midnight in paris

epikuros
sırf owen wilson’a sempati beslemeye başlatması açısından bile başarılıdır diyebiliriz filme. woody allen, bu penis burunlu adamı ceki çenli filmlerden çekip almış adam gibi bir rol vermiş. owen wilson için iddialı sayılabilecek bu ezik gil pender karakteri de üstünde hiç sırıtmamış.

senaryo ilginçtir, woody allen yaratıcıdır evet ama filmin en can alıcı noktası yeteri ölçüde işlenmemiş bence. geçiştirilmeye çalışılmış gibi. buldun madeni e işlesene woody abi. gil bir arabaya atlayıp 1920’lerin paris’ine gidiyor. tam burda kısırlaşıyor konu. zorlama ilişkilendirmeler, zorlama diyaloglar, ne kadar anlamlandırmaya çalışsa da yoruyor izleyiciyi ve en sonunda elinde "ne kadar geriye gidersen git daha da eskisine özenirsin" düşüncesinden başka bir şey kalmıyor.
bu başlıktaki tüm girileri gör

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol