babaanne

mitili
çoğu kişi tarafından değeri bilinmez babaannenin. evin içinde dolanan, bayramlarda eli öpülen, sırf babanın annesi diye saygı duyulmak zorunda olduğu sanılan insandır. ama bilinmez ki o dünya üzerindeki en büyük annelerdendir.

evden çıkarken yalnız başına bırakırsınız, geri dönüp onu da almak istersiniz ama alamazsınız. dışarısı soğuktur, hassastır bünyesi; üşütür. geri döndüğünüzde camdan yolunuzu gözlediğini, gördüğünde gözlerinin parladığını görürsünüz, içiniz burkulur. bir daha evde yalnız bırakmıycam diye düşünürsünüz. ama kanınız kaynıyordur gençsiniz ne de olsa. yine bırakıp gidersiniz, içiniz el vermese bile.

bazen yaşlılığın getirdiği bilindik semptomlar sonucundaki davranışlarına sabırlı olamayıp kızarsınız, bağırırsınız hatta. ama sonra pişman olup "ulan kaç yaşında insan, doğaldır böyle yapması" diye düşünür, yanağına bir öpücük kondurursunuz.

aslında farkında değilsinizdir onun sizin o küçük öpücüğünüzle bile yaptığınızı unutup ne kadar mutlu olduğunu..

zaman geçtikçe yaşlılık belirtileri de artar, dengesini kaybedip düşmeye başlar. bir gün bir daha kalkamayacak duruma geldiğinde özlersiniz sizin ne dediğinizi doğru anladığı ve düzgün tepki verebildiği eski günleri..

her gün bir umutla gidersiniz düştükten sonra döndüğü evine; acaba yürüyebilecek mi, en azından kalkıp tuvaletini kendisi yapabilecek mi diye.. her umutlu gidişiniz, en gözlerinize bakıp gülümsemesiyle avunarak geri dönüşle sonuçlanır. bir akşam yine yanına gidersiniz, artık tek yapabildiği gözlerinize bakabilmektir. vedalaşıp odadan çıkarken, "hadi bir daha öpeyim" dersiniz ve kocaman bir öpücük kondurursunuz artık yemek yememekten elmacık kemikleri iyice belli olan yanağına..

ertesi sabah bir telefon gelir, put gibi kalırsınız. aklınızdan binbir türlü düşünce geçer.. evden çıkana kadar ne olduğunu anlamaya ve inanmaya çalışırsınız.. bunu başardığınızda gözyaşları sel gibi akmaya başlar gözlerinizden.. evine gidip, evvelsi gün öptüğünüz sevimli, sıcak ve aslında anneniz kadar sevdiğinizi o an anladığınız kadının, soğukluğunu kapatan içindeki güzelliğin yüzüne yansımış cansız bedenini görürsünüz.. orda öylece kıpırdamadan yatıyordur. o bakınca cansız bedenin bile ısıttığı eski sıcaklığı, elini tutup öptüğünüzde hissettiğiniz soğukluk bile söküp atamamıştır. o an düşünürsünüz: "keşke onu evde yalnız bırakmayıp yanında kalsaydım.. keşke ona bağırdığımda öpmek yerine sımsıkı sarılsaydım.. keşke bana eski günlerinden bahsederken sıkıldığımı oflayıp poflayarak ona belli etmeseydim.. keşke onunla beraber ölebilseydim dersiniz.. ve işte o an, etrafınızdaki her şey önemini kaybeder. sadece siz ve elini tuttuğunuz, sizi terkedip giden canınızın parçası vardır.

babaannenizdir o. ölse de sizin için hep var olacak parçanız..
bu başlıktaki tüm girileri gör

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol