comfortably numb

0 /
sipsi
bazen hasta muayene ederken aklıma geliyor, saçmalamaya başlıyorum.

relax.
i need some information first.
just the basic facts:
can you show me where it hurts?

unutmaya çalışıyorum beynimde sesi yükseliyor, başka şeylerle bastırmaya çalışıyorum daha da içine ediyor ruhumun. böyle karman çorman ortada bırakıp gidiyor, yeni bir sanrıya kadar.
nihilist
2 temmuz 2005 pink floyd hyde park konseri’nde pink floyd tarafından biz fanilere son bir kez canlı dinletilen ve tum dunyadaki milyarlarca insanın tuylerini diken diken eden, icini burkan bogazlarını dugumleyen mukemmel sarkı, pink floyd yasayan bir efsane ve bu efsanenin belkide en guzel meyvasıdır bu sarkı. surada yazdıgım bir kac kelam gercek anlamda kifayetsiz kalır, dinlemek gerekir hissetmek gerekir sarkıyı, anatabilseydik keske bu sarkıyı belkide anlatabilsek, kelimelere dokebilsek bu kadar icimizi acıtmazdı...

(bkz: bir erkegi aglatabielcek seyler)
cyranonunburnu
herşeyin boşverildiği, hayatla ilgili en ufak bir hırsın, isteğin, hevesin ve kaybedecek birşeyin kalmadığı uçurum dibi şarkısı. dibe vurunca çıkan ses. wall albümünün içeriğine bağlarsak duvarı aşma, kırma ya da delme girişimlerinin boşa çıkmasından sonra kişinin herşeyden vazgeçme durumunu anlatan bireysel ve karakter olarak tam, fiziksel olarak yarı ölüm hali.
delirtmeyinlanbeni
dinlemeden önce ister çok mutlu ister çok mutsuz olun; parça başlarken görünmez biri, vücudunuza görünmez bir pipet saplar ve oradan tüm ruhunuzu emmeye başlar, yavaş yavaş. solo kısımlarında güçlenerek, parça bitene kadar devam eder bu emme işi ve parça bittiğinde ruha dair hiçbir şey kalmaz içinizde, yalnızca parçanın bahsettiği gibi olursunuz: comfortably numb.
ilseyim
uyuşmanın müziği. bir şey hissedemeyecek kadar yabancılaşma. anlaşılamama. "is there anybody out there" bir yalnızlık imdatı olsa gerek. acının hafiflemesi için ayaklarının yere sağlam basması gerektiğini söyleyen doktor, ne kadar yardımcı olabilir ki? doktor acıyan yeri göstermesini ister, anlamamıştır ki acı bile hissedilmemektedir. doktorun dudakları kıpırdıyor ama ne dediği uyuşmuş insan anlayamıyor. ya da uyuşmuş bir şeyler söylemeye çalışıyor ama anlaşılmıyor. iletişimsizlik. çocukluğundan beri yaşadığı bir duygu, uyuşukluk. ama hep böyle değildi, bir ara başardı diğerleri gibi olmayı. ama direnemedi fazla ve yine yabancılaştı. doktorun anlayamayacağı, fizyolojik olmayan şeyler. iğne, geçici çözümler, yalanlar aslında. sadece vücudu değil, beyni de uyuşturmaya yarayan. böylece acı kalmayacak ki zaten yok. dinlenmeme durumu. büyümek denilen şey, kanıksamak, düzene uymak, kabullenmek. oysa yabancı bir çocuk ne kadar büyüse de hala uyuşacak. asla yabancılaşmayı atamayacak üstünden. bir de bunların üstüne pink floyd’un insanın ruhunun derinliklerini incelikle keşfetmiş melodileri gelecek ve karanlıkta, yalnız, hiçbir şey yapmadan, hissetmeden oturan, kafasında darma dağın bir sürü düşünce ile boş duvarı izleyen, bir şey hissetmek için vücutlarına acı verecek şeyler yapmayı deneyen insanların ruh hali işte, bu şarkıdan daha güzel nasıl ifade edilebilir ki?
orqn
sevmeyenlerin arka taraftaki boşluklara doğru ilerlemesi, ilk durakta inerek hızla uzaklaşmakta olan otobüsün gerisinde kalması ve otobüsün içindeki tek bir kişinin bile dönüp kendisine bakmadığını bile bile yine de -çaresizlikten- el sallaması gereken şarkıdır.

biz otobüsün içindekiler olarak yola devam edebiliriz;

^^http://tinyurl.com/5vhwxsl
atalet
kahreden ama vazgeçemediğim sesler bütünü.
dinlediğimde kendi kendime bile söyleyemediğim şeyleri gözümde canlandırır bazen. telkinler yetersizden öte gereksizdir. daha ilk duyduğunuzda farkındasınızdır ki konuşan kişi acıyı dindiremez. onu dinleyip rahatlayın, hadi gösterin acıyan yeri eğer bulabilirseniz. tabi ki bulamazsınız, acı olmadığından değil, gösterebileceğiniz bir acı olmadığından. anlatmanın anlamsızlığının farkında, dindirilebilecek bir acıya sahip olmadığınızı söylersiniz. gözünüzde canlanan, belki daha önce var olmuş belki sadece var olmasını istediğiniz gerçeklikten, bir kare anlatırsınız. o kare başka yansımalara, yaşanmış yada yarım kalmış hislerin, tekrarını yada ilk deneyimlerini yaşatır oturduğunuz yerde. hissizliği hissetmeye başlarsınız ama konuşan kişi daha pes etmemiştir. küçücük bir acı hissedersiniz ve ruhunuz haykırır. telkinler isteklere dönüşmeye başlamıştır artık, ama siz hala en başındaki gibisinizdir. son bir kere daha anlatmayı denersiniz, herhangi bir duygudaşlık beklemeden. bu sefer hissizliğin hissi tamamen ele geçirmiştir sizi ama o an belkide en çok hissettiğiniz andır. ve solo sonsuza devam ederken siz bir daha asla bu şarkıyı hiç dinlememiş siz olamayacağınızı anlarsınız.
pipolarbozuk
pink floyd'un kutsal parçası.
insanı derin bir boşluğa iterek yumuşakça yüzdürür. nasıl betimleme lan bu demeyin. harbiden böyle düşünüyorum.
seeyouindisneyland
her dinlendiğinde entry girmek zorunda kaldığım şarkı.
sanki her seferinde bu şarkı ve diğer şarkılar arasındaki fark açılsın istiyorum.
birileri bu şarkının daha da farkına vararak , diğer yapay cümlelere tavır almasını istiyorum.
0 /

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol