suskun

axin ciwan
suskun

susardın ve kar yağardı

gözlerinde başlardı gece
yarım kalmış kitaplarda biterdi.
alnımızda bilenen kör bir bıçaktı zaman
kırılmış aynalardı

susardın, durmadan susardın
ve kar yağardı

ocak ağaran saçlarımdı
şubat hayırsız bir evlattı, kaçaktı
ve uzaktı yaz bir anaydı
mart’ın izlerini taşırım bedenimde
aynı masalın ikizleri gibiydi günler
nisan saçlarımda ıslanırdı hep

susardın, durmadan susardın
ve yağmurlar başlardı

çok bekletti bizi,
hiç vaktinde gelmedi mayıs
haziran aram’dı ya da öyle biriydi
temmuz bir düştü belki

yaraları sarar gibiydi
ağustos yıldızlarla basardı gecemizi
bir gül suçüstü yakalanırdı
eylül bir çocuğun çığlıklarıydı

susardın, durmadan susardın
ve rüzgârlar başlardı

yolunu yitirmiş bir gezgin gibiydi ekim
sürgünlere uğurlardık kendimizi
kalan mı bizdik, giden mi
bilinmezdi
kasım rüzgârda bir yapraktı
ve biraz ıtri
kendi sesiyle irkilirdi
aralık günlerin son neferi

soluk bir düş geçse de
hiçbir mevsim gözlerin kadar
acımasız kullanmadı neşteri

susardın ve kar yağardı


a. hicri izgören


bu başlıktaki tüm girileri gör

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol