curumus insan eti kokusu

nihilist
pisligimizde boguluyoruz.

dunya bundan cok eski zamanlarda ninemin anlattıgı zamanlarda kokmazmıs. bugun ise koku cigerlerimden beynime isliyor. eski cok eski zamanlarda yasıyanlar varmıs, dun denirmis o zamanalara ve dun aslında boyle degilmis bugunden farklı olarak.

onceleri toplum varmıs. toplum buyuklerimizin dedigine gore eskinin yasıyanlarının simdinin olulerinin birlikte yasamasına denilirmis. bu eski zamanlarda toplum denilen sey hep aynı seyi yaparmıs ninem derki eski zamanlarda tek olan yalnız olan oteki olan kotulenirmis. zaten bu otekileme sonunda curutmus koca bir yasayanlar kesimini.

gırtlagıma takılan genzimi yakan bir acı ile uyandım, dogruldum ve baktım yataktan odama.

ninemin olusu hala odamdaki sallanan sandalyede aynı tatlı gulumseme ile bana bakıyordu. elinde en sevdigim masal kitabı ile bakıyordu mor bedenin altından. onun o tatlı beyazlıgı icimi ıstıyordu. iste yine aynı keskin koku, supheleniyorum benden mi cıkıyor bu koku?

kokluyorum her yerimi koltuk altıma kadar kokluyorum kokum aynı, burnuma gelen koku degil, kokum. bir kokum var hala, ellerime bakıyorum, hala sekiz parmagım var saglıklı gorunuyorum, sevincle fark ediyorumki gecen hafta curuyup kopan parmaklarımın yaraları kapanıyor.

dua ediyorum; tanırm iyiki dunyamızda bolca bocek var.

onlar olmasa hastanabilridim, ya curuyup olsem ne olur.

bunları dusunmemeye karar veriyorum. sag bacagımı hala hissedemedigim icin iki elimin yardımı ile yataktan assaagıya sallandırıyorum. saglam sol bacagımla destekliyip dogruluyorum.

guzel bir gun, olmek icin guzel bir gun.

pencereyi acıyorum. daha 1 saat sonra koydugum daha dorusu tukrugumle yapıstırdıgım gazeteler duruyor pencerenin ustunde. kanlı tukrugum ise yarıyor her zaman. beni koruyor gunes yerine dogan siyah seyin acımasız ısıklarından. sonra zamanı fark ediyorum daha kalkmama cok varken nasılda kalmıs oldugumu dusunuyrum. zamanla ilgili problemlerim var diyorum kendime sanırım ninem zmanından once dogdu yoksa dogmadan once anlatırdı bana zamanıda.

karanlık gunes dogugyor, batıdan, o ısıklar bedenime degdikce yasagımı hiseddiyorum. kotu hiseediyorum.

nineme sarılıyorum, olusunu kucaklıyorum. daha dun gibi aklımda elime oldugu gun. onu olduren bendim diyorum kendime. sonra ayıplıyorum kendimi cok buyuk goruyrum kendimi onu ben degil ninemin dunden kalan toplumu oldurdu. kendime bictigim buyuk degerden dolayı utanıyorum yuzum morarıyor.

kokluyorum. aynı koku, keskin. bogazımı acıtıyor. gırtalgımı kasındırıyor. koku rahatsız ediyor beni.

kokluyorum kokluyorum kendimi kokluyorum. kokum artık yok. gozlerim ısıldıyor. bende dısarısı gibi kokuyorum nieneme heyecanla bagırıyorum;

-yanına geliyorum ninecim,olum,benim olum.

yavas yavas curumeye basladım bile iste, oldugumden beri dogumuma hazırlandım bu yuzden yasadıgım bu degisimi hemen idrak ediyorum, bu ikinici dogumum yani olumum. kabuk degistiriyorum bende artık onlardan biriyim.

kokluyorum kokluyorum, kendimi ve havayı kokluyorum. tanıdık geliyor bir anda koku, eskiden duydugum bir koku bu, anılarım kıpırdanıyor. evet buldum!!!

bu koku babamın en sevidgi yemegin kokusu, annem kardesimi pisrip babamın isten gelmesini beklerken duymustum bu kokuyu en son. dusunuyorum zenginler her gun yiyordur bu yemegi ben haytımda hic yemedim ve sadece bir kez koklayabildim.

babam o gece eve gelmiyor. yemek tabaklarda servis edilmis. ninem o zmanlar yeni dogmus, olmus.

babamı bekliyorum, babamı bekliyoruz, donen zamanın saliseleri gibi tabaktaki yemegimiz curuyor.

aynı koku simdi burnumda.

servis zamanı bende.

artık bende servis edilmeliyim.

evet artık bende onlardan biriyim.

benle beslenin...

curumus insan bedeni ile beselenenler benide alın aranıza...
pelagehatun
ölmüş hayvanın çürümüş leşinden çok daha dayanılmaz, ağır bir kokudur. savaş ve ya felaketler sonrası duyulabilecek olan bu kokudan dolayı bayılan insanlar olduğu tespit edilmiştir.
artemisia
yalnız yaşayan alman üst komşumuzun ölüp de yaz günü kimsenin 1 hafta boyunca fark etmemesi üzerine tüm apartmanı saran tüp gaz kokusuna benzeyen ağır ve dayanılmaz koku.
greyfurt
insan eti bildiğimiz leş kokusundan daha kötü kokar. domuz leşi kokusuna yakın bir kokudur.(fbi’in yalancısıyım) özellikle ilk 24 saatten sonra çoşar. doğanın bize "uzak dur" ikazı gibidir sanki. depremden sonra yaşadığım şehrin sokaklarında belli belirsiz hissedilmiştir. (moloz,kum karışımı bir hayli önleyicidir. dışardakilerin aldığı koku ile kurtarma çalışmalarına katılanların maruz kaldığı koku arasında 100 kat falan fark var heralde)
(bkz: leş kokusu)

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol