hüseyin nihal atsız

yorulmaz savasci
en sevdiğim şiirleri:

yollarin sonu
bu gün yollanıyorken bir gurbete yeniden
belki bir kişi bile gelmeyecektir bize.
bir kemiğin ardında saatlerce yol giden
itler bile gülecek kimsesizliğimize.
gidiyorum: gönlümde acısı yanıkların...
ordularla yenilmez bir gayız var kanımda.
dün benimle birlikte gülen tanıdıkların
yalnız bir hatırsı kaldı artık yanımda.
yufka yüreklilerle çetin yollar aşılmaz;
çünkü bu yol kutludur, gider tanrı dağına.
halbuki yoldaşını bırakıp dönenlerin
değişilir topuda bir sokak kaltağına.
ister düşün... kendini ister hayale kaptır...
uzar uzar, çünkü hiç sonu yoktur yolların.
bakarsın aldanmışsın, gördüğün bir seraptır
sevimli bir hayale açılırken kolların.
ey doğunun anlımı serinleten rüzgarı!
ey karanlıkta bana arkadaşlık eden ay!
arzularım bir oktur, aşar ulu dağları.
düştüğü yer uzakta "dilek" adlı bir saray.
o sarayda bulunca tanrılaşan erleri
artık gözüm arkaya bir daha dönmeyecek.
hepsi sussa da "kür şad" uzatarak elini;
"hoş geldin oğlum atsiz, kutlu olsun!" diyecek.

selam
icim yine sevinçlerle dolup yanıyor;
ruhum sanki deniz olmuş,dalgalanıyor.
uzak uzak ülkelere döndüm seferden;
yaralarim ağır,fakat mestim zaferden;
zafer ümit kaynağının bir çeşmesidir
zafer bir çok gönüllerin birleşmesidir.
gönülleri birleşenler ölse de bir gün
gök kubbede kalacaktır seslerinden ün.
gönülleri birleşenler!selam sizlere!
uzaklarda dertleşenler!selam sizlere!
selam sana hücrelerde benzi solan genç!
selam sana ey yılları heba olan genç!
istikbalim gitti diye yaslanma sakın!
istikbalin değil, ruhun tanrı’ya yakın!
o yalancı istikbale bir perde indir!
gerçek yarın unutma ki bir gün senindir!
selam sana yavrusundan ayrılan kadın!
kimbilir sen gizli gizli nasıl ağladın!
ne bir damla gözyaşı dök, ne yasla dövün;
sen yaşarken öksüz kalan yavrunla övün!
gür sütünle aşladigin erlik cevheri
yapacaktır onu yarın yaman bir çeri...
tek bir kadın değilsin sen...sen bir ocaksın!
madem ki bir adin atsız, katlanacaksın!
kafkasyada can veren bir şehidin kızı
bir çeliktir...yüreğinde erir her sızı...
varsın bağrın firkatiyle yavrunun yansın...
yansın,dayan!çünkü sen de bir kahramansın!
ey ekmeği alınanlar!selam sizlere!
ey rütbesi çalınanlar!selam sizlere!
kardes yahut arkadaştır diye evleri,
ocaklari dağıtılan ülkü devleri
selam size! üstünüzde bütün bakışlar,
bir gün olur,tarih sizi elbet alkışlar!
ey ciğeri parcalanan kahpe veremden
ne beklersin dünyadaki sahte keremden?
ciğerlerin sönüyorken tanrı’yi andin;
tasa etme,gerçeklesir mukaddes andın.
hepinize sevgilerle coşkun selamlar!
şehitlerimiz bile sizi belki selamlar
içtiginiz ıstıraplar size kımızdır
bu acılar mazimize selamımızdır.
en tatlı bir hayalimdir bu selam benim
kırk derece sıcaklikta erirken tenim...
çekiyoruz bunalarak fakat ne çıkar?
ulu tanrı bir gün elbet bizi yargılar.
bütün dünya sağırlaşsa o bizi dinler
onun rahmet denizinde ruhlar serinler.
ey hırçın genç,ey güzel kız! bırakın yası...
yeter temiz gönüllerin bizi anması...
toprak ana uyuturken koynunda bizi
yarinkiler biçecektir ektiğimizi,
yeşermesi ektiğimiz tohumun haktır,
iste o gün ruhlarimiz şad olacaktır!
selam şanlı mazimize! selam yarına!
selam zafer ordusunun silahlarına!
ey geçmişin yigitleri! selam sizlere
ey yarının sehitleri! selam sizlere!
siz tarihe yazıyorken sanli bir satır
aranizda bulunacak güleç bir batır;
atsız oğlu yağmur denen bu yağız çeri
atılarak hepinizden daha ileri
güldürecek babasinin yanik ruhunu
ruh ve yürek sagirlari anlamaz bunu
karisinca gövdem yurdun topraklarina
ruhum uçar irkimizin bayraklarina,
varligin sevgisi onlara tasir
kendisi de ay-yildiza belki karisir
bir gün gelip irkimizin gürbüz erleri
adim adim dolasirken kutlu yerleri
vaktiyle bir atsiz varmis derlerse ne hos
anilmakla hangi bir ruh olmaz ki sarhos?
haydi artik dinsin bütün iztiraplarin
ufuklardan sanli bir gün dogacak yarin
güzellikle sıcaklikla ve ihtisamla...
kumandasiz hazir olup onu selamla!
gönlündeki yaralarin kanini dindir...
yüzdeyüz türk oldugun gün cihan senindir.!

topal asker
ey saçları "alagorsan" kesik hanım kız!
gülme öyle bana bakıp sen arsız arsız!
bacağımla alay etme pek topal diye.
bir sorsana o topallık bana nereden hediye ?
sen şişli’de dans ederken her gece gündüz,
biz ötede ne ovalar, çaylar, ne dümdüz
yaylaları geçtik, karlı dağları aştık;
siz salonda dans ederken bizler savaştık .
ey dudağı kanım gibi kıpkırmızı kız,
gülme öyle bana bakıp sen arsız arsız!
olan işler dimağını azıcık yorsun!
biliyorum elbisemle eğleniyorsun;
biliyorum baldırını o kadar nazla
örten bir tek ipek çorap kıymetçe fazla
benim bütün elbisemden... hatta kendimden...
biliyorum: çünkü bugün şu dünyada ben
neyim? bir hiç... işe güce yaramaz topal...
sen sağlamsın, senin hakkın, dünyadan zevk al:
çünkü orda düşmanlarla boğuşurken biz
siz muhteşem salonlarda şarap içtiniz!
ey gözünün rengi bana yabancı güzel,
her yolcunun uğradığı ey hancı güzel!
sen yabancı kucaklarda yaşarken her gün
yapıyorduk bizde kanla, barutla düğün.
sen o sıcak odalarda cilveli, mahmur
dolaşırken... biz de tipi, fırtına, yağmur,
kar altında kanlar döktük, canlar yıprattık;
aç yaşadık, susuz kaldık, taşlarda yattık.
sen açılmış bir bahardın, biz kara kıştık;
bizden üstün ordularla böyle çarpıştık...
gülme öyle bana bakıp pek arsız arsız
sen ey dışı güzel, fakat içi çamur kız!
sana karşı haykıranı, mecbursun dinle;
bugün hesap göreceğiz artık seninle:
ben cephede geberirken, geride vatan
aşkı ile bin belalı işe can atan
anam, babam, karım, kızım, eziliyorken
dağlar kadar yük altında... gel, cevap ver, sen
bana anlat, anlat bana, siz ne yaptınız?
köpek gibi oynaştınız, fuhşa taptınız!
anavatan boğulurken kıpkızıl kanda
yalnız gönül verdiniz siz zevke, cazbanda...
ey nankör kız, ey fahişe unutma şunu:
sizin için harp ederken yedim kurşunu.
onun için topal kaldı böyle bacağım,
onun için tütmez oldu artık ocağım.
nazlı nazlı yatıyorken sen yataklarda
sallanarak ölü kaldık biz bataklarda.
kalbur oldu süngülerle çelik bağrımız,
bu amansız boğuşmada öldü yarımız,
ya siz nasıl yaşadınız? bizim kanımız
size şarap oldu sanki... şehit canımız
güya sizin mezenizdi! yiyip içtiniz;
zıpladınız, kudurdunuz arsız, edepsiz!..
gerçi salonlarda senin "yıldız"dı adın,
hakikatte fahişesin ey alçak kadın!
ey allıklı ve düzgünlü yosma bil şunu:
bütün millet öğrenmiştir senin fuhşunu.
omuzun da neden seni fuzuli çeksin?
.....kinimizin şiddetiyle gebereceksin!..
.
.
bu başlıktaki tüm girileri gör

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol