dünya kadınlar günü

kadınların sevilebilesi varlıklar olmasından dolayı,erkeklerin işlerine geldiği gibi kutlamasında bir sakınca olmayan gündür..dünya erkekler gününde ben hiç bir erkeği kucağıma oturtup da sevmem misal...
başlangıcı ne olursa olsun 8 mart, kadınların bilinçli bir başkaldırı ve dayanışma günü olarak tarihte yerini aldı. hepimizin 8 mart dünya kadınlar günü kutlu olsun.
dunya kadinlar gunu...

feminizm kokenli bir ciglik, diger tum kadin cigliklari gibi sessiz sedasiz, kendi halinde. gunun anlam ve onemini kim cikip okuyacak bilmiyorum, ama bugunun amaci sanildigi gibi erkekler uzerinde hakimiyet kurup onlardan ustun olmak degil, amac aslinda olmasi gereken esitlige yuruyebilmek ince nazik adimlarla, amac hakedilenin tezahur etmesinin ardindan gelen isikla aydinlanabilmek.

ve bu bir hayalden ote degil biliyorum, ama istiyorum ki ayagi yere saglam basan isler yapsin kadinlar, istiyorum ki kimse kadinin sesi olmasin, kadin kadinligiyla anlatabilsin kendi derdini. sesine sesler karismasin, aglamadan, sizlamadan, titremeden... egilmeden bir dag gibi dik tutsun basini. aldatilmasin hep, aglayan olmasin, katlanmak, sabretmek, bagislamak zorunda kalan olmasin.

dayakla incitilmesin kadinlar, ezilmesin hep; kol kirilip yen icinde kalmasin sonra, susmasin kadinlar, hakkini almayi bilsin, bilmiyorsa ogrensin, tuttugunu koparsin, elini verdiginde kolunu kaptirmasin.

kadin diyorum, hani icguduleriyle erkegini doyurmaktan ote gidenler degil bahsettiklerim, onu hayvanlar da becerebiliyor pekala. kadin diyorum, hani sadece xx kromozomundan olusanlar degil bahsettiklerim, anne olabilecek kadar temiz kalmayi basarabilenler benim kadin dedigim.

sonra kadin diyorum, erkegin golgesine siginmis bir resim dusuyor fikrime, kadinlarin gulusleri cercevelerden indirilip yuzlerine yerlestirilsin istiyorum. ve bunlar belki bir hayalden ote degil biliyorum;

hala kendisine tecavuz eden erkekle namus(!)u temizlensin diye evlenmek zorunda olan birileri var cunku. hala aldatildigini bile bile yuva(!)sini yikamayan, parcalanmis gurunu tamir edemeyip kendisini yikan birileri var cunku. hala anne olmanin sorumlulugunu uzerinden atamayacak kadar cefadan haberi olan birileri var cunku. hala kendisini orseleyen, inciten, aglatan erkegi erimdir deyip, saygida kusur etmeden basinin ustunde tasimayi bilen birileri var cunku.

cunku,
hala,
siz ne derseniz deyin ask var...

dunya kadinlar gunu.. gunun anlam ve onemini kim cikip okuyacak, kim sahte alkislara bogacak, kim meydanlarda isiga yuruyen kadinlarin arasina karisip, siyasi fikirlerini alet edip seslere kan karistiracak bilmiyorum. ama bildigim bir sey var, 20 yasinda koca yurekli genc bir kadinim ben, ve bunlarin hicbiri benim kaderim olmayacak. dunyanin hicbir erkegini kendi kadinlik gururuma degismeyecek kadar ozgur olmak dilegim.

ben 20 yasimin verdigi tum toyluk ve heyecanla susmayip baskaldiriyorum, sesimi duyan var ve ya yok, umrumda degil.

bugun benim gunum. ve ezilmeyi kaderi yapmamayi kafasina koymus tum diger kadinlarin;
kutlu olsun...
8 mart dünya kadınlar günü
9 mart dünya erkekler günü
10 mart dünya erkekler günü
11 mart dünya erkekler günü
12 mart dünya erkekler günü
13 mart dünya erkekler günü
...
evde kalmış hatunların yılda bir kez kutladığı ’biz de varız’ mesajı vermeye yönelik şenlik.
bu sene erkeklerle birlikte kutlamak isteyen kadın kitlesi kadıköy meydanında, erkelersiz kutlamak isteyen kadın kitlesi çağlayan meydanında toplanacaktır.
her sene 8 mart’ta feminist veya sol feminist gruplara mensup kadınlar, her ne kadar erkek egemen sisteme, hiyerarşiye, devlete, savaşa karşı çıktıklarını söylüyor olsalar da, verdiklerini söyledikleri mücadele miting alanına erkekleri sokmama mücadelesi ile sınırlı kalıyor. feministlere göre, kadının ezilmişliği, sınıflar üstü, sınıfsal bir ayrım gütmeden kadın olan herkesin mağduru olduğu bir sorundur. bu yüzden de 8 mart, dünya kadınlar günü olarak anılmalıdır. onlar, kadın sorununun kapitalizmden önce de varolan bir sorun olduğu için kapitalizmin temel çelişkileriyle açıklanamayacağını, kapitalizme karşı mücadele ile sınırlanamayacağını söyleyip dururlar. tüm kadınlarla aynı sorunlara sahip olduğumuzu, kadın üst kimliğiyle, sınıfsal ayrım gütmeden, aynı safta yürümemiz gerektiğini savunurlar. kime karşı? bu soruya bir sürü tumturaklı yanıt verseler de, son tahlilde, kadın sorununa ilişkin mücadeleyi, erkeklere karşı verilen bir mücadele olarak, cinslerin birbirlerine karşı egemenlik mücadelesi olarak ortaya koymaktan bir adım ileri gidemezler.

bu yaklaşım mantıken şu sonuçların çıkmasına yol açıyor: kadınların yüzyıllardır süren ezilmişliğinin, aşağılanmasının sebebi, sadece erkek cinsinin kadın cinsi üzerindeki bu ezici egemenliği ise, erkekler herhalde genlerindeki birtakım arızalar nedeniyle kadın cinsine karşı bu kadar gaddardırlar. çünkü sorun feministlere göre kadın ve erkek olmakla açıklanmaktadır. erkekler, sırf erkek oldukları için, kadın sorunu konusunda kadınlarla birlikte mücadele edemezler. çünkü hiçbir erkek, kadın cinsi üzerindeki iktidarından samimiyetle vazgeçemez. bu yüzden de miting alanına giremezler. maalesef işin acı yanı bu görüşe sahip feministlerin arasında kendine marksist ve tarihsel materyalist diyen kadınların da var olmasıdır.

kadın cinsinin ezilmişliği kapitalist toplumdan önce de vardı. bu bakımdan kadın sorunu tarihsel bir sorundur. sınıflı toplumlara geçiş ve özel mülkiyetin gelişimiyle birlikte kadın cinsinin ikinci cins olması, erkek egemen bir toplum modelini de beraberinde geliştirdi. üretim aracı sahibi erkekler, kadın cinsini üretimden kopararak kendine tâbi kıldı ve kadının hayatı üzerinde tek söz sahibi oldu. böylece erkekler tarafından aşağılan ve hor görülen kadın, boynundaki boyundurukla evinin çevresinden ayrılamayan, bağımsız bir kişilik ve kimliği olmayan bir cins olarak muamele gördü, görüyor. bu muamele farklı toplumlarda farklı düzey ve derecelerde yüzyıllardır devam ediyor....

söylenebilecek en dogru söz;

yaşasın kadın ve erkek emekçilerin sınıf mücadelesi
ise yaramayan gunlerden biri. ben daha once hic bir kadinin kadinlar gununun kutlandigini gormedim.yoksa ben zurnamiyim hehh
sıradan bir 8 mart sabahı

+kocacıım bugün 8 mart dünya kadınlar günüymüş
-haa öylemi ne güzel
+bende yan komşuya gidicem bu sebeple
-ne işin varmış orda otur evinde yemek yap çocuklara bak
+bey gideyim noolur uzağa değil yan komşuya
-sana hediyeni verdim mi hanım
+yok. bana hediye mi aldın
- heee gel bakım sen
++++gün acil serviste sonlanmış kadın doktarlara merdivenden düştüm demiştir+++
kadındı, kutlu olacaktı,mutlu olacaktı…

$öyle bir kaldırdı ba$ını.sabahtan beri kölesi olduğu fakat izlemekten ziyade baktığı televizyona çevirdi güzel yüzünü…

“dünya kadınlar günü” diyordu spiker,kutlu olsun.

gülümsemesi yayıldı gamzelerine kadının…doğum gününün unutulduğu 2 sonbahar geçirmi$ti.uzun zamandır tek kutladığı özel gün maa$ günüydü.”kendine özel” olmasından mütevellit.

aynaya bakmayalı da hatırı sayılır bir vakit olmu$tu…”kadın”. aynasız kadın.zor.

neyse dedi…”neyse”. (neyse ki hala neyse diyebiliyordu)

severdi “kadın” kelimesini. aslında büyüyünce kadın olmak isteyen bıcırlardandı..

kırmızıya yakın kızıl saçlara sahip dimdik bir kadın olmak.

i$in kırmızı kısmını hallediverdi (bilmem kaç lira verip bir boya aldığı o geveze hatunun çalı$tığı parfümeride)

ama hala “kadın olmak” tamlamasını eritememi$ti yüreğinde.

ülkesinden, erkeklerindendi kadının eksikliği…

her seferinde en yakınının elinin tersinden korkmasıydı…

bir gün olsun “iyi ki varsın” denmemesinden di belki de..

cinsinin kıymeti bilinmezdi buralarda.

ne soyadını yürütebilirdi, ne saçı ile aklı arasındaki boy farkını düzenleyebilirdi..

kadın “karı”ydı…üstüne inceltme i$areti koymak isterdi a’nın …ama onu da yasakladılar…”karı” , “kârı” olamadı memleketinin…

sırtında sopa,karnında sıpa vardı annesinin,teyzesinin, ananesinin.

“manita”ydı o tüyü bitmemişlere…sayısı artınca güzeldi.

karşındaki sevi$mek isterse ok$ardı saçını,öperdi gamzesini.

son kez çevirdi yüzünü kadın aynaya.

“kutlu ol kadın” dedi kendine, “mutlu ol”.
2 /