genç e doğru ilerler genç o zaman ayrı bir vilayettir bakmayın şimdi bingöl e bağlı olduğuna...

genç ele geçirilir, hapishane boşaltılır, hatta genç vilayeti kürtlerin geçici başkenti ilan edilir... şeyh said bu sırada yayınladığı bildiri de tüm kürtleri birliktelik içinde ayaklanmaya çağırıyordu.


amaç belliydi, kürtlere uygulanan asimilasyon a boyun eğilmeyecek ayrı bir kürt devleti kurulacaktı, çünkü kürtler söz verildiği gibi devletin kurucu unsuru yapılmamış aksine dilleri yasaklanmış, konuşanlara para ve dayak cezası verilmişti.


entry çok uzun olmaya başladı, bu yüzden bundan sonrasını çok detaya inmeden yazacağım. genç ten sonra elazığ ve lice alınır, şeyh diyarbakır a ilerlemek için güç biriktirmektedir... bu sırada ankara ya haber ulaşır, başbakan fethi beydir, kendisi zamanın ılımlı yöneticisidir, lakin atatürk e göre bu işi ılımlı bir yönetici çözemez, bu yüzden fethi paşa indirilir ismet inönü yeniden başbakan olur. şark ıslahat planı yürürlüğe konulur, şeyh said yenilir...


yapılan kısa ve adaletsiz yargılama sonucu idam cezasına çarptırılır idamdan önce ki hali şöyle anlatılır :

"tek başına oturduğu masada herhangi bir seyahatindeki molada olduğu gibi artık alışılan huzurlu, sakin haliyle yemeğini yedi. hizmet eden askere kahve ısmarladı. kahvesini ağır ağır yudumlayarak içti. sonra bir tane daha söyledi. ikinci kahvesini bitirdiği sırada, nöbetçi askerler vaktin geldiğini haber verdiler.
cebinden kahvelerin parasını çıkardı. tabağa koydu. sonra, yanı başında bekleyen askerlere, ben hazırım, dercesine baktı"


idam törenini izlemek için ankara dan gelen seçkin konuklara, diyarbakır da ki asker seçkin sivillere ve eşleriyle çocuklarına huzurla idamları izlesinler diye ayrı bir tribün inşa edilmiştir.


ha tabi idamlar duyurulmuştur şehir de, bir de gelen kuru kalabalık olacaktır, onlara son bir yasak daha konulur : " türkiye ceumhuriyeti nin birlik ve bütünlük ruhunu zedeleyecek herhangi bir davranışta bulunmamaları, merhamet belirtisi içeren herhangi bir ses ya da söz etmemeleri" ısrarla tembih edilir.


ardından ölümüne tanıklık eden yabancı basın mensubu lord kinross şöyle yazıyordu :


şeyh, az sonra ölüme gidecek olan o değilmiş gibi rahat, huzurluydu. üsteğmenle şakalaşıyor, sohbet ediyordu. bu haliyle, ister istemez, çevresini saran öğrencileriyle sohbet ede ede baldıran zehirini içerek, hakkında verilmiş ölüm cezasını kendi eliyle yerine getiren sokrates i anımsatıyor, onu andırıyordu.

ha bir de şeyh said in mahkeme tutanaklarına geçen son sözü şu olmuştur :

"allah a ayandır.. ecnebilerin parmağı yoktur"
bu başlıktaki tüm girileri gör

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol