bilgiçlerin şiirleri

karall

gölgem ve ben

birkaç otonun farı , şehrin ışıkları.
yıldızlar ve ayın güneşe inadı gözümde…
denizin sesi ve üç beş ferahnak kararlı melodiydi kulağımı kaşıyan.
gece küsüp ay ’geceaydın’ dediğinden beri…

sonra seherin alacasında bir çizgi oldu düşlerim.
hem ufuğa hem de tarihe paralel.
kafamda bir film şeridi gibi bir şey.
kimi ak der kimi kara söyler…

ademden günümüze neler olmuş neler bitmiş meyve tadında.
acısıyla tatlısıyla…
kalemle kâğıdın hikâyesı kadar eskiydi sanki düşlerim,
ilk ayet canlılığında…

karmakarışıklığımla yol aldım…
bambaşkaydım o gece…
gecenin alyalazı , üşüten deli poyraz , gölgelere düşmüş çiğ taneleri…
ve ben yalınayak dışarda.

kaldırımlarda gördüm gecenın karanlık yüzünün yansımasını.
toprak tabanlı gökkübbe tavanlı bu sokakta…

sonra da ilkin kaldırımlar karşıladı beni,
öyle yalnız ve ıslak.
ölüm soluklu dört duvar bir tavan.
sanki tek dostumdu gölgem.
çünkü yanımdaydı her an…

bir o terketmedi beni,
bir de terkedenlere inat sigaram…
birini tüketip diğerini yakıyorum; ışıksız bir evdeki mumların vardiyesi gibi…

maziye dalıp dalıp gitmelerim.
beynimde yankılanan sorularım ve parlayan cevaplarım gün ışığında…

arayıp bulamadıklarım ve peşisıra giden adımlarım.
ve düşünüşlerim…
her yağmur sonrası toprak kokusunda…

öncesi ve ondan öncesi …
sonrası ve üç noktası ...




peşisıra giden adımlarım, gölgem ve ben .
bir sobe yerinde durakladık sobeleyerek uyuyan bütün insaları.
çöplükleri karıştıran çakallar ve karanlık yüzü gecenin sahitlerimizdir.
olur ki inanmazsanız…


içimden bir dal kırıldı .
önümüz bahar ya !
çiçeklerin açma zamanı ,
dalların yeşerme zamanı…
atalete ve mahmurlu gözlere veda zamanı…
üşüten rüzgâra aldırmama zamanı…
yine çiçeklerin açma zamanı ,
dalların yeşerme zamanı…

örtündük rüzgârı üzerimize,
dilimizde türkülerle.
uşak’ın derinliği hüseynî’nin inceliğiyle.

vakti gelince son bulacak olan zaman tâlimimiz döndürdü çarklarını.
yelkovana inat…
akrebe inat…

gerideydi gecenin alyalazı, seherin alacası.
gölgelere düşmüş çiğ taneleri ve geride kalmış ayak izlerim
ve düşünüp yakarışlarım, ağlayışlarım
her yağmur sonrasında…

geriye bakmak istemedi gözlerim…
bir varmış bir yokmuş,olgunlaşmamış meyve tadındaki hikâyenin tozları silinmiş eski püskü sayfalarına…
ve daha doldurulmayı bekleyen boşluklarına.

ânın kıymetini bilme zamanıdır şimdi!
yazılanı okuma zamanı .
okunanı yazma zamanı.

koskoca evrende bir sevgi çekirdeği olma zamanı…
sevme zamanı …
sevilme zamanı…

baharı bekleyerek örtündük rüzgârı üzerimize.
dilimizde türkülerle.

üstümüzdeki kuru yapraklarla…

yanyana…

yana yana…
bu başlıktaki tüm girileri gör

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol