bilgiçlerin hikayeleri

isyankarmuhabir
bütün odaya sesizlik hakimdi gözlerini açtığında, oysa sesizliği hiç sevmezdi. sessizlik onu herzaman rahatsız etmişti, hazırlıksız yakalanacğını düşünüyordu. tavanda rutubetten dökülen sıva izleri ve beyaz sıvayla karışmış yeşil lekeler vardı. ani bir hareketle doğruldu yatakta ayaklarını bastı soğuk taş zemine, üzerinde bir atlet ve boxerı vardı. odasının hemen karşısındaki banyoya girdi, duşu açtı, suyun sesini dinledi, odanın buharla dolmasını izledi soyunurken. duşa girdiğinde buhar heryeri kaplamıştı, sıcak su gevşetiyordu vucudunu. vucudundaki yara izlerine baktı, izlerin kişisel tarihindeki yerlerini düşündü, sol kolunda hamburgdan kalma 14 dikiş, sağ karın boşluğunda londradan kalma iki kurşun deliği, üst dudağında istanbuldan hatıra 3 dikiş ve kafasının arkasında irili ufaklı sıyrıklar.

duştan çıkıp giyindiğinde biryerlerde insanlar oturup güneşin batışını seyrederek boğazdan geçen gemileri izliyor olmalıydılar. sokağa çıktığında güneş çoktan batmış normal görünen insanlar gayet normal ailelerine ve yuvalarına kavuşmak için hızlı hızlı yürüyorlardı. kafasını kaldırdı, sokak lambası elektrik kaçırıcasıan bir ses çıkararak yeni yeni ışık saçmaya başlamıştı. sigarasından bir nefes çekti ve işte diye düşündü benimde mesaim başlıyor.

onaltı yaşında başlamıştı çalışmaya, okumak için gittiği avrupada diğerleri gibi olamayacağını anlayıp başlamıştı garsonluğa. full time burjuva part time garsonluk. uzun sürmemişti bırkması burjuvalığı, okuldakilerle kavga edip bıraktı okulu. artık full time garsondu bu büyük avrupa şehrinde. yaşıtlarına göre irice olduğu için kimse farketmiyordu adult olmadığını. vizesi ve ailesi sorun çıkarmaya başlamıştı, çalıştığı bir çok iş arkadaşı gibi o da böyle tanıştı vize işlerini halledebilecek bir hemşehrisiyle. sıkı dost oldular bu çocukla, çocuk illegal işlerden iyi anlıyordu hem eli koluda uzundu. ailesi artık telefonlarına çıkmaz olmuştu, artık yeni bir hayatı ve yeni arkadaşı vardı. ilk otu beraber içtiler, ilk kavgalarını beraber ettiler hatta ilk defa polis arabasına taş attıklarında da beraberlerdi. ta ki son kavgalarına kadar, arkadaşlıkları, yaşları ve suç dosyaları kabarıyordu.

aradan yıllar ve birçok insan geçtikten sonra gene bu doğduğu şehirin gecelerindeydi, motorunu barın kapısına bıraktı, içeri girdi ortalığı süzdükten sonra bara oturdu, herzamankinden sipariş etti, ilk iki kadehi o ilk arkadaşına içti. saatler ilerledikçe içerisi normal ailelerini çok normal evlerinde bırakan çok normal insanlarla dolmaya başlamıştı. içerideki tipleri süzerken bu gece fazla mesai olmaz diye düşündü. kızlar sahnedeki şovlarını bir birleri ardıan yapıyor ve bu normal insanlara anormal bir gece yaşatmaya çalışıyorlardı.

şovu bittiğinde yanına geldi dansçı ’’hadi dedi ben hazırım eve götür beni’’. evine geldiklerinde motordan inerken kulağına eğildi ve evine davet etti dansçı kız. önce istemedi gitmeyi ama gitti sonunda. kız kahvlerlerini getiriken sordu birden. ’’neden çekiniyorsun beni düzmekten? herkes beni nasıl düzmek istediğnin fantazisini kuruyor ben seni istiyorum’’. bir süre düşündü konuşmak isteyipte becerememekten korkarak ayaga kalktı kızın dudaklarına yapıştı, öpmüyor ısırıyordu, saçından tutup başını geriye doğru çekerken kızı koltuğa fırlattı. gömleğini çıkarırken bir yandan da ’’şu anda seninki gibi bir vajinam yerine seniniçine girip seni hissedebileceğim bir sikim olmasını nekadar isterdim’’ diyordu ve gömleği sırtından sıyrılırken sırtını kaplayan angelus dövmesi görünüyordu.
bu başlıktaki tüm girileri gör

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol