yeniden doğuş

kurban
hardal grubunun bir şarkısı.

dağılsam da bir boşluğa
tüm vücudum parça parça
düşüncelerim bütün,
özgür ve tek başına
algılar ve şaşkınlık uzak bana

kalbim oklarla delinmiş
her parçası dört bir yanda
başım mızrağın ucunda
yenik savaşçılar var yanında
vücutları parça parça

bir düşün uzayında
yükselırken o boşlukta
kanatlarım açılmış
çemberin tam ortasında
ben aya aşığım, ay bana

neler düşlemiştik;
bak ben neler buldum
ulu bir ağaçtan akan
balla yoğruldum

beyaz atla dönen bilge gibi
altın saçlı bebek gibi
ilık bir rüzgarın kanadında
baharın ilk ışıklarıyla
kara toprağın kollarında
yeniden doğuyorum.
tayfa75
...............................................ibrahim golestan’ a

tüm varlığım benim, karanlık bir ayettir
seni, kendinde tekrarlayarak
çiçeklenmenin ve yeşermenin sonsuz seherine götürecek

ben bu ayette seni ah çektim, ah
ben bu ayette seni
ağaca ve suya ve ateşe aşıladım

yaşam belki
uzun bir caddedir, her gün filesiyle bir kadının geçtiği
yaşam belki
bir urgandır, bir adamın daldan kendini astığı
yaşam belki okuldan dönen bir çocuktur
yaşam belki, iki sevişme arası rehavetinde yakılan bir sigaradır
ya da birinin şaşkınca yoldan geçişi
şapkasını kaldırarak
başka bir yoldan geçene anlamsız gülümsemeyle "günaydın" diyen

yaşam belki de o tıkalı andır
benim bakışımın, senin buğulu gözlerinde kendini paramparça yıktığı

ve bir duyumsama var bunda
benim ay ve karanlığın algısıyla birleştireceğim.

yalnızlık boyutlarındaki bir odada
aşk boyutlarındaki yüreğim
kendi mutluluğunun sade bahanelerini seyreder
saksılarda çiçeklerin güzelim yok oluşunu
ve senin bahçemizde diktiğin fidanı
ve bir pencere boyutlarında öten
kanarya ötüşlerini

ah...
budur benim payıma düşen
budur benim payıma düşen
bir perde asılmasının benden aldığı gökyüzüdür
benim payıma düşen, terk edilmiş merdivenlerden inmektir
ve ulaşmaktır bir şeylere çürüyüşte ve gurbette
benim payıma düşen, anılar bahçesinde hüzünlü gezintidir

ve "ellerini
seviyorum" diyen
sesin hüznünde ölmektir

ellerimi bahçeye dikiyorum
yeşereceğim, biliyorum, biliyorum, biliyorum
ve kırlangıçlar mürekkepli parmaklarımın çukurunda
yumurtlayacaklardır

küpeler takacağım kulaklarıma
iki kızıl kirazdan
ve tırnaklarımı papatya çiçekyaprağıyla süsleyeceğim
bir sokak var orada
aynı karışık saçları, ince boyunları ve sıska bacaklarıyla
küçük bir kızın masum gülüşlerini düşünüyorlar
bir gece
rüzgarın alıp götürdüğü.

bir sokak var benim yüreğimin
çocukluk mahallesinden çaldığı
zaman çizgisinde bir oylumun yolculuğu
ve bir oylumla gebe bırakmak zamanın kuru çizgisini
bilinçli bir imgenin oylumu
aynanın konukluğundan dönen

ve böylecedir
birisi ölür
ve birisi yaşar
hiçbir avcı,
çukura dökülen hor bir arkta inci avlamayacaktır

ben hüzünlü küçük bir periyi biliyorum
okyanusta yaşayan
ve yüreğini tahta bir kavalda
usul usul çalan
küçük hüzünlü bir peri
geceleri bir öpücükle ölen
ve sabahları bir öpücükle yeniden doğacak olan

(bkz: furuğ ferruhzad)
(bkz: yaralarım aşktandır)

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol