bahadır baruter

passive
l manyak’tan lombak’a geçiş yaptıktan sonra hep arkasında bıraktıklarını düşünmüş, üzülmüştür... fatih solmaz, behiç pek ve belki de onun için en önemlisi memcoş...
bu üzüntüsünü lombak’ın 9. sayısındaki ’kahraman barut’ adlı köşesinde şöyle anlatmıştır:

memcoş’u ilk gördüğümde ’amanin bu ne böyle?’ demiştim. (o zamanlar memcoş çok küçük)
ikimiz de hayatı çok seviyoduk. hemencik kaynaştık.
derhal karar verdik bu hayata, çize çize döşiycektik boruyu!..
b:tut şunun ucunu döşiyelim abi.
m:eh ehe döşiyelim anasını satiyim.
bir evimiz oldu günlerce kapanıp harıl harıl çalıştık.
bezen bu laf dinlemez, kıl ederdi beni. hele bi seferinde ben buna bi yumruk!!!
napiyim abi değil miyim? döverim de severim de...
yıllar geçti. memcoş büyüdü, kocaman oldu. benim de saçlarım uzadı.
bazen de ağzımızın tadı kaçıveriyordu. hele bi seferinde tut sen bana çatal saplamalara filan kalkış...
napsın gençlik işte adı üstünde ’delikanlı’.
derken bir gün, kader gül gibi neşemizin içine edip, kıçıma tekmeyi vurunca!!
b:tut şunun ucunu döşiyelim memcoş. çıkalım neşeli bilekler tepesi orda çizelim memcoşum. haydi yallah hop hop hop memcoş!
m:tutamam... döşiyemem... tepelere çıkamam... evimin kirası... kuntiz’in mama parası...
neşeki bilekler tepesine çıkarken hep arkama baktım. belki son anda gelir diye.
ama gelmedi... memcoş bizimle gelmedi...
şimdi bazı geceler bacak kadar bi velet rüyama giriyor... ehe ehe döşiyelim anasını satiyim diyor.
’amanin dölşiyelim o zaman’ diyorum... sonra bir anda kocaman olup ’unut beni barut’ diyor. ’unut beni ben yokum’.
...
gençlik işte...
bu başlıktaki tüm girileri gör

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol