28 yıl almanya da yasayıp almanca öğrenmemiş insan

pinhan
bence kendi capinda gayet basarili bir eylemdir. sonucta dunyadaki butun diller turkceden turedigine gore (bkz: gunes dil teorisi), adam da alamanyalarda da yasasa, oradan parasini kazansa da, cocuklari kendi aralarindaki diyaloglarinda bile turkce yerine alamanca konussa da, adam turktur canim. bundan da asla taviz vermez. iki kelime alamanca ogrenmek onu turkluktur cikarir ya. allah korusun. vatana millete ihanet falan olur. ne ogrenecektir elin gavurcasini. iyi yapmistir amcam. iyidir.
elma sekeriiii
anlamıyorum ya.
o kadar sene ya$ıyorsun da; oranın ekmegini yiyip suyunu içiyorsun da; onun topragı üzerine dikilmi$ olan binaya evim diyorsun da; dilini ögrenmek mi koyuyor sana? bu mudur?
e koyuyorsa, pılını pırtını topla; vatan olarak niteledigin yer; türkiye üzerinde ise türkiye’ye; kürdistan diye niteliyorsan o sıçtımının $eytan üçgenine geri dön.
madem o kadar inatçısın, ne sikime o kadar sene ya$ıyorsun elin yaban ellerinde?! seni zorla tutan mı var?!
o yerin dilini ögrenmemek adına bu kadar da direniyorsan, senin kafana sıçıyım ben. mal.
mutant
50 yıldır türkiyede yaşayan, cebinde t.c nüfus cüzdanı olmasına ve bu memleketin nimetlerinden sonuna kadar yararlanmasına rağmen türkçe bilmeyen,öğrenmeyen daha doğrusu bilmek ve öğrenmek istemeyen kişilerin olduğunu düşününce çok da garip gelmedi açıkcası.
telsiz arkadasi
bu adam var ya bu adam, bakın, bu adamı iyi analiz edin. bu adam kendine güvenmenin timsalidir. cesurca atılmış bir adımın yegane sahibidir bu yüksek karakter sahibi şahıs. işte bu adam tüm övgüleri hakediyor...

bu zavallı insanın maymun kadar kıymeti yok benim gözümde. maymunu bile koysanız insanların arasına 28 yıl yaşasa, insan olur. "ulan yuh, ayıp bana, onca yıldır insanlarla yaşıyorum bari onlar gibi davranayım." der hiç olmazsa. "hiç olmazsa köye döndüğümde havam olur; filtre kahvemi yudumlarken günlük gazetemi okuyup sigaramı tüttürürken hava atarım bizimkilere." diye düşünür, insan olamıyorsa bile öyleymiş gibi davranır. bu öküz şahsiyet, bakkala bile elinde yazılı olanları gösteriyormuş alışverişini bu şekilde yapıyormuş. yani, adamın başına bir şey gelse, polise, itfaiyeciye, doktora derdini anlatamaz, acil bir durumda muhtemelen bir zarar görür ya da en kötü ihtimalle ölür.

bu ironik olayın iç yüzünde zavallı bir adamın dramı var işte...komik geliyor ya hani, gülüyoruz, "ulan adama bak yahu" diyoruz, aslında acımalı o insana. "insanlıktan bu kadar mı uzaklaştın" denmeli. kendisine saygısı olan insan hiç değilse bakkalda kullanacağı kadar yabancı dil öğrenir ya da acil bir durumda halini izah edebilecek kadar bilir de öyle çıkar sokağa. şimdi sorarım sizlere; avrupalıların avrupada yaşayan türk insanından ve onun gibi davranan diğer doğu kökenli ulusların vatandaşlarından nefret etmeye hakları var mı, yok mu? bana sorarsanız, ben avrupalı olsam, ülkemde böyle insanların barınmasını istemem. ama gelin görün ki kendi ülkemde onlar çoğunlukta, ben onların arasında yaşıyorum gibi hissediyorum kendimi, hatta belki onlar beni istemiyor bu ülkede. ben bu ülkeyi terketmeyeceğime göre; o develere bu hendeği atlatacağım arkadaş! ve benim gibi düşünenlerle birlikte yapacağım bunu. başka yolu yok.

bu adama ayrıca bir tazminat davası açmak vardı ya, türk sıfatını yerin dibine soktuğu için, ama neyse; şimdi gönderilen tebligatı bile okuyup idrak edemeyecek kadar zavallı birine dava açsan ne yazar o davadan bir ders çıkarmayacaksa eğer.

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol