ahmet aslan

cicoz
yalnızca bir kırıntıydı, içime düştüğünde. bilmediğim bir neden beni alıp götürdüğünde o yerlere, o çocuk beni beklemekteydi. rüzgarlı bir geceydi. birilerinin bizim peşimizde olduğu belliydi. o karanlık dünyada tek rehberim o çocuğun eliydi.

ne kadar yaşamışım, ne kadar yaşlanmıştım? kim ile dost olmuş, kim ile kavga yapmıştım? şimdi geriye kalan yalnızca tanımadığım bu tendi. keder ve budalalıktan başka yaşamımın bir anlamı var mıydı? tek verebileceğim cevap şarkılarımı mırıldanmaktı; yaşanılanları anlamak, anlamak ve anlatmak.... kim için? karanlık, rüzgar ve bu çocuk.

hey! kimsin sen?
durduk.
tanımadığın zamanlardan bir çocuk
öyleyse neden ben?
dön arkana bak, oradasın sen
döndüm. yalnızca zifiri bir karanlık.

biliyordum, ben kederimin budalasıydım. biliyordum, ben artık yalnızca bu küçük eldim. şarkılarımı söyledim yeniden; mırıldandım onun için. çok adımlar attık...

sonra durduk birden. bir kayaya yasladı beni. işte geçmişini ve kederini kaybettiğin yer burası. burada bu kayanın eşiğinde başlayacak yeniden senin yaşamın. bundan böyle, sırrın bu olacak...

elimi gezdirdim. elimi yüzüme sürdüm. gözyaşlarımı tutamadım. rüzgar durmuştu artık, su sesleri duyuyordum..."

rüzgar ve zamanin kapagindan.
bu başlıktaki tüm girileri gör

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol