nevrotik sayıklamalar

0 /
goetica
nevrotiktim hep ben
eskiden de böyleydim
vita tenekesinde çiçek yetiştirir
raks ederdim mehtaplı gecelerde
okulu asar
tsubasa izler
insanlardan kaçar
kaybolurdum kalabalıklarda

sayıklar dururum
ağlarım bazı bazı
yalnızlık desen değil
insani ihtiyaçlar bunlar güzelim
kal desen kalamam
lan git desen, gidemem
a$k nedir bilmem
malım biraz
anlıyor musun bebeğim
yalanmı$ senin a$kın, bana yalanmamı$ı lazım
iğrenç espriler de yapmamak lazım
ne desem yalan olur $imdi

a$k desen
rahatımı bozar benim
tiksinirim
incinirim kırılırım
kafiye yapacağım diye insanlıktan çıktım

uysa da kodum uymasa da
lan
artık n’olur
nevrotik sayıklamayın ulan!

(bkz: $air burada ya$adigi yeri cole benzetiyor)
sepulturk
sepulturk:
aslında gecenin mavisiyle bütünleşen gökkuşağının altında yapardık biz senle akşam 5 çaylarımızı

sigarakahveçikolata:
söğüt ağacının dalıyla çizdim ismini göğsüme kar yağarken gökyüzünden gökkuşağının yüzüne . acıdı be

sepulturk:
hemen koşup acil yardım çantasını getirdim buram buram ilkbahar kokan doğan görünümlü şahinimden. acıyan yerine tentürdüyotu sürdüm. sanki acın bana geçti gazlı bezle...

sigarakahveçikolata:
o gazlı bezi bir ömür sakladım gecenin kuytusunda gölgelerin üşüştüğü yatağımda. sonra bi daha uğramadılar, ne onlar ne de komşu kadınlar. kötü kokuyormuş! pehh.. kokun vardı onda. burnumun direği sızlıyor dedim, anlamadılar, sonra bi ara kapımı aşındırdı mandalcı amcalar.

sepulturk:
kıskanç bi insan olduğumu inatla anlamıyordu o en masum kuşların korkusu gibi atan beynin(!) senin haberin yok ama ben o mandalcıları yüreği en yalnız olan romantiklerin bile girmeye korktuğu tenhada kıstırdım bebek. canlarını yaktım senin için adeta mordor gibi yanan kalbimin ışığında

sigarakahveçikolata:
adamım sen o mandacılar kadar uğramadın kapıma!başlatma şimdi masum kuşların korkusuna. haberim var tenhada çevirdiğin dolaplardan yaa! nefretim aşkımdan büyük hadi şimdi şöylee uza! yea..

sepulturk:
seni insanların seçimine saygılı bilirdim bebek. en çok o yanına açmıştım kalbimin derinliklerindeki umarsız sevgiyi halbuse ben. ama nerden bilebilirdim kalbimin derinliklerindeki umarsız sevgiyi adeta bir kapıya gelen ramazan davulcuymuşcasına tersleyeceğini senin.

senle ilk ramazan bayramımız geldi aklıma. öğleden sonra 3te uyanmıştık da senin annen ne biçim kızmıştı sana. adeta bir recep tayyip erdoğan gibi azarlamıştı. gül olmuştun sen de. abdullah gül.

sigarakahveçikolata:
oysa hayalim abdurrahman boztaş tı benim. elinde koca bir tekerle gelecek beni alıp mor salkımlı bahçelerde gezdirecekti.bir bayram sabahı kapımı çalacaktı usul.. bi ara bize gel de anneciğimin kendi elleriyle açtığı yufkaları kavur. ben bir güldüm, abdullah sen de gül. neden diye sorarmısın be hayvan eniği! artık kapalı mekanlarda da sevişmemeyi öneriyor haber bültenleri.

sepulturk:
haber bültnleri değil miydi zaten insanların en büyük keyiflerini ellerinden alan. hayır bebek artık buna izin verilemezdi, belki bana çok kızacaksın ama insan ırkının neslini devam ettirmesi adına artık sokak ilk çevirdiğim kızla adeta kızgın kumlardaymışcasına sevişecem. kızgı kumlarda çok zor sevişilir bebek. ona gönderme yapmak istedim. nevrotik sayıklamalar zaten gönderme yapmak için değil midir bebek? ha bana soracak olursan aras kargoyla gönder bebek. hem daha ucuz hem daha kaliteli. bebek. oh bebek. yes bebek. hey bebek. nbr?

sigarakahveçikolata:
bana bebek deme seni sersem. ben büyüdüm hem çok erkeen. haber bültenleri flash tvde izlenir. ırakta kaçırılan kamyoncuya action fonu verilir. insan ırkının nesli kurusun bırak, zaten bunların hepsi sakatat. atları da vururlar bilir misin sevdiğim? sen çekil kızgın kumlarda ben eririm.bu nevrotik akşamlar beni benden eder. kargoya vermem bunlar çok para eder. istersen sen bana biraz gönder, sayıklayalım orada sen burada ben yoksa bu geceler nasıl geçer

sepulturk:
boşuna mı beklettin beni sanki hiç yanmamış gibi duran sokak lambalarının altında. çok karanlıktı her yer/ ve ben karanliktan korkardim. gözümü kapattım ben de gözler karanlığa adapte olsun diye en ince edebi metinlerin eşliğinde. uyumuşum aq. sabah polisin copuyla uyandım. "ne vuruyon lan soktuğum" diye artistçe bir çıkış yaptım sebebini bilmeden. bu nevrotiğimi sana mapustan yazıyorum. sen beni rus karılarıyla eğleniyo sansan bile

sigarakahveçikolata:
o gece o ıssız sokaklarda sana gelirken ben, başıma ne işler geleceğini hiç düşünmedin dimi sen. bu kokuşmuş şehrin lağımları patlamıştı, kokuyordu ve paçalarımdan akıyordu. korktum. çok korktum derken tinerciler kesti yolumu, abla dediler allah dedim kaçtım kaçtım kaçtım. nefes nefese kaldım. beni çağırdığını bildiğim bi banka geçip soluklandım. oradaydın. bebek kokun geliyordu burnuma. biliyordum yine altına yapmıştın. korkudan olduğunu nerden bilebilirdim affet sevgilim ben bunları gangbang sonucu oluşan hasarlar zannetim. sana yüz defa söyledim, gitme o barlara çakarlar adama dedim dinletemedim. o polisi ben çağırdığım sevgilim. kader değil di, kendim ettim. şimdi sensizim. banliyö trenlerinde yorgun, uykusuz sürüyorum kendimi şehrin bir ucundan bir yokuşuna. gördüğüm her rus kadında seni hatırlıyorum acaba diyorum acaba üzerlerinde ellerinin izi var mıdır? bütün meyhanelerini dolaşıyorum istanbulun. bilmediğim bir dilde sana sesleniyorum; anneeeğğğğğ ya yine kıçım açıkta kalmış üşüyorum.

sepulturk:
annen senin açılan uzuvlarını kapatırken ben zemin kattaki evinizin camının dışından bir elimde sigara diğer elimde nescafe üçü bir arada fındıklı seni izliyorum. ne de güzel uyuyorsun öyle. ağzın yastığa yapışmış ve akan salylar bir otoban oluşturmuş adeta dudaktan yastığa. tam nescafe üçü bir aradamın fındığını koklarken "sapık vaaağğğrrrr" sesiyle irkiliyorum, "ananskim yan bastık" diyip koşmaya başlıyorum. keşke parmak arası terliğimi giymeseymişim, pişik oldu hep çıpıstık çıpıstık koşmaktan parmak aralarım. sözlükte reklam olmuşuz bebek. hiç sevmem reklam olmayı. acaba para alır mıyız diyorum. iyi para var diyorlar reklam sektöründe.

sigarakahveçikolata:
yokluğun çok soğuktu, rüzgar vurdu açıldı uzuvlarım. annem geldi, üstümü örttü o sırada seni görmüş, radar gibi gözleri bu kadının allah canımı alsın, üstelik gözlüksüzmüş. tıpkı sana benzeyn bi kayanın en ince sivri ucu gibi topukları vardı terliğinin. terliği.. elindeydi. sana atacaktı onu yollarını gözlediğim pencereden, kafanı yaracaktı .olamazdı yapamazdı, atamazdı, yaramazdı. durdurmalıydım onu. bir mermi gibi süzülüyordu terlik bi anda yatağımdan fırlayıp önüne atladım. alnımın tam ortasında koca bi şişlikle yere yığılmışım. sonrasını hatırlamıyorum. aslında seni de ben hatırlamıyorum. kimsin nesin bilmiyorum. sadece nevrotik... nevrotik nevrotik sayıklıyorum. parmak arası terlik giyme bidaha, hiç romantik değil, yazacak şey bulamıyorum. sözlüğe selam söyle bunların telif hakkına bok gibi para istiyorum.

sepulturk:
annene hiç tanımadığın biri için ayaklanman mükemmel bir duygu yarattı kanımda. ama inan olsun o pencerenin önünde ne işim vardı hiç bilmiyorum. ben sadece perdesini örtmeyi unutan bi hatun görünce öyle dalmışım. alnından çıkan çotank sesiyle uyanmışım. böyle bir kitabı basacak editörün alnını karışlarmışım. orman ne güzel ne güzel hey hey.

not:bu sayıklamada bir adet insan boğulmuştur. entry’i ben yazdığıma göre boğulanı haydi bulun bakalım.
armour
nevrotik sayıklamalar
evrotik sayıklamalar
vrotik sayıklamalar
rotik sayıklamalar
otik sayıklamalar
tik sayıklamalar
ik sayıklamalar
k sayıklamalar
sayıklamalar
ayıklamalar
yıklamalar
ıklamalar
klamalar
lamalar
amalar
malar
alar
lar
ar
r

melankomik
ıslak yıkılışlar sarsıyor hayallerimi
lan nasılsa okuyan yok sallayayım bari
kirli duvarlara ketçap döküp yalıyorum nicedir
atasözleri bile yetmiyor acımı anlatmaya
buluşsak yine bakırköyde
rodin heykelinin önünde bakışsak saatlerce
sen
ben
nevrotik
erotik
abidik
gubidik
gotik
sepulturk
çok acıkmıştım
mutfaga gittim
patron oruç değil misin lan sen dedi.
sanane lan dürrük dedim.
iyi dedi al şu viskiyi de içelim dedi
en sanatsal nameler eşliğinde

aldım baktım viskiye
5 liralık sıkoç viski almış
bana sanatsal artislik yapma dedim
üzüldü
çok üzüldü
ağladım ben
göz yaşı pınarlarım adeta sel oldu aktı
pınar kim?
belki de hayatımızın anlamıydı pınar.
ilk okuldaki pınara çok aşıktım.

acaba aşkı algı kapılarımız algılayabilir miydi o yaşta
annem geldi
ne algısı lan eşek sıpası dedi
kafama vurdu 30 cm’lik cetvelle
cetvel kırıldı
ağladım
çok ağladım
canım yanmıştı
canımı yakmıştın pınar
artemisia
-hanfendi oğlunuz nevrotik sayıklıyor, durduramıyoruz!?!
+yüreğimden bir parça oğul, sessiz çığlıklarını, kuytusuz gecelerde sonsuz bir yalnızlık içinde kimsesizliğini kan kırmızı gözlerinden dökülen umutsuz yaşlar gibi klavyeye aktarmış, nevrotik sayıklamış, bu tüm anlamsızlıklarımızda, tüm egoist sevisizlik nöbetlerimizde çok mu doktor?
-hmm anlaşıldı, sorun genetik, oğlunuzu da alıp gidebilirsiniz hanfendi..
muque
tavandan akan suratlara bakıyorum...soğuğu izliyorum.
belli; bu kı$,"kı$ gibi" geçecek.

özneli/yüklemli cümleler kuramam.
yarına geçmek değil ki maksadım, bugünü de$mek.

kadın ü$üyor soğuk odada, adam ü$üyor babalığını vücudunun derinlerine gömmü$,çocuk ü$üyor bacağındaki "soyuk"ları sayarak büyümü$,kedi ü$üyor...kedi susuyor, kedi ölmü$.

tuz alıyorum avucuma.basıyorum çocukluğuma...
"cıs"
kıkırdamıyor tavandaki suratlar.soğuk bu ev soğuk!
ben gitsem kadın kalıyor, kedi kalıyor.

evini sahiplenen kedi, sahibini sahiplenen köpek.
kararsızım doktor,$a$kınım!

bu ince gecede ne dediğimi bile bilmiyorum .kalın kalın, öyle böyle konu$uyorum.

sürekli odalarım deği$iyor benim,uyandığımda gördüğüm tavan deği$iyor.rahminden dü$tüğüm annem, prensesi olduğum babam...kedim.

fısır fısırım bu gece.gece ince, fısıltılar kalın, soyuklar derin, tuz acılı.

kıvrak zekam kıvrıldığı noktadan dönemiyor, sonuçlar tıkanıyor.

tezlerimi çürütüyorum, onlar beni çürütüyor.

cesetleri gömmek lazım, çürüyorlar.

çürüyor ve kokuyorlar.

bilinsin ki; kimsenin ölü için döktüğü gözya$ı, kurtarmıyor ceseti çürümekten.

tavandan yüzler akıyor,beynim kıvrımlarını dolduruyor, zihnim düzle$iyor ve...

kadın gidiyor, kedi gidiyor, adam gidiyor.

tek celsede bo$anıveriyor normaliteler.

çocuk kalıyor elinde bir tutam tuz, bacağında bir ölüm dolusu "soyuk"...

24 eylül 2007 pazartesi / ev / muque.
zekirbelli
geçen nevrotik sayıklarken sildim ağzımın salyasını, bırak sürmenaj olmuş duyguları kaşısana sırtımın ortasını.
goetica
sepulturk : umarsiz çocuklarin pitircik yanaklarinda bulmustum sahte levi’simi.

ohannessenpetersburgerking : titrek sonbaharda izdirapla usuyen ezik yapragin dusmesi bekler gibi bekledim seni bogaz koprusunde..

downinahole : duyumlarımın doyumsuzluguydu karin boslugumdaki sizinin kekremsiligi..

mad : karin agrim nedensiz giydigim o sahte levis tan imis..saramamis o narin loblarimi.senden uzak bi haber üsütmüsüm buralarda

scapegoat : kanayan dilimden akan kan süzülüp kasiklarimdan a$agiya bütün vücudumu titretirken seni dü$ünmek bana aci veriyor, bütün benligimde seni aradim, aradim bulamadim, kör olasi çöpçüler

goetica : ararim, ararim,ararim seni her yerde sorarim puslu gecelerde sevgilim nerde

sepulturk : puslu gecelerime girdi annem. "oha esek herif insan bi temizler bok götürüyo burayi" dedi. korktum ben. yilmaz sevisgen gecelerin durmaz pipisi gibi saga sola salladim kafami kosarken. kafami vurdum duvara. kanadi. ve acidi. acidim.

ohannessenpetersburgerking : lewis yozlasmis kulturlere engineered jeans kakalarken apis aramdaki pisigin yanigi geliyor bana sen gibi, ozledim ben talk pudrasini

downinahole : gramer hatasi yapan bir ayi gibi terli ve umarsiz kapadim kapilarimi ayrisik ördek gülüslerine.

mad : arsiz tavuk misali yemlendim pencere kenarinda.sigaram dumanim ve yagmur..sabah olsa da horozar üsüsse dedim..bafilenmek niyetindeyim

scapegoat : garip kabuslarimdan uyanirken kendimi yarraaaaamiyeeeeooo diye bagirir buldum umarsizca,lakin bu sadece bir serzeni$ti yalnizligima,sensizlik yorardi, sorardi bulamazdi.

sepulturk : serzenisler miydi bu kadar asi olmami saglayan bilemedim ben. annem "yavriiim pazardan dönerken bana yardim et tasiyamiyom" derdi ben de anne asiyim görmüyo musun sen bana hala sebe meyve diyosun" derdim. evet asiydim ve hirkamin bileklerini avcumun içine sikistirirdim

ohannessenpetersburgerking : kuklamin ayaginin altina vurmuslar damgayi sanat 3015 , bana mi kesildi su dakikalarin elim kederi, benim ayagimin altinda mi daglanmis o damga... unutmam ben emrahin bacisini, dusemem ayni rezil hayata taki lewi s engineered jeans yapana kadar

mad : garipsenmiş olguların solgun sorular arkasında at koşturuyor oldum denizlere..yem taktım kancama.paslıydı ama yakalıcaktım seni.tetanoz ignesi vardı yanımda

downinahole : veteriner bokuna bulanmis hisler gibi kirik ve dökük gülümseyisin.bekle beni usta harap yüregimde inecek var.

ohannessenpetersburgerking : bana sensiz bu yatak dipsiz ucurumlar misali genis ve kurak, gelde daraltip islatak, kaltak..

scapegoat : histerik bir kiz gibi aniden degi$en duygularim beni benden alip seni sana birakmadi ama bu demek degildi ki ikimiz bir fidanin güller açan dallari degiliz

ohannessenpetersburgerking : burnumda inceden bir sizi birakti geride biraktigin o mayhos koku, bilmem gerek neyle besliyorsun bu boku, oluyorum kokudan yarabbi esheduenlailahe

mad : limitini aldım yuregimin vektorel carpıntılarında..difaransiyel niyetine sakladim beynimin odalarında.arti sonsuzdan eksi sonsuza kadar sevmistim seni ama payda sifir cikti be guzelim sonunda.

scapegoat : gözya$i pinarlarimi doldurup bütün vücudumu bo$altan senin tek bir dokunu$undan gelen titremeydi ya da belki de sadece ben pasif abazandim aktivite kar$iti

sepulturk : pasif abazanalr sarmis dört bir yanimi, elledigim her yerde pipi duruyor. ben sana vermek istemesem de sana her sey beni hatirlatiyor

ohannessenpetersburgerking : hisseder gibiyim sensizligin sesini, aliyorum gozumu kapatinca ne kadar buyuk oldugunu, buyukmussun hakketten.

mad : aglamakli kalbim kukla vazifesi goruyordu.eller kollar birbirinden bagimsiz..bir o kadar da bakimsiz. bakin siz hele bi bakin. ne kadar kalmis bakiye sebnem sefir bakire.

scapegoat : pasif abazanlarin götist dü$ünceleri içerisinde bogulurken kalbim, beynimi çikarip ortaya serdim, beynimde 2 testis 1 penis belirdi, dü$ünsel abazan gibi hissettim kendimi

goetica : anne, bitti.

sepulturk : abazanlik bir düsünsel orjin miydi yoksa ben artisçe kelimeler kullanarak edepsizlik yapan bir lümpen miydim? en umarsiz insanin bile...sinirlendigi bir asi ergen olmustum. neydi beni buna sürükleyen beni? bir tutam sivilcem mi yoksa pearl jam mi?

mad : 5m migrosta gördüm seni..ah bir de migros club kartim olsaydi yanimda..cüzdanimi cikardiim anda hayallerimide çikardim kalbimden..aah o kart yokmuydu.... evet yoktu

ohannessenpetersburgerking : ucan sigara dumanindaki resimler gibi yalnizligim, acim elem dolu kalbimde calisan extreme machine bir vidanjor gibi delmekte kalbimi... sen sevmezsin delikerli, nefretinle beton dokmek istersin biliyorum butun deliklere.

scapegoat : beton dökülmü$ bütün deliklerime, nefes almak o kadar zor ki, mala vurulmu$ gibi hissederken ben, erotik duygularin esiri, nuri alço sevdi beni, ben de seni.
independence
geldi.
kustu yalnizligini sessiz haykiri$larla ve gitti.gecenin kuf kokan sisli karanliklari orttu bedenini o uzakla$irken.ko$uyordu aslinda, yo hayir duruyormu$.sendeledi $imdi, nasil olur duruyordu az once?

gitti i$te bak.gidecekti zaten, hazirdim buna ama yine de ansizin oldu, ne kadar hazir olursam olayim hazirliksiz yakalandim yokluguna.kustu yalnizligini sessiz haykiri$larla ve gitti sonunda.yolum acik olsun zifiri karanliktan aydinlik gunaydinlara cikarken.sabahlarin serinliginde ozle beni ve yere damlayan bahar yagmuru olsun, gozya$in degil.
sitare
çırılçıplak bir hüzün şimdilerde yokluğun, şakaklarımdan bir ter damlası olup akan; parmaklarım en mahrem yerlerinde gezinirken gecenin sensizliğe bürünmüş sessizlik yağlı bir urganolup boğuyor umutlarımı ve ben sevdanın gözlerinde kaybediyorum bütün benliğimi...
rintruz
ansızın kesilen bileklerden akacak kanla bir resim yapsak kelimeler yerine,daha renkli olmaz mı günümüz?
yamaçsız korunaklara el değecek birazdan,yine ipini çekecek şeref yoksunları..uçurum kıyıları hiç bu kadar oksijene boyanmamıştı..kim kimin katili?
ötekilerim,pusulasını kaybetmedi henüz.
mitili
sigaramın dumanına sarıp nevrotik sayıkladım seni uyku nöbetlerinde akşamları içki soframda rakı, kavun, ve beyaz peynir eşliğinde piyaz, köfte, dürüm, ayran, kola, patates cipsi gibi şeyleri düşünürken.. sonra çiçek yollamak istedim sana cicekleri koklamanı hatırlayınca. çiçekçilik yaptığım günlerdeki gibi şen zamanımızı hatırlarsın belki dedim. cicekcilik zor zanaat olduğundan e dergi işine girdim.. online dergi yani diğer adıyla. yemek tarifleri kitabı çıkardım sonra ama sarmadı, çiçek deyince sevgililer günü geliyor aklıma, ne tuhaf.

(bkz: cicekcilik cicekcilikcicekcicekcicicekemlak)
rintruz
bir fısıltı duyulunca kayıp kentten ayağa kalkacak surlara tüneyen gençliğim...kimsesizliğime yaralı kırlangıçlar yön verecek...tutunamayanlar ağız değiştirecek...kimliksizliğimde biriken ne varsa fısıldanacak kulaklara,üfürülecek yüzlere...
kendim gibi,adım gibi biliyorum aydınlanacak bu kent...
rintruz
sanılandan öte yere taşıma bilinci işte.neden endişelenir ki bazı insanlar vera? sanırım kulaklarının farklı titreşimlere gebe olmasını istemelerinden kaynaklanıyor.
hani gün tozlarını almak için çıkmıştım ya verandaya,sen ordan öyle tuhaf bir şekilde bakmıştın ki.
ve demiiştin: şimşekler üzerinden tutamazsın bu çatlakları, dilini lime lime de etsen onlar,kendi yaramazlıklarında miyavlaşırlar...
anlayana vera anlayana...
onununkoru
adımlarımı saymaktan başka bir işe yaramıyor aklım şu sıralar. imgeleri toplamam gerekirken kaldırım kenarlarından, parmak uçlarımdan sinir boşaltıyorum mazgallara. yüzlerdeki çizgilerde kendimden benzer yanlar çalarak, içimi doyurarak ilerleyebildiğim on beş dakikalık yoldaki h-içsel döngüler bunlar benden başlayıp sona varamadığım.
0 /

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol