confessions

cikolata

Yazar

  1. toplam entry 681
  2. takipçi 0
  3. puan 1793

hrant dink

1 sene önce öldürülmesi ve içler acısı bir şekilde sokakta bırakılması ile herkesleri üzen aydın kişisi. ölümü ırksal polemiklere neden olmuş, türkiye’nin kamuoyuna bu derece yansımasına rağmen, en çok güvenilmesi gereken emniyet ve yargı kurumları tarafından cinayetin hala daha çözümlenememiş olması nedeniyle şoklara vesile olmuş merhum.

ya da bir dakka yahu, uğur mumcu cinayeti çözümlendi, madımak oteli’ni yakanlar cezalarını çekti değil mi? doğru, pardon. ilk defa başımıza geliyor ya böyle bir cinayet ve çözümsüzlüğü, çok hassasız.

youtube

telekom’un ve de yargının adet haline getirdiği erişim engellenmesinden tekrar nasibini alan site. artik atatürk’e hakaret içeren videoları izleyemeyeceğiz, zaten önemli olan da bizim izlemememiz.

istanbul muftulüğü

kendilerine gelen binlerce faks nedeniyle 21. yy’da yağmur duasına çıkmaya karar vermiş olan müftülük. kendilerini kutlar, bir de küresel ısınmaya el atmalarını dileriz. sonra amerika’nın petrol hırsına filan geçeriz.

http://www.hurriyet.com.tr/gundem/7015221.asp?gid=180&a=437987

megavizyon

istiklal’deki versiyonunda kasada genelde sabit duran gerizekalının tavırlarından gına geldi.

ben:merhaba, günaydın! (saat 11 aslında gunaydınlık bir yeri yok maksat sempatiklik osun)
kdg:...
ben: ben bu dvd’yi almak istiyorum. paketleyebilirseniz bir de zahmet olmassa.(gülücük)
kdg: (dvd’yi alır, etrafı aheste aheste süzerekten yavaş yavaaaaş etiketlerini çıkartır. yanına gelen tiple sohbet eder. uzatııır uzatııırrr)...
ben: ne kadardı?
kdg: 19,99 (lütfetti)
ben: (50 lira uzatarak) buyrun.
kdg: bozuk yok mu?
ben: yok !??
kdg: bozdurup gelin. param yok.
ben: pardon sizi buraya zorla mı koydular? dvd’yi almak zorunda olduğum için almıyorum keyfimden alıyorum farkındasınız di mi? diyerek sahneyi terkeder.

bir başkka versiyonu,
aldığım bir dvd bozuk çıktı ve değiştirmek için aynı filmin yeni bir dvd’sini alıp kasaya gittim.
aynı şahış var ammavelakin bendeniz anımsamakla birlikte bu malın o mal olduğunu ilk başta çıkartamadım.
ben: bu dvd bozuk bununla değiştrimek istiyorum.
kdg: anlamadım. (ama bu anlamadım da öyle bir tavır var ki, sanki ben dünyanın en salak cümlesini daha da salak bir biçimde telaffuz etmişim, o da etrafında duranlarla çok parlak bir latifeye gülecekmiş gibi kasadaki diğer insanlara bakıyor suratındaki o ne diyor bu ifadesi ile)
ben: (o malın bu mal olduğunun bilincinde) neresini anlamadınız zekanıza inmeye çalışayım? (yazık beni bile kabalaştırabiliyor bazı insan türleri)
adamın boş bakışları karşısında yanında duran nispeten düzgün insan el attı işe zira o bozuk dvd’yi nasıl yedirsem planları yapıyordum ben.

işte efendim böyle kıl insanları barındıran bir yer orası. bu konuşmalar da birebir gerçektir. bir dahakine aynı adamla karşılaşmam halinde ne kadar acelem olursa olsun gidip mağaza müdürüyle konuşacağım! heeyt.

tamer karadağlı

elele dergisine verdiği röportajı okuduğumda, sıfır magazin bilgim ile saf saf yorumlayıp, sanki karısı onu aldatmış da boşanmış izlenimini edinmeme sebebiyet veren, her iki cümlesinden birisine bir yazar, bir ressam, gündemden bir olay, bir spor örneği filan tarzında şeyler sıkıştırarak "ben çok kültürlüyüm, gündemi de fena takip ederim." havası yaratmaya çalışmış, kendini beğenmişliği üzerine 3 beden büyük gelen ve tiksintimi kazanmış vasat oyuncu. kendi durumunu açıklarken brad pitt ile karşılaştırma eğilimleri göstermesi ile de kıçımla gülmemi sağlamıştır. ilahi! aynı tiksintiyle de "ağır erkek" tavrının yurtdışında işine yarayamayacağını söyleyerek broadway hayallerini yıkmak görevini edindim.

sen vermedin ben vermedim kim verdi lan bu oyları

ne kadar sırça köşkte yaşadığımızın, kendi ülkemizde gurur duyulması gereken çoğunluk olmak yerine aşağılanan sevilmeyen azınlık olduğumuzun göstergesi olan durumun dile getirilişi.
sen vermedin ben vermedim kim verdi bu oyları? sen kalmıycan ben kalmıycam kim kurtaracak bu ülkeyi? bundan sonra kendi yağında kavrulsun akp ye oy yükleyen akıllı milletim.

tufan türenç

hurriyet’te köşe yazarı. bugünkü yazısıyla, dünkü akp mitingini düşünüp düşünüp, sizler yazsanız da milletçene salağız anlamıyoruz diye hayıflanmama sebebiyet vermiştir.

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/6898057.asp?yazarid=39&gid=61

çeviri yapmak

yabancı bir dildeki herhangi bir bilgiyi naçizane dilimize katma işlemi. dünyadaki en zor ve en sıkıcı işlerden birisi, herkes birbirine atar, iş en son gelene kalır. boktur bok.

özlem siyasette yeni

ardından okan bayülgen’e bir ayar cümlesi getirecek söylev. ama okan bayülgen kendine yapılan ukalalığa pabuç bırakacak bir zat değil. hareketin ardındaki güven takdir edilesi, yapılan hareket saçmadır.

ha bir de madem hitaba o kadar takılıyorsun senin o genel başkanın altında ne işin var? adamda ne saygı var, ne de bir konuşma bilgisi, nerde ne denir duyarlılığı!? sana demezler mi bu ne perhiz bu ne lahana turşusu diye hanım kızım?
0 /