cezayir soykırımı

ya basta viva zapatista
21 ekim 2006 günü birgün gaztesinde ufuk uras’ın hem kendimizi eleştirmek, dediklerimizi biraz daha düşünmek ve bu soykırım üzerine yazdığı yazı aşağıdadır.


"tarihi hurafelerle açıkladılar, biz hurafeleri tarihle açıklayacağız."
k. h. marx

fransız parlamentosu’nda "ermeni soykırımı" konusu görüşülürken, türkiye’de geliştirilen bazı itirazlardaki tuhaflık, üstünde durmayı gerektiriyor. aradan belli bir zaman geçince, belki konuya daha soğukkanlı bakmak mümkün olabilir. eksik bilgiye dayalı, yanlış bir zeminden yapılan itirazların kimseye pek bir faydası olmuyor. hiç şüphesiz söz konusu yasanın geçmesi, başta fransa ve türkiye olmak üzere milliyetçi histeriyi tetiklemekten başka bir işe yaramıyor. milliyetçilik mi insanı aptallaştırıyor, aptallar mı milliyetçi oluyor bilemiyorum, ama bu bulaşıcı hastalığa karşı, fransa’dan türkiye’ye, her yerde mücadeleyi yükseltmek öncelikli görevimiz olmalıdır.

hatırlarsanız başbakan erdoğan’ın "fransa kendine baksın, tarihine baksın, cezayir’e baksın" gibisinden çıkışlarıyla doruk noktasına varan itiraza biraz yakından bakmak gerekiyor.

bu cümleden ne anlamak lazım? çeşitli ihtimaller var:

1. fransa kendisiyle yüzleşemiyor.

2. senin benden farkın yok.

3. sen benden de betersin.

4. hiçbiri.

ne anlarsak anlayalım, bu tür cümleler sarfederken, olgusal bir bilgiye dayanmamız gerekmiyor mu?

cezayir meselesi
konu başbakanla da sınırlı değil. geçenlerde mehmet ali aybar sempozyumunda da bir izleyici, "demokrasi havarisi kesilen batı’nın hiç mi tabusu yok?" diye soranca, orada da, "evet, fransa, cezayir meselesiyle yüzleşemiyor" dendi.

başbakanın oğlu abd’de okuduğu için bilmeyebilir, çevresi de belki kendisini bilgilendirmemiş olabilir, ama böylesi önemli bir konuda resmi bir itirazda bulunurken biraz kitap karıştırmak gerekmez mi?

biz de öyle yapalım. fransa’da devlet liselerinde okutulan tarih kitabına baktığımızda, karşımıza hemen, fransa’nın cezayir’de yaptığı baskı ve katliamlarla ilgili fotoğraflarla ve mağdur tanıkhklanyla zenginleştirilmiş çok güzel bir eleştirel değerlendirme çıkıyor. (bak. ortaokul 3. sınıflar için yazılmış histoire, geographie, collection martin luernel, hatier, 2004, s. 140).

orta öğrenim öğrencileri için o kadar ilginç bir kitap hazırlanmış ki diyelim, devrimler tarihini anlatırken, lenin, troçki, rosa luxemburg, spartakistler üstüne detaylı bilgiler ve stalin’in başta troçki olmak üzere muhaliflerini nasıl fotoğraflardan bile sildirdiğine değin ilginç görsel malzeme ile sunulmuş bu kitapta, ele alınan temalara bakarken, kendi ülkemde okutulan tarih kitapları aklıma geliyor ve doğrusu çok hayıflanıyorum. ne diyelim, darısı bizim de başımıza.

ne zaman?
ilk ve ortaöğrenimde tarihten soğutulan, ilkel tarih kitaplarıyla bilgilenme hakkından mahrum edilen ülkemizin gençleri, ne zaman çağdaş bir eğitimin karşılığı olan ders kitaplarına kavuşacak, doğrusu merak ediyorum.

kendi tarihimiz konusunda bilgilenme hakkımızın elimizden alındığı bir gerçekken, başkaları ne yaparsa yapsın, biz ne zaman tarihimize kavuşabileceğiz, bilemiyorum?

bizim ülkemizin siyasetçileri, köşe yazarları, başbakanları bir konuda kanaat beyan ederken, ne zaman basma kalıp lafların dışına çıkıp gerçekte ne olduğuna dair bilgilenme ihtiyacı ve merakı duyacaklar? şimdi değilse, soruyorum, ne zaman?


bu başlıktaki tüm girileri gör

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol